Petra Hospitality CEO’su Emrullah Akçakaya: Yatırımınızı profesyonel bir yaklaşımla yapmadığınız zaman hobi olmaktan öteye geçmez

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Seyahat ve Turizm Gelişmişlik Endeksi’nde 2019’dan bu yana 11 basamak yükselerek 36. sıraya yükselen Türkiye, turizm sektöründeki gelişimini sürdürüyor. Sektörün gelişim seyri ve Petra Hospitality Management’ın bu gelişim seyri içerisindeki etkinliğini değerlendirmek için bir araya geldiğimiz Petra Hospitality Management CEO’su Emrullah Akçakaya, sorularımızı yanıtladı.

Ülkemizde turizm sektörü gelişirken, ilgililer farklı bakış açıları ile sektöre dair olumsuz bir tablo çiziyorlar. Çizilen bu olumsuz tablolar ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Turizm ile ilgili olumsuz bir tablo olduğu görüşüne katılmıyorum. Turizm ekonomisi ülkemiz adına özellikle son 10 yılda çok ciddi bir büyüklüğe ulaştı. Son yıllarda ülkemize gelen ziyaretçi sayısı 60 milyonun üzerine çıktı. Bu dünya ölçeğinde de çok kayda değer bir rakamdır. 2025 yılında Türkiye’nin turizm geliri 65 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Bu yıl da savaş gibi olumsuzlukların yaşanmasına rağmen aynı başarıyı göstereceğimiz kanaatindeyim.

Bu tabloda ilgililer neden şikâyet ediyor?

Turizm gelirlerinin büyük bir kısmı döviz endeksli, yani euro ya da dolar ile satıyoruz. Geçen yıllar ile bu yıl arasında döviz kurlarındaki artış enflasyonun gerisinde kaldı. Yani bir önceki yıl 100 euroya satıyorsak bir odayı, şimdi de 100 euroya satıyoruz. Ama gelirler ve giderler tarafındaki enflasyon farkı karlılıklarda düşüşe sebep olabiliyor.

Bu durum yapılacak yatırımları etkiledi mi?

Enteresandır, otel yatırım iştahında kayda değer bir düşüş yok. Biz otel işletme ve danışmanlık şirketiyiz, yatırımcılara danışmanlık hizmeti veriyoruz. Biz ve bizim gibi birçok firmanın işi bir önceki yıllara göre azalmadı.

Son yıllarda bu alana yapılan yatırımlara teşvik verilmiyor. Bu doğrultuda turizm sektörünün yatırıma ihtiyacı yok diyebilir miyiz?

Özellikle az gelişmiş şehirlerde yapılan yatırımlarda kısmi vergisel avantajlar var ama bunlar turizm yatırımlarını teşvik edecek düzeyde değil. Devletin turizm yatırımlarını mevcut talep doğrultusunda teşvik edici kayda değer bir uygulaması uzun yıllardır yok. Yeni yatırımlara ihtiyacımız olup olmadığı konusuna gelirsek, örneğin İstanbul’da beş yıldızlı otele ihtiyaç yok. Bu çerçevede yapılacak yatırımların atıl kalacağını söyleyebiliriz. Ama belirli yerlerde üç yıldızlı, dört yaldızlı otellere ihtiyaç var.

Turizm yatırımcısı bu talebi dikkate alıyor mu?

Otel yatırımcıları büyük bir çoğunluğu turizm kökenli değiller. Ya inşaat sektöründe sermaye birikimi yaratmış ya da başka sanayi sektörlerinde sermaye birikimi yaratmış kişiler turizme yatırım yapmışlar. Eğer doğru danışmanlarla, doğru yol arkadaşlarıyla yatırımını pazar ihtiyacına uygun şekillendirmemişlerse, yani pazarın dört yıldızlı bir otele ihtiyacı ama siz de gidip beş yıldızlı bir otel yaptıysanız, beş yıldızlı bir oteli dört yıldız fiyatlarıyla satmak ve işletmek durumunda kalıyorsunuz. Bu da verimliliği olumsuz etkiliyor. Kısaca yatırımınızı profesyonel bir yaklaşımla yapmadığınız zaman hobi olmaktan öteye geçmez. Birçok otelin çok güzel ve pahalı bir yatırım olduğuna şahit olabilirsiniz ancak doğru ve verimli bir ticarethane haline getiremediğinizde işletmenin geleceği ile ilgili olumlu bir şeyler söylememiz mümkün değil.

Bu sadece turizm alanında yatırımlarla sınırlı bir durum değil. Yanlış yapılmış yatırımları birçok alanda gözlemliyoruz.

Haklısınız, bu çerçevede farklı bir ihtiyaç için yapılmış bir binanın otele dönüştürülmesi ile ilgili bizimle temasa geçen yatırımcılarla karşılaşıyoruz. Yardımcı olmak isteriz ancak farklı bir amaç için yapılmış bir binanın verimli bir şekilde özellikle otele dönüştürülmesi o kadar güç ki, dolayısıyla yatırımın doğru parametrelerle değerlendirilip yapılması gerekir.

Değerlendirmeleriniz doğrultusunda ülkemizdeki otel yatırımlarının yüzde kaçı doğru yapılmıştır?

Öyle bir genelleme yapmak çok gerçekçi olmaz. Ama son yıllarda özellikle global markalı oteller, yani bildiğimiz Marriott, Hilton, Accor, Radisson, Wyndham, Hyatt vs. global bilgi birikimlerinden kaynaklı, doğru yatırımların yapılmasını sağladılar. Bu konuda, özellikle TTYD, TÜROB, TÜROFED gibi sektör STK’ları, bu trendlere aşina olduğu için kendi bünyelerindeki üyelerini mümkün olduğunca bu konuda global normlara uygun hareket etmeleri konusunda etkiliyorlar, yönlendiriyorlar. Bunlar da olumlu gelişmeler. Ama eski otellerimizin çoğunda verimsizlik had safhada diyebilirim.

Ülkemizden global bir marka çıkar mı?

Çıkmaz demeyelim ama bunun için strateji geliştirmek yatırım yapmak gerekiyor. Zaten global şirketler bile kendi aralarında ölçek ekonomisi yaratmak üzere evleniyorlar. Daha verimli daha büyük organizasyonlara dönüşmek için hareket ediyorlar.

Bu noktada sanırım verimlilik ana konu, verimliliği artırabilmek için genel olarak ne yapmalıyız?

Yatırımcılar doğru ihtiyaç analizi yapmadan otel modeline, mimarisine, büyüklüğüne karar vermemeli. Enerji verimliliği ayrı, personel verimliliği ayrı değerlendirilmeli. Sonra bir tasarım sürecine geçilmeli. Yani ihtiyaca uygun otel modelini tasarlamak önemli. Bu sizin hem yatırım maliyetinizi hem de işletme maliyetinizi etkiliyor. Günün sonunda da yatırımın geri dönüş hızını etkiliyor. Bunun için de profesyonel bir bakış açısına ihtiyaç olduğu hatırdan çıkarılmamalı.

Son olarak aktardıklarınıza neler eklemek istersiniz? Otellerimizin fiziki standartları birçok batılı ülkedeki otellerden daha iyi. Bizler misafirperver bir toplumuz. Hizmet standartlarımız dünyadaki rakiplerimizden daha iyi. İklimimiz, coğrafyamız olağanüstü. Olağanüstü bir kültürel zenginliğe sahibiz. Olağanüstü bir gastronomik zenginliğe sahibiz. Ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle ulaşım kolaylığı var. Bu avantajlarımızı kullanarak turizmde daha iyi noktalara gelebiliriz.