Kervan Gıda UK Genel Müdürü Enes Başar: Yurtdışında başarılı olmak istiyorsak pazarın %98’ini temsil eden alanda yerimizi almalıyız

1994 yılında kurulan Kervan Gıda yurtdışında başarılı çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Gelirlerinin % 70’nin yurtdışından sağlayan firma, ‘Fetihler tarihi şekillendirir ama sadece yenileme geleceği inşa eder’ sözüne nispet, yeni pazarlarlar için kolları sıvamış. Gelişmeleri değerlendirmek için sorularımızı yönelttiğimiz Kervan Gıda UK Genel Müdürü Enes Başar, sektör olarak uluslararası arenada neden yeterli başarıyı elde edemediğimizi gözler önüne serdi.

Deneyimlerinizden yola çıkarak uluslararası arenada gıda sektöründe etkinliğini sürdürebilmenin zorlukları ile ilgili neler söylemek istersiniz?

En büyük zorluk enflasyonun olduğu bir ülkede, döviz kurunun artmaması diyebiliriz. Ancak bu zorluk günü düşünerek hareket etmediğimiz için yurtdışındaki ilerlememizi sürdürmemize engel değil. Dengeyi korumak için üç ülkede üretim yapıyoruz. Türkiye, Mısır, ve Polonya’da üretim tesislerimiz var.

Önce Mısır’a mı yoksa Polonya’ya mı yatırım yaptınız?

Önce Polonya’ya yatırım yaptık. 2020 yılında borsaya açıldıktan sonra elde ettiğimiz gelirle Polonya’da üretim yapan bir tesisi satın aldık. Tabii bu tesislerde bizim aktif olmadığımız alanlarda da üretim yapılıyordu. Yavaş yavaş o alanlardan çıktık ve jelly, licorice, marshmallow ve OTC ürünlerine yöneldik ve bu çerçevede dünyanın en büyük markalarına private label ürünler üretmeye başladık. Yaptığımız bu dengeleme çalışmaları ile uluslararası arenadaki sert rekabet koşullarına ayak uydurmayı başardık.

Tüm bu dengeleme politikalarınızdan bahsederken Mısır yatırımınızdan da bahsetmek gerek, genelde Mısır’a yatırım söz konusu olduğunda bir kaçış hikayesi gibi anlatılır. Bu noktada düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Bu noktada bir firma yurtdışında neden yatırım yapar sorusunu sormamız gerekir. Buna en basit cevap rekabet koşullarına ayak uydurmak olacaktır. Son dönemde ülkeler korumacı politikalar doğrultusunda ülkelerine giren ürünlere farklı vergiler uyguluyorlar, bu durum bazen iki ülke ilişkilerinde yaşanan gerginliklere de neden oluyor. Bu ortamda yumurtaları aynı sepete koymamanız kadar sağlıklı bir yol yoktur. Buna üretim maliyetlerinizi de eklediğinizde başta sorduğumuz sorunun cevabı daha net alınacaktır. Bugün ben Avrupa’ya Türkiye’den gönderdiğim ürünlerde %10 şeker vergisi ödüyorum. Mısır’da Avrupa’ya gönderdiğimde ise bu vergi yok. Bir üreticinin sert rekabet ortamında bu avantajları kullanması gerekir. Bunun yanında Türkiye’de son dört aydır şeker ithalatı durduruldu. Dünya’da şekerin fiyatının belirlendiği borsalarda fiyatın güncel olarak 450-500 dolar bandında olduğunu gözlemliyoruz. İç piyasamızda şekerin fiyatının 900 dolar olduğu düşünüldüğünde yaşanılan zorluk tahmin edilebilir. Bizim sadece yurt içinde satışımız olsa ve kurallar rakiplerimiz içinde geçerli olacağı için sorun olmazdı ancak yurtdışında varlık göstermek istediğinizde bu farklılıklar, sizin rekabet gücünüzü zayıflatıyor, hatta yok edebiliyor. Gönül ister ki rekabet edebilme şansımız olsa da tüm üretimimizi Türkiye’de yapsak.

Bu durum iç piyasada da ürünlerin daha pahalı fiyatlarla raflarda yerini almasına neden olmaz mı?  

Olur, raf fiyatı 5 TL olan bir ürünün 7-8 TL bandında satılması sonucu ile karşı karşıya kalırız. Bunun dışında da bu ülkenin günün sonunda ülkeye döviz girişine ihtiyacı var. Bu da ihracat yapan firmalar aracılığı ile olabilir. Bu nedenle ihracat yapan firmalarımızın avantajlı pozisyonlarda kalmasını sağlamalıyız.

Yurtdışındaki etkinliğinizden bahsetmişken, İngiltere dışında ofisiniz var mı?

Bizim dünyada yaklaşık 7-8 tane değişik ofisimiz var. Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, Fransa’da, Rusya’da ve Avustralya’da var. Yakında da Çin’de de açıyoruz ofisimizi. Bu ofislerde marketingi tamamen kendimiz yapıyoruz. Gidip o ülkelerde distribütör bulmak yerine, satış marketingini tamamen bizim yaptığımız bir organizasyon oluşturuyoruz.

Bu şekilde yurtdışında etkin olan firmamız var mı?

Marka olarak ilk on dediğimiz büyük marketlerde yerini alan markamız yok denecek kadar az.Ben sektörümüzde değil ancak Beko’nun bu açıdan başarılı olduğunu düşünüyorum onun dışında Ülker,Godiva ve United Biscuit’i alarak bu adamların hali hazırda raftaki yerini satın almış oldu. İngiltere’yi örnek alırsak ilk on market ticaretin %90’na hükmediyor. Siz bu marketlerde yerinizi alamazsanız doğal olarak pazarın %90’nında yerinizi alamamış oluyorsunuz. Biz hem Kervan Gıda hem de private label olarak ürettiğimiz ürünlerle bu marketlerin altısında yerimizi almış durumdayız.

