T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan: Madenciliğin hayatımızdaki öneminin farkındayız ve olmaya devam edeceğiz

Küresel ekonominin içerisinde bulunduğu kriz ve ortaya çıkan yüksek fiyat, ülkelerin madencilik alanında kendi kendilerine yeterli olup olmadıkları ile ilgili soruyu daha fazla sormalarına neden oluyor. Bu konuda ülkemizdeki değerlendirmek için sorularımızı yönelttiğimiz T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin madencilik alanında geldiği noktayı geldiği noktayı aktarır mısınız?

Madencilik sektörü, sanayileşmenin temel girdilerini üreten bir sektördür. İnsan ve toplum hayatında vazgeçilmez bir yer tutan madencilik, gelişmiş ülkelerin bugünkü teknoloji ve refah düzeyine ulaşmalarında önemli bir rol oynamıştır. Madencilik sektörü, gelişmiş sanayi ülkelerinin hemen hepsinde ekonomik kalkınmayı başlatan öncü sektör görevini üstlenmiştir.

Dünya artık; stratejik ve kritik madenler, ileri teknoloji elementleri, enerji dönüşümü kapsamında yeşil dönüşüm-temiz enerji teknolojileri ve batarya teknolojileri elementleri, dijital dönüşüm, döngüsel ekonomi kapsamında maden artıklarından element kazanımı ve hurda atıklardan geri dönüşüm kavramlarına yönelik strateji ve politikalarını belirlerken biz de konuya ilişkin çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Maden çeşitliliği açısından, ülkemiz bulunduğu jeolojik kuşak itibariyle dünyanın zengin ülkeleri arasındadır. Dünyada üretilen madenlerin içerisinde çeşitlilik bakımından 8’inci sıradayız. Yine, dünyada ticareti yapılan önemli 90 çeşit tabii kaynaktan, ülkemizde 70 adedi kaynak olarak bulunmaktadır. Ülkemizin bulunduğu konum gereği Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının arasında dünyanın kalbi noktasında bulunduğundan ihracat potansiyeli yüksektir.

Sahip olduğumuz madenlere bakıldığı zaman; bor, trona/soda külü, nadir toprak elementleri (NTE), feldispat, diatomit, krom, barit, perlit, çimento klinker, alçıtaşı/jips, antimuan, manyezit, linyit ve doğal taşlar gibi madenlerin çoğunda dünya rezervlerinde ilk 5’e giriyoruz. Bu çeşitlilik ve zenginlik ülkemizi ve madencilik sektörümüzü hem ulusal hem de uluslararası arenada ilgi odağı haline getirmektedir.

Ülkemizde 2020 yılında covid-19 pandemisine rağmen maden üretimlerimizde artış yaşanmış ve 716 milyon tona ulaşmıştır. 2021 yılında Covid-19 süreci sonrası toparlanma döneminde ise tüvenan maden üretimi yaklaşık 819 milyon tona ulaşmış olup bir önceki yıla göre %14,4’lük bir artış yaşanmıştır. Ülkemizde 2022 yılında tüvenan maden üretimi yaklaşık 826 milyon ton miktarında gerçekleşmiştir. Ülkemizde son 10 yılda, ortalama yıllık 758 milyon ton maden üretimi yapılmıştır.

2022 yılında üretilen 826 milyon tonluk maden üretimlerinin; %66’sını çimento ve inşaat hammaddeleri, 13,8’ini endüstriyel hammaddeler, %12,8’ini enerji hammaddeleri, %5,2’sini metalik madenler ve %2,2’sini ise doğal taşlar oluşturmaktadır.

20 yıl öncesine kıyasla neredeyse bütün maden üretimlerinde önemli miktarlarda artışlar olmuştur. Örnek vermek gerekirse; 2000’li yılların başında ülkemizde altın üretimi yokken, 2020 yılında altın üretimimiz Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırarak 42 tona ulaşmıştır. 2021 yılında ise altın üretimimiz 39 ton olarak gerçekleşmiştir. 2022 yılı altın üretimimiz 31 ton olup dünya altın üretim sıralamasında 29’uncuyuz. Ülkemizde 22 yılda yaklaşık 455 ton altın üretimi gerçekleştirilmiştir.

MAPEG verilerine göre 21 Eylül 2023 tarihi itibarıyla, 6.081 yerli (1.230 gerçek ve 4.851 tüzel kişi) ve 130 yabancı sermayeli olmak üzere toplam 6.211 şirket tarafından 5.244 adet arama ruhsatında ve 10.148 adet işletme ruhsatının 7.590 adet işletme izinli sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleri sürdürülmektedir.

Arama ruhsatları 7.292.008 hektar, işletme ruhsatları 6.884.997 hektar ve işletme izinleri 2.734.307 hektar alana sahiptir. Tüm bu maden zenginliğimize ve güçlü madencilik sektörümüze rağmen ülkemizde madencilik yapılan işletme izinli sahaların kapladığı alan, ülkemiz yüzölçümünün yalnızca %3,5’idir.

Madencilik sektöründe 2023 yılı Haziran ayı itibariyle toplam 143.511 kişiden; %41,1’i taş ocakçılığı ve diğer madencilik (5.175 işyerinde), %27,6’sı kömür ve linyit çıkartılması (448 işyerinde), %22,6’sı metal cevherleri madenciliği (838 işyerinde), %8,7’si madenciliği destekleyici hizmet faaliyetlerinde (699 işyerinde) çalışmaktadır.

Zengin mineral rezervlerimiz, gelişen teknoloji ve artan yatırımlar sayesinde Türkiye’nin madencilik sektörünün önümüzdeki yıllarda daha da büyümesi beklenmektedir. Dün olduğu gibi, bugün ve yarın da madenciliğin hayatımızdaki öneminin farkındayız ve olmaya devam edeceğiz. Madenler geleceğimizdir. Hele ki üretim ve ihracat odaklı bir büyüme modeline geçtiğimiz şu günlerde madencilik sektörünün önemi daha da artmaktadır. Önceliğimiz, sanayimizin ihtiyaçlarını mümkün olduğunca yerli kaynaklarımızdan karşılamaktır. Öz kaynaklarımızın çıkarılıp ekonomiye kazandırılmasının milli bir görev olduğuna inanıyor, madenlerimizi işleterek milletimizin yararına sunmak istiyoruz.

Milli Enerji ve Maden Politikası doğrultusunda, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan madenlerin, yüksek katma değer sağlayacak amacıyla uç ürün üretmek koşuluyla tesis kurma şartlı ihaleler yapılmaktadır. Bu sayede, madenlerimizi ham olarak satmak yerine, ara ve uç ürünlere dönüştürerek hem katma değeri daha fazla ürünler üreterek ülkemize daha fazla döviz girdisi sağlanmakta hem de istihdam artışı sağlanmaktadır.

Maden işletmeciliğinin uluslararası standartlarda daha etkili ve verimli yapılabilmesi adına maden arama dönemine ilişkin yasal düzenlemeler getirilmiştir. Bu kapsamda Ulusal Maden Kaynak ve Raporlama Komisyonu (UMREK) ve Türkiye Yerbilimleri Veri ve Karot Bilgi Bankası (TÜVEK) kurulmuştur. Ülkemizde daha önceleri mostra maden arama faaliyetleri yürütülürken şimdilerde maden gruplarına göre standartlar belirlenmiş ve bu standartlara göre arama faaliyetlerinin yürütülmesi sağlanmıştır. Maden arama faaliyetlerinin sürdürülebilir madencilik açısından gerekliliği ortaya konulmuştur.

Bürokrasinin azaltılması ve vatandaş odaklı hizmet kapsamında kurum iş süreçlerinin elektronik ortama aktarılarak hizmetlerin e-devlet üzerinden sunulması için e-maden uygulaması devreye alınmıştır.

Bize düşen maden potansiyelimizi, insani, çevreci ve verimli kullanmak için var olan tüm gücümüzü kullanarak sorumlu madencilikle ekonomik kalkınmaya maksimum faydayı sağlamaktır. Bu hedefler doğrultusunda yatırımları teşvik etmek için bugüne kadar gerekli projeleri ve yasal düzenlemeler hayata geçirildi, özel teşebbüsün önü açıldı. Böylesine potansiyeli yüksek topraklarımızın tam anlamıyla ekonomiye kazandırılması için kamu ve özel sektör sinerjisini her zaman en üst seviyede tutmaya gayret gösteriyoruz ve bu ilkede çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak çevre ile ilgili yaptığınız çalışmaları aktarır mısınız?   

