“17. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı” Toplantısı ve Sonrasına Ekonomik ve Enerji Politik Açıdan Bir Bakış

Prof. Dr. A. Beril Tuğrul

İçinde bulunduğumuz dönemde, dünyamız, bölgemiz ve ülkemiz gündeminde o kadar yoğun gelişmeler yaşanıyor ki; Türkiye ve bölgemiz için hayli önem arz eden “17. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Toplantısı”nın yeteri kadar gündemde öne çıkamadığı görülmektedir. Zirve, yapıldığı gün ve ertesinde medyada haber olmuş olsa da, yeteri kadar yorumlanamamıştır denebilir. Oysa, söz konusu bu toplantının, birçok açıdan olduğu gibi ekonomik ve enerji politik açıdan da ehemmiyetinin olduğu ve bazı yansımalarıyla önemli bir zirve niteliği taşıdığını ifade etmek mümkündür. Azerbaycan’ın Hankendi kentinde 4 Temmuz 2025 tarihinde düzenlenen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (EİT) 17. Zirvesi’nin bu seferki teması, “Sürdürülebilir ve İklim Değişikliğine Dayanıklı bir Gelecek için Yeni Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Vizyonu” olarak belirlendiği dikkat çekmektedir. Zirve’ye, üye ülkelerin en üst düzey yöneticileri ile birlikte gözlemci ülke ve kuruluşların da yine üst düzey yetkilileri katılmış olup söz konusu süreçte (daha sonra somut yansımaları da gündeme getiren) ikili görüşmeler de yapılmıştır. Zirve sonunda ise “Hankendi Bildirisi” yayınlamış ve bölgesel işbirliğine ilişkin (farklı konularla birlikte ekonomik ve enerji politik) yeni hedefler ortaya konmuş bulunmaktadır. Burada, “17. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Toplantısı” ve sonuçlarını yorumlamadan önce EİT hakkında bilgi tazeleyerek konunun betimlenmesinin, yerinde olacağı düşünülmüştür.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT)

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT)’nin temeli hayli eskilere dayanmaktadır. Teşkilatın tarihi köklerini, (Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında 1937’de Tahran-Sadabat Sarayı’nda imzalanan dörtlü Saldırmazlık Anlaşması olan) Sadabat Paktı’na kadar götürmek mümkündür. Bununla beraber EİT’nin resmi temelini, “Kalkınma için Bölgesel İşbirliği (Regional Cooperation for Development – RCD) platformu” oluşturmaktadır.

Bilindiği üzere; RCD, 1964 yılında Türkiye, İran, Pakistan arasında devlet ve hükümet başkanlarının bölgesel ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla İstanbul’da bir araya gelerek yayımladıkları bildiriyle kurulmuştur. Ancak 1979’da İran’da yaşanan ve rejim değişikline yol açan devrim sonrasında RCD’nin faaliyetleri askıya alınmıştır.

1980’li yılların başında söz konusu üç ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden gelişmeye başlamasıyla birlikte RCD’nin, hukuki zemini üzerinde sürdürülmesi ve yeni bir çatı ile hayata geçirilmesi benimsenmiştir. Böylelikle, 1985’te “Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT)’nin oluşumu gerçekleşmiştir.

EİT; Türkiye, İran, Pakistan arasında kurulmuş olmakla beraber Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Türk Devletleri de Teşkilata dahil olmuştur. EİT’nin halen on üyesi ve bir gözlemci üyesi bulunmaktadır (Şekil 1). Bir başka deyişle EİT; 1992 yılında Azerbaycan ve Orta Asya Cumhuriyetleri’nin katılımıyla genişlemiş ve işlevsel olarak kuvvetlenmiştir.

17 Temmuz 2003’de Pakistan’ın başkenti İslamabad’da önemli bir ticaret anlaşması imzalanmıştır. Ayrıca EİT’nin; Türkiye ile Orta Asya ülkeleri arasında kurulan “Orta Asya İşbirliği Teşkilatı (Central Asian Cooperation Organization – CACO)”nın da devamı niteliğinde olduğu söylenebilir.

