KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu: KKTC’de önceliğimiz enflasyonu kontrol etmektir
Ortadoğu’da yaşanan savaşların etkilerini yaşayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti enflasyonla mücadele için yerli üretime yönelmiş durumda. Dünya ekonomileri gibi KKTC ekonomisini de zor günlerin beklediğine dikkat çeken KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, 2026 yılının parlak bir yıl olmayacağını fakat ellerinden gelen çalışmaları yaptıklarına vurgu yaptı.
Bölgede yaşanan savaşın ada ekonomisine etkisini aktarır mısınız?
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. KKTC’nin Türkiye ile ekonomik bağların önemi, özellikle mevcut koşullarda her zamankinden daha önemlidir. Türkiye’den gelen mali destek ve protokoller, bazı olası şokları hafifletiyor. Biz de TL kullandığımız için, Türkiye’nin istikrarlı duruşu ve TL’nin aynı doğrultudaki istikrarı çok önemlidir. İçinde olduğumuz durumda Türkiye ile koordinasyon daha kritik hale gelmiştir ve bu koordinasyonun en üst seviyede işlerliği hayati önemdedir.
Tabii ki bölgedeki savaşın en önemli etkisi, Doğu Akdeniz’in “riskli bölge” algısını yükseltmiş olmasıdır. Risk algısı yükseldikçe Avrupa’dan gelen turist sayısında azalma olması kaçınılmazdır. Tatil rezervasyonlarında düşüş yaşanması yüksek olasılıktır. Otel doluluk oranları olumsuz etkilenecektir, bunlardan kaçış yoktur. Biliyorsunuz KKTC için turizm çok önemlidir. Bütün bu gerçekler ışığında, KKTC turizmi için çok agresif bir planlama ile hem iç hem de özellikle Türkiye pazarına yönelik paketler hazırlanmalıdır. Enerji fiyatları haliyle tüm Dünya’da yükselmiştir. Akaryakıt fiyatlarındaki artışların, birçok ülkede nelere mal olacağını yakın bir gelecekte göreceğiz. İngiltere gibi köklü ülkelerin bile ciddi sıkıntı yaşadığını görüyor ve takip ediyoruz. Akaryakıt fiyatlarındaki artışla birlikte, elbette üretim maliyetleri ile taşımacılık maliyetleri de tüm Dünya ülkelerinde olduğu gibi ciddi biçimde artacaktır, bunun da enflasyon baskısını yukarı çekmesi kaçınılmaz olacaktır. Savaşlar, lojistik hatları etkileyebiliyor. Buna bağlı olarak:
İthal ürünlerde gecikme, navlun (taşıma) maliyetlerinde artış ve neticede temel tüketim ürünlerinde fiyat yükselişi, doğal beklentidir. Sık sık “dışa bağımlılığın azaltılması” gerektiğini vurguluyorum.
Yeni yatırımlar azalabilir; yabancı finansmana erişim bizim için zaten zor koşullar içerdiğinden, bu da ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyecektir.
Son dönemde akaryakıt fiyatları artmaktadır. Bu noktada KKTC’nin aldığı önlemleri ve akaryakıt sektörünün geldiği noktayı aktarır mısınız?
Enflasyonu kontrol etmek, artışı engellemek ve vatandaşın alım gücünü korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Bir önceki soruda dediğim gibi yerli üretimin artırılması için çaba harcamaya başladık, devam edeceğiz ve ithal ürünlerin ikamesini sağlayan yerli üretimin üretim hacimlerini artırabilmek için fiyat istikrar fonu oranlarını yeniden düzenleyeceğiz. Uluslararası borsalarda artış gösteren akaryakıt fiyatlarının ülkemize yansımasını azaltmak veya sınırlamak için akaryakıt üzerindeki vergi kalemlerini kaldırdık. KDV, gümrük vergisi, rıhtım harcı, turizm teşvik fonu, tarım sigortası fonunu şimdilik iptal ettik. Vatandaşın akaryakıtı günlük borsa ürün maliyeti üzerinden alabilmesini sağlamaya çalışıyoruz ancak tabii ki devlet bütçesine ciddi gelir kaybı getirdiğinin de farkındayız.
Benzin, Euro diesel, gazyağı ve fuel-oilde KDV kaldırıldı. Fiyatların kontrolsüz artmaması için, bayi ve ithalatçı payları litre başına sabit bir rakama bağlandı. Keyfi fiyat artışı olmayacak. Uluslararası petrol fiyatları artsa bile hükümetimiz içte zam yapmayı erteledi. Dijital denetim ve otomasyon sistemlerine büyük önem veriyoruz. Akaryakıt sektöründe otomasyon sistemimiz devrededir ve denetimimiz mutlaktır. Dijital karekod (Eko-Sepet) uygulamasını da hayata geçirdik, marketlerdeki fiyatları vatandaş da denetleyebiliyor, kıyas yapabiliyor. Fiyat ve stokların daha şeffaf kontrol edilebiliyor.
KKTC’de bankacılık sektörüyle ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?
