Unifree Duty Free CEO Korhan Öz: Unifree olarak rekabeti sadece fiyatla kıyaslamak istemiyoruz

İstanbul Havalimanı’nın hızla artan küresel önemi, seyahat perakendeciliği için de yeni fırsat alanları yaratıyor. 1975 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren Unifree Duty Free, güçlü operasyonel yapısı, deneyim odaklı yaklaşımı ve uzun vadeli vizyonuyla bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. İstanbul Havalimanı’nın gelişiminin duty free sektörüne yansımalarını, Unifree Duty Free’nin yatırım ve büyüme stratejilerini ve seyahat perakendesinde değişen dinamikleri konuşmak üzere Unifree Duty Free CEO’su Korhan Öz ile bir araya geldik. Öz, bu özel röportajda Unifree’nin rekabet anlayışından müşteri deneyimine, teknolojiden global yolcu profillerine uzanan önemli değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Havalimanı’nda önemli yatırımlar yaptınız. Bu yatırımlar karşılığını buldu mu?

İstanbul Havalimanı, çok güçlü bir vizyonun somut bir sonucu. Atatürk Havalimanı’nın kapasite sınırlarına ulaşmasının ardından hayata geçirilen bu proje, kısa sürede global ölçekte bir hub haline geldi. Bugün 80 milyonun üzerinde yolcuya hizmet veren bir yapıdan bahsediyoruz. Bu ölçek ve dinamizm, duty free işletmeciliği açısından da çok önemli bir potansiyel yaratıyor.

Unifree Duty Free olarak bu gelişimi yakından izliyor, yatırımlarımızı yolcu akışı, mağaza deneyimi ve marka karması odağında şekillendiriyoruz. İstanbul Havalimanı’nın mevcut kapasitesi ve genişleme alanları, önümüzdeki yıllar için de sürdürülebilir bir büyüme zemini sunuyor.

Transit yolcu alanına yönelik sunulan avantajlar ve dönüşüm, Unifree için nasıl bir etki yaratıyor?

İstanbul Havalimanı’nın en büyük farklarından biri 7/24 operasyon kabiliyeti. Avrupa’da bu ölçekte ve kesintisiz çalışan havalimanı sayısı oldukça sınırlı. Biz Unifree olarak yılın 365 günü, günün 24 saati açık olan bir operasyon yürütüyoruz.

Transfer yolcu trafiğinin artışıyla birlikte, özellikle, İstanbul Boğazı’nın girintili çıkıntılı yapısına uygun şekilde planlanmış Bosphorus Zone diye adlandırdığımız alanda bu yolcu profiline özel deneyimler kurguluyoruz. Amacımız, transfer süresi sınırlı olan yolcuların mağazalarımızda daha fazla seçenekle karşılaşmasını sağlamak. Bunun için ürün yerleşiminden marka çeşitliliğine kadar her detayı veri analizleriyle şekillendiriyoruz.

Turistlerin duty free alışveriş tercihleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Duty free alışverişi denildiğinde alkol ve tütün kategorileri öne çıkıyor; ancak Unifree mağazalarında parfüm, kozmetik, cilt bakımı ve elektronik ürünler de güçlü bir performans sergiliyor. Global trendleri yakından takip ediyor, yolcuların dünyada aradığı markaları İstanbul Havalimanı’na kazandırıyoruz.

Charlotte Tilbury gibi markalarla yaptığımız iş birlikleri bunun güzel bir örneği. Kısa sürede yakalanan satış başarısı, İstanbul’un markalar açısından ne kadar güçlü bir vitrin haline geldiğini de gösteriyor.

Ürün asortmanımızı ve kampanya kurgularımızı planlarken özel günleri, sezon geçişlerini ve yolcu profiline bağlı dönemsel hareketlilikleri dikkate alıyoruz. Özellikle okul tatilleri ve yoğun seyahat dönemlerinde, ilgili ürün kategorilerine odaklanarak hem yolcuların beklentilerine yanıt veriyor hem de alışveriş deneyimini güçlendiriyoruz.

Fiyat algısı duty free alışverişinde hâlâ belirleyici mi?

Günümüzde yolcular fiyat karşılaştırmasını son derece bilinçli bir şekilde yapıyor. Biz de fiyatlarımızı hem uluslararası havalimanları hem de iç pazarla kıyaslayarak rekabetçi bir seviyede tutmaya özen gösteriyoruz.

