İstanbul Medikal ve Sağlık Ürünleri Tic. A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Sinem Torun: Sağlık alanında güven bir tercih değil zorunluluktur
Yara bakım ürünlerine yaptığı yatırım ve insan odaklı çalışmalarıyla sağlık sektöründe marka olmayı başaran İstanbul Medikal, Türkiye Yüzyılına uygun kendini geleceğe hazırlıyor. Sürdürülebilir ürünler geliştirerek sağlık sektörüne katkı sunduklarını vurgulayan İstanbul Medikal ve Sağlık Ürünleri Tic. A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Sinem Torun, sağlık alanında gerçek başarının yalnızca ticari sonuçlarla değil, topluma bırakılan kalıcı değerle ölçüldüğüne değinerek sorularımızı yanıtladı.
Sağlık Bakanı ile yaptığımız görüşme de Türkiye Yüzyılına değindiler. Konu ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Sayın Sağlık Bakanı’nın da ifade ettiği ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu, sağlık alanında yerli üretimin, teknolojik dönüşümün ve yüksek katma değerli sağlık yatırımlarının ön plana çıktığı yeni bir dönem olarak değerlendiriyorum. Sağlık, bir ülkenin kalkınmasının en stratejik alanlarından biridir ve bu alanda atılan her adım, geleceğe yapılan bir yatırım niteliği taşır.
Son yıllarda sağlık altyapısı, şehir hastaneleri, dijital sağlık uygulamaları ve sağlık turizmi alanlarında önemli gelişmeler yaşandı. Bundan sonraki süreçte ise yerli üretimin güçlenmesi, Ar-Ge yatırımlarının artırılması, medikal teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması ve inovatif ürünlerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Biz de İstanbul Medikal olarak bu vizyonun bir parçası olmayı önemsiyoruz. Özellikle yara bakım ürünleri ve medikal çözümler alanında kaliteli, yenilikçi ve sürdürülebilir ürünler geliştirerek hem ülkemizin sağlık sistemine katkı sunmayı hem de uluslararası pazarlarda Türkiye’yi başarıyla temsil etmeyi hedefliyoruz.
Türkiye Yüzyılını, kamu, özel sektör, üniversiteler ve sağlık profesyonellerinin ortak akıl ve iş birliğiyle şekillenecek bir gelişim süreci olarak görüyoruz. İnanıyorum ki bilim, teknoloji, üretim ve insan odaklı sağlık hizmetleriyle desteklenen bu vizyon, Türkiye’yi bölgesel bir sağlık üssü olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte güçlü bir oyuncu haline getirecektir. Biz de bu hedef doğrultusunda üretmeye, yatırım yapmaya ve ülkemize değer katmaya devam edeceğiz.
Türkiye’nin yara bakım ürünleri pazarında geldiği noktayı aktarır mısınız?
Türkiye, yara bakım ürünleri pazarında son yıllarda önemli bir gelişim süreci yaşıyor. Sağlık hizmetlerine erişimin artması, kronik hastalıkların ve yaşlı nüfusun çoğalmasıyla birlikte modern yara bakım ürünlerine olan ihtiyaç da her geçen gün yükseliyor. Bu gelişme, sektörün hem teknolojik hem de ticari açıdan büyümesini destekleyen önemli bir dinamik oluşturuyor.
Geçmişte ağırlıklı olarak ithal ürünlerin hâkim olduğu pazarda, bugün yerli üreticilerin de Ar-Ge yatırımlarıyla daha güçlü bir konuma geldiğini görüyoruz. Özellikle ileri yara bakım ürünleri, enfeksiyon kontrolü sağlayan çözümler ve biyoteknoloji destekli ürünler konusunda önemli yatırımlar yapılıyor. Bu durum, hem sağlık hizmetlerinin kalitesine katkı sağlıyor hem de ülkemizin sağlık teknolojileri alanındaki rekabet gücünü artırıyor.
