DTİK Balkanlar Temsilciler Kurulu Başkanı ve DCT Trading Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet: Batı Trakya’dan Borsa İstanbul’a uzanan bir yol hikayesi

Türkiye Yunanistan ticari ilişkileri zorluklarına rağmen geliştirilmeye çalışılıyor. Ticari ilişkilerin geliştirilmesinde önemli emeği olan DTİK Balkanlar Temsilciler Başkanı ve DCT Trading Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, sorularımızı yanıtladı.

DCT Trading olarak yaptığınız çalışmalarla ilgili bilgi verir misiniz?

DCT Trading olarak bugün faaliyetlerimizi yalnızca ticaret perspektifiyle değil; tarım ve teknolojiyi entegre eden bir büyüme vizyonuyla sürdürüyoruz. Özellikle son dönemde attığımız adımlarla, agro-tech refleksiyle hareket eden, üretimden paketlemeye, ticaretten teknolojiye kadar uzanan bütüncül bir yapı inşa ediyoruz.

Öncelikle pamuk tarafında, DCT Trading’in uzun yıllara dayanan güçlü bir birikimi ve uluslararası pazarda çok sağlam bir konumu bulunuyor. Pamukta ithalat, ihracat ve transit ticarette dünyanın ana oyuncuları arasında yer alıyoruz. Bu alanda “güvenli ticaret” mottosuyla hareket ediyor; verdiğimiz sözün arkasında duran, kaliteyi, sürekliliği, izlenebilirliği ve güveni önceleyen bir ticaret anlayışını temsil ediyoruz. Ayrıca Çin pazarına yönelik faaliyetlerimizde önemli bir avantaj sağlayan AQSIQ sertifikamız ile, bu alandaki yetkinliğimizi ve uluslararası standartlara uygunluğumuzu güçlü şekilde ortaya koyarak Çin devletine doğrudan pamuk satışı yapabiliyoruz.

Tarım tarafında ise Yunanistan’daki yatırımlarımızla çok önemli bir ölçeğe ulaştık. Bluefarm şirketimiz ile yaban mersini üretiminde Yunanistan’ın en büyük üreticisi konumundayız. Modern tarım yöntemleri, otomasyon altyapısı ve yüksek verimlilik odaklı üretim modelimiz sayesinde hızla büyüyoruz. Aynı zamanda bu yapının en kıymetli taraflarından biri de istihdam boyutu; özellikle 100 civarındaki kadın çalışanlarımızın emeği, titizliği ve üretime kattığı kalite bizim için çok değerli. Yıl sonu itibarıyla 70 bin saksılık bir ölçeğe ulaşmayı hedefliyoruz ve bu, yalnızca üretim kapasitesi açısından değil, bölgesel kalkınma ve sürdürülebilir tarım açısından da çok önemli bir eşik olacak.

Yunanistan’daki operasyonlarımızın bir diğer güçlü ayağı ise YAKA şirketimiz. YAKA bünyesinde faaliyet gösteren tesisimiz, yalnızca modern bir paketleme tesisi olmakla kalmıyor; aynı zamanda sertifikasyon süreçlerinde en üst notları alan, ödüllü bir yapı olarak öne çıkıyor. Bu yüksek kalite ve güven standardı sayesinde, Avrupa’daki süpermarket zincirlerine doğrudan ürün tedariki sağlıyoruz. Üretim, işleme, kalite kontrol ve lojistik süreçlerini entegre biçimde yönetmemiz; bizi sektörde çok güçlü ve sürdürülebilir bir konuma taşıyor.

Bu başarı modelini Türkiye’ye taşımak için de çok önemli bir adım attık. Edirne-İpsala bölgesinde benzer bir yaban mersini yatırımını hayata geçirmek üzere arazi alımlarımızı gerçekleştirdik. Şu anda altyapı çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor ve bu yıl içerisinde fidan dikimlerinin yapılmasını planlıyoruz. Hedefimiz yalnızca Türkiye’de yaban mersini üretimine başlamak değil; en modern ve en büyük tesislerden birini kurmak, aynı zamanda bu ürünün ticaretinde de lider oyunculardan biri haline gelmek. Bu yatırımı, hem ülkemiz tarımına katma değer sağlayacak hem de ihracat potansiyelini güçlendirecek stratejik bir hamle olarak görüyoruz.

