Link Bilgisayar Sistemleri Genel Müdürü Murat Pekmezyan: 5G teknolojisi bizim sunacağımız hizmetlerin kalitesini artıracak
Teknolojik gelişimin sınırlarının zorlandığı ve bilinmezliklerin artığı bir dönemden geçiyoruz. Gelecekte var olacak bir problemi öngörmek zordur, ancak ortaya çıkan problemi geçmişte öngörüp önlem almadığımız için çözmek de zordur ve insanların kendi zorluklarını doğru seçebilmeleri onları geleceğe daha güvenli taşır. Zorluk seçimi noktasında fikir edinebileceğimiz bilgileri edinebilmek için bir araya geldiğimiz Link Bilgisayar Sistemleri Genel Müdürü Murat Pekmezyan, bir kırılma noktasında olduğumuzu belirtiyor.
Teknolojik olarak gerekli adımları atabilmek için dönemi daha iyi anlayabilmek adına yaşanılan süreç ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Günümüzde içinde bulunduğumuz dönem, tüm dünyada ekonomik olarak yüksek derecede belirsizliklerle karakterize ediliyor. Savaş ve jeopolitik gerilimlerin piyasalara etkisi, ülkelerin ve şirketlerin stratejik planlarını zorlaştırıyor, teknolojik gelişmelere dair öngörüleri güçleştiriyor.
Savaş ortamının teknoloji sektörüne yansımaları da somut şekilde görülüyor. Dünyanın en büyük çip üreticilerinden biri olan Tayvan, ileri teknoloji ve yapay zekâ uygulamaları için kritik olan çiplerin üretiminde önemli bir rol oynuyor. Çip üretiminde kullanılan helyum gibi hammaddeler, hassas sıcaklık kontrolü ve soğutma amaçlı hayati önem taşıyor. Ancak savaş ve tedarik zincirindeki aksaklıklar, bu üretimi ve dolayısıyla maliyetleri doğrudan etkileyebiliyor.
Bu çerçevede, şirketler ve ekonomiler, belirsizliğin yarattığı riskleri yönetmek ve teknolojik yatırımlarını stratejik olarak yönlendirmek durumunda. Sürecin uzun vadeli etkileri henüz tam olarak öngörülemese de, dayanıklılık ve esnek tedarik zincirleri bu dönemde öne çıkan kritik unsurlar olarak dikkat çekiyor.
Kısır bir döngüye girdiğimiz söylenilebilir mi?
Milli gelire negatif etkiyi oluşturacak olan bu durum, teknolojinin günlük hayatlarında ne kadar önemli olduğunu bilmeyen firmaların maalesef teknoloji yatırımlarından vazgeçmesine neden olacaktır. Dolayısıyla da bizim firma olarak büyüyelim, geliştirelim planlarımız bu dönemde sıkıntıya girebilir. Şu an için bir sıkıntımız yok. Ama bu savaşın sürmesi, yıllara sari olması, bizi maalesef sıkıntıya sokacak olabilir. Biz bununla ilgili kendi önlemlerimizi bir yandan alırken bir yandan da ürün çeşitliliğimizi karar verme süreçlerini destekleyecek şekilde geliştiriyoruz.
Özellikle veri bizim açımızdan çok kritik. Bu veriyi gerek gerçekleştirdiğimiz yazımlarla destekleyerek karar alma süreçlerine eklediğimiz gibi yapay zekayı da karar alma süreçlerine ekleyerek müşterilerimizin yolculuklarında onların yanında bulunmayı hedefledik. Onlar da bu yolculuktan vazgeçmezlerse eğer ya da geciktirmezlerse sorun çıkmaz.
5G’ye geçtiğimiz bir süreçten geçiyoruz. Aktardığınız bu sorunların sürece etkileri ile ilgili neler söylemek istersiniz?
5G’nin çıkmasıyla birlikte veri hızı çok daha artıyor. Şimdi veri hızının artıyor olması demek 5G üzerinde çalışan sistemlerimizin daha hızlanması ve dolayısıyla da karar destek sistemlerinin çok daha etkin olarak kullanılmasına yol açacak. Dolayısıyla çok daha hızlı karar alma süreçlerimizi yerine getirirken Link Bilgisayar olarak da biz, kendi geliştirdiğimiz bulut tabanlı yapılarla da müşterilerimizin anlık olarak bilgiye hızlı erişip işlemlerini tamamlamalarını sağlıyor olacağız. Bulut tabanlı bir mimariyi geliştirdiğimiz ve 5G bu bulut tabanlı mimariyi desteklediği için özellikle mobil çözümlerde inanılmaz hız kazanıyor olacak. Bu açıdan baktığımız zaman 5G sonrasında artık akıllı sistemler ekonomisine bir geçiş yapıyor olacağız. Bu çalışmaların bir bedeli var ama bu bedelden vazgeçildiğinde firmanın ilerleyen dönemlerde ödeyeceği daha büyük bir bedel olacaktır.
Link Bilgisayar olarak 5G ile hayata sokacağınız hizmetler ile ilgili detaylı bilgi alabilir miyiz?
