Efsane yenilendi

Müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek amacı ileTaksim Otelcilik tarafından yenilenen Abant Palace, konuklarını bekliyor.11 Haziran 2013 tarihinde başlanılan yenileme çalışmalarının bittiği bir dönemde görüşlerini aldığımız Taksim Otelcilik Genel Müdürü Remzi Altınok, sorularımızı yanıtladı.

Yenileme çalışmaları sona erdi, hayırlı olsun dileklerimiz ile beraber sizden konu ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?

Özellikle kongre turizminde yaşanan gelişmelere paralel olarak Abant Palece’i yenilemek için kolları sıvadık. Bu çerçevede konunun ehline sorarak yapmış olduğumuz çalışmalar bugün itibari ile bizimde içimize sinen bir netice ile snuçlandı. Konuklarımızı gönül rahatlığı ile ağırlayabiliriz.

Yapılan yatırımlar kaç yılda geri döner?

Bu biraz da sektördeki aktiviteye bağlı olarak beş ila on yıl arasında bir süre içerisinde geri döneceğini düşünüyoruz. Bu sürenin uzaması veya kısalması bu proje ile ilgili daha çok iç piyasanın da  durumuna bağlıdır.

Ülkemizin bu tür yatırımlara ihtiyacı olduğu ifade ediliyor. Özellikle kongre turizmi olarak konuyu değerlendirirsek, ülkemizde hatırı sayılır bir gelişmenin olduğunu söyleyebiliriz. Abant’ın bu hususta öne çıkacağını düşünüyoruz. Bu konuda düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Kongreler, genellikle akademik veya beyaz yakalı insanların katılımcı ve dinleyici olduğu organizasyonlar olduğunu biliyoruz. Bu kesimin daha çok şehirlerde yaşayan, doğa özlemi çeken  ve doğaya değer veren bir kesim olduğunu düşündüğümüzde, Abant bölgesinin, doğal güzelliği ve bu tür aktivite ve faaliyetler için çok uygun bir konumda olduğunu söyleyebiliriz. Bu tür organizasyonlarda bilgilendirme ve birikimleri paylaşmanın yanında katılımcıların beton görüntüsü ve trafik keşmekeşinin dışında doğa ile iç içe yüksek bir motivasyon da sağlayacağını düşünüyoruz. Şehir içerisinde nefes alamaz hale gelmiş insanların, böyle doğa harikası bir ortamda motivasyonunun artacağını söylemek yanlış olmaz.  Yazı ayrı güzel, kışı ayrı güzel bir yer Abant, o nedenle huzur arayanlar için doğru adrestir diye düşünüyorum.

Bolu şehri doğu ve batı Anadolu arasında bir geçiş şehri yanında, Ankara ve İstanbul’a yakınlığı açısından da önemli bir konumda.

Doğru, Sadece bugün değil, tarih boyunca Bolu doğu ve batı arasında bir geçiş noktası, tarım ve doğal ürünler ve hizmet sektöründe uzmanlaşmış bazı faaliyetleri ile önemli bir rol oynamış. Bugünde bu rolünü oynamaya devam ettirdiğini düşünüyorum. Bolu hem konumu hem de gelişkin ekonomisi ile önemli bir yerdir. Doğası var, tarımsal üretimi gelişkin, nüfusu dengeli, gelişkin bir sanayiye sahip ülkemizin önemli şehirlerinden biridir. Özellikle sahip olduğu ve henüz yeterli derecede kullanamadığı imkanlarında kullanılması halinde, özellikle turizm alanında ülkemize kazandıracağı çok imkana sahiptir. Tabii bunların bizim tesislere katkıları olduğu gibi, bu tesislerin de bölgedeki bu ekonomik rantabilitenin görülmesi ve gelişmesine katkıları yadsınamaz.

AK Parti’nin Sapanca’da yaptığı toplantı öncesi yer arayışları devam ederken Abant’ın da ismi geçti fakat Sapanca’da karar kılındı. Bu durum sizin önemli bir tanıtımdan mahrum kaldığınız anlamına gelebilir mi?

