İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçılar Birliği Başkan Yardımcısı ve Sagun Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğulcan Kemal Sagun: Devletin Türk somonunda standartı oluşturması gerekiyor
Deniz ürünleri ihracatında 2.5 milyar Doları yakalayan sektör ihracatta hedef büyütüyor. Yakalanan büyümenin kalıcı ve sürdürülebilir olması için kamunun da üstüne düşeni yapması gerektiğini ifade eden İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçılar Birliği Başkan Yardımcısı ve Sagun Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğulcan Kemal Sagun, Avrupa’da tüketilen üç balıktan bir tanesinin Türkiye’den gittiğini belirtti.
Deniz ürünleri ihracatında önemli miktarda artış görünüyor. Bu alanda gelinen noktayı değerlendirir misiniz?
Konjonktür özellikle son 8-10 yılda Yunanistan ve Akdeniz ülkelerinde değişti. Yeterli alt yapılarının olmaması ve yatırımlarını yenileyememeleri nedeniyle Türkiye deniz ürünleri ihracatında ön plana çıktı. Şuanda Akdeniz ülkeleri içinde balık ihracatında lider konumdayız. Özellikle çupra ve levrek ürünlerinde en büyük ihracat pazarımız Avrupa oldu. Avrupa’da tüketilen üç balıktan bir tanesi artık Türk balığıdır. Türkiye açısından bunlar güzel gelişmelerdir. Fakat halen eksik olduğumuz noktalar var. Markalaşma ve ürün standartlarındaki eksikliklerimizi gidermemiz gerekiyor. Bugün Norveç somonu algısını halen Türk deniz ürünlerinde oluşturamadık. Buna rağmen Norveç’ten sonra pazarın en büyük ikinci üreticisi olduk.
Türk somonu pazarda istenilen seviyeye geldi mi?
Türk somonu aslında çok iyi bir örnektir. Bizler 2014 yılından sonra geliştirmeye başladığımız Türk somonu bugün ciddi boyutlara geldi. 2025 yılında Türk somonu ihracatı 500 milyon doları buldu. Özellikle Rusya, Japonya ve Asya ülkelerinde Türk somonu çok iyi satıyor. Dünyaya yaymak ve tanıtmak konusunda biraz eksikliklerimiz var. Bugün sektör lideri Norveç’in ihracatı 13-14 milyar dolardır. Türkiye’nin balık ürünleri ihracatı ise 2.5 milyar dolar oldu. Aramızda büyük bir fark var. Bizler önce kendimizi Türk halkına anlatmalıyız. Türkiye’de insanlar marketlere gittiğinde Norveç somonu tercih ediyor. Yüksek fiyatlara rağmen tercihi böyle yapıyor. Biz öncelikle kendi ülkemizde bu algıyı değiştirmeliyiz. Bunun içinde önceliğimiz ürün standartlarında olmalıdır. Türk somonunun dişisi var, yumurtalısı var, gölde yetişeni var ve denizde yetişeni var. Bunların hepsinin ayrılması gerekiyor. Deniz ürünlerinde devletin kural koyması, sektörü şekillendirmesi ve standartlaştırması gerekiyor. Norveç’te de işler böyle yürüyor.
Türkiye’de bu alana yatırım yapan firmalar balıkçılıktan mı geliyor?
Deniz ürünleri sektöründeki firmaların hepsi işin ehlidir. Bu alan bütçem var diyerek yapılacak bir iş kolu değildir. Sermaye ile kafesleri alırsınız, fakat canlı hayvanı tanımanız gerekiyor. Her gün ne kadar yem koyacağını bilmeniz gerekiyor. Hayvanların ihtiyaçlarını karşılamanız gerekiyor. Aslında bizim mesleğimiz bir tür hayvancılıktır. Tek farkımız bizim hayvanlarımız suyun altındadır. Fakat 24 saat sürekli kameralarla hayvanlarımızı izliyoruz. Anlık takip ediyoruz. Bu nedenle de tecrübeli olmanız gerekiyor.
Türk toplumu aslında etçil bir toplumdur, balıklarla pek aramız yok sanırım.
Biz etçi bir toplumuz doğru. Biz toplum olarak hamsi ve palamut biliyoruz. Hamsiyi de artık ev hanımları koktuğu için yapmak istemiyor.