Son olarak günümüzde, Türkiye, Pakistan, İran, Afganistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan; Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT)’nın üye ülkeleri olup Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC’) ise gözlemci üye olarak yer almaktadır.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın kuruluş amacı; “üye ülkelerin kalkınmalarına katkıda bulunmak, EİT bölgesi içindeki ticari engelleri kaldırmak ve bölge içi ticareti geliştirmek ve de EİT bölgesinin küresel pazarlarla bütünleşmesini teşvik ederek üye ülkeler arasındaki kültürel ve tarihi bağları güçlendirmek” olarak ifade edilmiştir.

EİT’nin genel merkezi ve kültür bürosu İran’da, ekonomik bürosu Türkiye’de ve bilimsel bürosu ise Pakistan’dadır. EİT’de, Devlet Başkanları seviyesinde 2 yılda bir Zirve düzenlenmektedir. Her zirvede Teşkilatın, statü ve güç olarak büyümeye devam ettiği de gözlenmektedir.

Söz konusu zirvelerden ayrı olarak Dışişleri Bakanları düzeyindeki dönemsel toplantılar yapılmakta, bunların yanı sıra ticaret, ulaştırma, tarım, enerji, çevre, sağlık, sanayi, maliye ve ekonomi bakanlarıyla düzenli toplantılar yapılarak sektörel bazda alınan kararlar ve işbirliği projelerinin hayata geçirilmesine imkân sağlanmaktadır.

Burada şunu da belirtmek gerekir ki Türkiye; coğrafi konumu, gelişmişlik düzeyi ve köklü devlet yapısıyla kurucusu olduğu EİT içerisinde öncü bir konumdadır denebilir. Bu bağlamda Teşkilatın en batısında yer alan ülke olarak önemli bir jeopolitik konuma sahip bulunmaktadır (Şekil 1).

Dolayısıyla, Teşkilat içinde ticaretin geliştirilmesi ve kolaylaştırılmasında ve denize çıkışı olmayan Orta Asya ülkelerinin dünyanın önde gelen ticaret merkezlerine açılımlarını sağlayacak ulaştırma ve ilgili hatların geliştirilmesinde Türkiye önemli bir rol üstleniyor olmaktadır.

17. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Zirvesi ve Farklı Yönlerden Önemi

4 Temmuz’da gerçekleşen “17. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Toplantısı”nın birkaç yönden dikkat çeken bazı nitelikleri bulunmaktadır. Bunlardan biri şüphesiz ki; Zirve’nin toplandığı şehir ve bölge olmuştur. Zirve (yukarıda da belirtildiği üzere) Hankendi’de gerçekleşmiştir.

Bu şehir bilindiği üzere, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde bulunan bir kent olup Eylül 2023’e kadar 30 yıl Ermenilerin işgalinde kalmıştır. (Bu dönemde Hankendi, Defakto olarak oluşturulan Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin Başkenti olarak lanse edilmeye çalışılmıştır.) Karabağ savaşı sonunda ise kent, tekrar Azerbaycan’ın kontrolüne geçmiştir. Bu tarihten sonra şehir imar çalışmalarıyla yenilenmiş ve böylesi bir Zirve’ye ev sahipliği yapacak niteliğe sahip hale getirilmiştir.

Hankendi ayrıca, “Kuşak Yol” projesinin “Orta Koridor” olarak betimlenen güzergâhı üzerinde yer almakta ve bu bağlamda Zengizor Koridoru için de stratejik bir konuma sahip bulunmaktadır. Dolayısıyla EİT Zirvesi’nin Hankendi şehrinde yapılmış olması EİT ülkeleri için bu bakımdan ayrıca önem arz eden bir konum olarak dikkat çekmiştir.

