TSKGV Genel Müdürü Orhan Akbaş: “Büyük Türk Milletinin” Vakfı olmaya devam edeceğiz

Savunma sanayimizin yapı taşlarından olan Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı (TSKGV), kuruluşundan günümüze önemli hizmetler vermeye devam ediyor. Vakfa bağlı ortaklıkların gelişimi çerçevesinde savunma alanında uluslar arası arenada başarılı çalışmalar sergilendiği bir dönemde görüşlerini aldığımız Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Genel Müdürü Orhan Akbaş, sorularımızı yanıtladı.      

Savunma sanayimizin gelişiminde önemli katkıları olan TSKGV’nin yaptığı çalışmalarla ilgili bilgi verir misiniz?

Özellikle 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında milli menfaatlerin gerektirdiği hallerde hiçbir ulusal ve uluslararası kısıtlamaya tabi olmadan “Milli Askeri gücün ihtiyaçlarının Milli Savunma Sanayii imkanları ile karşılanmasının” önemi bir defa daha anlaşılmış ve bir “Milli Hedef” olarak belirlenmiştir. Bu tarihten itibaren milli stratejiler geliştirilmiş ve “Milli Kaynakların Kullanımı Stratejisi” kapsamında yetersiz bütçe imkânları nedeniyle her milli davada olduğu gibi “Aziz Türk Milletine” başvurulmuştur. Aziz ve kadirşinas Büyük Türk Milletinin bağışları ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin savunma sistemleri ile harp silah araçlarını modern teknolojilerle geliştirmek için kurulan Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Vakıfları 3388 sayılı yasa ile birleştirilmiş, böylece belirlenen “Milli Siyasetin bir parçası olarak” TSKGV 26 Eylül 1987 tarihinde kurulmuştur.

TSKGV “Milli Siyaset” doğrultusunda Büyük Türk Milletinin Milli Ordusunu hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan savaş dâhil istenilen yer ve zamanda sürekli olarak desteklemeyi hedef edinmiş, bu konuda ticari kaygıları düşünmeyen savunma sanayi şirketleri oluşturmuştur.

Vakıf tarafından kuruluşundan bu yana, Vakıf Hizmetleri faaliyetleri kapsamında, kuruluş sermayesini sağlayan Türk Milleti ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında kurulu olan gönül köprüsünün güçlendirilmesine yönelik faaliyetlere odaklanılmaktadır. Bağışçılarımıza vefa duygusuyla hareket edilerek, Vakıf ile bağışçılarımız arasındaki bağ sürekli güçlü tutulmaktadır. Asil Milletimiz tarafından yapılan bağışların tamamı, Vakfın amacı doğrultusunda Türk Savunma Sanayinin geliştirilmesi maksadıyla etkin bir şekilde yönlendirilmektedir.

TSKGV ve TSKGV Bağlı Ortaklıkları (VBO) tarafından 2015 yılı içerisinde gerçekleştirilen önemli çalışmalar aşağıya çıkarılmıştır; 

  • ROKETSAN’daki Kalekalıp ve Kutlutaş hisseleri alınmış,  
  • ROKETSAN tarafından BAE’nde, iş hacminin artırılması için bir İrtibat Ofisi kurulmuştur.   
  • HAVELSAN tarafından; ABD’de, “Görüntü Üreteci” geliştiren bir şirket alınması süreci devem etmektedir. BAE’nde, “SAP Lisanslarını” sağlamak üzere bir şirket kurulmuştur.
  • VBO ve TSKGV Dolaylı Bağlı Ortaklıklarındaki toplam 9 küçük hissenin alım/satım işlemleri tamamlanmış,  
  • TSKGV ile TÜBİTAK arasında AR-GE Konusunda bir Çerçeve İşbirliği Anlaşması imzalanması süreci başlatılmıştır. 

TSKGV’na bağlı ortaklıklar ve işletmelerin performansı ile ilgili bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Vakıf, kuruluşundan bugüne kadar ulusal savunma sanayi alanında stratejik yatırımlar gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye devam etmektedir. Vakıf, söz konusu yatırımlarını etkin bir şekilde yöneterek, her birinin Dünyada ve ulusal alanda söz sahibi, hem yerli hem de milli şirketler konumunu muhafaza etmeye odaklanmaktadır.

