İPKB Direktörü Kazım Gökhan Elgin: Riski fırsata çevirdik

İSMEP çerçevesinde amaçlarının sismik riskin azaltılması olduğuna değinen Kazım Gökhan Elgin, “Sadece bunun yeterli olmadığını gördük. Bir işin ekonomik teknik boyutu dışında sosyal boyutunun da önemli olduğunu düşündük. Ülkemiz belli bir gelişim gösteriyor ve biz de bu noktada riski fırsata çevirmemiz gerektiğini düşündük. Sağlam bina yaparken sürdürülebilirlik ile ilgili birçok kriteri de uyguladık.”

İstanbul’da sismik riskin azaltılması için önemli projelere imza atan İPKB (İstanbul Proje Koordinasyon Birimi), İstanbul’daki okulların %93’ünün dönüşümünü sağladı. Geriye kalan okullar için hummalı bir çalışmanın devam ettiği bir dönemde İstanbulluların yüreğini ferahlatacak bilgileri almak için bir araya geldiğimiz İPKB Kurucu Direktörü Kazım Gökhan Elgin, iki yıl içerisinde okulların tamamının depreme hazır hale geleceğinin müjdesini verdi.

Yaşanan depremler sonrası ortaya çıkan acı tablo, bu konuda ne kadar hazır olduğumuz sorusunu gündeme getiriyor. Bu noktada İPKB’nin yaptığı çalışmalar ile ilgili bilgiler alabilir miyiz?

İPKB olarak dünyanın da çok yakından takip ettiği İSMEP’i ( İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi) uyguluyoruz. Ben bu projenin Kurucu Direktörlüğünü yapıyorum. 18 yıldır bu projeyi yürütüyoruz. Bu çerçevede depreme hazırlık ve afet riskini azaltma alanında birçok projeye imza attık. Bunun içerisinde AFAD, UMKE gibi kurumların kurumsal kapasitelerinin artırılması, Akfırat ve Hasdal’da olmak üzere kontrol koordinasyon merkezlerinin yapımı ve işler hale gelmesini sağladık. Bunlar afet anında da çalışacak kendi kendine yeten binalar olarak inşa edildi. Bu binalar ayrıca haberleşme konusunda da farklı alternatiflerle donatıldı.

Haberleşme konusu yaşadığımız depremler sonunda ön plana çıkmıştı. Bu konuya ayrı bir parantez açabilir miyiz?

Bizim kurduğumuz sistemleri ilk müdahaleci kurumların profesyonellerin kullandığı sistemler. Halkın kullanacağı sistem ise sms üzerinden olması gerekiyor. Bu yatırımları da özel sektörün yapması ve halkın eğitilerek olay esnasında bu yolla haberleşmesi sağlanmalıdır.

Riskin azaltılması ile ilgili özellikle okulların deprem riskinin azaltılması yönünde önemli çalışmalara imza attınız.

Kamu binalarının depreme hazırlanması bizim bütçemizin %90’ını oluşturmaktadır. Okullar bizim için öncelikliydi. Bugüne kadar İstanbul’daki okulların %93’ünü tamamladık. Önümüzdeki iki yıl içerisinde de bu oranı %100’e çıkarmak için çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz. 1162 okulda, 1364 binada güçlendirme ve yeniden yapım çalışmalarını yaptık. Bunlardan 795 okulun güçlendirmesi 367 okulunda yeniden yapımını gerçekleştirdik. Bu çerçevede 1.7 milyon öğrenci ve öğretmen güvenli binalarda eğitimine devam ediyor.

Yaptığınız çalışmalar Dünya’da da ses getirdi ve örnek alınarak uygulayan ülkeler var. Konu ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?

Projemiz uygulamamalarımız sonrasında ortaya koyduğumuz rakamlara bakarak Dünya’da risk azaltmada önemli bir rolümüzün olduğunu söyleyebilirim. Bu noktada da elliden fazla yurtdışından gelen heyetle ilgilendik, projemizi anlattık. Bangladeş, Sırbistan, Romanya, Filipinler gibi ülkelerde de projemiz örnek alınarak uygulamalar yaptıklarını görüyoruz. O nedenle başka ülkelere de ilham olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.

İstanbul gibi bir şehirde bu projenin hayata geçirilmesinin daha zor olduğunu söyleyebilir miyiz?