Bununla birlikte, yara bakımında doğru ürün seçimi ve bilimsel yaklaşımların yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor. Sağlık profesyonellerinin eğitimlerinin desteklenmesi, güncel tedavi protokollerinin benimsenmesi ve multidisipliner yara bakım merkezlerinin yaygınlaşması, sektörün gelişimini hızlandıracaktır.
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin yalnızca iç pazarın ihtiyaçlarını karşılayan değil, aynı zamanda yüksek katma değerli yara bakım ürünlerini ihraç eden güçlü bir üretim merkezi olma potansiyeline sahip olduğuna inanıyorum. Kamu, üniversite ve özel sektör iş birliğinin güçlenmesi, Ar-Ge yatırımlarının artırılması ve yerli üretimin teşvik edilmesiyle bu hedefe ulaşmak mümkündür. İstanbul Medikal olarak biz de bu dönüşümün bir parçası olmayı, yenilikçi ve kaliteli ürünlerle hem ülkemize hem de uluslararası pazarlara değer katmayı hedefliyoruz.
İstanbul Medikal olarak sosyal sorumluluk projelerinizle ilgili bilgi verir misiniz?
İstanbul Medikal olarak, sağlığa katkı sağlamanın yalnızca ürün sunmakla sınırlı olmadığına inanıyoruz. Topluma değer katmayı, faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve sosyal sorumluluk projelerini kurumsal kültürümüzün önemli bir unsuru olarak benimsiyoruz.
Bu kapsamda; sağlık çalışanlarının mesleki gelişimini destekleyen eğitim programları, yara bakımı konusunda farkındalık çalışmaları, bilimsel toplantılar ve seminerler düzenleyerek sağlık hizmetlerinin niteliğine katkı sunmayı hedefliyoruz. Bilginin paylaşılmasının, kaliteli sağlık hizmetinin temel taşlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bunun yanı sıra, ihtiyaç sahibi bireylerin sağlık ürünlerine erişimini kolaylaştırmaya yönelik destek çalışmalarında yer alıyor, kamu kurumları, sağlık kuruluşları ve sivil toplum örgütleriyle iş birlikleri geliştiriyoruz. Özellikle dezavantajlı grupların yaşam kalitesini artıracak projelerde yer almak bizim için büyük bir sorumluluk taşıyor.
Kadın girişimciliğinin ve gençlerin sağlık sektöründeki inovatif fikirlerinin desteklenmesini de sosyal sorumluluğun önemli bir boyutu olarak görüyoruz. Bu nedenle bilgi paylaşımını teşvik eden platformlarda yer alıyor, sektörün geleceğine katkı sağlayacak iş birliklerini destekliyoruz.
Önümüzdeki dönemde de sosyal sorumluluk anlayışımızı daha da güçlendirerek; sürdürülebilir, eğitime ve toplumsal faydaya odaklanan projeler üretmeye devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki sağlık alanında gerçek başarı, yalnızca ticari sonuçlarla değil, topluma bırakılan kalıcı değerle ölçülür.
Sağlık alanında marka ve güvenilir olmanın önemi bilinmektedir. İstanbul Medikal olarak bu alanda marka değerinizle ilgili bilgi verir misiniz?
Sağlık sektöründe marka olmak, uzun yıllar boyunca güven inşa etmekle mümkündür. Biz İstanbul Medikal olarak marka değerimizi yalnızca sunduğumuz ürün ve hizmetlerle değil; etik çalışma anlayışımız, kalite standartlarımız ve hasta ile sağlık profesyonellerine karşı duyduğumuz sorumluluk bilinciyle oluşturduk. Bizim için marka olmak, insanların ihtiyaç duyduklarında tereddüt etmeden güvenebilecekleri bir kurum olabilmektir.
