DEİK Türkiye Kazakistan İş Konseyi Başkanı Selçuk Yüce:Yatırımcıların Kazakistan’a olağanüstü bir ilgisi var

Kazakistan’da 1994 yılında başlayan profesyonel iş hayatına sonrasında yatırımcı kimliğiyle devam eden Selçuk Yüce,  elde ettiği tecrübe doğrultusunda Türkiye Kazakistan ticari ilişkilerinin gelişmesi için çalışıyor. DEİK Türkiye Kazakistan İş Konseyi Başkanı Selçuk Yüce otuz yıllık deneyimini okuyucularımızla paylaştı.

Türkiye Kazakistan ticari ilişkileri ile ilgili genel bir değerlendirme alabilir miyiz?

Bu sorunuza biraz geçmişe giderek cevap vermek isterim. Kazakistan 1991 Yılında bağımsızlığını kazandığında ilk tanıyan ülke biz olduk.  Türkiye’de ekonomik krizlerin yaşandığı bir dönemdi. Dost ve kardeş Türk dünyasına o dönemde yeteri kadar kaynak aktaracak pozisyonumuz olmadığını ama tüm bunlara rağmen gücümüzün yettiğince yanlarında olduğumuzu düşünüyorum. Kazakistan özellinde söylersem, Cumhurbaşkanlarının ilk yabancı ekonomi danışmanı Türkiye’den gitmişti. Kazakistan ekonomisinin yeniden yapılanması ve dünyaya entegre olması konusunda Türkiye’nin bir çok tecrübesi model olarak alınmıştır. Özellikle başkentin Almatı’dan Astana’ya taşınma fikrine de Cumhurbaşkanımızın önerisi ve katkıları olmuştur. Kısacası Türk girişimcilerinin bağımsızlıktan kısa bir süre sonra Kazakistan’a giderek, birçok sektörde öncü kuruluşlar olarak işyerleri açtıklarını ve Kazakistan’ın ekonomisinin modern dünyaya entegre olması ve dönüşümünde önemli roller oynadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle Kazakistan’ın modern başkentinin yeniden inşası ve birçok alt yapı inşaatlarında Türk müteahhitler önemli projeler üstlenerek başarıyla tamamlamışlardır.

Bu noktada Türkiye yapması gerekenleri yeterince yapabildi mi?

Burada Türkiye daha fazla şey yapabilir miydi sorusu tartışma konusudur ama bence iyi niyetle yapması gerekenden fazlasını da yaptı diyebilirim.

Kazakistan tecrübeniz ne zaman başladı?

Kazakistan’a ilk 1994 yılında gittim. O günden bu yana da orayla ilgili bağım devam ediyor. Yakinen gözlemim,  Türk girişimcisinin de, Kazakistan’ın ekonomik gelişiminde müthiş bir rolü olduğudur. Bizim taahhüt sektörümüzün yanında perakende sektöründe, tekstilde, hizmet sektöründe, turizm, otelcilik, aklımıza gelen birçok alanda Türk girişimcilerinin önemli çalışmalara imza attıklarını, kalifiye insan yetiştirdiklerini görürsünüz. Bu katkılar neticesinde de Kazakistan’ın ekonomisinin modern dünyaya entegre olması, kalkınması ve dönüşümünde önemli katkılar sağladığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu çerçevede bize karşı yaklaşımları nasıl?

Ben bütün Türk dünyası için, Türk yatırımcıların öncelendiğine şahit oldum. Bir adım atacaklarında öncelikle bizi tercih ediyorlar eğer biz ilgi göstermiyorsak diğer ülke girişimcisine yöneldiklerini rahatlıkla söyleyebilirim.

Bu gönül bağımızın yanında Türk Devletler Teşkilatı’nın kurulması da artı bir değer oldu diyebilir miyiz?

Türk Devletleri Teşkilatımızda kuruldu. Kazakistan’da, Türkiye’de bu teşkilatın önemli bir üyesidir. Bunu da not edelim. Ortak tarih ve kültürümüzün yaşatılması , soydaşlık ve bu duygusal birliktelik teşkilatın kurulmasıyla da resmiyet kazanmış oldu. Aradan geçen zaman içerisinde de Türk Devletler Teşkilatı’nıngüçlenerek devam ettiğini gözlemliyoruz.