Teknoloji tarafında da büyümemizi sürdürüyoruz. Bu kapsamda Pulse Finansal Teknolojiler şirketimizi kurduk. Şirketimizin ilk ürünü olan Yatırımcı.AI, yatırımcıların daha doğru ve veriye dayalı kararlar almasına yardımcı olmak amacıyla geliştirilmiş bir finansal analiz ve tahmin platformu. Yapay zeka destekli bu çözümle, finansal teknolojiler alanında da güçlü bir varlık göstermeyi ve kullanıcılarımıza somut değer üretmeyi hedefliyoruz.

Özetle; DCT Trading olarak bugün tarım ve teknoloji ekseninde eş zamanlı büyüyen, uluslararası ticarette güçlü, üretimde modern, teknolojide yenilikçi bir şirket yapısına sahibiz. Tüm faaliyetlerimizde ortak yaklaşımımız ise çok net: güvenilirlik, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve agro-tech odaklı dönüşüm.

Türkiye Yunanistan ticari ilişkilerinin geçmişini bilen biri olarak bugün gelinen noktayı aktarır mısınız?

Türkiye Yunanistan ticareti 2025 yılında 6.5 milyar dolar seviyesindedir. İstatistiklere bakarsanız yıllardır iki ülkenin birbirine aynı ürünleri sattığını göreceksiniz. Şuanda hedefi 10 milyar dolar olarak oluşturduk. Fakat bu yeni bir hedef değildir. Ben ilk DEİK Türkiye Yunanistan İş Konseyi Başkanı seçildiğimde de biz hedefi 10 milyar dolar şeklinde oluşturmuştuk. Fakat sonrasında dünyada bazı şeyler değişti. Bugün dünya genelinde enflasyon var, faiz oranları çok yüksek. Pandemi sonrasında ise vize problemleri giderek arttı. Bunun en büyük etkisi de ticarete oldu. Yine birçok Türk vatandaşı Golden Vize’ye sahip olmak için konutlar aldı. Sadece 2025 yılında ortalama 1.5 milyar Euro konut alımından bahsediyoruz. Türkiye’den bu kadarlık bir bütçe Yunanistan’a transfer oldu. Bunlar iki ülke ticari dengelerini bozmuş oldu.

Yunanistan Türk vatandaşların orada konut almalarından tedirgin oluyor mu?

Özellikle Batı Trakya bölgesindeki aşırı sağcı gruplar Türk yatırımlarının hepsinden rahatsızlık duyuyor. Ben onların bu tutumlarını normal görmüyorum. Bundan 30 yıl önce iki ülke siyasi ilişkileri gerginken rahatsız olmaları normaldi, bunları dile getiriyorlardı. Fakat artık global bir dünyada yaşıyoruz. DCT Trading olarak biz dünyanın öbür ucundaki firmalarla iş yapıyoruz. Özellikle yaşadığımız bu coğrafyada kimsenin toprağında başka ülkelerin gözü yok. Fakat aşırı sağcılar yine de bu durumu siyasi malzeme olarak kullanıyor. Ancak eskisi kadar halk tarafında karşılık bulmuyor.

Yunanistan, Türk iş insanlarına destek oluyor mu?

Türk iş insanlarına biraz esnek davranabilseler bugünkü ticaret çok daha üst seviyelere gelir. Bugün enerji yatırımları, kağıt sanayi, tarım gibi alanlarda çok iyi yatırım yapan Türk iş insanları var. Bu iş insanları da yatırımlarını arttırabilir. Yine balıkçılık sektöründe Türk yatırımcıları bulunuyor. DCT olarak bizde meyve ve sebze sektöründe yatırımlar yaptık. İki ülkede de yatırımlarımız var. DCT Trading Türkiye Yunanistan arasındaki ticaret hacmine katkı sağlıyor. Kiraz paketleme tarafımızda ciddi bir yoğunluk var. Bu noktada önemli Avrupa Birliği programları var. Şirketinizin ölçeğinde bu desteklerden yararlanabiliyorsunuz. Avrupa Birliği destek programlarında maalesef teşvik sistemi biraz geriden geliyor. Siz yatırımları yaptıktan sonra iyi danışmanlarla çalışırsanız bu programdan faydalanabilirsiniz. Biz şirket olarak bu desteklerden faydalanıyoruz.

