2023 Yılında Dünyada Yaşanan Enerji Politik Olaylara Genel Bir Bakış

Prof. Dr. A. Beril Tuğrul

2023 yılı birçok yönden zorlu bir yıl olarak değerlendirilebilir. Nitekim, bu yıl içinde hem ekonomik hem toplumsal hem siyasi ve hem de enerji politik açıdan hayli farklı olaylar yaşandığı bir gerçektir. Ancak enerji politik gelişmeler ve/veya ilgili planlar diğer gelişmelerin hemen tümünü tetikleyen ana unsurları oluşturduğu söylenebilir. Bu bağlamda burada, enerji politik olaylar ve enerjiyle ilişkili yaşananların öne çıkanları üzerinde durulması benimsenmiştir.

2023 yılında tüm dünyaya bakıldığında farklı yerlerde enerji politik çatışma ve/veya anlaşmazlıklar olduğu görülmektedir. Bunlardan ikisinin küresel bazda dünyayı etkileyen ve savaş nitelemesi ile anılabilecek vasıfları taşıdığı gözlenmektedir. Bunlardan biri 24 Şubat 2022’de başlayan Rusya Ukrayna savaşı olup, 2023 yılı boyunca da süre giden sıcak çatışmalardır. İkincisi ise 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan İsrail ile Hamas arasında yaşanan ve siviller için de büyük risk oluşturan kanlı ve vahim olaylardır. Her iki çatışma bölgesinde de önemli kayıplar söz konusu olmuştur ve böylesi olaylar süregitmektedir.  

Yaşanan Çatışma ve Anlaşmazlıkların Enerji Politik Arka Planı

Bir önceki yıldan 2023 yılına devreden Rusya-Ukrayna Savaşında 2023 yılı boyunca taraflar için büyük bir toprak alımı veya kaybı olmamakla beraber enerji politik birçok gelişme yaşanmış bulunmaktadır. Bir başka deyişle Ukrayna topraklarında yaşanan savaşta, Rusya’nın Kasım 2022’ye kadar işgal ettiği topraklar kapsamında Dinyeper nehrinin güneyine çekilmesiyle çatışma bölgeleri coğrafi bir ayırıma kavuşmuş görünmektedir. Buna karşın, Ukrayna savaşında enerji politik hamleler devam etmiştir. Haziran 2023 başında (Ukrayna’nın ve Avrupa’nın en büyük nükleer güç santralı olan Herson bölgesinde Dinyeper nehri üzerinde yer alan ve) Zaporijya Nükleer güç santraline hayli yakın olan Kahovka Barajı sabote edilmiştir (Şekil 1). Böylelikle Ukrayna bir hidroelektrik santralını kaybetmiş, çevre sular altında kalmıştır. Bu bağlamda, Ukrayna’nın bu bölgeye yapması beklenen harekatı da (toprağın gevşemesi ve ağır zırhlıların geçişine müsait olmaması nedeniyle) ertelenmiştir. Fazla olarak Zaporijya santralı için yeterli su temininin problemli hale gelmesiyle santralın tam güçte işletim sorunları söz konusu olmuştur.

Şekil 1 Ukrayna’da Durum

Temmuz 2023’te ise Zaporijya Nükleer Santralının üzerine patlayıcılar yerleştirildiği iddiası ortaya atılmış ve bunun üzerine IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) uzmanlarınca reaktörlerde yapılan denetimden sonra reaktörlerde patlayıcı bulunmadığı ifade edilmiştir. Bunlardan ayrı olarak, Rusya’nın yıl boyunca Ukrayna’ya ait (trafo ve iletim ağları vb gibi) enerji odaklarını hedef alarak vurduğu haberleri gelmiştir.

Öte yandan, Türkiye ve Birleşmiş Milletlerin (BM) girişimleriyle Temmuz 2022’de imzalanan “Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan Rusya, 17 Temmuz 2023’te; kendi gıda ürünlerinin satışı önündeki (SWAP ve Rus gemilerinin sigortalama işlemlerine çıkarılan sorunlar vb. gibi) engellerin kaldırılmadığı ve anlaşmayla yoksul ülkelere öncelikle tahıl gönderiminin sağlanamadığı gerekçeleriyle protokolü uzatmayarak anlaşmadan çekilmiştir. Burada şunu belirtmek gerekir ki; Tahıl Koridoru Anlaşması sadece tahıl satışını değil Karadeniz ticaret hatlarının ve dolayısıyla enerji deniz yollarının da güvencesi gibi görülmüştür. Nitekim, bu bağlamda (anlaşmanın sürdüğü sürece) Rusya’nın petrol satışının Karadeniz üzerinden denizyolu ile devam ettiği görülmüştür.