Sağlık alanında güven, bir tercih değil, temel bir zorunluluktur. Bu nedenle tüm süreçlerimizde kaliteyi, şeffaflığı ve sürdürülebilir hizmet anlayışını ön planda tutuyoruz. Teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek yenilikçi çözümleri hizmetlerimize entegre ediyor, aynı zamanda insan odaklı yaklaşımımızdan hiçbir zaman ödün vermiyoruz. İstanbul Medikal’in bugün ulaştığı noktada en büyük gücü, yıllar içinde oluşturduğu güven ilişkisi ve paydaşlarımızla kurduğu güçlü iş birlikleridir. Sağlık profesyonellerimizin, iş ortaklarımızın ve hastalarımızın bize duyduğu güven, en değerli sermayemizdir. Bu güveni korumak ve her geçen gün daha da güçlendirmek için sürekli kendimizi geliştiriyor, kalite standartlarımızı yükseltiyor ve sektörümüze değer katacak yatırımlar yapmaya devam ediyoruz.
Biz, marka değerinin reklamla değil; tutarlılıkla, kaliteyle ve verilen sözün arkasında durmakla oluştuğuna inanıyoruz. İstanbul Medikal olarak bundan sonra da güveni merkeze alan hizmet anlayışımızla hem ülkemizde hem de uluslararası platformlarda örnek gösterilen bir sağlık markası olma hedefiyle çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Yabancı yatırımcıların Türkiye pazarına ilgisiyle ilgili gözlemlerinizi aktarır mısınız?
Son yıllarda yabancı yatırımcıların Türkiye sağlık sektörüne olan ilgisinin devam ettiğini gözlemliyoruz. Bunun en önemli nedenleri arasında Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu, güçlü sağlık altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve üretim kapasitesi yer alıyor. Özellikle medikal ürünler, sağlık teknolojileri ve sağlık turizmi alanlarında ülkemiz, bölgesel bir merkez olma potansiyelini her geçen gün daha fazla ortaya koyuyor. Yabancı yatırımcılar artık yalnızca iç pazarı değil, Türkiye’yi çevre coğrafyalara açılan stratejik bir üretim ve ihracat üssü olarak da değerlendiriyor. Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika pazarlarına erişim avantajı, Türkiye’yi uluslararası yatırımcılar açısından cazip kılan önemli unsurlardan biri. Elbette yatırım kararlarında öngörülebilirlik, sürdürülebilir ekonomi, güçlü mevzuat yapısı ve yatırım süreçlerinin etkinliği büyük önem taşıyor. Bu alanlarda atılacak her olumlu adımın uluslararası yatırımcı güvenini daha da artıracağına inanıyorum.
İstanbul Medikal olarak biz de yabancı iş ortaklarımızla yaptığımız görüşmelerde, Türk sağlık sektörüne ve yerli üretim kapasitesine duyulan ilginin arttığını görüyoruz. Özellikle kalite standartlarına uygun üretim yapan, Ar-Ge’ye yatırım yapan ve uluslararası sertifikasyon süreçlerini başarıyla tamamlayan firmaların küresel pazarda daha fazla öne çıktığını gözlemliyoruz.
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin yüksek katma değerli sağlık ürünleri geliştiren, inovasyona yatırım yapan ve uluslararası iş birliklerini artıran bir ülke olarak yabancı yatırımcılar için cazibesini daha da güçlendireceğine inanıyorum. Biz de İstanbul Medikal olarak bu sürece katkı sağlayacak yatırımlarımızı ve uluslararası iş birliklerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Yara bakım ürünlerinde merdiven altı ürünlerin insan sağlığına verdiği zararları aktarır mısınız?
Yara bakım ürünleri, doğrudan insan sağlığını etkileyen ve tedavi sürecinin başarısında kritik rol oynayan tıbbi ürünlerdir. Bu nedenle kalite standartlarına uygun üretilmeyen, gerekli test ve denetimlerden geçmeyen, halk arasında ‘merdiven altı’ olarak ifade edilen ürünler ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. Steril olmayan veya uluslararası kalite standartlarını karşılamayan ürünler; enfeksiyon riskinin artmasına, yaranın geç iyileşmesine, doku hasarına ve tedavi sürecinin uzamasına neden olabilir. Özellikle diyabetik ayak yaraları, bası yaraları ve kronik yaralar gibi hassas vakalarda kullanılan ürünlerin güvenilirliği, hastanın sağlığı açısından hayati önem taşımaktadır.
