Güçlü Sistem, Güçlü Gelecek: Sağlıklı Türkiye Yüzyılı
Sağlık, eğitim gibi alanlar bir ülkenin öncelikleri arasında olan gelecek ile ilgili planlamalarda dikkate alınan en önemli alanların başında gelmektedir. Sağlık alanında uzun yıllardır yapılan planlamalar ve yatırımlar meyvelerini vermeye başladı. Sağlık alanındaki gelişimimizi aktarmak için sorularımızı yönelttiğimiz Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, tarihe not düşen açıklamalarda bulundu.
Sağlık alanında büyük bir dönüşüm yaşandığını görüyoruz. Bakanlık görevinizle birlikte bu birikimi “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla daha ileri taşıyacağınızı ifade etmiştiniz. Bu vizyonu nasıl tanımlıyorsunuz?
Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde son 24 yılda sağlık alanında tarihî bir gelişim gerçekleştirmiş; altyapısı, insan kaynağı, dijital kapasitesi ve yerli üretim hamleleriyle dünyanın dikkatle takip ettiği bir sağlık sistemine kavuşmuştur.
2002 yılında 1.156 olan hastane sayımız bugün 1.525’e yükselmiştir. Bu süreçte mevcut hastanelerimizin yaklaşık yüzde 80’ini yeniledik ya da yeniden inşa ettik; fiziki yapılarından teçhizatlarına kadar bütünüyle modernize ettik.
Nitelikli yatak kapasitemiz 18 binden 184 binin üzerine çıkarken, yoğun bakım yatak sayımız 2 binlerden 47 binin üzerine ulaşmıştır. Kamu, üniversite ve özel sektör sağlık kuruluşlarımızla birlikte bugün ülke genelinde 271 bini aşkın yatak kapasitesiyle hizmet sunuyoruz.
Sağlık tesislerimizi inşa ederken afetlere karşı dayanıklılığı da temel önceliklerimizden biri olarak ele aldık. Hastanelerimizi deprem başta olmak üzere olası afetlere karşı dirençli, sismik izolatörlü ve son teknoloji yapı sistemleriyle güçlendiriyoruz. Bu adımlarla olası afet anlarında kesintisiz hizmet sunabilecek güvenli yapılar oluşturuyoruz.
“Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile dağınık yapıları bir araya getiren, vatandaş odaklı, daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir sistem inşa edilmiştir. Ülkemiz artık altyapısından insan kaynağına, koruyucu sağlık hizmetlerinden ileri teknoloji sağlık yatırımlarına kadar her alanda güçlü ve örnek alınan bir seviyeye ulaşmıştır.
Esasında “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” dediğimiz bu büyük ufuk; yalnızca sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasıyla sınırlı olmayan, her bir vatandaşımızın sağlığını koruyan, geliştiren ve yerli üretim sağlık teknolojileriyle taçlandıran bütüncül bir devlet iradesidir.
“Koruyan Sağlık” modelinde hastalanmadan önce sağlıklı kalmayı merkeze alan bir yaklaşım ortaya koyuyorsunuz. Aile Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri; kanser taramaları, sigara bırakma hizmetleri, normal doğum ve organ bağışı gibi birçok alanda önemli adımlar atıyorsunuz. “Koruyan Sağlık” modeli sahada nasıl karşılık buluyor?
Sayın Cumhurbaşkanımızın “hayalim” dediği Şehir Hastanelerimizi yurdumuzun dört bir köşesinde hızla inşa etmeye devam ediyoruz. Kapısından giren bir hastanın teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerini aynı kampüste alabildiği bu şifa modeliyle, hâlihazırda 27 şehir hastanemizde 39 bin 500’ü aşkın yatak kapasitesiyle hizmet veriyoruz. 12 hastanemizin inşaatı, 9’unun ise proje süreçleri kararlılıkla sürmektedir. Bu yatırımlar tamamlandığında 48 şehir hastanemizde ve 64 binin üzerinde yatak kapasitesiyle hizmet vereceğiz.
Diğer yandan inşası süren 117 sağlık tesisimizi tamamlayarak sistemimize 22 bini aşkın yatak ve 872 diş üniti daha kazandırmış olacağız.
