NİJERYA KRİZİ ve ENERJİ POLİTİK DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ Prof. Dr. A. Beril TUĞRUL

Son aylarda ABD’nin ilişkilerini kriz seviyesine çıkardığı ülkelerden birinin de Nijerya
olduğu dikkat çekmektedir. Söz konusu kriz dini söylemlerle kendini göstermiş ve ABD
ile Nijerya arasındaki ilişkileri tırmandırmış bulunmaktadır.
Olaylara hızlıca göz atacak olursak; 10 Eylül 2025 tarihinden Utah Valley
Üniversitesi’nde düzenlenen bir etkinlikte konuşma yaparken kurmalı tüfekle
boynundan vurularak öldürülen Amerikalı sağcı aktivist ve siyasi yorumcunun konu ile
ilgili söylemlerinin etkin olduğu görülmektedir. Şöyle ki; söz konusu aktivist
ölümünden kısa bir süre önce sosyal medya üzerinden “Son 15 yılda Nijerya’da
Müslümanlar tarafından çok sayıda Hristiyan’ın öldürüldüğünü ve birçok kilisenin yok
edildiğini ancak kimsenin buna dikkat etmediği” paylaşımını yapmıştı. Her ne kadar bu
aktivistin kaynak gösterdiği veriler belirsiz olsa da ABD Başkanı yanlısı bazı kişiler de
(yine belirsiz olarak nitelenebilecek kaynaklara atıflarla) benzer iddialarda
bulunmuşlardı.
Söz konusu aktivistin ölümünün ardından ABD Başkanı, sosyal medya platformundan
yaptığı açıklamada, Nijerya’da Hristiyanların “soykırım tehdidi altında” olduğunu iddia
etmiş ve ülkesinin bu duruma “seyirci kalmayacağını” belirterek Nijerya’nın
Hristiyanları korumak için yeterli adım atmaması durumunda Amerikan askerlerini,
“silahlarını kuşanmış şekilde” ülkeye göndereceğini ifade etmiştir. İlaveten ABD,
zulmün devam etmesi halinde Nijerya’ya yardımların derhal kesileceğini, gerektiğinde
“hızlı ve sert bir müdahalede” bulunacaklarını da belirtmiştir.
Böylesi askeri tehdit içeren açıklamaların ardından Nijerya iddiaları reddetmiş ve ABD
ile diplomatik temaslar çerçevesinde normalleşme görüşmeleri çerçevesinde iki ülke
arasındaki gergin ilişkilerde diplomatik kanalların etkili olması yönünde girişimlerde
bulunmuştur. Ancak ne var ki; ABD ile Nijerya arasındaki kriz, özellikle dini şiddet,
terörle mücadele ve dış müdahale tehditleri üzerinden tırmanıyor görünmektedir.
Yaşananların arka planına bakıldığında enerji politik gelişmelerin etkin olabileceği
izlenimi edinilmektedir. Konuya bu açıdan bakmadan önce, Nijerya ve bu ülkenin genel
durumu üzerinde durmak ve konuyu detaylandırmak yerinde olacaktır.
Nijerya
Batı Afrika’da yer alan Nijerya; Nijer, Çad Kamerun ve Benin ile komşu olup
güneyindeki Gine Körfezinin bulunması nedeniyle Atlas Okyanusu’na kıyısı
bulunmaktadır (Şekil 1). Yüzölçümü 920 bin km²’nin üzerinde olan bu ülkenin 240
Milyon’a yaklaşan nüfusu federal başkanlık sistemi bağlamında cumhuriyetle idare
edilmektedir. Nijerya’da devlet başkanlığı görevinin, (resmi olmasa da) Hıristiyan ve
Müslümanlar arasında dönüşümlü yapıldığına dair bir anlayış da bulunmaktadır.
Ülkenin Başkenti Abuja’dır ve en büyük şehri ise 15 Milyon nüfusu ile bir liman kenti
(ve eski başkenti) olan Lagos’tur.