İkinci bir husus, Zirve’ye gözlemci üye olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin, Cumhurbaşkanlığı seviyesinde katılmış olmasıdır. Bu durum, zaman içinde KKTC’nin konumunun, üye ülkeler bağlamında farklı statükolara doğru taşınabileceği şeklinde yorumlanabilir.

KKTC’den ayrı olarak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endüstri ve İleri Teknoloji Bakanlığı nezdinde ve ilaveten Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)’nın da Genel Sekreterlik seviyesinde Zirvede yer aldıkları görülmüştür. Bu durum, EİT’nin kabul görürlüğünün bir göstergesi olmuştur denebilir.

Öte yandan, (EİT üyesi olmalarına rağmen) bölgelerinde ve ülkelerine ilişkin yaşanan sorunlar nedeniyle İran ve Afganistan’ın Zirve’ye katılması bölgenin normalleşmesi açısından olumlu karşılanan bir hususu oluşturmuştur.

Bir başka ilginç husus da; Zirve boyunca Azerbaycan, Türkiye ve İran liderlerinin kendi aralarında tercümana ihtiyaç duymadan Türkçe konuşmaları olmuştur. Bu durum, söz konusu üç ülke arasında güvenin kurulması ve ortak değerlerin benimsenmesi bağlamında önemli bir gelişme olarak nitelenmiştir.

Bir diğer konu ise Zirve’nin teması olarak gösterilebilir. Bilindiği üzere, söz konusu tema; “Sürdürülebilir ve İklim Değişikliğine Dayanıklı bir Gelecek için Yeni Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Vizyonu” olarak belirlenmiştir. Bu tema hayli geniş anlamlar betimlemekte olup enerji konularını da ifade etmektedir. Bu bakımdan EİT’nin artık kültürel ve sosyal işbirliğinin ötesinde bir vizyona sahip olduğunu da göstermektedir denebilir.

“17. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Toplantısı” sırasında enerji politik bağlamda, Azerbaycan Devlet Başkanı’nın konuşmasında değindiği hususlar dikkat çekmiştir. Söz konusu konuşmada: “Halen çok sayıda ülkenin enerji güvenliğinin Azerbaycan tarafından sağlandığı ve çeşitli hatlarla 12 ülkeye doğalgaz ihraç edildiği, dolayısıyla Azerbaycan’ın bu bakımdan öne çıktığı belirtilerek EİT üyesi ülkelerin çoğunun da bu koridorları kullanmasıyla Doğu-Batı ve Kuzey-Güney ulaşım koridorlarının bölge ve teşkilat için önemi” vurgulanmıştır.

Ayrıca, Zirve’nin sonuç bildirgesinde; bölgesel konulara ilişkin görüşlerin yanı sıra ekonomik sürdürülebilirlik ve iklim direncinin gelecekteki gündemin merkezine yerleştirilmesi gerektiği hususunda mutabık kalındığı belirtilerek, “Yenilenebilir Enerji” kapasitesinin artırılması, iklim dostu tarım, su yönetimi ve biyoçeşitliliğin korunması gibi başlıklarda ortak adımlar atılması hususunun benimsendiği de ifade edilmiştir. Ayrıca, Türkiye Cumhurbaşkanı Eşinin ekolojik girişimleri çerçevesinde özellikle (enerji tasarrufuna da katkısı olacak) “Sıfır Atık” projesine destek verilmesi de gündeme getirilmiştir.

EİT Zirvesinin Yansımaları Olarak Nitelenebilecek Yaşanan Bazı Gelişmeler

Zirve sırasında yapılan toplantılardan ayrı olarak, Zirveye katılan ülkeler arasında “İkili Görüşmeler” de yapılmıştır. Bu bağlamda hem Zirve toplantılarının ve hem de ikili görüşmelerin verimli olduğu Zirve sonrası süreçte izlenmiş ve izlenmektedir denebilir.