Bu nedenle sağlık profesyonellerinin ve hastaların, ruhsatlı, izlenebilir ve kalite belgelerine sahip ürünleri tercih etmesi büyük önem taşımaktadır. Tıbbi ürünlerde düşük maliyet hiçbir zaman kalite ve güvenliğin önüne geçmemelidir. Çünkü yanlış ürün seçiminin oluşturacağı sağlık sorunları, hem hasta açısından hem de sağlık sistemi açısından çok daha büyük maliyetlere yol açabilmektedir.
İstanbul Medikal olarak üretim ve tedarik süreçlerimizde uluslararası kalite standartlarını esas alıyor, hasta güvenliğini her zaman önceliğimiz olarak görüyoruz. Bizim anlayışımıza göre yara bakımında başarı yalnızca doğru tedaviyle değil, aynı zamanda güvenilir ve bilimsel olarak kanıtlanmış ürünlerin kullanılmasıyla mümkündür. Sağlık sektöründe kalite, bir tercih değil; vazgeçilmez bir sorumluluktur
Türkiye’de ve Dünyada nadir hastalık kabul edilen Epidermolizis Büllosa halk dilinde kelebek hastalığı dediğimiz hastalıktan biraz bahsedebilir misiniz?
Halk arasında ‘kelebek hastalığı’ olarak bilinen Epidermolizis Bülloza (EB), nadir görülen genetik bir hastalık olmasına rağmen, hastaların yaşam kalitesini derinden etkileyen ve özel bakım gerektiren önemli bir sağlık sorunudur. EB olarak adlandırdığımız bu hastalık deride ve mukozada bül (içi su dolu kabarcıklar-yanıkta da görüldüğü gibi) gelişimi olan bir hastalıktır. Genellikle büller bu bölgelerin maruz kaldığı bası ya da çarpma gibi benzeri olayların yaşanması ile gelişir. Epidermolizis büllosa genetik bir hastalıktır, genetik bağ dokusu bozukluğudur. Bilinen 30 dan fazla varyantı ile EB tipine göre çok çeşitli şiddetlerde ortaya çıkar. 3 ana tip ise simplex (basit),distrofik (kusur bırakan), jonksiyonel (derinin bileşke yerinde) Türkiye’de bu hastalığın görülme sıklığının birçok ülkeyle benzer düzeylerde olduğu değerlendirilmekle birlikte, akraba evliliklerinin daha yaygın olduğu toplumlarda bazı kalıtsal hastalıkların daha sık görülebilmesi nedeniyle erken tanı, genetik danışmanlık ve hasta takibi büyük önem taşımaktadır. Dünyada yılda yaklaşık 200 çocuk EB ile doğmaktadır. Cinsel ve etnik grup ayrımı yapmaz, kalıtsaldır fakat ebeveynler taşıyıcı olduklarını bilemeyebilirler. Bulaşıcı değildir.
Son yıllarda ülkemizde kelebek hastalığına yönelik farkındalığın artması, multidisipliner hasta takip merkezlerinin gelişmesi ve yara bakımına ilişkin bilgi birikiminin güçlenmesi sevindirici bir gelişmedir. Bununla birlikte, Avrupa ve gelişmiş ülkelerde olduğu gibi hasta kayıt sistemlerinin güçlendirilmesi, uzman merkezlerin yaygınlaştırılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve yenilikçi tedavilere erişimin artırılması, bu alandaki gelişimin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.
Kelebek hastalarının günlük yaşamında en kritik konulardan biri yara bakımının doğru ve düzenli şekilde yapılmasıdır. Kullanılan pansuman malzemeleri ve yara bakım ürünlerinin kalitesi, hastaların enfeksiyon riskinin azaltılması, ağrının kontrol altına alınması ve yaşam konforunun artırılmasında belirleyici rol oynar. Bu nedenle bu alandaki teknolojik gelişmeler ve yenilikçi ürünler, hastalar için sadece bir tedavi desteği değil, aynı zamanda yaşam kalitesini artıran önemli çözümler sunmaktadır.