İstanbul’da arazi çok önemli olduğu için projenin belli aşamalarında zorluklarla karşılaşılabiliyor. Biz bu zorluğu avantaja çevirmek için çalışmalar yaptık. Dolayısıyla tip proje hiç kullanmadık, kendi arazisine uygun yapılar olarak tasarladık. Bu yolla kapasiteyi ciddi oranda artırma imkanı bulduk. Örneğin 1000 metrekare yıktığımız yerlerde 2500 metrekare inşaat yaparak 1.7 oranında derslik sayısını artırdık. Bunun yanında en başta depreme dayanıklı fonksiyonel, estetik ve sürdürülebilirlik gibi hususlara dikkat ederek kalıcı binalar oluşturduk. Dolayısıyla on beş yirmi yıl sonra bizim yaptığımız binaların yıkıldığına şahit olacaksak meslek erbabı olarak hem biz bunu kabul edemeyiz hem de devletin kaynakları heba olurdu. Biz bunun önüne geçmek için proje kapsamında ilerici teknolojileri kullanarak, geleceğin binasını inşa etmeye çalıştık. 367 okulda toplamda 7713 derslik yıkıp yerine 12 619 derslik yapmışız. Bu yolla riski de fırsata çevirdiğimiz söylenilebilir. Hem kapasite artırıp hem de günün şartlarına uyum sağlayacak ısı tasarrufu, yağmur suyunun toplanıp yeşil alanların sulanması, güneş panelleri hatta elektrikli araçlar için şarj istasyonları gibi modern çağın gerektirdiği işlevsel binalar yaptık.

İPKB sürdürülebilirlik kriterleri çerçevesinde çalışmalar yürütüyorsunuz. Sürdürülebilirlik ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?

Bu konunun daha iyi anlaşılması ve kaynak olmasını istediğimiz için 18 yıllık tecrübeyi bir kitapta topladık. Sürdürülebilirlik Strateji Kılavuzu’nu oluşturduk. İPKB’nin uzmanları tarafından hazırlanan Kılavuz’da yaptığımız işleri dört bölüme ayırdık. Birinci bölümde planlama, ikinci bölümde tasarım, üçüncü bölümde inşaat ve son bölümde işletme basamaklarında İPKB’nin sürdürülebilirliğe nasıl baktığını aktardık. Başta BM’nin sürdürülebilirlik kalkınma amacı 17 maddesi,  Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların sosyal ve çevresel faktörü içeren on maddesi çerçevesinde İPKB’nin neler yaptığını irdeledik. Bu çerçevede ortaya koyduğumuz uygulamaları fotoğraflarla belgeliyoruz. Bu Kılavuza bakarak mühendisler, mimarlar kolaylıkla kendilerine bir yol haritası çıkarabilirler. Kılavuzumuzu 2023 yılında çıkardık ve iki ya da üç yıllık periyotlar içerisinde bunu yenilemeyi planlıyoruz. Kullandığımız yeni teknolojileri ilave ederek Kılavuzu geliştireceğiz.

Biz öncü olmaktan memnunuz. Örneğin on yıl önce sismik izolatörler şartnamelere girmemişken binalarda uygulamalarını gerçekleştirdik, sonrasında şartnamelerde yer almaya başladı. Başka bir örnek yaptığımız hastanelerde lejyoner bakterisini önleyen sistemi uygulamamızdır. Bunlara karar vermemiz oldukça önemli ancak bunun bir bütünün parçası olduğundan yola çıkarak Sürdürülebilirlik Strateji Kılavuzu’nu oluşturduk. On yıl önce sürdürülebilirlik ile ilgili bir bakış açısı ile bu uygulamayı yaptık bugün Sağlık Bakanlığı’nın 300 yataklı hastanelerin yapımında şartnamelerde olması gerektiği ile ilgili bir kararla yola devam etmesi bizi gururlandırıyor. 

Hastanelerden bahsetmişken hayata geçirdiğiniz önemli hastane projelerinden bahsetmeden geçmek olmaz. Hayata geçirdiğiniz projeler ile ilgili bilgi alabilir miyiz?