Rusya’nın Tahıl Anlaşmasından çekilmesini takiben, Ağustos 2023’te Rusya’nın bir enerji terminal bölgesi olan, doğal gaz ve petrol ihracatında önemli bir odak bölge durumunda bulunan Karadeniz’in kuzeydoğusundaki Novorossiysk limanının hemen yakınındaki Novorossisysk Askeri Üssü, Ukrayna tarafından hedef alınmış ve SİDA (Silahlı İnsansız Deniz Aracı) ve sürü dron atağı ile saldırıya uğramıştır. Bu hadise askerî açıdan olduğu kadar enerji politik açıdan da enerji terminal bölgesinin güvenliğinin riskli olduğu görüşünü oluşturması nedeniyle önemli görülmüştür.

2023 yılının birçok bakımdan global ölçekte etkili, hatta belki de yılın en öne çıkan olayı Gazze’de yaşanan savaşcıl elim olaylar olduğu söylenebilir. 7 Ekim’de başlayan olaylar çok boyutlu olmakla beraber (arka planda bırakılmaya çalışılan) enerji politik yönü yadsınamayacak evsaftadır.

Ukrayna olayları ile birlikte, Rusya’ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle Avrupa Birliği (AB)’nde petrol ve doğal gaz tedarikinin aksaması ile büyük ölçüde “enerji arz güvenliği” konusu öne çıkmış ve bu bağlamda da farklı enerji kaynak bölgelerinden enerji kaynağı tedariki konusu gündeme gelir olmuştur. Bunlardan biri İsrail’in Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB)’nde yer alan doğal gaz rezervleri olduğu ön görülmüştür. İsrail’in işlettiği Leviathan ve Tamar vb. gibi bölgeleri, bu bağlamda önemli olmakla beraber Avrupa’nın ihtiyacı için yeterli olamayacaktır denebilir. Buna karşın Gazze Şeridinin MEB’nde var olan (ve halen bilinenden daha fazla doğal gaz olduğu düşünülen) rezervleri (Şekil 2) İsrail’in Gazze’yi işgal etme ve tümüyle bölgede egemen olması bağlamında  enerji politik isteğini oluşturmaktadır. Ayrıca İsrail, Gazze MEB’ine bitişik kendi bölgesindeki potansiyel doğal gaz rezervinin kendince risksiz kullanımı için de bu bölgeye sahip olunmasının gerekli olduğunu düşündüğü anlaşılmaktadır.

Şekil 2 İsrail ve Gazze’nin Münhasır Ekonomik Bölgeleri ve Doğal Gaz Sahaları

Savaş nitelemesiyle anılanların dışında, yine insan kayıplarına neden olan enerji politik arka planı olan çatışmalar ve/veya anlaşmazlıklar dünyanın birçok yerinde görülmüştür. Bunlardan önemli biri Sudan’da Nisan 2023‘de yaşanan çatışmalı olaylardır. İlk bakışta çatışmaların sebebi etnik kökenli olarak görünse de enerji politik olarak konuya yaklaşılırsa; Sudan’ın 2011’de bölünmesinden sonra (Sudan denince ilk anlaşılan) Kuzey Sudan’ın, (Batılı ülkelerin desteklediği) Güney Sudan’dan gelen boru hatlarının terminali olan Port Sudan limanına sahip olmasıdır denebilir.

İlaveten enerji yolları bağlamında ise, Kızıldeniz’in; (Ukrayna Savaşından sonra) Körfez bölgesinden Avrupa’ya yönlenen enerji rotası olarak giderek artan önemi de burada dikkat çekmektedir. Bu konu Sudan’daki olayları da tetiklediği gibi Kızıldeniz’e kıyısı olan (örneğin; Somali, Yemen gibi) ülkelerde de çatışmalı olaylara varan kargaşalara neden olmuştur ve olmaya da devam etmektedir.

