HLG Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut: Birden fazla vatandaşlık, bugün bir lüks değil; stratejik bir hareket alanıdır.

Küresel ölçekte göç ve yatırım programları artık yalnızca seyahat özgürlüğü değil; güvenlik, esneklik ve gelecek planlaması anlamına geliyor. 1992 yılında Kanada’da kurulan ve bugün merkez ofisi Hong Kong’da bulunan Harvey Law Group (HLG), 20’den fazla ofisi ve 50’nin üzerinde yatırım temelli program uzmanlığı ile bu alanda dünyanın en köklü hukuk markalarından biri. HLG’nin Türkiye yapılanmasını 5,5 yıldır yöneten Çiğdem Sarıoğlu Ergut ile değişen küresel dinamikler ışığında ikinci vatandaşlık ve oturum programlarını konuştuk.

Harvey Law Group’u biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Harvey Law Group, Jean-François Harvey tarafından 1992 yılında kurulmuş uluslararası bir hukuk firması. Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programlarında dünyanın en deneyimli ekiplerinden birine sahibiz. Türkiye ofisi olarak yaklaşık 5,5 yıldır hizmet veriyoruz. Türkiye’den başvuran yatırımcıların büyük bölümü Portekiz oturum programı, Golden Visa ve Karayipler vatandaşlık programlarını tercih ediyor. Bunları Kanada, ABD ve İngiltere gibi ülkeler takip ediyor. Bizim yaklaşımımız yalnızca bir başvuru süreci yönetmek değil; yatırımcının uzun vadeli global mobilite stratejisini kurgulamak.

Portekiz neden hâlâ en çok tercih edilen program?

Portekiz modeli yatırımcıya önce oturum izni veriyor ve belirli süre sonunda vatandaşlığa giden bir yol açıyor. En önemli avantajı ise kişinin Türkiye’deki yaşam düzenini bozmadan süreci ilerletebilmesi. Golden Vize kapsamında yatırımcı, ülkeye taşınmadan – yılda sınırlı süreli ziyaretlerle – vatandaşlık hakkına ulaşabiliyor. Bu da özellikle aktif iş hayatını sürdürmek isteyen yatırımcılar için güçlü bir esneklik sağlıyor.

Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi Modeli nedir? Portekiz’den farkı ne?

Bulgaristan modeli yatırım gerektirmeyen, daha ticari temelli bir yapı. Türkiye’deki mevcut şirketiniz üzerinden Bulgaristan’da temsilcilik ofisi açarak oturum alabiliyorsunuz. Ancak bu modelde vatandaşlığa gidebilmek için Bulgaristan’da fiziki yaşam şartı bulunuyor. Portekiz Golden Vize ise yatırım temelli ama yaşam zorunluluğu olmayan bir vize türü. Dolayısıyla biri daha esnek mobilite sağlarken, diğeri daha ticari yapı üzerinden ilerliyor. Yatırımcının hedefi belirleyici oluyor.

Ülkelerin program değişiklikleri yatırımcıları etkiliyor mu?

Avrupa Birliği pasaport satışına izin vermiyor. Dolayısıyla doğrudan pasaport veren bazı modeller zaman içinde revize edilebiliyor. Ancak burada önemli olan, sürece doğru zamanda ve doğru hukuk danışmanlığı ile girilmiş olması. Kazanılmış haklar geriye dönük iptal edilmiyor. Bu nedenle güvenilir ve köklü bir hukuk firmasıyla çalışmak kritik. Sürecin yalnızca bugününü değil, yarınını da öngörmek gerekiyor.

Yatırımcılara önerirken daha temkinli yaklaştığınız programlar oluyor mu?

Eğer bir model konusunda çekincemiz varsa, o programı danışanımıza sunmayız. Her yatırımcının motivasyonu farklı. Bazen Yunanistan’daki 250.000 Euro’luk bir gayrimenkul yatırımına kıyasla, biraz daha yüksek bütçeyle Portekiz’e yönelmenin uzun vadede daha güçlü bir vatandaşlık avantajı sunduğunu anlatıyoruz. Bizim yaklaşımımız satış odaklı değil; güven odaklı.

Son dönemde talep artışı var mı?

“Talep arttı” demek yerine “farkındalık arttı” demek daha doğru olur. İkinci pasaport veya oturum artık bir ihtiyaçtan ziyade stratejik bir gereklilik haline geldi. Dünya dinamikleri hızla değişiyor. Ülkeler arası ilişkiler, vize politikaları, ekonomik dengeler farklılaşıyor. Eğer cebinize birden fazla vatandaşlık koyabiliyorsanız, hareket alanınız genişler. Bu da yatırımcıya psikolojik ve stratejik bir güven sağlar.

Türk yatırımcıların yurtdışı gayrimenkule ilgisini nasıl yorumluyorsunuz?

Yurtdışındaki mülk yatırımlarında yatırımcıyı koruyan net hukuk sistemleri ve şeffaf kazanç mekanizmaları bulunuyor. Özellikle mülkiyet hakkının güçlü şekilde korunması, yatırımcının kararını hızlandıran faktörlerden biri.

ABD’de konuşulan yeni “Trump Gold Kart” programı hakkında ne düşünüyorsunuz?

ABD’de gündeme gelen ve yüksek bağış tutarları karşılığında green card sağlayan modeller var. Ancak kişi başı 1 milyon dolar ve üzeri rakamlar söz konusu.Türkiye’den şu aşamada ciddi bir talep gözlemlemiyoruz. Bu rakamlar birçok aile için oldukça yüksek.Her programın kendi içinde bir hedef kitlesi var; önemli olan yatırımcının finansal gücü ile stratejik beklentisinin örtüşmesi.