İstanbul Medikal olarak biz de yara bakım alanındaki bilgi birikimimizi geliştirmeyi, sağlık profesyonellerini desteklemeyi ve uluslararası standartlara uygun ürünlerle nadir hastalıkların yönetimine katkı sağlamayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. İnanıyoruz ki kamu, akademi, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün ortak çalışmaları sayesinde hem hasta farkındalığı hem de tedavi olanakları önümüzdeki yıllarda çok daha ileri bir seviyeye ulaşacaktır
Sağlık alanındaki bir yatırımcı olarak kamudan beklediğiniz destekleri aktarır mısınız?
Sağlık sektörü, yalnızca ekonomik büyümenin değil, aynı zamanda toplumsal refahın da temel yapı taşlarından biridir. Bu nedenle sağlık alanına yapılan her yatırımın uzun vadeli bir değer oluşturduğuna inanıyorum. Kamudan en büyük beklentimiz ise, yatırımcıların önünü açan, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir ekosistemin güçlendirilmesidir. Özellikle yatırım ve ruhsat süreçlerinin daha hızlı ve etkin ilerlemesi, yenilikçi sağlık projelerinin desteklenmesi ve dijital sağlık teknolojilerine yönelik teşviklerin artırılması sektörün gelişimine önemli katkı sağlayacaktır. Bunun yanında Ar-Ge faaliyetlerini destekleyen mekanizmaların güçlendirilmesi, üniversite-sanayi iş birliklerinin teşvik edilmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine yönelik projelerin artırılması da büyük önem taşıyor.
Kadın girişimciler açısından ise finansmana erişimi kolaylaştıran destek programları, mentorluk ağları ve yatırım teşvikleri, sektörde daha fazla kadının liderlik üstlenmesine katkı sağlayacaktır. Kadınların sağlık alanındaki girişimlerinin desteklenmesi, yalnızca girişimcilik ekosistemini değil, sağlık hizmetlerinin niteliğini ve çeşitliliğini de olumlu yönde etkileyecektir. Kamu ve özel sektörün ortak bir vizyonla hareket ettiği, inovasyonu teşvik eden ve yatırımcının önünü görebildiği bir yapı oluşturulduğunda, Türkiye’nin sağlık alanında bölgesel ve küresel ölçekte çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inanıyorum. Biz yatırımcılar da bu dönüşümün bir parçası olmaktan, ülkemize değer katacak projeler üretmekten büyük bir sorumluluk ve heyecan duyuyoruz.
Sağlık sektöründe kadın girişimci olmanın önemini ve avantajlarını aktarır mısınız ?
Sağlık sektöründe kadın girişimci olmak benim için yalnızca bir işletme kurmak değil; insanların yaşamına dokunan, güven oluşturan ve topluma değer katan bir yolculuk. Kadınların sağlık alanındaki duyarlılığı, empati gücü ve çözüm odaklı yaklaşımı, bu sektörde önemli bir fark yaratıyor. Aynı zamanda kadın girişimciler olarak sadece ekonomik değer üretmiyor, yeni istihdam alanları oluşturuyor ve gelecek nesillere ilham veren rol modeller haline geliyoruz. Sağlık sektörü sürekli gelişen, yeniliklere açık ve insan odaklı bir alan. Bu nedenle kadınların liderliğinde geliştirilen dijital sağlık çözümleri, koruyucu sağlık hizmetleri ve hasta deneyimini iyileştiren uygulamalar her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Bugün kadın girişimciler için finansman, eğitim ve mentorluk gibi destek mekanizmalarının da artması, cesaret veren bir gelişme. Ben, sağlık alanında girişimciliğin yalnızca ticari bir faaliyet değil, aynı zamanda topluma karşı bir sorumluluk olduğuna inanıyorum. Attığımız her adımın insanların yaşam kalitesine katkı sunması en büyük motivasyonumuz. Kadınların bilgi, cesaret ve kararlılıkla sağlık sektöründe çok daha güçlü başarılara imza atacağına yürekten inanıyorum.