Bugün itibariyle;  

  • ASELSAN, özgün ürünleri ile bir elektronik devi haline gelmiştir. 
  • TUSAŞ, Türkiye’de havacılık, uzay ve uydu alanlarının öncüsü konumuna ulaşmıştır. 
  • ROKETSAN, Türkiye’de roket-füze sistemlerinin tek tasarım ve üreticisidir.
  • HAVELSAN Türkiye’nin komuta kontrol sistemleri, yazılım, bilişim ve sistem entegrasyon lideri olmuştur.
  • İŞBİR, önemli savunma ve kamu projelerine jeneratör ve alternatör temin eder bir konuma ulaşmıştır. 
  • ASPİLSAN önemli savunma sanayi sistemleri için özgün pil ve batarya bloğu ürünleri geliştirme yeteneği kazanmıştır. 

Böylelikle, Büyük Türk Milletinin Vakfı olan TSKGV, ana sermayedarı olduğu altı Bağlı Ortaklığı, 6 İştiraki ve 2 Dolaylı Bağlı Ortaklığı olmak üzere, doğrudan ve dolaylı 14 Şirketini Şirketler Grubu anlayışıyla yönetmektedir.

VBO, 2014 yılı itibariyle Türk Savunma Sanayinin;

  • Net Satışlarının %45’ini,
  • İhracatının %56’sını,
  • AR-GE Harcamalarının %52’sini,
  • Çalışan personelin %39’unu sağlamaktadır. Dolayısıyla Vakıf, Ülke ekonomisinde de doğrudan katkı yapan bir konuma gelmiştir.

Bununla birlikte satışlara göre Türkiye’nin en büyük şirketleri, yurtdışı satışlara göre Türkiye’nin en büyük ihracatçı şirketleri ve yine satışlara göre Dünyadaki en büyük savunma sanayi şirketleri şeklinde 3 boyutta analiz edildiğinde;

  •  Türkiye’deki en büyük şirketleri üretimden satışa göre sıralayan İstanbul Sanayi Odasının 2014 yılı için 500 büyük şirket sıralamasında ASELSAN 35. sıradan 33. Sıraya, TUSAŞ 74. sıradan 50. Sıraya, ROKETSAN 147. sıradan 128. Sıraya yükselmiştir. Hedef, 2016 yılsonu itibariyle ASELSAN ile TUSAŞ’ın ilk 25’e, HAVELSAN ile ROKETSAN’ın ilk 100’e girmelerini sağlamaktır.   
  •  Türkiye İhracat Meclisi’nin yurtdışı satışlara göre yaptığı Türkiye’nin en büyük ihracatçı firmaları sıralamasında 2014 yılı için TUSAŞ 28., ASELSAN 107., ROKETSAN 76. sıradadır. Bir önceki yıl ile karşılaştırıldığında 284. sırada bulunan ROKETSAN’ın 76. sıraya yükselmesi dikkat çekici ve olumlu bir gelişme olup, ASELSAN’ın sıralaması değişmezken, TUSAŞ ise 31. sıradan 3 basamak daha yukarı çıkmıştır. 
  •   Dünyadaki en büyük 100 savunma sanayi şirketini savunma sanayi satışlarına göre sıralayan Defense News 100 2014 yılı sıralamasında ASELSAN bir önceki yıl bulunduğu 67. sıradan 62. sıraya, TUSAŞ ise 80. sıradan 78. Sıraya yükselmiştir. Hedef, 2016 yılsonu itibariyle ASELSAN’ın ilk 50’ye, TUSAŞ’ın ilk 100’e girmesini sağlamaktır.

2013 yılı verilerine göre Türkiye, ABD’ye en çok savunma sanayi ürünü ihraç eden 4. ülke konumunda bulunmaktadır. Bu sayede Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları, büyük çoğunlukla VBO tarafından imal edilen ürünlerle karşılanırken, küresel savunma pazarında da güçlü uluslararası şirketlerle hem rekabete girilmekte, hem de işbirliği faaliyetleri sürdürülmektedir.  

TSKGV’nin gelecek dönem planları ile ilgili neler söylemek istersiniz?