Bu modern binaları birer “şifa merkezine” dönüştürenler, fedakâr sağlık çalışanlarımızdır. Toplam sağlık çalışanı sayımızı 1,5 milyona çıkararak bugün büyük bir aileye dönüştürdük. Hekim sayımızı 234 bine, uzman hekim sayımızı ise 117 binin üzerine yükselttik. Sahada yaklaşık 330 bin ebe ve hemşiremizle uluslararası standartların üzerinde bakım ve tedavi destek hizmetleri sunuyoruz.
Sadece 2025 yılında sağlık tesislerimizde 1 milyar 100 milyonun üzerinde muayene gerçekleştirerek, her gün 3 milyondan fazla vatandaşımıza şefkatle temas eden çok güçlü bir hizmet kapasitesine ulaştık.
Ulaştığımız bu seviyeyi daha ileri taşımak için sağlık politikalarımızı; Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık olmak üzere üç temel ilke üzerine inşa ediyoruz.
Birinci basamak sağlık hizmetlerini sistemimizin omurgası hâline getirdik. Vatandaşlarımızın hastalanmadan önce sağlıklı kalmasını, sağlıklı yaşamasını öncelik olarak görüyoruz. Göreve başladığımız günden bugüne yaklaşık 405 Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve 85’in üzerinde Sağlıklı Hayat Merkezi’ni (SHM) hizmete açtık. Hâlihazırda 483 adet birinci basamak tesisin yapımı; 824 adet birinci basamak tesisin de etüt, proje ve fizibilite çalışmaları devam etmektedir.
Bugün 8.332 Aile Sağlığı Merkezi, 348 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 973 Toplum Sağlığı Merkezi’yle kesintisiz hizmet veriyoruz. Son bir yılda ASM’lerimiz 450 milyon başvuru alırken, kanser taramasından diyetisyene, gebe okulundan psikoloğa kadar 17 birimde tamamen ücretsiz hizmet veren SHM’lerimizde 2025 yılında 21 milyonu aşkın vatandaşımıza ulaştık.
“Ulusal Kanser Tarama Programı”mızla 15,4 milyon vatandaşımıza hatırlatma mesajı göndererek 7 milyon 700 bin tarama yaptık; 28 bin vatandaşımıza erken tanı koyarak vakit kaybetmeden tedavi süreçlerini başlattık.
Sağlıklı bir toplum için obezite, tütün ve diğer bağımlılıklarla topyekûn bir seferberlik yürütüyoruz. Sayıları 1.500’ü aşan sigara bırakma polikliniklerimiz, mobil ekiplerimiz ve ALO 171 Danışma Hattımızla bugüne dek 4 milyonu aşkın vatandaşımıza ücretsiz sigara bırakma desteği sağladık.
Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde “Normal Doğum Eylem Planı”nı devreye aldık. Mesleki mevzuatlarını güncelleyerek 62 bin ebemizi proaktif bir yaklaşımla sahanın merkezine konumlandırdık. Açtığımız 554 yeni ebe polikliniğiyle 900 bini aşkın gebeye destek olduk. 1.814 gebe okulumuzda 1 milyon 100 bini aşkın anne adayına eğitim verdik. İlk gebeliğini yaşayan anne adaylarımıza gebeliklerinin son 3 ayında “Her Gebeye Ebe” ve ev ziyaretleri uygulamamızı başlattık. Annelik Yolculuğu mobil uygulamamızı dijital platformlarda ücretsiz olarak erişime açtık. Tüm bu uygulamalar sayesinde Cumhuriyet tarihimizde ilk defa sezaryen oranlarında düşüş eğilimi yakaladık.
Saniyelerin hayati önem taşıdığı acil sağlık hizmetlerinde istasyon sayımızı 3.621’e, ambulans sayımızı 6.115’e, yıllık müdahale sayımızı da 7 milyonun üzerine çıkardık. Bugüne kadar 70 binden fazla vatandaşımıza hizmet veren hava ambulans filomuzu, bu yıl sivil sertifikasyonunu tamamlayacağımız yerli ve millî gururumuz GÖKBEY helikopterleriyle taçlandırıyoruz.