Bu sektör güvendedir. Bir sıkıntı söz konusu değildir. Bankacılık sistemine zarar verilmemesi gerektiği kaçınılmaz bir duruştur. Ne yapılırsa yapılsın, hangi yasa değiştirilirse değiştirilsin bankacılık sistemi güvenilirliğini korumalı, bankaların itibarı asla zedelenmemelidir. Hala nakit dolaşımı yaygındır bu da paranın kontrolünü zorlaştırıyor. Paranın kaydi olarak daha çok bankalar üzerinden dolaşımını sağlamalıyız. Para bankaya girdiği anda kontrol altındadır. Ekonomi son derece şeffaf hale gelir. Mali denetim kolaylaşır. Ekonomiye kaynak yaratmak adına, zaman zaman bazı geçici teşvikler veya düşük vergili uygulamalar yaşama geçirilebilir. KKTC finans sistemi çok büyük ölçüde Türkiye ile entegredir. Haliyle uluslararası finans kurallarına, gri liste meselesine, denetim standartlarına bankacılığımız adına önem veriyoruz.
KKTC limanlarının ve Türkiye KKTC deniz taşımacılığının KKTC ekonomine etkisini aktarır mısınız?
Kara sınırımız bir tek Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile vardır. Bu sınır üzerinden Yeşil Hat Tüzüğü dediğimiz bir mevzuatla ticaret yapılmaktadır. Ancak ithalat ve ihracatın neredeyse tamamı deniz yoluyla gerçekleştirilmektedir. Haliyle limanlarımız bizim için son derece önemlidir. Başta Gazimağusa Limanı olmak kaydıyla, deniz taşımacılığı ekonominin omurgasıdır. En yoğun deniz ticaret hattımız Türkiye iledir. Bizler için en güvenilir hat da budur. Gıda, yakıt, inşaat malzemeleri ve her türlü tüketim ürünlerinin tamamına yakını Türkiye’den getirilmektedir. Türkiye ile deniz bağlantısı, ana damarımızdır.
Yaşanan olumsuz koşullar neticesinde, son dönemde taşımacılık maliyetleri artmıştır ve tüm Dünya’da olduğu gibi bunun KKTC’deki her şeyin daha pahalı olması anlamına geleceği kaçınılmaz olacaktır. Ürünlerimizin çok büyük kısmı ithaldir ve taşımacılık maliyetleri ne yazık ki doğrudan fiyatlara yansımaktadır. Taşıma maliyetlerini düşürmek ekonomi politikalarımızın öncelikleri arasındadır ama açık söylemek gerekirse bu konuda çok fazla bir argümanımız yoktur. Limanların modernizasyonu konusunda çok etkili olamadığımız da bir itiraftır. Bu konuda adım atarak, Türkiye’nin de desteği ile örneğin limanların altyapısını geliştirmek, yükleme ve boşaltma sürelerini kısaltmak zorundayız.
Şunu da vurgulamak şart diye düşünüyorum. KKTC’nin uluslararası statüsü nedeniyle, doğrudan deniz ticaretimiz çok sınırlıdır ve bu da maliyet artırıcı bir durumdur.
KKTC’de yenilenebilir enerji yatırımlarının arttığını görmekteyiz. Bu alandaki hedefler ve yatırımcıların ilgisiyle ilgili bir değerlendirme yapar mısınız?
Bu konuya büyük önem vermekteyiz. Bizim için en büyük potansiyel güneş. Yılın neredeyse 330 günü – günde ortalama 9.1 – yılda 3 bin 300 saat avantajıyla Kıbrıs adasına bu fırsatı sağlıyor. Ve şu an 165.8 MW’lık mahsuplaşmalı sistem kullanıma kazandırılmıştır. Bütün bunları olurken elbette üretim izinlerine, kapasite planlamasına ve tabii ki teknik bir konu olan şebeke dengesine önem veriyoruz. Mevcut elektrik altyapısı ne yazık ki büyük oranda yenilenebilir üretimi kaldıracak seviyede değil. Altyapı yatırımlarına önem vermeliyiz. Türkiye ile deniz altından elektrik kablosu bağlantısı bizim için hayali bile muhteşem bir projedir ve bunun mutlaka gerçekleşmesi gerekmektedir. Türkiye ile olası bir bağlantı, yenilenebilir enerji potansiyelini – kapasitesini artıracaktır.
2026 yılı KKTC ekonomisiyle ilgili beklentilerinizi aktarır mısınız?
Tüm dünya ekonomileri gibi bizi de zor günlerin beklediğini inkar etmek doğru olmaz. Elimizden geleni yapıyoruz. Parlak bir yıl olmayacağı kesin. 2026 zor bir yıl olacak, bölgedeki savaş ve kriz ortamı ekonomiyi baskı altında tutuyor. Çok sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Önceliğimiz enflasyonu kontrol etmek, bunda ne kadar başarılı oluruz bilemem. Hayat pahalılığını sabit tutmak çok önemli. Tüketiciyi korumak daha da önemli. Akaryakıtta vergilerin sıfırlanmasını sağladık. 2026 için agresif büyüme değil, ekonomiyi dengede tutmaya çalışacağız. Türkiye ile ilişkilerimiz bu bağlamda çok önemli. Ve bizler de çok önem veriyoruz.
Türkiye ile ticareti geliştirmeli, finansal destek sağlamak için girişimleri artırmalı, özellikle enerji temelli projeleri değerlendirmeliyiz. Türkiye ile çok iyi uyum ve koordinasyon, ekonominin sigortasıdır. Uygulamalarımız elbette mükemmel ya da eksiksiz değildir. 2026’da kayıt dışı ekonominin azaltılması çalışmalarına da önem vermemiz gerektiği ayrı bir gerçektir.
