Polifarma Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Vildan Kumrulu: Ülke olarak etken maddeyi ve primer ambalajı üretmek zorundayız
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre iyi işleyen bir sağlık sistemi, eğitimli ve motive sağlık çalışanlarına, iyi bakımlı bir altyapıya, güvenilir ilaç ve teknoloji tedarikine, uygun hizmet sunum yaklaşımlarına, yeterli finansmana ve bunların tümünün güçlü sağlık planları ve kanıta dayalı politikalarla ifade edilmesine dayanır diye ifade edilmektedir. Bu çerçevede ülkemizde alınan yolun azımsanamayacak boyutlarda olduğunu ifade eden Polifarma Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Vildan Kumrulu, bu durumun örneklerini pandemide gördüğümüzü belirtiyor.
Ülkemizde ilaç sanayinin önemi pandemide bir kez daha ortaya çıktı. Yaşanan süreçle ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Ülkeler kapandığı zaman, yerli ilaç sanayinin ne kadar önemli olduğunu gördük, en az savunma sanayi kadar stratejik bir alan olduğunu gördük. Bir de asıl olan insanı yaşatmak olduğu bir ortamda yardımlaşmanın ne kadar önemli olduğunu gördük. Hasılı insan sağlığı için ilaç sektörü için ne denli önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu.
Bu açıdan bakıldığında sizin gelişim süreciniz de oldukça önemli, Ar-Ge Merkezinizi geçen yıl hizmete açarak sektörde farklığınızı ortaya koyduğunuzu söyleyebilir miyiz?
Ülkemizde, alanında kapsam ve büyüklük olarak tek olan ‘POLAR-GE’ Merkezimizin açılışını 2025 Eylül ayında, Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu yaptı. Kendisinin ilgi ve alakaları bizi mutlu etti, bu vesile ile kamuoyu önünde de teşekkür etmek isterim.
Merkezimizi geçtiğimiz yıl açtık ama temellerinin eskiye dayandığını söyleyebilirim. Yaptığımız çalışmalar ışığında, ülkemizin bu denli donanımlı bir Ar-Ge Merkezine ihtiyacının olduğunu gördük ve sektörde ilerleyebilmenin nasıl olabileceği hususunda önemli bir yol ayrımına geldik. Zaman içerisinde geliştire geliştire bugünlere getirdik.
Bugün, 70 kişilik bir ekiple 11.000 m² kapalı alanda çalışmalarımızı yürüttüğümüz Ar-Ge Merkezimizde hem formülasyon hem proses geliştirme hem de pilot üretimlerle GMP onayı alabileceğimiz çalışmaları yürütüyoruz.
Sektörde ilerleme konusunda ifade ettiğiniz yol ayrımı ile ilgili detay alabilir miyiz?
İlaç sektöründe ilerleyebilmenin yolu etken maddeyi üretebilmekten geçmektedir. Aksi takdirde yol alabilmeniz mümkün değil. Baktığımızda sayıları bir elin parmağını geçmeyen firmaların etken madde üretebildiğini görüyoruz. Ülkemizin ilaç üretimi teknolojisi açısından çok iyi noktada olmasına rağmen bu konuda gerekli ilerlemeyi sağlayamadığımızı söyleyebilirim. Biz bugün bu çerçevede projeler yürütüyoruz. Yaklaşık on yıldır nadir hastalıklar konusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Etken maddeyi ürettikten sonra sektör için bir diğer önemli nokta ise primer ambalaj konusunda üretiminizin olmasıdır. Çünkü etken maddeyi üretseniz de onu ambalaj içerisine koyamazsanız bir anlam ifade etmez. Pandemi döneminde bunu yaşadık ama biz, ülkemizin de süreçte sorun yaşamaması için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Ülkemiz söz konusu olduğu zaman gerekli özveriyi göstermekten geri durmadık. Ülke ihtiyaçları için kaynaklarımızı, diğer ürünlerimizin üretimini durdurmadan seve seve kullandık. Kısaca ülke olarak etken maddeyi ve primer ambalajı üretmek zorundayız.
Bu çerçevede nadir hastalıklar ile ilgili hikayeniz başladı diyebilir miyiz?
Evet, yaptığımız araştırmalar sonrasında da SMA ile ilgili çalışmalara başlamaya karar verdik. SMA projesine karar verdikten sonra ortaya koyduğumuz on yıllık çalışmanın yedi yılında etken maddenin sentezi ile ilgili çalışmalar yaptık. Laboratuvar ortamında sentezi gerçekleştirdikten ve etkin madde üretimi için alan kurduktan sonra GMP onayı aldık. Bugün, farklı nadir hastalıklara yönelik etkin madde ve bitmiş ilaç üretebiliyoruz; bu çok büyük bir gurur. Çünkü burada ülkemize ve toplumumuza hem ekonomik hem sosyal bir fayda yaratma söz konusu.