Organ bağışında ise e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijital vasiyet dönemini başlatarak Ekim 2025’ten itibaren 113.853 yeni bağışçı kazandık. Son 5 yılda 22 binden fazla nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdik. Organ nakli alanında dünyada adından söz ettiren bir ülke konumundayız.
Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nın en dikkat çeken başlıklarından biri de “Üreten Sağlık” modeli. Bu alanda nasıl bir ekosistem kuruyorsunuz?
Günümüzde sağlık alanında diri kalmanın yolu yenilikçi fikirler geliştirmekten, bilim üretmekten ve bunları birer sağlık teknolojisine dönüştürmekten geçmektedir. Nasıl ki savunma sanayisinde dünyada örnek gösterilen başarılara imza attıysak, aynı özgüveni ve iradeyi sağlıkta da ortaya koyuyoruz.
Bakanlığımızın sağlık teknolojileri üssü TÜSEB koordinasyonunda “Üreten Sağlık Portalı”nı devreye aldık; üniversitelerimizde ve şehir hastanelerimizde kurduğumuz 25 Teknoloji Transfer Ofisi aracılığıyla fikri olanı finansmanla, araştırmayı sanayiyle buluşturduk. Yaklaşık 2 yılda toplam 5 bin 800 yenilikçi proje başvurusu aldık.
Bakanlığımızın onayladığı, TÜSEB destekli klinik çalışma süreçlerini SGK iş birliğiyle destekleyerek üreticilerimizin ve araştırmacılarımızın yükünü hafifletmeyi, hastalarımızın da yenilikçi tedavilere daha kolay erişebilmesini hedefliyoruz.
Devam eden Ar-Ge projelerimiz kapsamında hastabaşı monitörleri, yerli hemodiyaliz ve anestezi cihazlarında sona yaklaştık. Yapay zekâ destekli endoskopik kapsül görüntüleme cihazı ve yerli SMA ilacımıza ilişkin klinik araştırma süreçlerini; yerli yara örtüsüne yönelik preklinik çalışmalarımızı başarıyla sürdürüyoruz.
Kısa süre önce Bakanlığımızın öncülüğünde “Yerli Renkli Doppler Ultrasonografi” cihazımız için sözleşmeleri imzaladık; 24 aylık süreç sonunda ilk etapta 700 cihaz ve 3 farklı varyantta 2 bin 500 ultrason probu üreteceğiz.
İlk teslimatını yaptığımız yerli mobil röntgen cihazlarımızı ve yerli solunum cihazlarımızı hastanelerimizde kullanmaya başladık. Yapay zekâ tabanlı radyoloji destek sistemimiz RADİS’i tüm fonksiyonlarıyla devreye aldık.
Millî bir sorumluluk olarak gördüğümüz ilk yardım hizmetlerinde ve saniyelerle yarıştığımız ani kalp durmalarında sahadaki gücümüzü artıracak yerli üretim OED’lerimizi, insan yoğunluğunun olduğu alanlarda ülkemizin her köşesinde kademeli olarak yaygınlaştırıyoruz. Bilkent Şehir Hastanesine teslim ettiğimiz yerli üretim kalp-akciğer makinemizle ilk ameliyatımızı gerçekleştirmeye hazırlanıyoruz.
Teknoloji transfer yöntemiyle ülkemize kazandırdığımız; formülasyon ve dolumu yerli olarak yapılan Hepatit A aşısını sahada kullanıma sunduk.
Şubat 2026 itibarıyla TÜSEB aracılığıyla 8 stratejik aşı için (Pnömokok, meningokok, 6’lı karma, MMR vb.) “Yerli Aşı Çağrısı”na çıkarak kendi aşımızı kendi imkânlarımızla üreteceğimizin müjdesini verdik.
Yerli üretim sağlık teknolojileri hamlesiyle ilaçtan son teknoloji tıbbi cihazlara, biyoteknolojik ürünlerden dijital sağlık çözümlerine kadar geniş bir yelpazede attığımız bu adımlarla, Türkiye’yi üreten, geliştiren ve insanlığa değer katan bir sağlık ülkesi konumuna taşıyoruz. Sağlığı Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri hâline getirmek istiyoruz.