Türk Devletleri ve başta Kazakistan olmak üzere bağımsızlıklarını kazandıktan sonra gerek milli eğitimini, gerek ekonomisini, gerek devlet yönetme sistemini aklımıza ne geliyorsa dönüştürürken bizi örnek aldılar. Bizim ekonomik modelimize baktılar, sanayileşmemize baktılar, KOBİ’lerimize baktılar.

Türkiye Kazakistan ticari ilişkilerini gözden geçirirken, güçlü olan yanlar iş birliği yapılabilecek alanlar ile ilgili neler söylersiniz?

Kazakistan özellikle petrol, petrol türevleri, uranyum, bakır, krom gibi birçok değerli maden konusunda zengin bir ülkedir. Bunun yanı sıra Kazakistan yüz ölçümü olarak bizim yaklaşık 3,5 katımızdır. Zengin yeraltı kaynakları dışında yaklaşık 200 milyon hektar ekilebilir tarım alanı var. Tahıl üretimi alanında Rusya, Ukrayna gibi Kazakistan’da dünyadaki önemli oyunculardan biridir. Bu doğrultuda ticari ilişkilerimiz daha da geliştirilebilir ancak Kazakistan’ın ülkemize uzaklığı ve bölgenin ulaşım konusundaki gerek teknik zorlukları, gerekse son zamanlarda Çin’in Kazakistan üzerinden Avrupa’ya ihracatı sebebiyle navlun fiyatları yükseldi ve bölge ülkeleri ile rekabette geri kalmaktayız.

Diğer taraftan Kazakistan ekonomi yönetimi doğal kaynakları ham olarak satmak yerine işleyerek katma değerli ürünler halinde ihraç etme politikasını benimsemiş ve bu bağlamda çalışmalar yürütülmektedir. Bu noktada Kazakistan’ın önemli bir avantajı var. Kazakistan’da eğitimli nitelikli insan gücü çok yüksektir. Bu da onların en güçlü kaslarıdır ve bu dönüşüm sürecinin daha hızlı olmasını sağlamaktadır.

Kazakistan’ın hızlı bir ekonomik gelişim içerisinde olduğunu söyleyebilir miyiz?

Söyleyebiliriz,2023 ekonomik verilerine göre, milli gelirden kişi başına düşen rakamın 15.000 dolara gelmesi bunun bir göstergesidir. Biz henüz ülke olarak oraya gelemedik. Kazakistan’ın gayri safi milli hasılası yaklaşık üç yüz milyar dolar seviyesinde. Toplam dış ticaret hacmi yaklaşık yüz kırk beş milyar dolar. Biz Türkiye olarak Kazakistan’la hem ihracatta hem ithalatta altıncı sıradayız. Kazakistan’ın ithalattaki birinci ülkesi Rusya’dır, Çin ikinci sıradadır. İhracatta birinci ülke ise İtalya’dır.

Bizim Kazakistan’la dış ticaretimizde yaklaşık altı milyar dolar seviyesindedir. Bunun iki milyar doları ihracat, dört milyar doları ithalattır, yani dış ticarette iki milyar dolar eksi vermekteyiz.  Ticari hedefimiz ise ilk aşamada toplamda on milyar dolardır.

Kazakistan’ın en büyük sorunlarından birinin nüfus olduğu ifade ediliyor. Bu konu ile ilgili bilgi alabilir miyiz?

Kazakistan’ın bugün nüfusu yaklaşık 20 milyon. Muhtemelen 5 yıl sonra da sosyoekonomik gelişmelerle birlikte 25 milyon bir nüfus öngörülüyor Kazakistan için. Bir ülkenin milli geliri arttıkça, sosyal refah seviyesi arttıkça, dışarıdan o ülkeye ilginin de artacağı söylenilebilir. Bu doğrultuda Kazakistan nüfusunun artacağı öngörülüyor.