Bunlardan ayrı olarak Asya Pasifik’te de farklı anlaşmazlıklar yaşana gitmektedir. Bunlardan biri Rusya ile Japonya arasında yaşanan Kuril Adaları sorunudur. Rusya’nın Pasifik üzerinden enerji ticaretini kontrol etme konumuna sahip olan bu adalar, Arktik ticareti için de önem arz ettiğinden 2022’den beri yüksek trendli anlaşmazlığı oluşturmaya 2023’te de devam ede gitmiş bulunmaktadır. Yaz aylarında konuya ilişkin diyalog çağrıları yapılmışsa da nihai sonuca ulaşılamamıştır. Öte yandan, bilinen ve/veya muhtemel enerji rezervleri nedeniyle Güney Çin Denizi’nde “Münhasır Ekonomik Bölge (MEB)” sorunları giderek önem kazanır hale gelmiştir.  Bu bağlamda, Senkaku/Diayou adaları Çin ile Japonya arasında, Paracel Adaları Çin, Tayvan ve Vietnam arasında, Spartly Adaları ise Çin, Filipinler, Vietnam, Malezya ve Tayvan arasında sorunlara neden olmaktadır. Yaşamın pek de olmadığı bu adalarda defakto olarak oluşan durumlar, taraflarca kabul görmemekte ve (arka planı enerji politik olan) gerilimlere neden olmaktadır (Şekil 3).

Şekil 3 Asya Pasifik’te Sorunlu Ada Bölgeleri

Nitekim, Ağustos 2023’te Filipin savaş gemilerinin Spartly Adaları bölgesinde ikmal işlemi gerçekleştirdiği görülmüştür. Bu durum, Filipin ile Çin arasında çekişmeli olayların yaşanmasına neden olmuştur.

Paracel Adaları ile ilgili olarak da Ağustos 2023’te, Çin tarafından Triton adasında yapılaşma ve uçak pisti ile gemi iskeleleri ve askeri tesisler inşa edildiği iddia edilmiş ve Vietnam tarafından bu durum egemenlik ihlali olarak nitelenerek protesto edilmiştir.

Eylül 2023’te ise Çin hükümeti tarafından Senkaku/Diayou adalarını Çin’e ait gösteren bir harita yayınlanmıştır. Japonya tarafından bu harita kabul edilmeyerek haritanın geri çekilmesi talep edilmiş ve iki ülke arasında gerginlik yaşanmıştır.

Önemli bir Asya Pasifik sorunu, uzun yıllardır Çin ile Çin’den ayrılan milliyetçi grupların yerleştiği Formosa (Tayvan) adasında kurdukları ve günümüzde enerji ticaret rotalarında etkin yeri olan Tayvan arasında yaşanmaktadır. Nisan 2023’te Tayvan Dışişlerinden (ABD istihbarat raporlarına dayandırılarak) 2027’de Çin ile savaş yaşanabileceği iddia edilmiştir. Güney Kore tarafından da Tayvan Boğazı’nda yaşanan gerilimlerin Çin’in statüyü güç yoluyla değiştirme girişimlerinden kaynaklandığı belirtilmiş ve sorunun sadece Çin-Tayvan anlaşmazlığı olmadığı ifade edilmiştir. Buna karşın Fransa Cumhurbaşkanı’nın, Avrupa Birliği’nin Tayvan sorunu karşısında ABD ve Çin arasındaki gerilime taraf olmamasını ima eden açıklamalarda bulunması, Brüksel’de geniş yankı uyandırmıştır. Ağustos 2023’te ise ABD’nin Tayvan’a (80 Milyon USD olduğu ifade edilen) silah sağlaması gündem olmuş ve Çin tarafından ABD’nin bu eyleminin Çin ile ABD arasındaki diplomatik ilişkilerin temelini oluşturan Üç Ortak Bildiri’ ye aykırı olduğu belirtilmiştir.

Bunlardan ayrı olarak Afrika’da Sahel bölgesinde de yine enerji politiğe dayanan gerginlik ve çatışmalı olaylar yaşanmıştır. Bunlardan biri, 26 Temmuz 2023 tarihinde önemli bir uranyum çıkarım ülkesi olan Nijer’de yaşanan darbedir. Darbeye Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ülkeleri (özellikle Senegal, Fildişi Sahili, Benin ve Nijerya) tepki verirken yine bölge ülkeleri arasında yer alan Burkino Faso, Mali ve Gine gibi ülkeler Nijer’deki darbe yapan gruba desteklerini açıklamışlardır.