Aktardıklarınızdan Türkiye Yunanistan ticari potansiyelinin 10 milyar doların üzerinde bulunuyor. 2026 yılında bu hedefi yakalayabilir miyiz?

Aslında 10 milyar dolar büyük bir rakam değildir. Fakat bu durum sadece Türk Yunan ilişkileri veya ticareti değil, dünyadaki gelişmelere de bağlı. Çünkü Türkiye bazı üretimlerde maalesef pahalı kalmaya başladı. Yunanistan’ın Balkan ülkelerinden temin ettiği ve sattığı birçok ürün var. Çünkü coğrafi olarak çok yakınlar ve lojistik avantajları var. Birde birçok Balkan ülkesi de AB’ye giriş yaptı. Yine Yunanistan, Mısır’dan çok uygun maliyetlerle ürünler temin edebiliyor. Bu açıdan baksanız bile 10 milyar doları çok kısa bir zamanda yakalarız, yeter ki kamu yöneticileri bu konuda gerekli iradeyi göstermiş olsun.

Buradan Batı Trakya’ya geldiğimizde oradaki ekonomik durum nasıl, çiftçi eylemlerini gördük.

Batı Trakya’da esnafın durumu çok sıkıntıdadır. Sadece Batı Trakya Türkleri için değil, genel olarak ekonomik sorun var. Batı Trakya ve Yunanistan’a baktığınızda aslında bir tarım ülkesidir. Tarımdaki fiyat sabit kaldığında zaten enflasyona yenik düşmüş oluyorsun. Birde son dönemlerde bazı ürünlerde ciddi fiyat düşüşleri oldu. Örneğin pamuk fiyatlarını geçmiş yıllarla kıyasladığınızda maalesef düşük kaldı ve bu durum üreticileri çok olumsuz yansıdı. Üreticilerin de eylem yapmasına neden oldu. Bildiğim kadarıyla son yılların en uzun süren çiftçi eylemlerini gördük. Yunanistan Başbakanı birkaç defa çiftçilerle görüştü. Muhtemelen bazı kararların alınması sağlandı.

Batı Trakya Türkleri de tarım üreticisi onlar bu durumdan nasıl etkilendi?

Batı Trakya’daki soydaşlarımızın %90’nı tarım üreticisidir. Pamuk, tütün ve meyve üreticisidir. Onlarda maalesef enflasyona yenik düştü. Genç nüfus ağırlıklı olarak AB ülkelerine gidip sezonluk çalışmaya başladı. Geriye kalan üreticiler yaşlı nüfustur. Yaşlı nüfus ise modern tarıma ayak uyduramıyor veya imkansızlıklardan dolayı ürettikleri ürünler standartları karşılamıyor. Böyle olunca da bu ürünleri AB içindeki süpermarketler satın almıyor. Bu tarım için çok ciddi bir sorundur.

Türkiye Cumhurbaşkanı son görüşmede halen Batı Trakya Türklerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Bu sorunlar halen devam ediyor mu?

Yunanistan’daki azınlık politikası yıllardır hiç değişmedi ki. Onlar halen bizim Türk olduğumuzu kabul etmeme konusunda ısrar ediyorlar. Biz Türk doğduk, Türk öleceğiz. Bu konuda anlaşmak istemiyorlar. İnsan ırkını inkar edemez.  Biz halen Batı Trakya’da bunun mücadelesini veriyoruz. Biz Türk ve Müslümanız. Rahmetli Babam Dr. Sadık Ahmet bu uğurda hayatını kaybetti. Geçmişte yaşanılan acılara rağmen halen eğitim sorunu var. Halen müftülük sorunu yaşanıyor. Lozan Antlaşması’na göre yönetilmiyor. Babamın kurduğu DEB partisi de bugün bunun mücadelesini veriyor.

İki ülke arasındaki deniz ticareti ile ilgili neler söylemek istersiniz ?

Maalesef denizyolunda Dedeağaç pek kullanılmıyor. Büyük gemiler için elverişli bir liman değil. Bu nedenle limanın modernize edilmesi gerekiyor. Karayolu tarafına baktığınızda pandemi sonrası oradaki lojistik fiyatları çok yükseldi.

Sizce üreticiler bu fiyat farklarını teknoloji kullanarak düşüremez mi?