Biz de her otel gibi Ak Parti’nin bu büyük organizasyonunun Abant’ta toplanmasını çok isterdik. Ancak Abant’taki toplam yatak kapasitesi, bu toplantı için yeterli olmayınca yapacak bir şey kalmadı.  Onların ihtiyacı bin oda civarındaydı. Ancak  bizim Abant Otelleri olarak kapasitemiz bunu altında olduğundan yapacak bir şey yoktu. Sağlık olsun, Afyon veya bir başka yer, hepside ülkemizin güzide  bir değeri. Orada da yapılması bizi üzen bir durum değildir.

Bir önceki görüşmemizde şehir otelciliği ile daha aktif olmak istediğinizi ifade etmiştiniz. Bu hususta yeni bir gelişme var mı?

Yeni bir gelişme yok. Ancak bu konudaki kararlılığımız devam ediyor ve rantabl yatırımlar için fırsat kolluyoruz. Otel için yatırımı bizim yapmamızda gerekmiyor, işletmeci olarak konuya dahil olabiliriz. Bu konudaki bilgi birikimimiz azımsanamayacak düzeydedir.

Bu konuda düşündüğünüz özel bir bölge var mı?

Şehrin gelişimine paralel hareket etmekte fayda var diye düşünüyorum. Bu konuda, özellikle üçüncü   havaalanı, ya da şehir  gibi merkezine yakın veya ulaşımı kolay yerleri takip etmekteyiz. Önemli olan ihtiyaca cevap verecek bir yaklaşım içerisinde olmaktır.

Ülke olarak şehir otelciliğini öğrendik diye bilir miyiz?

Elbette, Antalya’da her şey dahil denilen ve nerdeyse 24 saat aralıksız hizmet veren bizler, nerdeyse sadece konaklama ve kahvaltı ile yetinilen şehir otelciliğini de rahatlıkla yapabiliriz. Şehir otelciliğinde önemli olan, müşteriye gerek gelişinde ve gerek kaldığı sürede kolay ulaşım imkanını sağlamak.  Müşteri gün içerisinde belli bir dönem sizden hizmet talep ettiği için, bu hizmete cevap vermek daha kolaydır.

Her şey dahil sistemi ile müşterinin tüm nazını çeken, isteklerine cevap veren bir yapıdan bahsediyoruz.

Evet zorlu bir süreci anlatmak için bu sistemi örnek verebiliriz. Ancak diğer taraftan bu sistemin artık fayda getirmediğini, söyleyebiliriz. Geçmişte ülkenin öncelikli tanıtımı için bu sistem önemli rol oynamış olmasına karşın, Turizmde sınıf atlamamız için başka alternatifler bulmamız gerekir. Bu sistem, Misafire ülkemizin tarihi ve doğal güzelliklerini gezdirip göstermek ve çok zengin olan mutfağımızı tattırmak yerine, tatil sürecini havaalanı ve otel arası kısa bir seyahate dönüştürüyoruz. Her şey dahil sitemi daha çok bir toplama kampına benzetiyorum. Bu sistemde, Misafiri daha çok bizim belirlediğimiz standartlara mahkûm ettiğimiz gibi, müşterinin çevre ile bağını keserek, mikro açıdan bölgenin gelişmesine de engel oluyoruz. Misafirin gezip görmediği için  daha fazla harcama da yapamaz. Bu sistem ciroya oynamak gibi bir yapıya döndü. Artık Türk turizminin, rantabilite ve çeşitlendirme  yönleri üzerinde kafa yormamız gerekir diye düşünüyorum. Her şey dahil sistemin uzun vade de sürdürülemez olduğunu görmemiz gerekmektedir.

Sizce nasıl düzelir?

Bu sorunun cevabını vermek için önce bu sorunun kısaca nasıl ortaya çıktığını da bir cümle ile belirtmek gerekir. Bu sistem turizmde yeni yeni atılıma geçtiğimiz dönemlerde karşımızda bulunan çok güçlü ve bu işi uzun süre önceden yapan ülkeler ile rekabet etmekti. Piyasada var olan bir ürünün aynısını piyasaya sunduğunuzda, satışını yapmak için  ya ürününüzü farklılaştıracak, yada fiyatı cazip hale getireceksiniz.  Biz her şey dahil sistem ile daha çok tanıtıma yönelik ucuz müşteri kaptık. Bunun faydası odlumu? Tabii ki oldu. Kısa sürede Milyonlarca insanın ülkemize geliş gidişini sağladık.  Tanıtın için bu sistemin bize faydası oldu ancak verimlilik açısında bunu söyleyemeyiz. O zaman bu sistemin bize nasıl nasıl verimli bir sisteme dönüştürüleceğine bakmalıyız.

