Dedeman Hotels ve Resorts İnternational Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray: Ülkemizin potansiyeli çok yüksek, fakat planlama da sorunlar var
Bolu’da yaşanan yangın sonrası turizm yatırımlarının da sorgulanmasına yol açtı. Yapılan yatırımların yeterli standartlarda olup olmadığını gündeme getirdi. Konu ile ilgili görüşlerini almak için bir araya geldiğimiz Dedeman Hotels ve Resorts İnternational Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, sorularımızı yanıtladı.
Kartalkaya’da otel yangını çıktı, ülke olarak yas ilan ettik. Dedeman olarak yaşanan acı olayla ilgili sizin düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Dedeman Grubu olarak biz sürekli güvenlik önlemleri üzerine çalışmalar yapıyoruz. Bu konuda holdingin büyük hassasiyeti var. Yaşanan acı olayda en büyük problem yatırımcıların yangına ve güvenliğe yapmak zorunda kaldıkları yatırımları yapmak istememelerinden kaynaklanmaktadır. Ben otelin bilirkişi raporunu görmedim ama sosyal medya üzerinden paylaşılan durumlara baktığımda bir şeylerin eksik, bir şeylerin yapılmamış olduğu gözlemleniyor. Yapılmamasını da birileri görmezden gelmiş. Dedeman olarak 17 otelden şu anda 45 otele çıkıyoruz. Yakın bir zamanda da 75’e çıkacağız. O nedenle biz sürekli denetleme yapıyoruz. Bizim otellerimizin hepsinde oda kapıları 30 dakika yangına dayanaklıdır. 30 dakika bu tür olaylarda ciddi bir zamandır. Bunu masraf olarak görüyorlar. Yangın merdivenleriniz olması lazım ve yangın çıkış koridorlarınız ona uygun olması gerekiyor. Güvenlik ve hijyen bizim taviz vermediğimiz iki tane ana konudur. Bu çok üzücü bir şey, ben izlerken ağladım. Sadece bu yatırımlarda yetmez ayrıca personele yangın eğitimi vermeniz gerekiyor. Personelin hangi yangına, hangi aparatla müdahale edeceğini bilmesi gerekir.
Türkiye’de para kazanan iş adamlarının hepsi otel işine yöneldi. Bu sizce doğru mu?
Sektörü popülizm ile ranta feda ettik. Trabzon’da bizim otelimiz var. Trabzon özelinde bir sürü merdiven altı dediğimiz ve kapanması gereken tesisler var. Allah korusun, şimdi bunlarda güvenlikle ilgili bir durum oluşsa hesabını kim verecek? Biz bu kadar kuralına uygun ruhsatlar alıyoruz, her şeyi kuralına uygun yapmaya çalışıyoruz. Bu adam ne KDV kesiyor, ne ruhsat alıyor, ne bir şey yapıyor ama apartmanları otele çevirmiş satıyor. Burada suçlu aramak, cadı avı yapmak bize yakışmaz. Bizim sektör olarak, geçen gruplara da yazdım, sektör olarak şunu yapmamız lazım. Genel Müdürlerinden, departman yöneticilerine, yatırımcılara bu yatırımı yapmak zorundayız. Adıyaman’da otelimiz vardı, depremde bütün herkes bizim otelimizde kaldı. Depreme dayanıklı bir otel yapılmış. Öyle de olması gerekiyor.
Bu durum yurt dışı turistleri de ürkütmüyor mu? Yangını gören kaç turist Türkiye’ye gelmek ister.
Bu yurt dışına da çok olumsuz bir hava veriyor. İptaller geldi. İnsanların psikolojileri bozuldu. Şu anda konaklamak istemiyoruz diyenler var. Destinasyon olarak güvenli bir ülke miyiz? Turist olarak gelen kişi benim bu ülkede can güvenliğim var mı, diye düşündüğünde rahat etmeli. Yemek zehirlenmesi var mı? Bakıyorsunuz insanlar sahte içkiden ölmüş. Yabancılarda bunun üzerine; Türkiye’de içki içmememiz lazım diyor. Geceliği 30 bin TL olan bir otelde bu tip olayların olmaması gerekiyor.