Yaptığınız bu çalışmalar çerçevesinde destek görüyor musunuz?

Devletimizin Turquality çerçevesinde markalaşmaya verdiği destek oldukça önemlidir. 2011 yılından buyana bu program çerçevesinde destekleniyoruz. Bunlar bakıldığında büyük destekler mi, değil anca k devletimizin arkamızda olduğunu hissetmek bizim için oldukça önemli. Günün sonunda daha güçlü bir ülke olabilmemiz için bahsettiğim pazarlarda yerimizi almamız gerektiğini düşünüyorum. Bugün 15 milyonluk Yunanistan’ın bu raflarda daha fazla ürününün olmasını ben kabul edemiyorum. Bizim de 85 milyon nüfuslu bir ülke olarak gücümüzü göstermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Deneyimlerinizden yola çıkarak bunu nasıl gerçekleştireceğimiz konusunda bir değerlendirme alabilir miyiz?   

Bunların hepsi süreç gerektiren, altında düşünce ve bugünden yarın olmayacak tamamen emekle, tamamen sabırla adım adım çalışılıp, aşama aşama götürmemiz gereken şeyler. Biz bugünden komiteler kurup 20 yıl sonra ben nerede olmak istiyorum sorusuna cevap aramalıyız. İngilizler bir şeyi tamamen planlayarak yapar. Baştan sona tamamen planlamaya çalışır ama bu çok zaman alan bir şeydir Biz daha sabırsız bir milletiz ki bence kötü değil. Tabii ki bu kadar sabırsız olmak kötü ama mesela 80’e 20 kuralı vardır Ben mesela %80 ciro mu %20 müşterimle yaparım %80 ciro mu %20 mal grubumla yaparım. Bu dünyada istatistiksel bir kuraldır. Hayatın bütün noktalarında da dönüp baktığınızda bu kural geçerlidir. Bu kuralı iş yapış şeklimize de uygulayabiliriz. Zamanımızın %20’sini planlamaya, kalan %80 zamanımı ise uygulamaya ayırabiliriz. Her şeyi planlamak zorunda değilim, yolda da sorunları çözebiliriz. Ama hiç planlama yapmadan hareket etmememiz gerekiyor. Gelecekte dürüstlüğümüzle bu dünyada bize ihtiyaç var. Kısa vadede kazanmamız gerekmiyor. Uzun vadede yanlış yapan insanların birer birer elendiğini göreceğiz. Allah’ta doğrunun yanındadır. Dünyada elit dediğimiz insanların ne halde olduğunu şimdi görüyoruz Durum böyleyken her Firavun’a Allah bir Musa gönderiyor Bu Musalar İnşallah Firavunları alt edecektir. Biz iyi niyetle hazır olmalıyız.

Yurtdışında varlık gösteren sektörünüzdeki firmalar, bahsettiğiniz üzre %2’lik bir pazarda mı rekabet ediyorlar?

Evet, yerel marketlerde yer almak için mücadele ediyorlar. Sürekliliği olmayan, kurumsallaşmanın olmadığı marketlere ürünlerini vermek için çabalıyorlar. Toplan ticarette çok düşük paya sahip bu pazarın zorlukları ile boğuşuyorlar. Rekabette çok büyük, düşünün 5000 üretici var, hepsi küçük bir pazarda yer almak için kıyasıya mücadele ediyorlar. Bu şartlarda ihracat rakamlarımızın büyüme şansı yok. Yurtdışında başarılı olmak istiyorsak pazarın %98’ini temsil eden alanda yerimizi almalıyız.

Firmalarımız yurtdışı fuarlara katılarak ihracat yapmak için çalışmalarına devam ediyor. Aktardıklarınızdan yola çıkarak başarılı olma şansları yok mu?

Aslında dostlar alışverişte görsün tarzında bir durumla karşı kaşıyayız. Rakibi katıldığı için katıldığımız, %2’lik pazarda kıyasıya rekabet için var olduğumuz bir durumdur fuarlar. Düşünün Türkiye’de 100 tane çikolata firması var, bunlar %2’nin içerisinde yer almak için çırpınıyor.

Avrupalı üreticilerle %98 için rekabet edecek avantajlarımız yok mu?

Avantajlarımız var ama öncelikle girdiğimiz pazarda sabırla, planlı bir şekilde hareket etmemiz lazım. Önce zarar edeceğimizi ve adım adım pazarda yerimizi aldıkça kar edeceğimizi bilmemiz lazım. Örneğin Kervan Gıda olarak Fransa’ya girdiğimde orada bir dönem zarar edeceğimi biliyoruz. Sonrasında büyük zincirlerde yer alacağımı biliyoruz. Avrupalı firmaların yaşadığı konfor alanından kolay kolay değişime gitmedikleri için eskimiş üretim bantları ile yollarına devam ediyorlar, bu da verimliliklerine yansıyor. Biz yeni üretim bantları ile verimli bir üretim içerisindeyiz, bu durum bize önemli bir avantaj sağlayacaktır. Bu noktada daha az kazanıp daha çok satabilmenin yolunu bulabilmeliyiz. %98’lik pazardan pay almaya başladıkça daha fazla kazanacağımızı öngörerek hareket etmeliyiz. Biz başarırsak bizden sonra geleceklerin işleri kolaylaşacaktır.