Türkiye’nin ileri teknoloji modern tedavi yöntemleri ve sağlık turizmindeki küresel vizyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tıp dünyası artık veriyi kullanarak “öngören” ve hastaya özel “kişiselleştirilmiş” hizmetler sunan bir yapıya evrilmiştir. Bizler de Sağlık Bakanlığı olarak, “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonu ile bu küresel dönüşümü tedavi teknolojileri ekosistemimizin merkezine aldık.
“Ulusal Genom Projesi” ile 12 bin biyolojik örnek toplayarak Ulusal Gen Bankamızın temellerini attık. Bugün Türkiye, hematolojik kanserlerde kişiselleştirilmiş özel tedavinin zirvesi olan CAR-T Cell hücre tedavisini kamu bünyesinde tamamen yerli imkânlarla üretebilen ve başarıyla uygulayabilen bir ülkedir. Hâlihazırda 15 hastamıza CAR-T Cell hücre tedavisini başarıyla uyguladık. Bu tedaviyi üniversite hastanelerimizde de yaygınlaştırmak için YÖK ve ilgili üniversitelerimizle iş birliğimizi sürdürüyoruz. Şu an üç üniversitemizle ruhsatlandırma süreçlerinde son aşamaya gelmiş bulunuyoruz.
Yerli üretim sağlık teknolojilerimizi ve yenilikçi tedavi yöntemlerimizi tüm insanlığın yararına sunmak için ulusal ve uluslararası iş birliklerini geliştirmeye hazırız. Yerli üretim gücümüzü USHAŞ aracılığıyla küresel bir vizyona taşıyoruz. Üzerinde çalışmaya devam ettiğimiz “USHAŞ Medical” altyapısıyla yerli tıbbi cihaz, ilaç ve tanı kitlerimizi küresel pazarlara açıyoruz, “Health Türkiye” markamızla ülkemizin gücünü ve güvenilirliğini tüm dünyaya kanıtlıyoruz.
Ülkemizin büyük bir sağlık turizmi potansiyeline sahip olduğunu biliyoruz. Bu alanı sadece tedaviyle sınırlı görmüyor; rehabilitasyondan sağlıklı yaşama (wellness) kadar geniş bir esenlik perspektifiyle değerlendiriyoruz. USHAŞ bünyesinde veriye dayalı, izlenebilir ve güvenilir bir sağlık turizmi altyapısı oluşturuyor; kamu hastanelerimizi de sağlık turizmi sürecine daha güçlü biçimde dâhil ediyoruz.
Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nda sağlık sistemine dahil olacak gençler için nasıl bir gelecek perspektifi çiziyorsunuz?
Üniversitelerimiz ve tıp fakültelerimiz bu vizyonun merkezinde yer almaktadır. Ülkemizde eğitim veren 127 tıp fakültesindeki 129 bin 559 öğrencimiz ve yakın zamanda sağlık ordumuza katılan 16 bin 671 genç meslektaşımız, geleceğimizin teminatıdır. Birinci basamaktan Şehir Hastanelerimize uzanan bu devasa sistemde, gençlerimizin enerjisine ve zekâsına ihtiyacımız var. Kıymetli gençlerimize tavsiyem; Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızları olarak öğrenmekten ve idealizmden asla vazgeçmemeleridir. Çünkü bilim ucu bucağı olmayan bir okyanustur. Bugünün güncel bilgisi, yarın yerini yenisine bırakacaktır.
Sağlıkta yerli ve millî üretimi, dijital dönüşümü, koruyucu sağlık hizmetlerini ve güçlü altyapı yatırımlarını merkeze alan bir anlayışla yolumuza devam ediyoruz. Milletimizden aldığımız güçle, ilk günkü kararlılığımız ve inancımızla; Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nı, daha üretken, sürdürülebilir ve küresel ölçekte öncü bir yüzyıl hâline getirmek; gelecek nesillere kalıcı bir miras bırakmak için gece gündüz çalışmayı sürdüreceğiz.