Bu çalışmaları yaparken ülke dışından bir yardım aldınız mı?
Her platformda söylüyorum çünkü biz, firmamızı kurarken de sonrasında da yabancı kaynaklardan ve hatta başka bir ülkelerden bir know-how almadık. Biz Polifarma olarak bilgi ve yeteneğimizi biliyorduk. Çok liyakatli ekibimiz vardı. Çok doğru bir modellemeyle, dünyayı da bildiğimiz için şu anki mevcut üretim hattımızı kurduk.
Yabancı sermaye ye ayrı bir parantez açmak ister misiniz?
Yabancı sermayeyi ikiye ayırmak lazım. Birincisi bizim gibi bu işle işle iştigal eden firmalar var bir diğeri ise para kazanıldığı dönemlerde bu işe yatırım yapan fonlar var ve zamanı geldiğinde geldikleri gibi gidiyorlar. Biz bu ortamda kendi imkanlarımızla ilerlemeyi tercih ettik. Ama her zaman yabancı firmaların ülkemize girme konusunda çok istekli olduğunu söyleyebilirim. Bu ortamda yerli firmalarımızın varlığı oldukça önemlidir.
Yabancı firmaların ülkemizde istediklerini bulamadığı yönünde söylemlerine tanık olduk. Özellikle ilaç fiyatlandırma sistemi ile ilgili eleştirileri var.
Yabancı firmaların ülkemizde büyük kazançlar elde ettiklerini gözlemledim. Özellikle bizim gibi yerli firmaların olmadığı ortamlarda kazançları katbekat fazlaydı. Hiçbir üretim yapmadan yurtdışından getirerek önemli kazançlar elde ettiler. O nedenle Türkiye pazarından memnun olmadıkları düşüncesine katılmıyorum. Bu firmaların kazanmadan bu ihalelere girdiğini düşünmek anlamsızdır. Ancak her şeyden önce insan sağlığı ile uğraştığımızı unutmamamız gerekir. Elbette ticari bir yanımız var ama insan olmamızın gereklerini de yerine getirmemiz gerekiyor.
Diğer taraftan Türkiye sadece Türkiye’den ibaret değildir. Türkiye istikrarlı bir ülke olarak bölgede sektöre merkez olabilme özelliklerine sahiptir. Bu çerçevede de uluslararası firmalar ülkemizde konumlanıp buradan yakın çevremize ve Asya’ya ulaşım sağlıyorlar.
Primer ambalaj konusunda söylemlerinizden o alanda da yatırım yapma isteğinizin olduğunu anlıyoruz. Bu yönde bir çalışmanız var mı?
Flakon, ampul (primer ambalaj) üretimi uzun vadede hedefimizde. Fakat ilk aşama etkin madde üretimi için yatırımlarımızı tamamlamak ki zaten SMA etkin maddesi olan Nusinersen üretimi ile ilk temeli attık. Bu konuda önce ülkem sonra da çalışanlarımın sorumluluğu düşüncesi ile hareket ediyoruz. Polifarma olarak yerelleşen Ar-Ge gücümüz ve milli üretim odağımızla, Türkiye’nin ilaçta tam bağımsızlığı için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Devlet bu konuda destekler veremez mi?
Devletimiz SMA ile ilgili çalışmalarda da gerekli desteği verdi. Hamle programı desteği de zaten bunun göstergesi. Yani devlet bunun çok farkında; dolayısıyla çok ciddi teşvikleri oluyor.
Bu konuda yeterli insan kaynağına sahip miyiz?
Bu konuda oldukça iyi bir noktadayız. Bir dönem alanımızda beyin göçü verdik ama şimdi geri dönüşlerin olduğunu gözlemliyoruz. Biz de Polifarma kültürü ile insan yetiştirmenin önemli olduğunu düşünüyor ve bu çerçevede çalışmalar yapıyoruz. Üniversite öğrencilerini destekliyoruz; üniversite-sanayi iş birliklerini çok önemsiyor ve gerçekleştiriyoruz. Bizimle çalışmaya başladıktan sonrada kurum içi eğitim çalışmalar ve gerekli yönlendirmelerle farklı eğitimler almasını ve kendisini geliştirmesini destekliyoruz. “Kader, cesur insanların yanında.” Ülkeme olan inancım ve Polifarma’nın 40 yıllık köklü birikimi, eşsiz yeteneği ve güçlü duruşuyla; daha çok büyük projeleri hayata geçireceğimizi biliyorum.