Sektörde en önemli konulardan biri sürdürülebilirlik olarak karşımıza çıkıyor. Bugün yakalanan başarının devamı gelir mi?
Bugün bir başarı yakaladık ve bunun geçici olmaması gerekiyor. Bu konuyu bizde çok ciddiye alıyoruz. Denizlerimizin temiz olması gerekiyor. Çünkü pis yerde hayvanı yaşatamazsınız. Sürekli hastalık olur. Bizim denizlere verebileceğimiz en büyük zarar yemleri hayvanların yemeyerek dibe çökmesi ve tortu oluşturması olabilir. Fakat emin olun biz her gün yem konusunu konuşuyoruz. Çünkü en büyük üretim maliyetimiz yemlerdir. Balık karasal bir hayvan değil sürekli hareket ettiği için enerji ihtiyacı yüksektir. Gerekli proteinleri vermeniz gerekiyor. Bu konuda sadece bizim değil dünyanın konuştuğu ve çözüm bulmak için çalışmalar yaptığı bir konudur.
Tarım Bakanlığı bu noktada sektörün önünü açmak için çalışmalar yapıyor mu?
Biz sürekli Tarım Bakanlığı ile görüşüyoruz. Günlük görüşmelerimiz oluyor. İhracat yaptığımızda onların onayı gerekiyor. Sürekli tesisleri gezerek analiz yapıyorlar. Tarım Bakanlığı sektörün önünü açıyor diyebiliriz.
Sektörde teknoloji kullanımında gelinen noktayı aktarır mısınız?
Ben kendimden örnek vereyim. Şirketimizde ben dördüncü kuşağım. Dedem ve onun babası da Karadenizli ve balıkçıydı. Bizde pek meslek seçme imkânınız yok. Doğduğunuzdan itibaren denizde ve işin içinde yetişiyorsunuz. Dedemler tezgâhta balık satıyordu ve ben ailede ilk üniversite okuyan jenerasyon oldum. Doktoramı Ege Üniversitesi yapay zekanın orkinos yetiştiriciliğinde kullanım alanları üzerine yaptım. Biz bu seviyeye çıkardık. Kafeslerin içine kameralar koyuyoruz. Balıkların iştah durumlarını takip ediyoruz. Yine teknolojiyi sadece denizde değil tesislerde de kullanıyoruz.
İhracatta gelinen noktayı özetler misiniz?
2000’li yıllarda sektörün ihracatı 150 milyon dolardı. Bugün 25 yılda bu oranı 2.5 milyar dolara çıkarmayı başardık. Türkiye’nin her yerinde yeni tesisler açılmış. Bu ihracat rakamını daha üst seviyelere de çıkartabiliriz. Halen bulunmadığımız pazarlar var. Örneğin Çin pazarına yeni gitmeye başladık. Geçen yıl Çin Tarım Bakanlığı ile anlaşma yapıldı ve ihracat serbest hale geldi. Avrupa, Rusya ve Japonya’da Türk balığını tanıyorlar. Ama Güney Amerika halen bilmiyor. Amerika ve Kanada’da daha fazla aktif olabiliriz.
Bu ülkelerden talep gelmesi durumunda ürünleri karşılayabiliyor musunuz?
Bugün kapasite artışı yapıyorum dediğinizde en az 2 yıl sonra ürün alabiliyorsunuz. Tavuk ürünü gibi kısa zamanda geri dönüşü yok. Bir de sistemi bozmadan yapmanız gerekiyor. Bu nedenle deniz ürünlerinde uzun vadeli yatırımlar önemlidir. Planlı ve programlı ilerlemeniz gerekiyor.
Sagun olarak siz sektörün neresindesiniz?
Biz geçmişten bu işi yapmış ve geleceğe de taşıyacak bir grubuz. Orkinos yetiştiriciliğinde Türkiye’nin tek entegre oyuncusuyuz. Türkiye’nin tek eksi 60 derece dondurma gemisine sahip firmayız. Dünyada 12 tane bu gemiden bulunuyor. Türkiye dışında Tunus’ta bir çiftliğimiz var. Somon üretiyoruz. Karides, kalamar, ahtapot gibi Türkiye’de olmayan türleri Türkiye’ye getiriyoruz. 30 yıldır uskumruyu ithal ediyoruz.