Bakanlığımıza bağlı Kurum/Kuruluşlardaki yapılanmalarda 1990’lı yıllardan itibaren çevre birimleri kurulmuş ve o günden bu yana gerçekleştirdiği ve gerçekleştirmeyi planladığı tüm çevre uygulamalarında gelişen ve sürekli dönüşen dünyanın ihtiyaçlarına cevap verebilmek ve yenilikçi bir anlayışla geleneksel alışkanlıkları değiştirmeye yönelik vizyon çizilmiştir.

Tüm madencilik faaliyetleri ÇED (Çevre Etki Değerlendirilmesi) mevzuatına tabidir. Faaliyetler için ÇED izni alınması zorunlu olup bu izin çerçevesinde faaliyetler hassasiyetle sürdürülmekte ve yürütülen bu faaliyetler alınan izin kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca da düzenli periyotlarla denetlenmektedir.

Madencilik faaliyetleri tamamlanan bir alanda ilgili mevzuatlar çerçevesinde başta ağaçlandırma olmak üzere farklı rehabilitasyon uygulamaları gerçekleştirilmektedir. Maden ve çevre ilişkisini kamuoyuna doğru bir şekilde yansıtabilmek için MAPEG tarafından Türkiye Geneli Rehabilite Edilmiş Sahalar ile Madencilik Sosyal Sorumluluk Çalışmalarının Tespiti Projesi (TÜRMES) hayata geçirilmiştir. Proje kapsamında, rehabilite edilmiş ve edilmekte olan maden sahaları görüntülenerek envanter oluşturulmaktadır.

Maden çeşitliliği açısından zengin potansiyele sahip olan ülkemizde madencilik kaynaklı çevresel tahribat söylemleri herhangi bir ölçüm veya veriye dayanmadan ön yargı ile yapılmaktadır. Maden işletme sırasında ya da sonrasındaki çevresel kirlilik ithamlarının ortamın mevcut jeolojik yapısından mı yoksa madencilikten mi kaynaklandığının belirlenebilmesi için faaliyet öncesinde ortamın jeo-çevresel parametrelerin ölçülmesi ve değerlendirilmesi amacıyla çalışmalar gerçekleştirilmektedir.

Hammaddenin üretiminden tüketimine kadar geçen süreçte olumsuz çevresel etkileri azaltılmış ürünlerin/hizmetlerin tercih edilmesini teşvik etmek için oluşturulmuş gönüllü bir ödüllendirme sistemi olan ve dünyada, son dönemlerde Ülkemizde de çeşitli sektörlerde yer bulan “Çevre Etiketi” uygulamasının madenciliğe uyarlanması amacıyla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Bakanlığımız ortak çalışmaları ile “Doğaltaş Ürün Grubu Çevre Etiketi” kriterleri belirlenmiştir. Bu sertifikalandırma sektörde iyi madencilik yapan firmaların çevresel bakışını gerek pazarda gerekse toplumda ifade etmesini sağlamaktadır.

Doğaya Saygı’nın bir gereği olarak Kırka, Bandırma, Emet, Hisarcık, Beylikova ve Bigadiç bölgelerimizde bor maden ocağı ve rafine bor üretim tesisleri çevresindeki alanlar ağaçlandırarak doğal kaynakların sürekliliğine katkıda bulunulmuş, böylece yüksek çevre duyarlılığını temel alan proje ve etkinlikleriyle doğadan aldığı gücü doğaya geri kazandırma faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Bor Madenciliği ve Rafine Bor Üretim faaliyetlerini gerçekleştirdiğimiz Kırka, Bandırma, Emet, Hisarcık, Beylikova ve Bigadiç bölgelerimizde sosyal sorumluluk projesi olarak arıcılık faaliyetleri desteklenmektedir.