Ülke ismini, bölgenin önemli nehri olan Nijer nehrinden almaktadır. Nijerya, bulunduğu
coğrafyanın gereği itibariyle tropikal iklime sahiptir. Topraklarının önemli bir kısmı
yağmur ormanları ile kaplıdır. Bununla beraber iklim değişikliği etkileri, bu bölgelerde
de kendini hissettirmeye başlamıştır.

Nijerya demografisine bakıldığında; üçü önemli olan (Hausa, Yoruba ve Igbo) etnik
gruptan bahsediliyor olsa da ülkede 250’den fazla etnik grup bulunmaktadır. Böylesi bir
etnisite yapısına sahip olan ülkede 500’den fazla dil konuşulmaktadır. Buna karşın
ülkenin resmi dili İngilizcedir.
Nijerya’da resmi din belirlenmemiş olmasına karşın nüfusun %50’sini aşkın bir kısmı
Müslüman, % 30’undan fazlası Hıristiyandır, %15’den fazlası ise yerel dinlere bağlı
animistlerden oluşmaktadır. Hıristiyanların nüfus içindeki oranları (daha önceleri
Müslümanlarla aynı seviyelerde iken ve ülkede yoğun bir misyonerlik faaliyeti
yürütmekte olmalarına rağmen) gerilemektedir. Buna karşın, Hiristiyanlar Nijerya’daki
oranlarını olduğundan fazla göstererek yönetimde daha fazla söz sahibi olmak
istemektedirler. Böylesi durumlar, zaman zaman sosyal sorunlara yol açmaktadır.
Genellikle ülkenin güney ve orta bölgelerinde yaşayan Hıristiyanların Nijerya’daki
petrol ticaretinde etkin oldukları ve adeta tekel oluşturdukları ifade edilmektedir.
Bölgenin tarihine bakıldığında ise, hayli eski dönemlere dayanan geçmişlerinin olduğu
gözlenmektedir. Bölgede bilinen ilk medeniyet MÖ 1500’lü yıllarda gelişmeye başlayan
“Nok Uygarlığı” olduğu ifade edilmektedir. Bu dönemde demir metalurjisi konusunda
gelişme sağladıkları ve bu bağlamda Sahra altı (Subsahara) bölge için önem taşıdıkları
söylenebilir.
50 yılından başlayarak Roma İmparatorluğu tarafından (bölgenin altın rezervlerine
yönelik olarak) keşif seferleri gerçekleştirilmiştir. MS 7. yüzyıldan itibaren ise
Müslümanlık yayılmaya başlamış ve bölge (Kanem-Bornu İmparatorluğu kapsamında)
İslam medeniyetinin başlıca merkezlerinden biri haline gelmiştir. Takiben Igbo halkının
Nri Krallığı gibi bazı krallıklar yörede güçlenmiştir.

16. yüzyılda Portekizliler bölgeye gelmiş ve başta köle ticareti olmak üzere ticari
faaliyetlerde bulunmuşlardır. Takiben İngiltere’nin bölgede etkin olduğu görülmüş
ve sömürgecilik faaliyetleri hız kazanmıştır. Lagos 1681’de koloni haline getirilmiş ve
köle ticareti, devasa boyutlara ulaşmıştır.
20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, 1954’te ilan edilen anayasa ile halka bazı önemli
hakları verilmiş ve Nijerya 1960 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. 1963’te de
Cumhuriyet ilan edilmiştir. 1967’de ülkenin güneydoğusunda Biafra’nın bağımsızlığını
ilan etmesiyle Nijerya İç Savaşı başlamış ve 1970’te Nijerya kuvvetlerinin zaferiyle iç
savaş sona ermiştir. Ancak bu tarihten sonra da ülkede farklı zamanlarda Biafra
sorununun tekrar gündeme geldiği görülmüştür. Ayrıca ülkede darbeler ve darbe
girişimleri de yaşanmıştır.