TSKGV’nın gelecek dönem planları kapsamında, Vakfın yönetiminde bugünkü seviyelerine ulaşan VBO’nı, önümüzdeki dönemde daha üst seviyelere çıkarmak için, vizyon ve hedefler belirlenmiştir. Bu doğrultuda;  

  • Öncelikle VBO’nın, savunma sanayi alanında; bilimsel bilgiyi ürüne dönüştürme yeteneği olan “Ulusal Tasarım Teknolojisi”, tasarlanan ürünün teminini sağlayan  “Ulusal Üretim Teknolojisi” ve her iki süreç için planlama ve kontrol çalışmalarını kapsayan “Ulusal Yönetim Teknolojisini” yaratarak faaliyet göstermeleri hedef alınacaktır.   
  • Bununla birlikte, Şirketlerin savunma sanayi alanında, AR-GE ve inovasyona daha fazla odaklanarak teknoloji olgunluk seviyelerini yükseltmeleri ve sayıca daha fazla ulusal özgün ürüne sahip olmaları için gereken tedbirler alınmaya devam edilecektir. Bu kapsamda gerek Vakfın, gerekse VBO’nın organizasyon yapıları gözden geçirilmekte, ayrıca tüm VBO’nın yıllara sari teknoloji hedeflerinin belirleneceği TSKGV Teknoloji Strateji Planı hazırlanmaktadır.       
  • Oldukça kritik öneme sahip olduğu değerlendirilen, gittikçe azalan savunma sanayine ayrılan bütçe gelirleri göz önüne alınarak; VBO’nın, uluslararası alanda rekabet edebilecek teknoloji düzeyine erişmiş, kendi alanlarında rekabet gücü ve ürünleri olan, verimli, en önemli ulusal şirketler haline gelmeleri amacına kısa zamanda ulaşılması için gerekli tedbirler alınmaya devam edilecektir.         
  • Şirketler,  ulusal savunma sistemlerinin oluşturulmasından (üretim, test ve entegrasyon) ve sistemin idamesinden (bakım, onarım ve lojistik destek) tedarikçiye karşı sorumlu ana yüklenici konumunda bulunmaya devam edeceklerdir. Türk Silahlı Kuvvetlerini desteklemek maksadıyla, harekât alanında sistemlerin kullanımına destek sağlanmasına yönelik kabiliyetlerin geliştirilmesine de özel önem verilmeye devam edilecektir.       
  • Yine üzerinde durulan diğer önemli bir husus da, insan kaynağıdır. Şirketlerin, en çok tercih edilen şirketler olma özelliği devam ettirilmelidir. Bunun için personel seçimine ve eğitimine özel önem verecek şekilde stratejik insan kaynakları uygulamalarına ve üniversiteler ile işbirliğine devam edilecektir.    

Savunma sanayimizin daha başarılı projelere imza atabilmesi için yapılması gerekenlerle ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Savunma sanayinin uluslararası arenada daha başarılı çalışmalara imza attığı bir dönemde sektörün geleceği ile ilgili değerlendirmeleri vurgulamadan önce, Türk Savunma Sanayinin kuruluşu ve gelişimi ile ilgili kısa bilgilendirmede bulunulmasının faydalı olacağı kıymetlendirilmektedir.

Türk Savunma Sanayinde, savunma sanayi ihtiyaçlarının yerli imkânlarla karşılanmasının öneminin kavranmaya, bu bağlamda ilk adımların atılmaya ve Vakıf şirketlerinin kurulmaya başlandığı yıllar 70’li yıllar olmuş, 80’li ve 90’lı yıllar ise daha çok lisans altında veya montaja dayalı ürünler geliştirilerek geçmiştir.

 2000’li yılların başından itibaren Kullanıcı ve İhtiyaç Makamlarıyla birlikte Milli Savunma Bakanlığının ve altında faaliyet gösteren Savunma Sanayi Müsteşarlığının gayretleriyle yerli katkı oranının artırılması hedeflenilmiş, milli ve kritik teknolojilere dayalı, özgün ürünlerin geliştirilmesine odaklanılmaya başlanmıştır. Bu sayede 2015 yılı itibariyle özgün ürün gamının sayıca önemli bir seviyeye çıkarıldığı aşikârdır.  

Özgün ürün gamının sayıca artmış olmasının şüphesiz en önemli kanıtı; Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından 2010 yılsonu için %50 olarak hedeflenen TSK’nin ihtiyaçlarının yurtiçinden karşılanma oranının %52 olarak gerçekleştirilmesi, bu oranın 2011 yılında %54’e, mevcut durumda %60’a çıkarılması, 2016 yılı için de %70 oranının hedeflenmesidir.

