AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken İklim değişikliği, sigortacılığın riskleri yönetme biçimini dönüştürüyor
Dünya gündeminde yer alan iklim değişikliği tarım başta olmak üzere birçok sektörü etkilerken sigorta sektörü de yaşanan değişimleri yakından takip ediyor. 2026 yılında AXA Türkiye İklim raporu hazırladıklarını ve 2050 yılına kadar olabilecek etkilerini yakından takip ettiklerini belirten AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, COP 31 ile Türkiye’nin küresel iklimi gündeme tekrar getirmek için önemli bir fırsat olacağını vurguladı.
COP31 zirvesinin Türkiye’de yapılmasının önemiyle ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?
COP31’in Türkiye’de yapılmasını, ülkemizin küresel iklim gündemine katkısını güçlendirebileceği önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Türkiye; üretim altyapısı, tarımı, turizmi ve bölgesel ilişkileriyle iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum konusunda farklı deneyimleri buluşturabilecek bir ülke. Bu birikimin, uluslararası iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlayabileceğine inanıyoruz.
Ev sahipliğinin değerini, zirvenin ardından hayata geçirilecek adımlarda da göreceğiz. Su kaynaklarının korunması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, dayanıklı şehirler ve altyapılar gibi konularda geliştirilecek ortak çalışmalar, Türkiye’nin geleceğe hazırlanmasını destekleyebilir. Ülkemiz, paylaşacağı deneyimler ve geliştireceği çözümlerle bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir rol üstlenebilir. Sigorta sektörünün de bu sürecin önemli ortaklarından biri olacağına inanıyoruz. Riskleri modelleme kapasitemiz, risk mühendisliği çalışmalarımız ve sunduğumuz finansal korumayla yatırımların ve ekonomik faaliyetlerin devamlılığını destekleyebiliriz. AXA Türkiye olarak küresel uzmanlığımızı ve yerel deneyimimizi, ülkemizin ekonomik ve toplumsal dayanıklılığını güçlendirmek için kullanmayı önemsiyoruz.
COP31 yolculuğu kapsamında farklı paydaşlarla gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde de sıkça vurguladığımız gibi, iklim adaptasyonu için ortak bir inisiyatif başlatmamız gerekiyor. Çünkü iklim riskleri yalnızca kamu kurumlarının, özel sektörün ya da sivil toplumun tek başına yönetebileceği bir konu değil. Veriyi, uzmanlığı ve kaynakları bir araya getiren ortak hareket modelleri geliştirebildiğimiz ölçüde daha dirençli şehirler, daha güçlü ekonomiler ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa edebiliriz.
İklim değişikliğinin sigorta sektörüne etkisini aktarır mısınız?
İklim değişikliği, sigortacılığın riskleri değerlendirme ve yönetme biçimini dönüştürüyor. Sel, orman yangını ve aşırı sıcaklar; konutlardan üretim tesislerine, tarımdan sağlığa kadar geniş bir alanda etkili olabiliyor. Sonuçları da doğrudan fiziksel hasarla sınırlı kalmıyor. Bir işletmenin suya erişiminde yaşanan sorun üretimi durdurabilir; ulaşım altyapısındaki hasar tedarik zincirini aksatabilir. Bu nedenle birbirini tetikleyebilen riskleri ve bunların ekonomik etkilerini birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bu değişim; fiyatlama, teminat tasarımı, reasürans ve sermaye yönetimini etkiliyor. Geçmiş hasar verilerinin yanında geleceğe dönük iklim projeksiyonlarından yararlanmak, riskleri konum ve faaliyet bazında daha ayrıntılı incelemek önem kazanıyor. Aynı zamanda müşterilerimizin ihtiyaçlarına uygun korumayı sürdürülebilir koşullarla sunabilmemiz gerekiyor.
Önleyici sigortacılık yaklaşımımız bu noktada devreye giriyor. Risk mühendisliğiyle işletmelerin zayıf noktalarını belirlemek, alınabilecek önlemleri somutlaştırmak ve hasarın oluşma ihtimalini veya etkisini azaltmak için çalışıyoruz. Örneğin sel riski bulunan bir tesiste kritik ekipmanın korunması ya da iş sürekliliği planının güçlendirilmesi, kaybın boyutunu değiştirebilir. Sigortacılığın katkısını, hasar sonrasındaki finansal desteğin yanında bu hazırlık sürecinde de görüyoruz.
AXA Türkiye olarak sürdürülebilirlik çalışmalarınızla ilgili bilgi verir misiniz?
Sürdürülebilirliği iş stratejimizin bir parçası olarak ele alıyoruz. Kendi faaliyetlerimizin çevresel etkilerini azaltmak, müşterilerimizin dönüşümünü desteklemek ve toplumsal fayda yaratmak temel çalışma alanlarımız. Çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki performansımızı izlemek ve şeffaf biçimde raporlamak da bu yaklaşımın önemli bir unsuru. Araştırma ve raporlarımızla, uzun vadeli kararlar için bilgi üretmeyi önemsiyoruz. AXA Climate ile birlikte hazırladığımız AXA Türkiye İklim Raporu 2026; su stresi, aşırı sıcaklar, orman yangınları, sel ve heyelanların 2050’ye kadar ülkemizde yaratabileceği etkileri değerlendiriyor. “Geleceklerin Atlası” başlıklı AXA Öngörü Raporu 2026 ise iklimsel, teknolojik ve toplumsal değişimleri birlikte ele alarak farklı gelecek senaryolarını tartışmaya açıyor. AXA Zihin Sağlığı Araştırması da insan sağlığı ve iyi olma hali konusunda farkındalığı destekliyor.
