Inpharmus Türkiye Genel Müdürü Batuhan Özenç: Hayalimiz Türkiye’de üretim yapmak
İlaç endüstrisi, insan sağlığının korunmasında ve yaşam kalitesinde önemli roller oynar. Bu çerçevede gelişmiş bir ilaç sektörünün varlığı önemli bir gündem maddesi olarak karşımızda durmaktadır. Dünyada ve ülkemizde sektörün gelişimi ile ilgili görüşlerini almak için bir araya geldiğimiz Inpharmus Türkiye Genel Müdürü Batuhan Özenç, sektörün dünyada ve ülkemizde paralel bir gelişim seyri içerisinde olduğunu belirtti.
Sektörün gelişimi ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?
İlaç endüstrisinin her açıdan stratejik ve kritik bir endüstri olduğunu ifade etmemiz gerekir Dünya ölçeğine baktığınız zaman sektörün iki trilyon dolar mertebelerinde olduğunu gözlemliyoruz. Bu 2 trilyonluk pazarın %48’i Amerika Birleşik Devletleri’nin kapsadığını ifade ettiğimizde, yapısal olarak da baktığımız zaman, aslında çok dengesiz bir yapının olduğunu söyleyebiliriz. Böyle bir değerlendirme neticesinde sektörü ABD ve ABD dışı olarak ifade etmek doğru olacaktır. Biz ise ülke olarak büyüklük açısından 21. büyük pazar olarak yerimizi alıyoruz. Türkiye’de ilaç pazarı on milyar dolar mertebesindedir.
Eskiden baktığımız zaman ilaç sektöründe daha çok kronik veya akut hastalıklar diye tanımladığımız hepimizin bildiği genel topluma hitap eden hastalıkların tedavilerine yönelik araştırma ve geliştirmeler yapılıyordu. Antibiyotikler, anti hipertansifler, tansiyon ilaçları, şeker ilaçları, antidiabetikler yoğunluktaydı. Son 5 yılda dünyada büyük ilaç firmalarından ziyade daha küçük ölçekli ama sadece molekül araştırması yapan ilaç firmaları ortaya çıkmaya başladı. Ve bu ilaç firmaları da daha çok nadir hastalıklar, onkoloji, nöroloji ama nörolojinin daha nadir alanları işte Alzheimer, MS gibi alanlarda çalışmalar yapıyor.
Bu yönelimin gerekçeleri ile ilgili neler söylenilebilir?
Her şeyden önce birçok alanda geniş kitleleri ilgilendiren alanlarda yapılması gerekenler büyük bir çoğunlukla yapıldı. Diğer tarafta ortalama insan ömrünün artması ile birlikte farklı ihtiyaçlar ortaya çıktı. Bu çerçevede son 10 yıldır bütün bilimsel kongrelerde, tartışmalarda artık hastalık yok, hasta var felsefesi ön plana çıkmaya başladı. Çünkü hastalıklar bile her hastada farklı seyrediyor. Yani siz de akciğer enfeksiyonu geçiriyor olabilirsiniz, ben de geçiriyor olabilirim. Siz çok daha hafif atlatıyorsunuz, ben daha ağır belki hastane yatışlı ilerlemek zorunda kalıyorum. Bu nedenle sektör daha insana odaklı, daha kişiye özel tedavi için çaba sarf ediyor. Kısaca genelden özele doğru gidişattan bahsedebiliriz. Bütün çalışmaların daha spesifik, daha dar, daha alt gruplara odaklı yapılmasından da bunu görüyoruz.
Bu durumun maliyetlerin de yükselmesine neden olduğunu söylenilebilir miyiz?
Kişiler azaldıkça, kullanıcı sayısı azaldıkça, yapılan klinik çalışmaların, yapılan bütün araştırmaların maliyetleri o az sayıdaki hasta üzerine bölündüğünden tedavi maliyetleri yükseliyor.
Ülkemiz ölçeğinde bakıldığında toplam pazar içerisinde nadir hastalıkların oranı nedir?
Toplam ilaç pazarı içerisinde çok büyük bir yer tutmuyor. 10 milyar da belki 1,5-2 milyar arasında bir banttan bahsediyoruz.Ancak bunoktada konuya farklı bir açıdan bakmak gerektiğini ifade edebilirim. Öncelikle verilen oranlar doğrultusunda yani iki binde bir ve milyonda bir mertebelerine ulaşan kişilerde görülmesi insanlarda önemsiz bir rakam olarak görülebilir fakat başınıza geldiğinde ya da yakın çevrenizden birinin başına geldiğinde düşüncemiz değişecektir. Bu noktada her insanın tedavisi oldukça önemlidir. Diğer taraftan bu insanları tedavi etmediğiniz zaman, uzun yıllar ekonominin içerisinde yer almayarak ülke ekonomisinde önemli kayıplara yol açmaktadırlar. Doğru tedavilerle bu insanların hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesini sağlamak daha az bir maliyet demektir.