Projemiz bünyesinde 115 hastane, poliklinik ve sağlık ocağı binasını depreme karşı dayanıklı hale getirdik. Yaklaşık 1 milyon metrekarelik kapalı alana sahip, İstanbul’un en önemli 3 hastanesini ise yıkıp yeniden yaptık. Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi, Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi deprem anında bile kesintisiz hizmet verebilmesi için her yapıya özel tasarlanan sismik izolatör sistemini kullandık. Bunun yanında Marmara Üniversitesi Prof. Dr. Asaf Ataseven Hastanesi’ni de sismik izolatör teknolojisini kullanarak güçlendirdik. Sismik İzolatör teknolojisi bugün çok konuşulsa da 2011 yılından sonra projelerimizde kullanarak deprem riskini azaltan binalar inşa ettik. Bu konuda İPKB’nin öncü bir kuruluş olduğunu söyleyebiliriz. Bu bilgilerin ışığında biz Covid döneminde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yapmış olduğu İstanbul’un bu 4 ana ve büyük hastanesini hizmete almış olduk. Bunlar bizim için olduğu kadar bütün İstanbul içinde çok önemliydi. Çünkü yüzyılda bir görülen pandemi sürecini yaşadık. O süreçte de hakikaten böyle fonksiyonel ve kapasitesi gelişmiş hastanelerin devreye girmesi İstanbul’un pandemide etkin bir müdahalede bulunmasını sağladı. Bu hastanelerin açılmasıyla İstanbul’da 3 bin 500 yatak kapasitesi ile hizmet verilmeye başlandı. Ayrıca bu hastaneler çevreci, yenilikçi ve teknolojik yapılar olarak tasarlandı. Bu çerçevede hastaneler dünyada sıralamaya girecek hastanelerdir. Bu haliyle riski fırsata çevirdiğimizi söyleyebiliriz.

Uygulamaların artarak devam etmesi oldukça önemlidir.

İSMEP Projesi çerçevesinde amacımız aslında sismik riskin azaltılması ancak sadece bunun yeterli olmadığını gördük. Bir işin ekonomik teknik boyutu dışında sosyal boyutunun da önemli olduğunu düşündük. Ülkemizde belli bir gelişim gösteriyor ve biz de bu noktada riski fırsata geçirmemiz gerektiğini karar verdik. Sağlam bina yaparken sürdürülebilirlik ile ilgili birçok kriteri de uyguladık.

İPKB’de oluşan bilgi birikimi insan kaynağımızın gelişimini de gösterir. Projenin insan kaynağının gelişimine katkıları ile ilgili neler söylemek istersiniz?

İPKB’nin bu noktada bir okul olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu yürüttüğümüz projelerde yakaladığımız yüksek standartlar çerçevesinde hem bizim elemanlarımız hem de hizmet aldığımız müşavir ve müteahhitlik firmalarında çalışanların önemli kazanımlarının olduğu kanaatindeyim.

Sizin projelerinizdeki müteahhitlerin standartlar nedeniyle zorlandıklarına şahit olduk.

Başlarda zorlandılar ancak öğrendikleri onları geliştirdi. Bu daha sonraki işlerine yansıyacak bir kazanımdır. Dolayısıyla sahalarda 500’ün üzerinde çalışan mimar ve mühendis arkadaşların toplam kalite anlayışımızın bir parçası olduğunu belirtmeliyim. Burada yetişen birçok mimar ve mühendisin farklı firmalar tarafından tercih edildiğini görüyoruz ve burada elde ettikleri birikimi orda kullandığına şahit oluyoruz. Onların yerine gelenlerde disipliner bir bakış açısıyla burada yetişmeye devam ediyor. Biz bunu memlekete yapılmış bir hizmet olduğunu düşünüyoruz.

Projelere finans sağlayan kuruluşlar zaman zaman sizi ziyaret ediyorlar. Son olarak İslam Kalkınma Bankası (IsDB) Başkanı Sayın Dr. Muhammed Süleyman El-Jasser’i konuk ettiniz. Projeleri gördükten sonra yaptığı değerlendirmeleri bizimle paylaşır mısınız?

İslam Kalkınma Bankası (IsDB) Başkanı Sayın Dr. Muhammed Süleyman El-Jasser İSEDAK toplantısı için ülkemizdeydi. Bu esnada bizi ziyaret etti ve on yıl önce İslam Kalkınma Bankası’ndan sağladığımız kaynakla yaptığımız bir okulu gezdirme fırsatı bulduk. Kalkınma Bankası Başkanı olarak, gençlerin mutluluğunu ve eğitim ortamının güzelliğini görerek böyle bir modelin parçası olmaktan dolayı memnuniyetini dile getirdi. Önümüzdeki yıllarda da IsDB ile birlikte şehrimizin deprem riskini azaltmak üzere birlikte çalışacağız.OCAK2024