Madenciliği çevreden, yöre halkımızdan bağımsız görmemiz söz konusu değil. Gerek üretimi tamamlanmış maden sahalarımızda yapmış olduğumuz ağaçlandırma çalışmalarımızla, gerek yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projelerimizle çevre olan duyarlılığımızı vurguladık. TKİ Genel Müdürlüğü üretimi tamamlanmış maden sahalarımızda toplamda 11 milyondan fazla ağaç dikti. Dikilen zeytin ağaçlarından zeytinyağı üreterek bunu kendi Kurumlarında kullanmaya başladılar. Hayata geçirdiğimiz projelerimizden bahsedecek olursak TKİ Kurumuna bağlı Çan Linyitleri İşletme Müdürlüğünde toplamda 5 köyü kapsayan “Yöre Köyleri Arıcılık Faaliyetleri ve Organik Lavanta Balı Üretimi Destekleme Sosyal Sorumluluk Projesi” gerçekleştirdi. Yöre halkına arıcılık konusunda eğitim verdi, sertifikalarını dağıttı ve arı kovanlarını takdim etti. Çan Linyitlerinde üretimi tamamlanan maden sahalarındaki 300 dekar alana toplam 800 bin adet lavanta fidesi dikimi gerçekleştirdi. Yöre halkımızdan aldığımız geri dönüşümlerden de son derece mutluyuz.

Maden ihracatındaki gelişim ile ilgili bilgi alabilir miyiz?

Ülkemizin 2022 yılında maden (altın ve diğer ara-uç ürünler hariç) ihracatı bir önceki yıla göre %9,1 artışla 6,47 milyar $, maden (altın ve diğer ara-uç ürünler hariç) ithalatı ise 11,7 milyar $ olarak gerçekleşmiştir. 2022 yılındaki maden ithalatımızın yüksek olmasının sebebi ise enerji maliyetlerindeki aşırı artışlar olup 11,7 milyar dolarlık maden ithalatımızın yaklaşık 9 milyar dolarını ithal kömür oluşturmuştur.

2022 yılında tüvenan+ara+uç madencilik ürünleri dış ticaret durumu detaylı bir şekilde incelendiğinde; en fazla dış ticaret fazlası veren ihracatçı olduğumuz madenler; doğal taşlar (2 milyar $), trona (1,19 milyar $), bor (1,18 milyar $), ferrokrom (309 milyon $), feldispat (315 milyon $), krom (280 milyon $), demir-çelik (276 milyon $), kobalt (60 milyon $), tuz (56 milyon $) ve barit (39 milyon $) olmuştur.

Sanayileşme ve ulusal kalkınma açısından ihmal edilmeyecek bir öneme sahip olan madencilik sektörünün ekonomiye katkısının en önemli göstergesi, sektörün gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki payıdır. Madenciliğin GSYH’deki payı 2021 yılında %1,3 iken 2022 yılında 1,4’e yükselmiştir. 2009 yılında madencilik sektörümüzün Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya katkısı 11 milyar TL iken, 2022 yılında bu rakam yaklaşık 18,6 kat artarak 204,6 milyar TL’ye yükselmiştir. Gelişmiş ülkelerde madenciliğin GSYH içindeki payı %5-10 seviyelerinde olup ülkemizde de madenciliğin GSYH’ye katkısını daha da artırma gayreti içerisindeyiz.

Altın madenciliğinin gelişimi ile ilgili yapacağınız çalışmaları aktarır mısınız?

1970’li yıllardan itibaren yükselen bir eğilim izleyen dünya altın madenciliğinde, genellikle epitermal ve porfiri tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan jeotermal sistemler bakımından zengin olması, Doğu Karadeniz Bölgesinde ise altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri yataklarının bulunması, Orta ve Doğu Anadolu’da ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın altın oluşumlarının yerleşmesi için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir. Bu jeolojik çeşitlilik üzerine, Anadolu madencilik tarihinde önemli bir yeri olan antik altın işletmelerini yerleştirdiğimizde Anadolu altın madenciliği açısından gerçekten çekici bir hale gelmektedir. Arama çalışmaları süren yataklar ve bilinen zuhurlar Ege, Marmara ve Doğu Karadeniz bölgelerinde belirgin biçimde yoğunlaşmaktadır.

MTA, altın ve diğer madenler ile ilgili arama çalışmalarına devam etmekte olup Türkiye’de arama çalışmaları tamamlanan ve altın varlığı tespit edilen toplamda 61 adet buluculuk belgesi düzenlemiş altın sahası bulunmaktadır.

2023 yılında Bursa ili İnegöl ilçesi, Elazığ ili Maden ilçesi ve Gümüşhane ili Merkez ilçesi dâhilinde önemli kaynağa sahip altın varlığı tespit edilmiştir. Özellikle Elazığ’da önemli bir saha ülkemiz ekonomisine kazandırılmıştır.