Nijerya Ekonomisi ve Enerji Politik Önemi
Nijerya ekonomisi, Afrika’nın en büyük ekonomilerinden biri durumundadır. Kişi başı
(nominal) GSYİH yaklaşık 1200 USD kadardır. Buna karşın, Uluslararası Para Fonu
verilerine göre Nijerya nüfusunun üçte biri “aşırı yoksulluk” içinde yaşamakta ve günde
2,15 USD’dan daha az bir gelirle geçinmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda (bazı
kaynaklara göre de) Nijerya, dünyada “günde 1 USD’dan az gelirle yaşayan en fazla
kişi” barındıran ülkelerden biri olarak nitelenmektedir. 100 milyondan fazla insan
“muhtaç” durumda yaşamaktadır Yoksul kesimin, nüfusun %40’ını oluşturduğu ifade
edilmektedir. Gelir dağılımında önemli farklılıklar söz konusu olduğu söylenebilir.
Ülkede enflasyon % 37 olarak öngörülmektedir.
Nijerya’da bazı sanayi kolları gelişmiştir. Bunlar arasında petrol ve petrokimya ile doğal
gaz başta gelmektedir. Ayrıca maden, tekstil, inşaat, gıda kimya, gübre, demir-çelik
sektörleri de iştigal alanları arasında sayılabilir. Öte yandan Nijerya kakao ve kauçuk
üretiminde dünyada 6. sırada yer almaktadır. Tarım faaliyetleri kapsamında pirinç,
bakliyat, mısır gibi tarım ürünleri ile kauçuk, palmiye yağı ve bazı tropikal meyveler de
yetiştirilmektedir.
Nijerya, Afrika’nın en zengin yeraltı kaynaklarına sahip ülkelerinden biridir (Şekil 2).
Başlıca madenleri; altın, lityum, bakır, demir cevheri, kalay, çinko, kireç taşı kurşun,
gibi değerli ve stratejik minerallerden oluşmaktadır. Yılda ortalama 2 bin ton kadar altın
çıkarılmaktadır. Söz konusu maden cevherleri ülkenin hemen her yerine yayılmıştır
denebilir (Şekil 2).

Nijerya, Afrika’nın en büyük ekonomilerinden biri olmasına karşn maden sektöründe
dışa bağımlılığı fazladır ve bu bağımlılığı azaltma politikası izlemeye çalışmaktadır.
Burada şunu da belirtmek yerinde olur ki; Nijerya’nın maden kaynaklarının büyük bir
kısmı henüz ekonomiye kazandırılamamıştır.
Enerji kaynakları açısından Nijerya’ya bakıldığında; büyük ölçüde fosil yakıtlara
(petrol, doğal gaz, kömür) sahip olduğu görülmektedir Bunun yanında yenilenebilir
enerji konusunda ise yatırımları giderek artmaktadır.
Nijerya dünyanın 7. büyük petrol üreticisidir. Bir başka deyişle Afrika’nın en büyük
petrol üreticilerinden biridir. 2022’de günlük yaklaşık 1 Milyon varil ham petrol
üretilmiştir. Halen, Nijerya’nın günde 1,5 milyon varilden fazla ham petrol üretimi
yapıldığı ancak en az 500 bin varillik kapasitesini ise kullanılamadığı belirtilmektedir.
Nijerya, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve Afrika Birliği üyesidir. OPEC
verilerine göre, Nijerya’da tespit edilmiş ham petrol rezervleri 37 Milyar varil
mertebesindedir. Ülkede petrol rafinerileri bulunmakla beraber yetersiz olduğu ifade
edilmektedir.