Nijer ve darbeye destek veren ülkelerde; günümüzde konvansiyonel nükleer santralların yakıt hammaddesi olan uranyum ile altın madeninin bulunuşu dikkat çekmektedir. Nijer (Dünya Nükleer Birliği (WNA) verilerine göre) dünyanın en büyük yedinci uranyum üreticisi konumunda olup, en büyük uranyum ihracatını (elektriğinin % 70’inden fazlasını nükleer santrallardan elde eden) Fransa’ya yapmaktaydı. Darbeyi takiben (Ağustos 2023’te) Nijer, Fransa’ya yapılan uranyum ve altın başta olmak üzere maden ihracatının askıya alındığını açıklanmış bulunmaktadır. Bu durum, Fransa’nın nükleer yakıt tedariki için hayli önem taşımaktadır.

Fazla olarak, yine bu yıl içinde öce Mali ve takiben Burkino Faso Fransızcayı resmi dil olmaktan çıkarma kararı aldıklarını duyurmuşlardır. Nijer, Fransız diplomatların ülke dışına çıkmalarını istemiş ve Fransa diplomatlarını çekmiştir. Bu bağlamda, Fransa gereksinimi olan Uranyumun % 17’sini sağladığı Nijer’den çıkmak zorunda kalmış olmaktadır.

Öte yandan, Latin Amerika’da petrolü olan Guyana ile Venezuela arasında anlaşmazlık çıkmış bulunmaktadır. Venezuela Guyana’nın petrol bölgesi üzerinde hak iddia etmekte olup bu durum anlaşmazlığın tırmanmasını tetiklemiş ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin toplantıya çağrılmasına neden olmuştur. Gerginlik süre gitmektedir.

Bunlardan ayrı olarak, iklim değişikliğinin etkisini gösterdiği Arktik ve Antartika bölgeleri de 2023 yılında dikkatleri üzerine çekmiş bulunmaktadır. Her iki bölge de sahip olduğu enerji kaynağı ve maden potansiyelleri ile öne çıkmaktadır. Arktik bölge, yeraltı zenginlikleriyle birlikte Asya Pasifik ile Avrupa’yı bağlayan yeni bir (enerji ticaret yolu olma potansiyeli bulunan) rota oluşturuyor olması, Arktik bölgede “Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB) sorunlarını gündeme getirmektedir.

Bu bağlamda Arktik Bölgeyle ilgili son bir gelişme; Alaska’nın “North Slope” bölgesinde, doğal gaz ve petrol aramak için 100.000 dönümlük bir alanda sondaj çalışmaları yapılması projesi olan “Willow Projesi”nin 13 Mart 2023 tarihinde ABD Başkanı tarafından onaylanmış olmasıdır. 30 yıllık bir plan olmasına karşın çevre sorunlarına ve iklim değişikliği konusuna olumsuz etkisi olacağı gerekçesiyle mahkeme kararı ile de reddedilmiş olan söz konusu bu projeye bu yıl başlanmış bulunmaktadır.

Enerji Kaynakları Ekonomisinde Yaşanan Değişimler2023 Yılında iklim değişikliği konusu yine gündemde olmuş, çeşitli platformlarda konuya ilişkin olarak yenilenebilir enerji kaynakları ve ilgili santrallar öne çıkarılmaya çalışılmış, ancak gerçekte fosil yakıt kullanımının yükselerek süre gitmiş olduğu gözlenmiştir. Nitekim evvelki yıllara göre 2023 yılında (günlük bazda) hem benzin ve hem de LPG (Liquefied Petroleum Gas) tüketiminin, önceki yıllarla mukayese edildiğinde yadsınamaz boyutlarda devam ettiği görülmektedir.

Şekil 4 2023 Yılında Benzin ve LPG Tüketiminin Önceki Yıllarla Mukayeseli Değişim Trendi 2023 Yılında (resmî açıklamalar çerçevesinde) ABD, petrol üretici ülkelerden üretimi düşürmemelerine ilişkin çağrı yapmış olmasına karşın önemli petrol üretici ülkeler bunu kabul etmeyerek üretimi düşürmüşler ve fiyatları yukarı çekmeyi amaçlamışlardır. ABD’nin ham petrol üretiminin yıl boyu arttığı (Şekil 5’ten de görüldüğü üzere) gözlenmektedir. Bu gelişmelerin sonucu olarak petrol fiyatları hayli çalkantılı bir değişim göstermiştir (Şekil 6).