Ülkemizin genel altın potansiyeli düşünüldüğünde aramacılık ve üretimde yol almamız gerektiği görülmektedir. Altın her kriz döneminde güvenli bir yatırım aracı olarak talep görmüştür. Bu nedenle maden olarak düşük tenörlü cevherlerin de üretiminin yapılması, cevher zenginleştirmede verim yüksekliği ve maliyet düşüklüğünü esas alan teknolojilerin desteklenmesi gerekmektedir.

Ülkemizin cari açığında altın ithalatı önemli bir paya sahiptir. Altın ithalatının önüne geçilmesi için ülkemizin altın madeni potansiyelini hayata geçirmek suretiyle altın üretimini artırmak hedefindeyiz.  İlk olarak 2001 yılında 1,4 ton olarak başlatılan altın madeni üretimi 23 yılda toplan 455 ton rakamına ulaştı. Bu rakamın daha da artırılması için yatırımları artırarak sahip olduğumuz potansiyeli hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırmak istiyoruz. Bu yatırımların bir neticesi olarak 2023 yılının ilk günlerinde Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla Bilecik’in Söğüt ilçesinde yer alan Gübretaş altın madeninin açılışı gerçekleştirildi. Tam kapasiteyle faaliyete geçtiğinde ülkemizin en önemli altın madeni işletmelerinden biri olacak.

Maden araştırma ve geliştirme konusunda aldığımız yol ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Madenlerimizin ekonomiye kazandırılması aşamasındaki ilk ve en önemli basamaklardan biri arama faaliyetleridir. Arama faaliyetlerinde işletilecek madenler jeolojik açıdan boyutları ve büyüklüğü ile birlikte ortaya çıkarılır. Ülkemizin bu alanda sahip olduğu deneyim ve teknolojik imkânları kullanarak, başta altın olmak üzere metalik madenler açısından önemli rezervler keşfedildi. Bugün geldiğimiz noktada, kamu yararına olan faaliyetler arasında maden arama faaliyetlerinin de yer aldığını söyleyebilmek mümkündür. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan Orta Vadeli Program’da (2024-2026) maden arama faaliyetlerinin kamu yararı faaliyetleri olarak tanımlanmasına yönelik düzenlemeler yapılması hususu yer almıştır.

Madencilik sektörü, başta enerji sektörü olmak üzere birçok endüstri koluna hammadde girdisi sağlaması nedeniyle ülke sanayilerinin lokomotifi durumundadır. Ülke ekonomisi için de madencilik sektörünün önemi büyüktür. Gelişme yolunda olan ulusal sanayi ve tarım sektörü ana girdiler yönünden madencilik sektörüne bağımlıdır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında maden arama ve araştırma çalışmalarının yapılması amacıyla kurulan MTA Genel Müdürlüğü (MTA), o zamanki zor şartlarda arama çalışmalarını yurt genelinde başlatmıştır.

Ülkemizde bugüne kadar belirlenmiş olan hemen hemen tüm maden yatakları/kaynakları MTA tarafından keşfedilmiş olup dünyada ticareti yapılan 90 çeşit hammaddeden bugüne kadar 70 adedinin ülkemizde varlığı saptanmıştır.

MTA, aramacılık faaliyetlerinde 88 yıllık bilgi birikimine sahip olmanın yanı sıra, bu bilgilerini her geçen gün artıran ve gelişen teknolojileri güncel olarak takip eden bir yapıya sahiptir. Yeni gelişen teknolojilerin kurumlara entegrasyonu ve geçmişten gelen bilgi birikiminin pratik olarak sahada tatbiki hususlarını başarıyla yürütmektedir. Arama çalışmalarında ileri teknolojiler (uçak, drone, jeofizik cihazları ve uzaktan algılama sistemleri) kullanılmaya başlanmıştır ki bir kısmı yerli ve milli imkânlarla geliştirilmiştir. Yerli ve milli yazılımla 3 boyutlu modellerle rezerv tespitleri yapılmaktadır.

Küresel ısınma ve çevresel kaygılar gibi nedenlerle dünyada elektrikli araç kullanım artışına ilave olarak, tüketici elektroniği talebindeki artış, 5G, Bilgi Teknolojileri (IT), Yapay Zekâ (AI), robotik ve yenilebilir enerji alanındaki hızlı gelişmeler dikkate alınarak bu alanlar için gerekli olan hammaddelerin aranması çalışmalarına ağırlık verilmiştir. Bu kapsamda ülkemizde yeni NTE kaynakları keşfedilmiştir. Ayrıca Eti Maden ve ortak iştirakle Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi açılarak katma değeri yüksek uç ürün üretimine başlanmıştır.