Anılan oranın hızla yükselmesinde; milli harp sanayinin geliştirilmesi, yeni harp sanayi dallarının kurulması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin savaş gücünün artırılması hedeflerini gerçekleştirmeyi amaç edinen Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve TSKGV Bağlı Ortaklıklarının (VBO) büyük katkısının olduğu değerlendirilmektedir. 

Türk Savunma Sanayinin uluslararası arenada daha başarılı çalışmalara imza attığı bir dönemde sektörün geleceği TSKGV tarafından da stratejik olarak analiz edilmektedir. TSKGV tarafından hazırlık süreci devam eden yeni Stratejik Plan kapsamında yapılan öngörü çalışmasında, önümüzdeki 10 yıl boyunca, yurtiçi ve yurtdışı savunma ve havacılık endüstrisinde;  

Teknolojik açıdan değerlendirdiğinde;      

  • Mikro milliyetçilik akımlarının artmasıyla özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ve diğer gelişmemiş ülkelerde savunma ve havacılığın yanı sıra güvenlik konseptinin de öne çıkacağı,
  • Bununla birlikte savaş konseptinin değişerek daha çok asimetrik tehdit ve savaşların öne çıkmaya başlayacağı,
  • Savaş konseptinin de değişmesiyle özellikle Anayurt Güvenliğine (kent ve sınır güvenliği, vb.) yönelik teknolojiler, bu kapsamda özellikle;         
  • Silahlı/silahsız, sabit/döner kanatlı, orta/yüksek irtifada uzun süreli görev yapabilen insansız hava araçları,
  • Su üstü harbi kabiliyeti ile donatılmış, yüksek sürat ve manevra yeteneğine sahip düşük ağırlıklı deniz muharip unsurları, modernize edilmiş denizaltılar,  
  • Klasik mayın tarayıcıların dışında hiperspektral sistemlerle mühimmat, patlayıcı, kamuflaj ve narkotik sistemlerin tespit edilmesine yönelik olarak ileri görüntüleme teknolojileri,
  • Konumları tespit edilen el yapımı patlayıcıların radyo frekansı ve kızılötesi teknolojiler ile patlatılması dâhil, imha edilmelerine yönelik teknolojiler,
  • Akıllı Mayın teknolojileri, 
  • Hava/kara ihtiyaçlarına entegre edilmesi mümkün olan CİRİT, UMTAS, OMTAS, vb. güdümlü füze sistemleri ile Alçak/Orta İrtifa Hava Savunma Sistemlerinin önem kazanacağı beklenmektedir.
  • Bununla birlikte savunma ve sivil/ticari teknolojilerin baş döndürücü bir hızla değişeceği ve gelişeceği, bu kapsamda;
  • Uzay ve uzayın kullanımına ilişkin teknolojiler ve bu kapsamda uydu teknolojileri, 
  • Karargâh seviyesinden daha küçük-esnek birliklere ve tek ere kadar etkin haberleşme ve yönlendirmenin sağlandığı ağ destekli teknolojilere, muhabere yönetim teknolojilerine, stratejik ve taktik seviye modern komuta kontrol sistemlerine ve yönetim bilgi sistemlerine,  
  • Tek erin etkinleştirilmesine, korunmasına ve gerek birlikler arası gerekse karargâh ile iletişiminin artırılmasına yönelik akıllı teknolojilere,
  • Daha gelişmiş elektronik harp sistemlerine,   
  • Daha uzaktan güç kullanımına olanak sağlayacak teknolojilere,
  • Daha uzun mesafelerden atılabilecek güdümlü mühimmata,
  • Satıhtan atılabilen seyir füzeleri ve akıllı balistik füzelere,
  • Çelik başlık ve yeleklerin ağırlıklarının azaltılması, zırh yetkiliklerinin artırılması doğrultusunda geliştirilen teknolojilere,
  • Kara araçlarının savunmasına yönelik zırh teknolojilerine ihtiyacın artacağı öngörülmektedir.    
  •  Ayrıca geçmişte savunma sanayi teknolojileri sivil/ticari teknolojilerin gelişiminde etkiliyken, gelecekte;
  • Nanoteknoloji,
  • Büyük Veri,
  • Bulut Bilişim,
  • Nesnelerin İnterneti,
  • Siber Güvenlik,
  • İleri Robot, 
  • Enerji Depolama,
  • Yenilenebilir Enerji,
  • Gelişmiş Malzemeler gibi daha çok sivil/ticari teknolojilerin savunma sanayi teknolojileri üzerinde daha fazla etkili olacağı, savunma ve havacılık şirketleri tarafından bu ve benzeri savunma ve havacılık teknolojilerini tamamlayıcı sivil/ticari teknoloji alanlarına daha fazla odaklanılacağı öngörülmektedir. 