Bunlardan önemli bir tanesi, Zirveden dönerken Türkiye Cumhurbaşkanı’nın; Suriye’nin enerji krizinin çözülmesi için Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın konuya ilişkin olarak destek vereceğini açıklaması olmuştur. Nitekim Zirveyi takiben 12 Temmuz 2025 tarihinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile Suriye Cumhurbaşkanı arasında yapılan görüşme sonucunda Suriye’ye tedarik konusunda mutabık kalınmıştır.

Bu bağlamda, Zirve’nin üzerinden henüz bir ay geçmeden de somut bir gelişme hayata geçirilmiştir. Hatırlanacağı üzere, Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Suriye’ye sevkine başlanmasına ilişkin olarak 2 Ağustos 2025 Tarihinde Kilis’te (Azerbaycan, Türkiye, Suriye ve Katar hükümet yetkililerinin katıldığı) bir tören düzenlenmiş ve doğal gaz akışı resmen başlamıştır.

Suriye’de 8 Aralık 2024’te Esad Rejiminin çökmesiyle birlikte Türkiye’nin Suriye’ye farklı konularda destek olduğu gözlemlenmektedir. Bunlardan biri de enerji konusu olarak öne çıkmaktadır. Bu kapsamda olmak üzere, Türkiye Suriye doğal gaz hattı projesinin hayata geçirilmesi gündeme gelmiştir. Nitekim konuya ilişkin olarak var olan boru hatları Mayıs 2025 sonu itibariyle tamamlanarak Halep’e uzanan boru hattı onarılmıştır. Ancak doğal gaz temini ve akışı sağlanamamıştı. Bu bağlamda kimi çevrelerce, projenin gerçekleştirilmesinin (doğal gaz tedarik sorunu nedeniyle) zor olacağı görüşü de ifade edilmiştir.

Hal böyleyken, 17. EİT zirvesi sonrasında (zirvedeki ikili görüşmelerin bir yansıması olarak), Azerbaycan’dan doğal gaz tedarikinin temini konusunda ilerleme sağlanmış ve takiben Azerbaycan ile Suriye arasında ilgili görüşme gerçekleşmiştir. 2 Ağustos 2025 tarihi itibariyle de Azerbaycan-Türkiye-Suriye doğal gaz hattı somut olarak hayata geçirilmiş bulunmaktadır

Böylelikle, zaman içinde bu hattan günde 6 Milyon m3 gibi bir miktarda doğal gaz pompalanarak yılda 2 Milyar m3 doğal gaz Suriye’ye taşınabilecektir. Bir başka deyişle, Azerbaycan doğal gazının Türkiye üzerinden Suriye’ye ulaşmasıyla Suriye’deki doğal gaz santralı çalıştırılarak 1200 MW kapasiteyle elektrik üretimi yapılabilecektir. Bu durum, bölgenin elektrik teminine önemli ölçüde katkıda bulunulabileceği anlamına gelmektedir. Halen bölgeye 3-4 saat elektrik verilebilirken bu sürenin 10 saate kadar çıkarılabileceği öngörülmektedir.

Hayata geçirilen söz konusu bu doğal gaz hattının daha da uzatılması ve Hama’ya ve ilerisine ulaşması da beklenebilir. Dolayısıyla Orta Doğu enerji jeopolitiğinde yeni bir dönem başlıyor gibi görünmektedir. Unutulmamalıdır ki; Azerbaycan-Türkiye-Suriye doğal gaz boru hattı ile “Orta Asya”, “Orta Doğu”ya Türkiye’nin üstlendiği koordinatör rol ile bağlanmış olmaktadır.

Zirve sonrası yaşanan bir başka gelişme ise İran Cumhurbaşkanı’nın ülkesine döndükten sonra yaptığı açıklama olarak ifade edilebilir. İran Cumhurbaşkanı Temmuz 2025’in son günlerinde yaptığı konuşmasında; bölge ülkeleriyle geliştirilen ilişkilere dikkat çekerek, “Zengizor Koridoru gibi konular hakkında endişe edilmesine gerek olmayacağını ve bu konularda İran’daki hassasiyetlerin azaltılması gerektiğini” söylemiş bulunmaktadır.