MTA iştiraki ile Tabii Kaynaklar Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, tabii kaynaklar alanındaki çalışmaları, gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek için ülkemizde madenciliğe dayalı dış ticaret verilerinin ifadesinde veri seti kullanımı standart hale getirmek amacıyla ‘Madencilik Dış Ticaret Verileri Standardizasyon Projesi’ tamamlanarak GTİP kodları belirlenmiştir. Bu çalışma ile ülkenin ihtiyaç ve şartlarına uygun hedef ve önceliklerini belirlemek, bu doğrultuda araştırma ve geliştirme çalışmaları yapmak ve yaptırmak için madencilik dış ticaret verilerinde birlik sağlanmıştır.

Ülkemizde madencilikte katma değerin artırılması amacıyla, madencilik ürünlerinin yurt içinde işlenmesi ve uç ürün geliştirilmesi önceliğimizi oluşturmaktadır.

Ülkemiz, daha önceki yıllarda elde edilen bilgi, birikim ve tecrübe ile yurtdışında da maden arama faaliyetlerine başlamıştır. Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı yeraltı kaynaklarının ülke ekonomisine kazandırılması çalışmalarına ağırlık verilmiştir.

Bu kapsamda, 2804 sayılı Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Kanunu’nun Ek-1’inci maddesinde yapılan değişiklikle ve 2’nci madde kapsamındaki mevzuat çerçevesinde, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı adına maden arama, araştırma, üretim ve madencilikte ilgili diğer faaliyetleri yürütmek üzere 28.05.2018 tarihinde Sudan’da MTA COMPANY LIMITED Şirketi, 19.07.2018 tarihinde Özbekistan’da MTA TASHKENT MINING Şirketi ve 01.09.2020 tarihinde Nijer’de MTAIC NIGER MINING Şirketi kurulmuştur. Belirtilen şirketlerin tek bir şirket üzerinden yönetilmesi amacıyla üst çatı şirket olarak “MTA Uluslararası Madencilik A.Ş.” MTAIC (MTA International Company), 10/10/2019 tarihinde kurularak faaliyete geçmiştir.

Yurtdışındaki madencilik faaliyetleri ile ilgili yatırımlar, ülkemizin madencilik sektöründe ihtiyaç duyduğu cevherleri düşük maliyetlerle kaynak çeşitliliğini sağlamak, ekonomik büyümeye katkı sağlamak, ihracat gelirlerini artırmak ve cari açığın azaltılmasını sağlamak için oldukça önem arz etmektedir.

Asrın felaketinde madencilerimiz arama kurtarma çalışmalarında üstün başarılar gösterdiler. Bu konu ile ilgili değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

6 Şubat depremlerinde madencilerimizin büyük bir fedakârlık göstererek çok sayıda insanımızı kurtardıklarına şahit olduk. Madencilerimizin daha önce de hepimizi oldukça üzen orman yangınlarında da aktif olarak görev yaparak yangının zararlarını en aza indirmek konusunda çaba gösterdiğinizi biliyoruz. Olası afet ve depremlerde madencilerimizin olay yerine intikali ve yönlendirilmeleri konusunda tüm kurumlar iş birliği halinde olacaktır.

Depremin meydana gelmesinin hemen ardından Türkiye’nin her yerindeki madencilerimiz AFAD koordinasyonunda deprem bölgelerine intikal etti. Tüm dünyada asrın felaketi olarak tanımlanan depremde madencilerimiz, tarihe geçecek özveri ve fedakârlıkta bulundular. Madencilerimizle ayrı ayrı gurur duyuyoruz.

Bunun dışında, deprem bölgelerindeki vatandaşlarımızın ısınma ihtiyaçlarını karşılamak için yaklaşık 95 bin ton kömür sevkiyatı gerçekleştirdik. Olası afet ve depremlere kurum olarak tam teçhizatlı toplam 5000 kişilik üst düzey bir ekip hazırlanmaktadır. Bunlar için gerekli olan araç-gereç ve teçhizatların bazıları alındı, bazıları da alım aşamasındadır.OCAK2024