Bağımsızlığın ilk yıllarında nüfus, yaşanan ekonomik belirsizlikler nedeni ile bir dönem azalma eğiliminde olmuştu. Örneğin o dönemde Alman kökenli insanların Almanya’ya göçü olduğunu biliyoruz. Diğer bazı etnik kökenli Kazakistan vatandaşlarının da ülkelerine göç ettiklerini gözlemliyoruz. Daha sonra Kazakistan hızlı bir şekilde ekonomik kalkınmasını sağlayıp, belirli bir zenginliğe geldikten sonra da bu seferde çeşitli sebeplerle vatanı dışında yaşayan birçok Kazak kökenli insanlar ülkelerine dönüyorlar.  

Bizim Kazakistan’a yaptığımız yatırımlardan bahseder misiniz?

Alarko’nun tarımla ilgili Çimkent bölgesinde toplam altı yüz elli milyon dolar sera yatırımı başladı. Bu yatırımın tamamı 5 Milyon metrekare ve 3 etapta tamamlanması planlanan projenin  ilk etabı geçtiğimiz yıl sonu başlamıştır. Aksa’nın elektrik üretimi ile ilgili Kızılorda bölgesinde yaptığı bir enerji yatırım var. TAV Yeni Uluslararası Almatı Havalimanı inşaatı ve işletmesi yatırımımız var. Yıldırım Grup’un krom madeni işletmesi ve bunun yanında  soda fabrikası yatırımı devam ediyor.. Rönesans Kokchetau şehir hastanesi yatırımına başladı. Tiryaki Holding’in hububat ile ilgili yatırımları var. Anadolu Group’un içecek ile ilgili yatırımları var. Abdi İbrahim ve Nobel İlaç’ın yatırımı, YDA’nın yine havalimanları, hastane ve modern fabrika yatırımları var. Daha ismini sayamadığımız diğer yatırımlarla toplamda yapılan yaklaşık üç milyar dolarlık ve devam eden yine 4 Milyar dolarlık doğrudan yatırımlardan bahsediyoruz. Bu arada geçtiğimiz yıl sonu Kazakistan’dan Kaspi Bank Hepsiburda’nın % 65 Hissesini 1.1 Milyar dolara aldığını memnuniyetle belirtmek isterim.

Rams İnşaat’ın hem burada hem de Kazakistan’da yatırımları olduğunu biliyoruz.

Evet, Rams hem Kazakistan’da hem de Türkiye’de konut yatırımlarına devam ediyor. Kazakistan’da kazandıkları ile ülkemizde de yatırımlar yapıyor. Belki de buradaki yatırımlarını Kazak ortakları ile yapıyordur. Konu hakkında çok fazla bilgim yok.

Kazakistan’da bizim dışımızda yatırım yapan ülkeler hangileri?

Çin’in yatırımlarının arttığını gözlemleyebiliyoruz. Bu artışı ülkede çalışan yabancı iş gücü verilerinde de görebiliyoruz. Çalışma bakanlığının verilerine göre yabancı çalışan olarak Çinlilerin birinci sırada olduğunu görüyoruz. Son dönemde Avrupalı firmalarında ilgisinin arttığını gözlemliyoruz. Birçok büyük proje var. Bu doğrultuda da yatırımcıların Kazakistan’a olağanüstü bir ilgisi var. 

Siz hangi alanlarda yatırım yapıyorsunuz?

Ben 1994 yılında bir firmanın yetkilisi olarak Kazakistan’a gittim. Birkaç yıl sonra firma beni başka bir ülkeye yönlendirdi ve o dönemde radikal bir karar alarak Kazakistan’da kendi işimi yapmak için firmadan ayrıldım. 1998 yılından bu yana da gıda, gastronomi ve endüstriyel ekipman proje taahhüt alanında faaliyetlerime devam ediyorum. Özellikle Kazakistan’ın gastronomisinin gelişmesinde ve bu alanda çalışmalarım sırasında  ciddi insan kaynağı yetişmesinde de katkılarım olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanında son zamanlarda üst yapı alanında bir inşaat firmamız vasıtasıyla faaliyetlerimiz var ve bu alanda da başarılı çalışmalara imza atmaya devam ediyoruz.