Bu kapsamda baktığımız zaman akıllı şehirler üzerine çok ciddi projelerimiz var. Enerjinin kullanımı olsun, akıllı trafik çözümleri olsun, sürekli trafiğin akışını gözlemleyerek akıllı sistemlerle trafikteki yeşil ışık, kırmızı ışık senkronizasyonunu gerçekleştirecek sistemler, 5G teknolojisiyle artık günlük hayatımıza giriyor olacak. Dolayısıyla bu açıdan da bakıldığında da bizim bu konuya ilişkin olan akıllı trafik, akıllı şehir akıllı tesis projelerimiz daha ete kemiğe bürünür hale gelip uygulamada çok daha verimli, çok daha ekonomik ve pratik çözümler sunma imkanına sahip olacağız. 5G teknolojisi bizim sunacağımız hizmetlerin kalitesini artıran bir çözüm haline geliyor.
Yaptığınız çalışmaların sürdürülebilirlik ile ilgili önemli açılımlar sağlayacağını söyleyebilir miyiz?
5G ile veri toplama analiz kabiliyetleri artacağı için ESG ve sürdürülebilirlik projelerinde çok daha isabetli sonuçlar alınabilecektir. Çok güzel bir ESG skorlama projesi geliştirdik. Özellikle Avrupa Birliği’ne ihracat yapan firmalar belirli bir normda sıfır karbon hedefine yönelik belirli bir kıvamda üretim gerçekleştirmiyorlarsa ihracat yapmaktan zorlanıyorlar. Bizim geliştirdiğimiz platform sahadan ve farklı ortamlardan veriyi toparlayarak o firma özelinde sizin karbon sıfır hedefine ne kadar yaklaştığınızı gösteren bir skor üretiyor. Bu skor ESG skoru adını verdiğimiz bir skor. ESG skoru çevreye verdiğiniz zararı, şirketi nasıl yönettiğinizi ve tedarikçilerinizle beraber bu işi nasıl yürüttüğünüzü, üretim süreçlerinizi ve üretimden çıkan atıklarınızı nasıl çevreye zarar vermeden yönettiğinizi gösteren bir skor. Bu skor ihracat yapan firmalar için çok önemli. Çünkü ben ESG skorumu bilmiyorum dediğim anda siz negatif olarak değerlendiriliyorsunuz ve bu size bir ekstra vergi olarak geliyor. Firmalar bizim sistemimizle elde ettikleri bilgilerle durumlarını bilip, önlemler aldıkları takdirde ortaya çıkacak bu maliyetlerden kurtulma hatta artı değer ortaya çıkardıklarında da ekonomik olarak faydalanma şansına sahip olacaklar.
Bu konuda firmalarımızda yeterli bilinç var mı?
Türkiye’de işletmelerin sürdürülebilirlik konusundaki bilinci giderek artıyor; özellikle Paris Anlaşması hedefleri ve uluslararası ihracat standartları, şirketleri çevresel performanslarını iyileştirmeye yönlendiriyor. Bu durum, hem yasal uyum hem de rekabet avantajı açısından işletmeler için önemli bir zorunluluk haline geliyor. Bu noktada Susdex ile ortak hayata geçirdiğimiz Link ESGScore Card Platformu işletmeler için hem risk ölçümü yapmaya hem de Uluslararası raporlama standartlarına uygun bilimsel ve kapsayıcı derecelendirme modelleri ile güvenilir ve doğrulanmış bir derecelendirme hizmeti sunmaya yardımcı oluyor.
Bu konuya özel sektör mü kamu mu daha hazırlıklı?
Gözlemlediğim kadarı ile kamu tarafı sürdürülebilirlik konusunda daha hazır pozisyonda.
KOBİ’lerimizde durum nasıl?
KOBİ’ler arasında sıkça görülen bir yanlış kanı, sürdürülebilirlik ve uluslararası standartların kendilerini doğrudan bağlamayacağı yönündedir. Oysa KOBİ olarak sınıf atlamak ve rekabet avantajı kazanmak istiyorsanız, sürdürülebilirlik standartlarını geliştirmek ve şeffaf bir şekilde yönetmek kaçınılmazdır. Dünyada artık tüm paydaşlar birbirinden haberdar; tedarikçiler, müşteriler ve yatırımcılar sürdürülebilirlik performansını yakından takip ediyor.
İşte bu noktada Link, KOBİ’lere bu farkındalığı kazandırmayı görev ediniyor. Bu amaçla üniversitelerle ortak bir platform oluşturduk ve Susdex, işletmelerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performanslarını ölçmelerine ve raporlamalarına imkan tanıyor, hem yasal uyum süreçlerini destekliyor hem de uluslararası pazarlarda rekabetçi olmalarını sağlıyor. Platform sayesinde KOBİ’ler, karbon ayak izlerini, enerji verimliliklerini, tedarik zinciri şeffaflıklarını ve sosyal sorumluluk uygulamalarını daha sistematik ve şeffaf bir şekilde yönetebiliyor.
Kısaca, KOBİ’ler için Susdex üzerinden sürdürülebilirlik yönetimi, sadece bir uyum yükümlülüğü değil, aynı zamanda büyüme ve ihracatta rekabet avantajı sağlayan stratejik bir araç olacak.