Bölgede teknolojiye yatırım yapmanız gerekiyor. Daha fazla katma değerli ürünler üretmeniz gerekiyor. Bu katma değerli ürünleri de doğru pazarlara ve hızlı ulaştırmanız lazım. Bizde oradaki yatırımcılara bunları anlatıyoruz. Sözleşmeli tarım yapıyoruz. Katma değerli ürünleri odağa çekmeye çalışıyoruz. Fakat ekonomik refah bölgede belirli bir seviyede. Çok fazla sanayi yok. Fakat Selanik tarafına gittiğinizde aradaki gelişmişliği net görürsünüz. Zaten genç nüfusta bölgede kalmadığı için teknoloji de geride kalıyor.

Türkiye, Romanya’da Bulgaristan’da çok güzel çalışmalar yapıyor, bu çalışmaları Yunanistan ile neden yapamıyoruz?

Aslında büyük ölçekli çalışmalar açısından Yunanistan çok doğru bir komşudur. Ben aynı zamanda DTİK Balkanlar Başkanlığını yapıyorum. En son Sayın Ömer Bolat ile Romanya’ya gittik. Türk Romen firmaları ortaklığında yapılan inşaat işlerini gördük. Bu çok doğru bir modeldir. Ben bunu daha önce de Yunanistan ile ilgili söyledim. Türkiye bugün Afrika coğrafyasında çok güçlüdür. Müteahhitlik alanında güçlerimizi birleştirelim.

Kara yoluyla Yunanistan’a gittiğinizde gümrük kapılarının geri kaldığını gördük. Konu ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?

Çok acil bir şekilde Yunanistan’ın gümrük kapılarını yenilemesi gerekiyor. Yazın gurbetçi vatandaşlarımızda geldiğinde eziyet oluyor. Aslında bu konuda projede hazırladılar fakat hayata geçmedi. Ben 46 yaşındayım Türkiye kapısını 3 defa yeniledi, Yunanistan’da halen kapı aynı şekilde duruyor. Kapıkule’den günde binlerce tır geçiş yapıyor.

2024 yılında halka arz oldunuz, yatırımcıların ilgisi nasıldı?

Biz halka arz olduğumuzda önemli bir talep topladık. DCT Trading firmamıza hem yurt içi hem de yurt dışı taleplerimiz oldu. Biz halka arz olurken söylediğimiz yatırımların büyük bir çoğunluğunu gerçekleştirdik. Çok şeffaf bir şirketiz. Bununla da gurur duyuyoruz. Devletimize her zaman vergimizi ödedik. Devletimizin her zaman yanımızda olduğunu bilen bir aileden geldik. Halka arz sonrasında da hiçbir zaman açılış fiyatımıza geri gelmedik, hep büyüdük. Gerektiği zamanda gerekli adımları attık. Bir söz vardır, ‘Biz malımızın arkasındayız’ şeklinde bizde böyle şirketimizin arkasındayız.

İklim krizi Türkiye’yi geçen yıl çok etkiledi, Batı Trakya’yı iklim krizi nasıl etkiledi?

Son iki yıldır kuraklığı her bölgede ciddi oranda hissettik. Bu çok tehlikelidir. Su kaynaklarının doğru kullanılması gerekiyor. Biz sözleşmeli tarımda su konusunda mutlaka madde koyuyoruz. Kontrollü tarımda bu konulara çok önem vermelisiniz, şu anda su konusu çok kıymetlidir. Kuraklıkla birlikte küresel ısınmanın toplum olarak ne demek olduğunu anladığımızı düşünüyorum. Çünkü ürünlerin kalitesi düştü. Arz tarafı çok düştü. Ürünler yanmaya başladı. Buğday ve mısırı çok etkiledi ve çiftçilerimiz bu sorunlarla karşı karşıya kaldı. Bu durumda tarım sigortaları devreye girmektedir. Ürünler zarar gördüğünde sigorta olmazsa hiçbir destek alamazsınız. Biz de bu bakış açısıyla ürünlerimizi her zaman sigortalamayı tercih ediyoruz. 2026 yılında ise birçok bölge çok iyi yağışlar aldı ve su sorunu şimdilik çözüldü. Fakat bizler suyu çok temkinli tüketmek zorundayız. Tarım üreticilerinin en büyük sorunu gıda enflasyonu veya fiyatlar değil, iklim krizidir.