Petrol sektörü, genellikle ülkenin güney ve orta bölgelerinde yoğunlaştığı için bu
bölgelerdeki insanlar daha fazla ekonomik fırsatlara erişebilmektedir ve birçoğu da
Hıristayanlardır. Müslüman nüfusun giderek başat olmaya başlaması ve/veya etkin olma
istekleri sorunlar oluşturduğu anlaşılmaktadır. Kuzeyde ise daha az ekonomik faaliyet
ve daha yüksek işsizlik oranları görülmektedir. Petrol yataklarının bulunduğu
bölgelerdeki çatışmalar ve silahlı grupların sabotajları, sosyal istikrarı olumsuz
etkilemektedir.
Petrol gelirleri, elektrik altyapısının geliştirilmesine yeterince yönlendirilemediğinden
ülkede elektrik kesintileri sıkça yaşanmaktadır. Ayrıca, petrol üretimi ve işlenmesi
(teknolojik bağlamda yapılamadığından) önemli ölçüde çevre kirliliğine neden olmakta
ve bu durum, özellikle Delta bölgesinde yaşayan yerel halk için sağlık sorunlarına yol
açmaktadır.
Nijerya, dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerinden birine sahiptir. Doğal gaz üretimi
hem iç tüketimde hem de ihracatta önemli rol oynamaktadır. Nijerya, doğalgaz
ihracatında dünyada önemli bir yere sahiptir. İlaveten sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG)
ihracında da önde gelen ülkelerden biridir.
Kömür de önemli bir fosil yakıt cevheri olarak ülkede bulunmakla birlikte, enerji
üretiminde petrol ve doğal gaz kadar büyük paya sahip değildir. Ayrıca, Nijerya’nın
(nükleer enerji santralları açısından önemli yakıt cevheri olan) uranyum ve toryum
açısından zengin yataklara sahip olduğu bilinmektedir.

Sonuç
Nijerya hem yüzölçümü hem yeraltı kaynakları ve hem de enerji kaynakları açısından
Afrika’nın önemli bir ülkesi olmasına karşın yoksulluk en önde gelen sorunlarından biri
durumundadır. Ekonomisi esas itibariyle büyük ölçüde ham petrol, doğalgaz ve LNG
ihracatına dayanmaktadır. Türkiye de, Nijerya’dan LNG alan ülkeler arasındadır.
Nijerya’nın petrol kaynakları, ülkenin ekonomik gelişiminde önemli bir rol oynamakla
birlikte, enerji üretiminde yaşanan sıkıntılar ve yetersiz rafineri kapasitesi nedeniyle
kapasite tam olarak değerlendirilememektedir.
Öte yandan, Nijerya’nın madenleri de son derece önemlidir. Söz konusu madenler
sadece ülke ekonomisi için değil, küresel enerji dönüşümü teknolojileri açısından da
kritik öneme sahiptir. Özellikle, lityum ve altın rezervleri, Nijerya’yı gelecekte
Afrika’nın madencilik merkezlerinden biri haline getirebilecek nitelikte görülmektedir.
Burada Nijerya’nın doğal gaz ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinde önde gelen
durumu üzerinde ayrıca durmak yerinde olacaktır. Zira ABD kaya gazından elde ettiği
pahalı doğal gazı LNG olarak ihraç etmekte ve LNG piyasasındaki rakiplerini sindirme
ve geri çekilmeye zorlama gibi politikalar izlemekten kaçınmadığı da
gözlemlenmektedir. Bu bağlamda Nijerya da ABD’nin dikkatini çekmektedir.
Son yaşananlardan sonra ABD’nin gündeme getirdiği olası müdahale planı (daha önce
Libya ve Irak’ta yaşananları çağrıştırmakta olup) ABD-Nijerya ilişkilerinin kritik bir
sürece çekmektedir. Nijerya’ya olası bir ABD müdahalesi, Afrika kıtasında yeni bir
istikrarsızlık dalgası yaratabilecek nitelik taşıma potansiyeline de sahip olacağı ifade
edilebilir.
Bütün bu açıklananlardan sonra, Nijerya’nın önemi kendini net olarak göstermektedir.
Bu bağlamda ABD ve ABD’nin 2025 başında göreve başlayan yeni Başkanının
Nijerya’ya yönelik askeri müdahale tehditlerinin arkasında petrol, doğal gaz, LNG
ticareti ve jeopolitik saiklerle kendini gösteren iyi planlanmış bir stratejinin bulunduğu
söylenebilir. Gerekçe dünyanın diğer stratejik bölgelerinde olduğu gibi bir hayli tanıdık
olup dini esaslı nedenler olduğu görülmektedir. (Bu sefer “Hristiyanlara yönelik şiddet
içeren davranışlar” gündeme getirilmektedir.) Ancak bu “insani” kaygının ardında,
Afrika’nın en büyük ekonomilerinden birini dize getirme, enerji kaynaklarına ulaşma ve
enerji, maden ve LNG ticaretine etkin olma istemi yatıyor izlenimi edinilmektedir.