Ürün ve hizmetlerimizde yeşil sigortacılık yaklaşımımız ve çiftçilere yönelik özel paketlerimizle sürdürülebilirlik odaklı ihtiyaçlara karşılık vermeyi amaçlıyoruz. Dönüşüm sürecindeki yatırımların ve tarımsal faaliyetlerin sigorta korumasıyla desteklenmesini önemsiyoruz.
Bizim için bu çalışmaların değeri, elde edilen bilginin uygulamada karşılık bulması. Araştırmaların kurumların kararlarına, ürünlerimizin müşterilerimizin ihtiyaçlarına ve iş birliklerimizin toplumsal faydaya katkı sağlamasını hedefliyoruz.
AXA Türkiye açısından 2026 yılı değerlendirmesi alabilir miyiz?
2026’nın bugüne kadarki bölümünü, müşterilerimize sunduğumuz korumayı ve hizmet deneyimini geliştirmeye odaklandığımız bir dönem olarak değerlendiriyorum. Ekonomik koşulların bütçeler üzerinde baskı oluşturduğu bir ortamda, müşterinin ihtiyacını doğru anlamak ve sigortanın sağladığı faydayı açık biçimde anlatmak daha da önem kazanıyor. Empati Güvencesi yaklaşımımızı, müşterimizle kurduğumuz ilişkinin her aşamasında esas alıyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekayı da bu hizmet anlayışını destekleyen araçlar olarak görüyoruz. Önceliğimiz; işlemlerin kolaylaşması, hizmetin hızlanması ve ekiplerimizin müşteriye daha fazla zaman ayırabilmesi. Acentelerimizin deneyimi ve müşterilerimizle kurdukları yakın ilişki, bu dönüşümün önemli bir parçası.
Büyümeyi değerlendirirken prim üretiminin yanında ulaştığımız sigortalı sayısına, korumanın yeterliliğine, müşteri deneyimine ve teknik sonuçlarımıza bakıyoruz. Enflasyonist bir ortamda nominal büyüme tek başına bütün resmi göstermiyor. Daha fazla insanın ve işletmenin uygun sigorta korumasına erişebilmesi, büyümenin niteliğini belirleyen temel unsurlardan biri.
2030 Adaptif Sigortacılık vizyonumuz doğrultusunda, müşteri ihtiyaçlarından öğrenen ve çözümlerini bu ihtiyaçlara göre geliştiren bir yapı üzerinde çalışıyoruz. Yılın kalan döneminde de odağımız, acentelerimizle birlikte hizmet kalitesini ve müşteri güvenini güçlendirmek olacak.
Enflasyonun yüksek olduğu bir dönemin sigorta sektörüne yansımalarını aktarır mısınız?
Yüksek enflasyon, sigorta sektörünü hem hasar maliyetleri hem de müşterilerin alım gücü üzerinden etkiliyor. Araç onarımında parça ve işçilik, yapılarda yeniden inşa, sağlıkta ise tedavi maliyetleri yükseldiğinde, sigorta şirketlerinin üstlendiği yükümlülüklerin maliyeti de artıyor. Poliçenin düzenlendiği tarihle hasarın ödendiği tarih arasındaki fiyat değişimi, doğru fiyatlama ve yeterli karşılık ayırmayı daha önemli hâle getiriyor. Müşteri açısından önemli konulardan biri, sigorta bedellerinin güncelliği. Bir işletmenin binası, makineleri veya stokları için belirlenen bedeller, artan değerlerin gerisinde kalabilir. Böyle bir durumda, poliçenin koşullarına bağlı olarak hasar sonrasında alınan tazminat kaybı karşılamaya yetmeyebilir. Bu nedenle müşterilerin acenteleriyle birlikte sigorta bedellerini ve teminatlarını düzenli olarak gözden geçirmeleri önem taşıyor.
Bütçelerin zorlandığı dönemlerde sigorta korumasını sürdürmek de güçleşebiliyor. Oysa aynı dönemde bir kaybı kişinin veya işletmenin kendi kaynaklarıyla karşılaması daha zor hâle geliyor. Sektör olarak ihtiyaca uygun çözümler sunmamız ve teminatların kapsamını açık biçimde anlatmamız gerekiyor. Şirketler açısından ise teknik sonuçların dikkatle yönetilmesi ve uzun vadeli yükümlülükleri karşılayabilecek finansal yapının korunması temel öncelik. Bu dengeyi sağlayabildiğimiz ölçüde müşterilerimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirebilir ve sigorta korumasının devamlılığını sağlayabiliriz.