Ancak Unifree olarak rekabeti yalnızca fiyat üzerinden tanımlamıyoruz. Bizim için asıl fark yaratan unsur, hizmet kalitesi. Artık duty free alışverişinde tek belirleyici unsur fiyat değil; yolcuların yaşadığı deneyime verdikleri önem de giderek artıyor. Bu eğilimi dikkate alarak mağazalarımızda kişiselleştirilmiş deneyim alanları, özel marka aktivasyonları ve yolcu profiline göre kurgulanan hizmet modelleri geliştiriyoruz.

Bizim için asıl fark yaratan unsur; doğru ürünü, doğru bilgiyle, keyifli bir deneyim eşliğinde sunabilmek. Yolcunun mağazadan “aradığımı buldum, doğru yönlendirildim ve iyi hissettim” diyerek ayrılması en önemli hedefimiz.

Bu nedenle satış ekiplerimize ciddi yatırımlar yapıyoruz. Eğitim, ürün bilgisi ve müşteri deneyimi odağında sürekli gelişen bir yapı kurduk. Metrekare başına düşen satış danışmanı sayımız Avrupa ortalamalarının üzerinde. Bu yaklaşım hem müşteri memnuniyetini hem de markalarımızın satış performansını doğrudan destekliyor.

Pandemi öncesi seviyelere geri dönüldü mü?

Global ölçekte pandemi öncesi dengelere tam anlamıyla dönüldüğünü söylemek zor. Özellikle Uzak Doğu pazarında hâlâ dalgalanmalar yaşanıyor. Ancak 2022–2023 itibarıyla hava trafiği yeniden büyüme trendine girdi. İstanbul Havalimanı da bu büyümenin merkezinde yer alıyor.

Kişi başı harcamalarda bir artış gözlemliyor musunuz?

Global enflasyonun etkisiyle ürün fiyatlarında artışlar yaşanıyor. Unifree olarak Gebr. Heinemann Grubu’nun global satın alma gücünden faydalanarak maliyetlerimizi mümkün olduğunca dengede tutuyoruz. Buna rağmen enflasyon etkisiyle kişi başı harcamalarda artış gözlemliyoruz.

Alman yatırımcıların Türkiye’ye yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gebr. Heinemann Grubu, 1999 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet göstermektedir. Bu uzun soluklu iş birliği, Alman yatırımcılar açısından Türkiye’ye duyulan güvenin önemli göstergelerinden biridir. Türkiye’nin potansiyeline yönelik ilgi bugün de devam ederken, biz de Unifree Duty Free olarak bu süreçte hem iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlamayı hem de sektörümüz adına sürdürülebilir bir değer yaratmayı önemsiyoruz.

Zaten Klaus Heinemann Türkiye aşığı birisidir. Alman şirketleriyle de çok yakın ilişkileri olduğu için onunla da Alman yatırımcılar temasa geçerler. Ne zaman bir seyahat etme fırsatı olsa hemen İstanbul’a gelir. Dolayısıyla iki ülke ticaret hacmini büyütmek için elimizden gelen her türlü desteği vermeye çalışıyoruz.

İstanbul Havalimanı dışındaki operasyonlarınızdan bahseder misiniz?

Dalaman Havalimanı’nda özellikle İngiliz, Alman ve Rus turistlerin yoğun olduğu bir operasyon yürütüyoruz. Bölgeyi iyi tanıyan, sadık bir müşteri kitlesine sahibiz ve önümüzdeki yıllarda burada da büyüme bekliyoruz.

Bunun yanı sıra Kosova Havalimanı ve Dereköy sınır kapısındaki mağazamızla farklı yolcu profillerine hitap ediyoruz. Dereköy’de özellikle son dönemde % 50 ile güçlü bir büyüme performansı yakaladık.

Dijitalleşme ve teknolojik yatırımlar sektörü nasıl etkiliyor?

Click & Collect, mobil ödeme sistemleri ve dijital kataloglar sayesinde yolcuların zamanını daha verimli kullanmasını sağlıyoruz. Bu sistemler aynı zamanda operasyonel şeffaflık ve gümrük süreçlerinde denetlenebilirlik açısından da önemli avantajlar sunuyor.

2026 yılına dair beklentileriniz neler? Jeopolitik risklerin azalmasını ve ekonomik istikrarın güçlenmesini bekliyoruz. Dijitalleşme yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Ancak en büyük odağımız yine insan. Eğitim ve gelişim programlarımızla ekiplerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz.