Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg: Almanya, Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biridir
2024 yılında ticaret hacmi yaklaşık 52 milyar avroya ulaştığını belirten Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg, “Bu, son beş yılda yaklaşık %45’lik bir artış anlamına geliyor. Almanya, Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biridir. Bu ticaret, otomotiv, makine ve tesis imalatı ile tıp teknolojisi alanlarında gerçekleşmektedir. Bu etkileyici rakamlara rağmen, ticari ilişkilerimizin daha da büyüyebileceğine inanıyorum” dedi.
Uzun yıllara dayanan Türkiye Almanya ticari ilişkileri, yeni gelişmeler ışığında artarak devam ediyor. Bu çerçevede ülkemizde yaklaşık 8,000 Alman sermayeli firmanın faaliyette bulunması ticari ilişkilerin derinliği açısından önemli bir veri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ticaret hacminin 52 milyar avroya ulaştığı bir ortamda Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg ile Türkiye Almanya ticari ilişkilerini değerlendirdik.
Türkiye Almanya sosyal ve ticari ilişkileri ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?
Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler özellikle yakındır. Tabii ki, Almanya’da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türkiye kökenli insan da bu sıkı ilişkilerin bir parçasıdır. Bu yoğun toplumsal bağları neredeyse başka hiçbir ülkeyle paylaşmıyoruz. Siyasi alanda da NATO ve ekonomik açıdan çok önemli olan G20 gibi kuruluşlarda yoğun bir işbirliği içindeyiz. Ekonomi alanında da sıkı bir işbirliği içinde olursak kazanacak çok şeyimiz var. Zaten yakın ortaklarız. Almanya Türk şirketleri için en büyük ihracat pazarıdır. Yine de daha fazla işbirliği için potansiyel var.
Gelişen ticari ilişkilerimizdeki gelinen nokta ile ilgili bilgi alabilir miyiz?
2024 yılında ticaret hacmi yaklaşık 52 milyar avroya ulaştı. Bu, son beş yılda yaklaşık %45’lik bir artış anlamına geliyor. Almanya, Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biridir. Bu ticaret, otomotiv, makine ve tesis imalatı ile tıp teknolojisi alanlarında gerçekleşmektedir. Bu etkileyici rakamlara rağmen, ticari ilişkilerimizin daha da büyüyebileceğine inanıyorum.
Alman yatırımcıların Türkiye’ye ilgisi ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Türkiye, ülkede yatırım yapmış Alman şirketleri için çok cazip bir ülkedir. 1980 yılından bu yana Alman şirketleri Türkiye’ye 11 milyar avrodan fazla yatırım yapmıştır. Bugün binlerce Alman şirketi burada on binlerce kişiye istihdam sağlamaktadır. Türkiye, gelecekte de Alman yatırımcılar için cazibesini koruyacaktır. Ancak bunun için gerekli koşulların sağlanması gerekir. Alman şirketleri yatırımlarına devam edebilmek için istikrara ihtiyaç duymaktadır. Bunun için ekonomik ve mali istikrar ile hukuki güvenlik gereklidir.
Türk yatırımcıların Almanya’daki yatırımları ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?
Kendileri Türk-Alman geçmişine sahip insanlar ekonomik alışverişimizi güçlendirmektedir. Almanya’da yaklaşık 80.000 Türkiye kökenli girişimci, yaklaşık 400.000 kişiye iş imkânı sağlamaktadır. Aynı zamanda, iş adamları Almanya’yı, Almanya ile aile bağları olup olmamasından bağımsız olarak, yatırım koşulları nedeniyle de tercih etmektedir. Almanya, ekonomik istikrarı ve planlama güvenliği ile güçlü endüstriyel temeli sayesinde Türkiye’den gelen yatırımcılar için özellikle caziptir. Aynı zamanda, Almanya’nın Avrupa’da merkezi konumu, Avrupa iç pazarının ortasında yer alması, Türk şirketlerine de yeni müşterilere ulaşma fırsatı sunmaktadır.
Ticari ilişkilerin geliştirilmesi noktasında hangi alanlarda fırsatlar var, işbirliği yapılabilecek sektörler hakkında bilgi alabilir miyiz?
Türkiye, gelecek yıl Antalya’da küresel düzeyde en önemli iklim konferansı olan COP31’i düzenleyeceğini açıkladı. İklim değişikliği, ekonomik açıdan da bizi zorluklarla karşı karşıya bırakıyor. Aynı zamanda, son yıllarda iklim dostu teknolojilerin muazzam potansiyelini gördük. Bu alanda daha yakın bir işbirliği için fırsatlar görüyorum. Bu, Türkiye’deki rüzgâr enerjisinin %65’inden fazlasını Türk-Alman şirketlerinin üretmekte olduğu enerji sektörünü şimdiden ilgilendiriyor. Alman şirketleri hidrojen üretimi ve uygulaması alanında lider konumdadır ve bugün Türkiye’deki ortaklarıyla, örneğin Türk-Alman Enerji Forumu aracılığıyla görüşmeler yapmaktadır. Çelik üretimi veya kimya sektörü gibi endüstriyel süreçleri karbonsuzlaştırma konusunda hidrojen kapsamlı bir potansiyel sunmaktadır.
Gümrük birliğinin modernizasyonu da ortak menfaatlerimiz arasında yer almakta ve daha fazla büyüme için önemli bir itici güç olacaktır. Bunun ötesinde altyapı ve yenilikçi teknolojilerde de daha yakın işbirliği için potansiyel bulunmaktadır.
İki ülkenin üçüncü ülkelerdeki işbirliği ticari ilişkilerimizin geleceğine nasıl yansır?
Şu ana kadar, ülkelerimiz arasındaki ikili ticaret, üçüncü ülkelerdeki ortak girişimlerden çok daha büyük bir rol oynamaktadır. Ancak potansiyel ortadadır. İlk olarak Suriye geliyor aklıma. Savaştan sonra büyük ölçüde tahrip olan bu ülkeyi yeniden inşa etmek hem ekonomik hem de siyasi bir zorluk olacaktır. Uzun vadeli istikrar için insanlar ekonomik güvenceye de ihtiyaç duyarlar. Ancak sadece Türkiye veya Almanya’nın komşu bölgelerinde değil diğer bölgelerde de örneğin Afrika kıtasında da potansiyel vardır.