Fiyat konusu da turizm sektöründe konuşulan bir konudur. Şuanda Avrupa’dan daha pahalı olduğumuza vurgu yapılıyor. Bu konuda bilgi alabilir miyiz?
Avrupa’dan daha pahalıyız diye bir yaklaşım var. Kesin öyleyiz. Peki neden kaynaklanıyor? Covid’i yanlış okuduk. Covid sonrası talebi yanlış değerlendirdik. Covid sonrası bir talep oldu. Herkes iki sene boyunca eve kapandığı için bir anda bir seyahat etme iştahı oluştu. O iştahla herkes bir yerlere gitmek istedi ve fiyatlar yukarıya çıktı. O zaman fırsatçılık yapmamamız gerektiğini belirttik. Devamlılığın önemli olduğuna inanmadılar ve bu ortamda sürdürülebilir olmaktan çıktık. Bu sadece otellerde değil restoranlarda durum farklı değil. Biz Dedeman Grubu olarak bunu yapmıyoruz. Zaten benim olduğum yerde böyle bir şeylere izin vermem.
Yabancı medya fenomenleri var. Dedi ki Amerika’daki kahve fiyatıyla Türkiye’deki kahve fiyatını karşılaştırıyoruz iki katından fazla fark var. Maliyetler bellidir. Restorana gidiyorsunuz hesap geliyor ben ne yedim diyorsunuz. O zaman olmuyor.
Yatak kapasitesi olarak ülke olarak iyi bir seviyeye geldik mi?
Ülkemizin potansiyeli çok yüksek, fakat planlama da sorunlar var. Türkiye sadece deniz, kum, güneşten ibaret değil. Sağlık var, gastronomi var, inanç var, kültür var, doğa turizmi var. Bu çerçevede otel ihtiyacı olan yerde otel yapmalıyız. Fakat ihtiyaç olmayan bölgelerde ruhsat alıp otel dikme hevesimiz var. Ruhsat verirken yetkililerin doluluk oranlarına bakması gerekiyor. Eğer bölgedeki otellerde doluluk %80 ve üzeri ise yeni ruhsatlar verin. Ama şehirde doluluk %40 ve siz yine de yeni ruhsat veriyorsanız, bu doğru bir yaklaşım değildir. Bu kadar yüksek binalara ihtiyacımız yok. Birçok bölgeye artık kar yağmıyor, suni kar ile ihtiyaçlarını gideriyorlar. Otel ruhsatı vereceğimize var olan otellerin satışlarını artırmalıyız.
Açılan yeni otellerde çalışacak personel sıkıntısı olduğu ifade ediliyor. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
Bu konuda planlama eksikliği olduğunu düşünüyorum. Bizim bir an evvel gerçeğimizle yüzleşip geçmişimize dönmemiz lazım. Bütün eğitim sistemi baştan aşağı bana göre yanlış diyebilirim. Mutlaka ve mutlaka ara eleman yetiştirmemiz gerekiyor. 5 artı 3 artı 3’lük sisteme geri dönmek doğru bir tavır olabilir. 5 yıl ilkokul olacak şekilde başlayarak, ortaokulda yeteneğini keşfetme odaklı ilerleyerek, iş hayatında hangi alanda olmak istiyor ise o eğitimi almalı öğrenciler. Şu anda işletmelere kalifiye ara eleman bulmakta epey zorlanıyoruz. Neden böyle bir problem yaşayarak hizmet kalitesini sekteye uğratalım? Yakın bir zamanda belki de berber, terzi bulamayacağız. Liselerde turizm bölümlerine gençlerin ilgisi yok. Turizm yalnızca teorik değil uygulama ağırlıklı bir alandır. Neden bu turizm meslek liselerine ilgi yok? Gençleri neyin küstürdüğünü ivedilikle düşünmemiz ve ona göre aksiyon almamız gerekiyor.