Şekil 5 Ham Petrol Üretiminde Üç Önemli Üretici Ülke İçin Değişimi

Şekil 6 2023 Yılı Boyunca Brent Petrol Fiyatlarındaki Değişim

Buna karşın Kömür ve Doğal Gazda fiyatlarının 2023 yılında (önceki senelere bakıldığında) daha stabil kaldığı görülmektedir (sırasıyla Şekil 7 (a) ve Şekil 7 (b))

(a)Kömür                                                            (b) Doğal Gaz

Şekil 7 Kömür ve Doğal Gaz Fiyatları

Öte yandan Avrupa Birliği (AB); Rusya’ya doğal gaz bağımlılığını azaltmaya yönelik olarak yeni boru hattı ve LNG terminalleri inşaatlarını gündemine almış bulunmaktadır. Son bir yılda planlanan projelerin maliyetinin (22,1 Milyar Euro’su LNG ithalat terminalleri ve 31,4 Milyar Euro’su doğal gaz boru hatlarının maliyeti olmak üzere) toplam 53,5 Milyar Euro mertebesinde olduğu belirtilmektedir. Söz konusu bu altyapı yatırımlarının AB’nin iklim taahhütleriyle çelişiyor olduğu da Belirtmek yerinde olacaktır.

Ülkeler, yıl boyunca yeşil enerji yatırımlarına devam ettiklerini farklı platformlarda dile getirmişlerdir. Aralık 2023 başında Dubai’de yapılan COP-28 İklim Değişikliği Zirvesi’nde zirvenin başarısının küresel olarak belirtilen fosil yakıtlardan aşamalı çıkış taahhütleri, 2050’de net sıfıra ulaşma ve küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerin üzerinde 1,5 derecede sınırlama hedefleriyle uyumun yakalanmasıyla mümkün olacağı belirtilmiş bulunmaktadır. Bütün bu söylemlere karşın; petrol şirketlerinin hisseleri 2023 yılında yenilenebilir enerji şirketlerinin hisselerinden daha fazla değer kazanmış olduğu gözlenmektedir (Şekil 8).

Şekil 8 Petrol ve Yenilenebilir Enerji Şirketlerinin 2023 Yılında Hisselerindeki Değişim

Sonuç

Görüldüğü üzere 2023 yılında dünyada, enerji politik arka planlı ve ancak çok boyutlu olduğu ifade edilebilecek birçok olay yaşanmıştır. Olaylar hemen tüm dünya bölgelerinde enerji politik eksenli olarak kendini göstermiştir. Bununla beraber en önemli ve sıcak çatışmalı bölge, çoğu kez olduğu gibi yine Doğu Akdeniz ve Karadeniz yöreleri olmuştur.

Dünyada iklim değişikliği ve çevre sorunları nedeniyle yenilenebilir enerjiye geçiş öne çıkarılmaya çalışılsa da 2023 yılı boyunca fosil yakıtlar başatlığını sürdüre gitmiştir. Nitekim sıcak çatışmalar ve/veya anlaşmazlıkların daha çok petrol ve doğal gaz potansiyel bölgeleri üzerinden olduğu gözlenmektedir.

Enerji politik olaylarda 2023 yılında yaşanan çalkantıların, enerji piyasaları için indikatör olan petrol fiyatlarına yansıdığı görülmektedir. Bu durum küresel ekonomiyi de doğal olarak etkilemiş bulunmaktadır.

Öz olarak ifade edilmek istenirse; 2023 yılının enerji politik olayları yoğun olmakla beraber, birçok sorun ve anlaşmazlığı (sıcak çatışmalı haller de dahil olmak üzere) bir sonraki yıla taşıdığı görülmektedir. İki savaş nitelemesi kazanmış bölge ile (AB ve Afrika gibi) enerji politik gelişmelerin yaşanabileceği bölgelerin yakınında yer alan Türkiye’nin çevre olayları hassasiyetle takip ederek çok boyutlu ve istikrarlı politikalarını sürdürmesinin gereklilikten de öte zorunluluk olduğu söylenebilir.OCAK2024