Nadir hastalıklar konusunda gerekli bilgi birikimine sahip miyiz?
Aslında değiliz, birçok nadir hastalığın doğru dürüst tanımı bilinmiyor. Bu çerçeve de hastaya doğru teşhis koyulması ve bu hastanın doğru tedaviye ulaşması oldukça güç. Bu alanda yaşanan gelişmeler bu durumu düzeltebilir.
Teknolojinin gelişmesi ile bu alanda yapılan çalışmaların maliyetlerinde azalmalar olabilir mi?
Olabilir, özellikle gen teknolojilerinde yaşanan gelişmeler maliyetleri azaltacaktır.
Nadir Hastalıklar ile ilgili ortaya çıkan tedavilere ülke olarak ulaşabiliyor muyuz?
%85’ine Türkiye’de erişim yok. %15′ bandının %5’ine tam erişim var, %10’una ise kısıtlı erişim var.
Bu durumun önüne nasıl geçebiliriz?
En önemli noktanın farkındalığı artırmak olduğunu söyleyebilirim. Bu çerçevede insanların doğru bir yönelim ile doğru teşhis ve tedaviye ulaşabileceği kanaatindeyim. Bu farkındalığın doktorları da kapsadığını söylemekte fayda var.
İlaç sektörünün önemli sorunlarından birinin de ilaç fiyatlandırma sitemi olduğu ifade ediliyor. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
Dünya’daki birçok araştırma geliştirme firması, düşük fiyatlandırmalar nedeni ile Türkiye pazarında oldukça zorlanıyor. Türkiye’de ortaya çıkacak fiyat diğer ülkelerde de referans olarak kabul edileceği hususu firmaları farklı yönelimlere itiyor. Son dönemde kurla ilgili yapılan düzenlemelerle firmaların sıkıntıları giderilmeye çalışıldı. Bu olumlu gelişmeler sektörümüz açısından oldukça olumlu bir durumdur. Sorunların giderilmesi sektörün geleceğe daha sağlıklı adımlar atmasını sağlayacaktır. El birliği ile sağlık sisteminin gelişimi için adımlar atmak istiyoruz.
Sektörün önemli sorunlarından bir diğeri de primer ambalaj konusunda. Bu konuda ülkemizde atılacak adımlar ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Bu konuda maliyetler nedeni ile üretimlerin dünyada birkaç ülkede yapıldığını söyleyebiliriz. Bu konuda atılacak adımların oldukça önemli olduğunu söyleyebilirim. Bu gerçekleşirse maliyetleri azaltan bir unsur olacaktır. Ama ülkemizin en önemli eksiği molekül üretmemektir. Jenerik ürün üretme konusunda çok güçlüyüz ama molekül üretemiyoruz. Bir molekül bulduğunuz zaman tüm dünya ölçeğinde hareket edeceğiniz için ülkemiz ilaç üretimi konusunda farklı bir noktaya taşınacaktır.
Inpharmus olarak bu ortamda neler yapıyorsunuz?
Şu anda distribütör olarak bu inovatif ürünlerin Türkiye’ye ve Rusya, Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere MENA Bölgesi’ne ulaşmasını sağlıyoruz. Bugün ilaç sektöründe daha küçük firmalar faz iki boyutuna kadar çalışmalar yapıp ortaya çıkardığı bilgiyi satıyor. Biz de sonraki aşamada bu çerçevede bir satın alma gerçekleştirip, üretim aşamasına geçmek istiyoruz.
Üretim konusunda Türkiye gündeminizde mi?
Şu anda çalışmalarımızı Türkiye merkezli yürütüyoruz. Üretim merkezimiz de ilk Türkiye olur. Hepimizin hayali, hevesi, isteği de budur.
Sektörün geleceği ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Türk ilaç sektörünün çok ciddi potansiyele sahip olduğunu söyleyebilirim. Çok ciddi insan kaynağına sahibiz. Çok kaliteli bir üretim yetkinliği var. Öncelikle klinik araştırmalar konusunda kendimizi geliştirmeliyiz. Bu konudaki eksikliklerin giderilip klinik araştırmalar konusunda gerekli adımları atmalıyız. Bugün sektör sentetik organ yapma noktasına geldi bu gelişmeleri gözden kaçırmamalıyız. Bu doğrultuda da gerekli adımları atmalıyız. İfade edebileceğim bir önemli diğer konu da dünyada sektörün önleyici tıp konusunda yaptığı çalışmalardır. Bu çerçevede amaç, insanların hasta olmadan gerekli önlemlerin alınmasıdır. Bu konuda da genetik araştırmalar öne çıkıyor. Yeni yaklaşımlar ışığında ülke olarak yolumuzu çizmeliyiz. Bunun için yeterli altyapıya sahibiz.