4 Temmuz 2025 tarihinde Azerbaycan’ın Karabağ Bölgesinde Hankendi Şehrinde yapılan “17. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Toplantısı” sonucunda önemli hususlara değinilen bir Sonuç Bildirgesi de yayınlanmıştır.

Sonuç Bildirgesinde yer alan önemli bir karar “Yeni Stratejik Çerçeve”nin hazırlanmasına karar verilmiş olmasıdır. Buna göre; EİT üyeleri, “2026-2035 yıllarını kapsayacak şekilde bölgenin insan kaynağı ve doğal zenginliklerini ortak refah için harekete geçirmeyi” hedeflemektedirler. Bu konu hayli geniş kapsamlı olup, sosyal konuların yanı sıra ekonomik ve enerji politik mevzuları da kapsar görünmektedir.

Ayrıca “İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik” bağlamında ekonomik sürdürülebilirlik ve iklim direncinin gelecekteki gündemin merkezine yerleştirilmesi gerektiği belirtilerek “Yenilenebilir Enerji” kapasitesinin artırılması, iklim dostu tarım, su yönetimi ve biyoçeşitliliğin korunması gibi başlıklarda ortak adımlar atılması da kararlaştırılmış ve turizmde işbirliği öngörülmüştür.

Sonuç bildirgesinde “Dijital altyapı ve lojistik” başlığına da yer verilerek (Modern İpek Yolu ve uzantısında enerji hatları bağlamında) “Orta Koridor” üzerinde dijital altyapının güçlendirilmesi ve lojistik süreçlerin kolaylaştırılması amacıyla ortak bir dijital platform kurulmasına karar verilmiştir. Ayrıca, Gazze’deki durum, İsrail’in İran’a saldırıları ve Afganistan’daki gelişmeleri de kapsayan uluslararası konular üzerinde diplomatik çözüm çağrıları da yapılmıştır.

Bu bağlamda Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın, halen toplam 8 Milyon km2’lik bir coğrafyada, Yarım Milyarı aşkın nüfusa hitap eden bölgesel bir yapıya sahip olarak büyük jeostratejik potansiyeli bulunan bir platform haline geldiği söylenebilir.

Zirve ile açıklanan kararların ötesinde 17. EİT Zirvesi’nde katılan ülkeler arasında yaratılan olumlu şartlar bazı somut gelişmelere alt yapı oluşturarak zemin kazandırdığı, Zirve sonrasında yaşanan bazı gelişmelerle görülmüştür. Bu husus, Zirve’nin kendisi kadar önemli olmuştur denebilir.

Öz olarak belirtmek gerekirse; “17. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Toplantısı” ile, Azerbaycan’ın egemenliğini yeniden tesis ettiği Hankendi şehri ilk uluslararası toplantısına ev sahipliğini başarıyla gerçekleştirmiş olup bölgede ve dünyada savaş ve gerginliklerin yaşandığı bir dönemde liderlerin Güney Kafkasya’da toplanarak, barış, istikrar, iş birliği ve dayanışma mesajları vermesi bölge açısından olumlu bir gelecek vaat eden konjüktür sergilemiş ve EİT’nin enerji, ticaret, ulaştırma, tarım ve ekonomi gibi öncelikli alanlarda projeler konusunda işbirliği görüşlerini betimleyerek EİT’ye katılan üyeler ve gözlemcilerle birlikte (“Türk Devletler Teşkilatı”, “Orta Asya İşbirliği Teşkilatı” bağlamında da) bölgesel işbirliği teşkilatları ile entegre olduğunun sergilenmesiyle özellikle ekonomik ve enerji politik kapsamda yansımalarıyla ülkelerin enerji güvenliğinin sağlanmasında da stratejik rol üstlenmekte olduğu izlenimi edinilmiştir.