Yönetsel açıdan değerlendirildiğinde;              

  •  Araştırma, geliştirme ve yenilikçiliğe gelişmekte olan ülkeler tarafından daha fazla yatırım yapılması zorunluluğunun artmasına bağlı olarak, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelerin teknolojilerine bağımlılığının azalma eğilimini sürdüreceği, 
  • Bu durumun Türkiye’nin de hedef aldığı öncelikli yurtdışı pazarlar olan gelişmekte olan ülke pazarlarında rekabetin artmasına neden olacağı,
  • Dolayısıyla VBO ile birlikte diğer savunma ve havacılık şirketlerinin yurtdışı iş geliştirme ve pazarlama fonksiyon ve organizasyonlarını iyileştirme yönünde sürekli gözden geçirmelerinin önem arz edeceği,     
  • Savunma ve Havacılık teknolojilerinin tedarikinde, gelişmekte olan ülkeler tarafından Akılcı/Evrimsel Tedarik ve Performansa Dayalı Lojistik sistemlerinin daha fazla uygulanacağı, 
  • Savunma ve Havacılık teknolojilerinin geliştirilmesi süreçleri için çok uluslu ittifakların daha fazla kurulmaya başlanacağı,   
  • Gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkeler tarafından yerli üretim, ortak üretim, teknoloji transferi, vb. iş modellerinin, Türkiye gibi ihracatçı ülkelerden daha fazla talep edileceği beklenmektedir.

Hammadde ve doğal kaynaklar açısından değerlendirildiğinde;        

  • Gelişen teknolojilere bağlı olarak yeni doğal kaynaklara daha fazla ihtiyaç duyulacağı ve bor, vb. yeni hammadde ve malzemeler için daha fazla araştırma yapılmaya başlanacağı,
  • Bununla birlikte Savunma ve Havacılık endüstrisinde mevcut durumda oldukça fazla talep edilen çelik, alüminyum vb. kritik hammaddelerin ve doğal kaynakların azalmasına bağlı olarak fiyatlarının artacağı öngörülmektedir.  

Ekonomik açıdan değerlendirildiğinde; 

  • Global büyümenin düşük oranda kalacağı, söz konusu büyümenin daha çok gelişmiş ülkelere kayacağı ve yıllara sari olarak da, değişkenlik göstereceği bir global ekonomik görünümün oluşacağı,
  • Savunma ve Havacılık Harcamalarının gelişmiş ülkelerde azalırken, gelişmekte olan ülkelerde artacağı veya seviyesinin korunacağı, 
  • Savunma ve Havacılık harcamalarının azalması nedeniyle hedef pazarlarda rekabetin artmaya başlamasıyla, endüstride şirket birleşme ve satın almalarının artacağı,
  • Ülkeler tarafından tek başlarına rekabet güçlerinin ancak belirli bir seviyeye taşınabilmesine bağlı olarak, birden fazla komşu ülkelerin bir araya gelerek etkin ekonomik ve entegre ülke birlikleri oluşturulacağı, bu birliklerin savunma, havacılık ve güvenlik endüstrilerinde de işbirliğini artıracakları öngörülmektedir.

Dolayısıyla yukarıda sıralanan olası faktörlere yönelik risk analizlerinin sistematik bir şekilde şimdiden yapılarak, gerekli tedbirlerin alınmasının önem arz ettiği, Türk savunma ve havacılık sanayi tarafından; 

  • Yenilikçilik ve işbirliği kültürünün oluşturulması,
  • Öncelikle ve özellikle mevcut durumda yurtdışına bağımlı olunan alanlarda olmak üzere, ihtiyaç duyulan tüm alanlarda AR-GE ve Yenilikçi Projelerinin takip edilmesi ve yenilerinin başlatılması, böylelikle teknolojik birikimin ve yerli katkı oranının artırılması ve teknolojinin tabana yayılması, 
  • Özgün ve inovasyona dayalı geliştirme sürecinin yanı sıra, etkin iş modelleri ile yurtiçi ve yurtdışında işbirliğinin artırılması sayesinde Türk savunma ve havacılık sanayinin Dünya sıralamasında daha üst sıralara taşınabileceği değerlendirilmektedir.

TSKGV da, yukarıda sıralanan bu ve diğer tespit edilen faktörlerin Türk savunma ve havacılık sanayi ve VBO üzerindeki olası etkileri ve riskler analiz edilerek gerekli tedbirleri almaya dayalı yönetim sürecine devam edecektir. Söz konusu yönetim sürecinde kullandığı en önemli enstrümanlar olan Stratejik Planı ile Teknoloji Strateji Planını geliştirmeyi, şirketlerini anılan Planlardaki performans hedeflerinin gerçekleşme durumlarına göre değerlendirmeyi sürdürecektir.  

TSKGV’nın kamuoyu tarafından daha fazla tanınmasının önemi ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Vakfımızın kamuoyunda görünürlüğünün artırılması kapsamındaki çalışmalarımız diğer önemli bir faaliyet alanımızı oluşturmaktadır.

Söz konusu tanıtım ve halkla ilişkiler prensipleri çerçevesinde Vakfımızın kamuoyunda görünürlüğünün artırılması maksadıyla;

  • Öncelikle Vakıf WEB sayfamız günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yenilenerek içeriği güncellenmiş ve WEB sayfamız ziyaret edenler tarafından daha cazip ve izlenebilir hale getirilmiştir.
  • Vakfımız tarafından Kamu Spotu kapsamında hazırlanan 45 saniyelik Tanıtım Filmleri, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu onayı ile ulusal televizyon kanallarında yayımlanmakta olup, bu güne kadar bir aylık süre içerisinde 375 kez çeşitli televizyon kanallarında gösterilmiştir.
  • Vakıf ve şirketlerimizin 12 dakikalık Türkçe ve İngilizce Tanıtım Filmleri, yeniden hazırlanmıştır. Çoğaltılan filmler, Fahri Tanıtım Kurulu faaliyetleri kapsamında il ve ilçelerde Valilik ve Kaymakamlıklara gönderilmekte, ayrıca söz konusu filmler yurtiçi ve yurtdışı fuar ve etkinliklerde sergilenmektedir.
  • Türkiye genelinde kurulu olan Fahri Tanıtım Kurullarının bulunduğu il ve ilçeler ile Askeri Eğitim Kurumlarında Vakıf ve şirketlerimiz ile ilgili Tanıtım Konferansları düzenlenmekte,
  • Milli ve dini bayramlarımız ile önemli günlerde tiraji yüksek gazetelere Vakıf ve şirketlerimiz ile ilgili ilan verilmektedir.
  • Vakfımız, kuruluş amaçlarına yönelik olarak Milli Savunma Bakanlığının himaye ve desteğinde 1993 yılından beri iki yılda bir IDEF Uluslararası Savunma Sanayii Fuarını artan bir başarı ile icra etmektedir. 
  • Artık bir marka haline gelen, dünyanın en büyük beş savunma sanayi fuarı arasında yer alan ve “Avrasya Buluşması” olarak da adlandırılan IDEF Fuarı’nın 12’ncisi  5 – 8 Mayıs 2015 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezinde icra edilmiş, Fuara; 53 ülkeden 781 firma ve firma temsilcisi, 18 Bakan, 6 Genelkurmay Başkanı,        3 Genelkurmay Başkan Yardımcısı, 8 Kuvvet Komutanı, 19 Bakan Yardımcısı ve 15 Müsteşar katılmıştır. 
  • IDEF 2017, 09 – 12 Mayıs 2017 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi / İSTANBUL’da icra edilecektir. 
  • IDEF Fuarları, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın ve Vakıf Bağlı Ortaklıklarının tanıtımında önemli rol oynamaktadır.
  • Ayrıca yurt dışı fuarlarda TSKGV ve Vakıf Bağlı Ortaklıkları tanıtılmakta ve ürünleri pazarlanmaktadır.
  •  Şirketlerimiz tarafından çeşitli üniversite ve yüksek okul öğrencilerine staj olanağı sağlanmakta, ayrıca çeşitli kamu ve özel sektör kurumları ile dernek ve vakıflar tarafından icra edilen fuar, kongre, kurultay, konferans, çalıştay yarışma, toplantı, seminer, kutlama, spor müsabakası, açılış töreni gibi ulusal ve uluslar arası etkinliklere tanıtım maksatlı sponsorluk desteği sağlanmaktadır.
  •  26-30 Ağustos tarihleri arasında Zafer haftası etkinlikleri kapsamında, savunma sanayi sektöründe öncü konumundaki şirketlerimizin faaliyetlerini konu alan tanıtım filmleri televizyonlarda yayımlanmaktadır. Anılan faaliyetin icrasına her yıl devam edilecektir. 

TSKGV olarak sosyal sorumluluk projelerinizle ilgili bilgi verir misiniz?

Büyük Türk Milletinin teveccühü ile Vakfımızın kuruluşundan bu güne kadar yarattığı değerin ve ulusal savunma sanayine katkısının artırılması yanında tarihimizden gelen milli anlayışımız, örf ve adetlerimiz de göz önüne alınarak Vakıf ve şirketlerimiz olarak sosyal sorumluluk projelerine de imkânlarımız ölçüsünde destek sağlıyoruz.

Basın Yayın Faaliyetleri olarak;

  • Anıtkabir Komutanlığı tarafından hazırlanan “Bütün Ümidim Gençliktedir” Kitabı,
  • TSK Sağlık Komutanlığı’nca hazırlanan “Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi Sağlık Hizmetleri” Kitabı,
  • TSK Eğitim Kurumları (Harp Okulları, Harp Akademileri ve Astsubay Meslek Yüksek Okulları’nın Yıllıkları/Dönem Andacı ile Dergileri)’nın yayınlarının basımına destek sağlanmakta,
  • Ülkemizin muhtelif yardıma muhtaç okullarından gelen eğitim yardımcı malzemesi, kitap, kırtasiye vb. yardım taleplerine destek sağlanmaktadır.

Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında;

  • Milli Mücadelemizin kahramanı Ulu Önder Mustafa KEMAL ATATÜRK’ün Samsun’dan Ankara’ya gelişinden bir gece önce Bala içesi BEYNAM Köyünde konakladığı ev, aslına uygun olarak BEYNAM ATATÜRK Tarih ve Kültür Evi olarak restore edilmiş, 
  • Bingöl Şehit Aileleri Gazileri ve İnsan Hakları Derneği tarafından, Bingöl’de 2004 ve 2011 yıllarında Bingöl Valiliği ve Garnizon K.lığının destekleri ile yaptırılan  “Bingöl Şehitler Anıtı ve 33 Şehit Er Anıtı”nınbakım/onarımlarının yaptırılması talep edilmiştir. Söz konusu talebe istinaden şehitlerimize saygı çerçevesinde anılan anıtların bakım / onarımlarına destek sağlanmış,
  • Şehit Şerife Bacı Kültür Evi Yapma ve Yaşatma Derneği tarafından, Kurtuluş Savaşı’nda hayatını kaybeden aziz şehitlerimizin anısını yaşatmak amacıyla, Kastamonu/Seydiler ilçesinde, Şehit Şerife Bacı ve Şehitler Anıtı yaptırılması için destek talep edilmiştir. Söz konusu talep bizzat yerinde incelenerek değerlendirilmiş ve anılan anıtın yaptırılması için çalışma başlatılmıştır.

Yılın annesi seçilen Şehit Şerife Bacı adına yapılan anıtın inşası Aralık 2015 ayında tamamlanacaktır. Anıtın açılışının Şehit Şerife Bacı’nın şehadet günü olan 21 Şubat 2016 tarihinde yapılması planlanmaktadır.   

  • TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinin Gazilerimiz ve Engelli Sporcularımıza yönelik etkinliklerine destek sağlanmaktadır.

Sonuç olarak bir mesaj vermenizi istesek neler söylemek istersiniz?

TSKGV, Kurulduğu günden bugüne kadar bu anlayışla Aziz Türk Milletinin manevi ve maddi desteği ile Türk Savunma Sanayiinin bel kemiğini oluşturmuştur. Milletinden aldığı güçle hisse sahibi olduğu şirketlerini en etkin şekilde yöneterek “Büyük Türk Milletinin” Vakfı olmaya devam edecek, Büyük Türk Milletinin teveccühü ile Vakfımızın kuruluşundan bu güne kadar yarattığı değerin ve Ulusal Savunma Sanayine katkısının daha da arttırılması ve bu Aziz Milletin bağışladığı tek kuruşun dahi, tarihimizden gelen milli anlayışımız, örf ve adetlerimiz de göz önüne alınarak değerlendirilmesi, en büyük çabamız olarak sürdürülecektir.