Bir şeyin düzeltilebilmesi için öncelikle o işin eksik taraflarının tespitini yapmak ve hedefimizi belirlemek lazım. Biz bu işi niye yapıyoruz? Para kazanmak için. Peki bu işten daha fazla para kazanabilir miyiz? Kazanabiliriz. Peki engel ne? Engellerden en büyüğü koordinasyon ve güvensizlik ve sektörün gelişim hızına ayak uyduramayan denetim sistemi, finans sektörüne karşı yaşanan sıkıntılar…vb.

Bu sorunların çözümünde yine sektörün içerisindeki insanların kendi aralarında konuşması ve herkesin kazanması açısından bu konuşmalar sonrası ortaya çıkan pozitif sonuçların takip edilip hayata geçirilmesi ile düzeltmek için ilk adımlar atılmış olacaktır. Eğer sektörde faaliyet gösteren insanlar, bu durumdan rahatsız olduğunu belirtiyorsa, bu rahatsızlığı giderecek çözümler noktasında ortak hareket edebilmeliler.  Ortak çözümler geliştirip, ortak hareket edilmediği sürece de yanlışları düzeltmemiz mümkün değildir. Biz insanları hala nasıl getiririz noktasındayız. Bu bizi, rakibimiz olan ülkeler ile rekabet etme yerine, kendi içimizde birbirimiz ile rekabet etmeye götürüyor. Sorunun en büyüğü de bu bence.

İhtiyaçlar değişiyor. Eskiden Avrupalı turist gelsin diye çabalardık, bugün Ortadoğu’dan gelen turistin ne kadar önemli olduğunu kavradık. Neden önemli, çünkü harcama meyli daha yüksek. Bu açıdan yakalanılan doğruların peşinden gidilirken, yanlışlarında derhal terk edilmesi gerekmektedir. 

Örneğin sektörün istihdam konusunda yeni yaklaşımlara ihtiyacı var. Bizler belirli yerlerde dönemsel turizm hareketliliği içerisindeyiz ve çalışanlarımızı 12 ay istihdam etmekte güçlük çekiyoruz. Bu noktada insanlar bir araya gelip çalışanlarını farklı işletmelere göndererek istihdamın sürekliliğini sağlayabilmeliler. Bu da bir koordinasyon ve teşvik dahilinde kamu otoritesinin de dahil olduğu bir yapı içinde yapılabilir

Bir dönem şirketinizdeki SGK hisselerinin özelleştirilmesi gündemdeydi. Özelleştirme ili ilgili hususlar ne aşamada?

Bu konu ortağımızın kendi iç işleyişi ve uyguladıkları yönetim politikası ile ilgili bir husus, bibim bu konuda bir  dahilim olmadığı gibi, olmak istemem, ortaklarımızın kendi düşüncesidir ve saygı duyuyoruz. Konu ile ilgili güncel bir gelişme şu aşamada yok. Bizde sizler gibi Özelleştirme idaresi tarafında yapılan duyuru kadar bir bilgiye sahibiz.

Özelleştirmeden şirketiniz nasıl etkilenir?

Sonuçta böyle bir satış olsa da fazla bir etkisinin olacağını zannetmiyorum. Alanın da bu işi yapmak isteyen biri olacağı düşünüldüğünde negatif bir etki olacağını düşünmüyorum. Olsa olsa pozitif bir etkisi olur diye düşünüyorum.  SGK’nın şirketimizde %31.421 gibi bir hissesi mevcut ve bu oranda yönetsel hakları var.

Vakıflar Bankası bu hisseye talip olur mu? Bu konuda herhangi bir bilgim ve duyumum yok.  Fakat  sektörün içerisinde bu işe gönül veren birileri gelir ve olumlu katkılar sağlarsa bu en hayırlısı olur diye düşünüyorum.