Turizm Bakanlığı sektörle ilgili 100 milyar dolar hedef belirledi, fakat bu hedefi aşağıya çektiler. Konu ile ilgili değerlendirmenizi alabilir miyiz?
Turizme önce bir 100 milyar dolar hedef konuldu sonra aşağı çektiler. Çünkü geçen yıla göre kişi başı tüketim azaldı. Geçtiğimiz yıl gelen turistler ortalama 1050 dolar harcama yapıyordu, bu yıl bu rakam 960 dolarlara düştü. Rakiplerimiz olarak gördüğümüz Paris, Barcelona, Madrid gibi ülkelerde ne kadar harcama yapıldığını belirlememiz, bunlara bakmamız gerekiyor. Yunanistan’da kişi başı turist harcaması 1750-2000 Euro seviyelerine çıkıyor. Ortadoğulu turiste karşı önyargılı tavır takındığımız için, bu kitle zamanla bizi değil Balkan ülkelerini tercih etmeye başladı. Tabii burada hizmet kalitesinin şu an ki durumu ya da farklı sebepler de birer etken olabilir. Dolayısıyla artık bizim de planlama yapmamız gerekiyor. Doluluk seviyesi düşük olunca alınan tek aksiyon fiyatları aşağıya çekmek oluyor. Bu bakışlarla turizmi yönetemeyiz. Boş oda fiyatlarını bilmeyen yatırımcılar var, dolu odanın fiyatını hesaplamayanlar var, bu işi yapan profesyoneller işin gerekliliklerine olabildiğince hakim olmalı.
2025 yılı için sektörün gelişimini nasıl bekliyorsunuz?
Bu yıl Mayıs ve Hazirandan sonra enflasyonun da aşağıya inmesi ve bayramla birlikte sektör hareketlenecektir. Bu süreçte herkesin doğru fiyat politikası izlemesi gerekiyor. Eskiden erken rezervasyon denilen bir şey vardı. Bu yıl bunu yapanlar daha zararlı çıktı.
Dedeman Grubu olarak sizin beklentileriniz nelerdir?
Bizim açımızdan önümüzdeki yıl yaklaşık 17 adet otel açılmayı bekliyor. Bu sayıyı 20’e çıkartabiliriz. Mersin, Adana ve sonrasında Elbistan var. Otel sayımızı 75’e çıkarmayı hedefliyoruz.
Bursa’da iki tane otel açacağız. Edirne’de yokuz talep geldiği taktirde değerlendirme yaparak bu konuda da karar alacağız. Tekirdağ’da şuanda yokuz fakat Dedeman tecrübe ve standartlarını orada da sergilemek istiyoruz. İki adet görüşme halinde otelimiz var. Bulunmadığımız şehirlerde yer alacağız. Kapadokya, Ordu, Giresun, Sinop ve Rize. Bunlar ihtiyacını tespit ettiğimiz ve Dedeman markası olarak bulunmamız gereken şehirler olduğu için oralarda olacağız. En son Balıkesir Güre’de çok güzel bir termal Resort açtık. Mersin’de belki bir adet daha yeni projemiz olabilir. Biz yatırımcılarımızı ve birlikte çalışacağımız herkesi büyük bir titizlikle ve karşılıklı anlayış ilkesine dayanarak seçiyoruz. Bakın burası çok önemli; yanlış biriyle iş birliği yapmak istemiyoruz. En önemli unsurlardan bir tanesi “önce insan.” Bizim sloganımız bu. İnsana değer vermeyen, insan sağlığına ve güvenliğine önem vermeyen hiçbir iş ortağı ile yola çıkmıyoruz.
