ASBANK Genel Müdürü Çağatay Karip: Kuzey Kıbrıs’ta her müşteriye Asbank ile çalışma imkanı sunmak istiyoruz

Son dönemde ekonomide yaşanan sorunlar KKTC ekonomisini olumsuz etkilese de bankacılık sektörünü edindiği tecrübeyle rüştünü ispatlamış durumda. 2026 yılında 40. yılına girmeyi başaran Asbank, edindiği tecrübeyi şimdi geleceğe taşımak için kolları sıvamış. Çalışanlarla bir bayrağı devraldığına değinen ASBANK Genel Müdürü Çağatay Karip, bankanın piyasadaki algısının Dostbank olduğunu belirtti.

Yaşanan savaş KKTC’nin ekonomisini nasıl etkiledi?

KKTC’nin lokomotif sektörlerini turizm, inşaat, ticaret ve eğitim sektörü olarak sıralayabiliriz. Savaşın başlamasıyla birlikte öncelikle inşaat sektöründe olumsuz bir etkileşim başladı. Zaten KKTC’de son üç yıldır inşaat sektörüyle ilgili düzenlemeler yapılıyordu. Konut talebinde de potansiyel, son dönemde azalmaya başlamıştı. Bununla birlikte Avrupa’daki gelişmeler, Trump döneminin etkisi KKTC’ye olan yabancıların ilgisini de maalesef azalttı. Böyle olunca KKTC’deki gayrimenkul sektörü de Türkiye pazarına yöneldi. Fakat Türkiye’de de dezenflasyon süreci yaşanıyor ve alım gücü düştü. Dolayısıyla direk savaşın etkisi olmamakla birlikte inşaat sektöründe etkisini hissediyoruz. Şuanda gayrimenkul sektörüne yatırım yapmak isteyenler savaştan uzak bölgelere Akdeniz’de başka adalara yatırım yapmayı tercih ediyor.  Bu sorunların dışında üretim yapan firmalar hammaddeye ulaşımda sorunlar yaşıyor. Tedarik zincirindeki sorunlar fiyatların artmasına ve KKTC’de üretim yapanların rekabet olanağını kısıtlıyor. Turizm açısından bakacak olursak savaşın başlamasıyla birlikte kongre turizminin KKTC’de ertelendiğini görüyoruz. Şuanda ortalama doluluk oranları %30 seviyelerinde. Kuzey Kıbrıs yaşanan tüm geçici olumsuzluklara rağmen yatırım yapılabilecek birçok alanı ve fırsatı barındırmaktadır. İçinde bulunduğumuz dönemin bir yatırım fırsatı olabileceğini düşünüyorum

KKTC’nin dış ticareti ile ilgili bilgi alabilir miyiz?

KKTC’nin yıllık 3 milyar dolar ithalatı bulunuyor. İhracatı ise sadece 180 milyon dolardır. Çok ciddi oranda dış ticaret açığı veriyoruz. İthalattaki ürünlere baktığınızda akaryakıt birinci sırada yer alıyor. Arkasından gıda sektörü var. Bunlardaki fiyat değişikliği zaten KKTC’deki enflasyonu arttırıyor. Zaten KKTC’nin dışarıya açılma imkanı yok, izole edilmiş durumdadır. Buradaki üreticilerin yurtdışında yeni pazarlar bulması imkansızdır. Bunun yanında bir de maliyetler diğer ülkelere oranla daha yüksektir. Zaten KKTC yurtdışından ürün aldığında o ülkelerin enflasyonundan direk etkileniyor. Ürünlerle birlikte enflasyonu da satın almış oluyorsunuz. Bunun yanında KKTC dövize endeksli bir ekonomiye sahiptir. Bankacılık sektöründeki mevduatların %70’i yabancı para cinsinden. Dolayısıyla dövizdeki her artış ekonomiye olumsuz yansımaktadır.

Türkiye’de de benzer ekonomik sorunlar yaşanıyor.

Bizdeki gelir dağılımı eşitsizliği son 10 yıldır devam ediyor. Dünyada da benzer olaylar gerçekleşiyor. Daha öncesinde orta gelirli ekonomiyi dengeleyen bir kesim vardı. Ailede memur varsa dengeleyen bir unsurdu. Maalesef bu denge unsuru kalmadı. Nüfusun %1,5 kesimi gelirin %40’ına hakim oldu. Böyle olunca yeni nesilin endişeleri giderek artmaya başladı. Biz iş hayatına atıldığımızda 5 yılda bir araç ve 10 yıl içinde bir ev alabilirim hayali vardı. Bu hayal insanları çalışmaya teşvik ediyordu. Şimdi ise insanlar çalışmayı reddediyor. Bu yüzden işsizlik %20-30 seviyelerine geldi. Kimse 60-70 bin TL maaşla çalışmak istemiyor. Bu noktada gençlerin daha nitelikli olması için Milli Eğitim politikalarının da değişmesi gerekiyor.

KKTC’de gençler Avrupa’ya gitmek istiyorlardı artık orada da sorunlar yaşandığını gözlemliyoruz.

Avrupa’daki hayatı herkes istiyordu fakat bugün bunun modern bir tiyatro olduğunu gördük. Onlar da açık hava müzelerini şimdi kapattılar. Avrupa’nın bir tarafında fakir ülkeler, diğer tarafta zengin ülkeler yönetimi adeta bırakmış durumdalar. Bir Ukrayna – Rusya savaşı başladı enerji krizi çıktı. ABD savunma harcaması istedi savunma bütçeleri yok. KKTC yıllarca Avrupa kapılarında sürüldü. Şimdi ise baktık ki Avrupa olmasa da olur. Avrupa’da çok fazla bürokrasi var ve bu durum hayatın akışını olumsuz etkiliyor.

KKTC’deki bankalarda bir dönem kara para iddiaları vardı. Bugün sistem güvenilir hale geldi mi?

KKTC’de bu konuda önemli bir yasa tasarısı meclisten geçti. Merkez Bankası da sürekli denetleme yapıyor. Adadaki tüm bankalar bu yasa kapsamında hareket ediyor. Sadece bankalar değil, bankalarla birlikte döviz büroları gibi nakit para döngüsünde olan tüm sektörler denetim altına alındı. KKTC zaten Türkiye gibi gri listeye hiç girmedi. Beyaz listedeydik ,halen de bu yapımızı koruyoruz. Faaliyetlerinden emin olmadığımız hiçbir ticari veya bireysel müşteriyi kabul etmiyoruz. Yine Mali Suçları Araştırma Komisyonu para hareketliliğini sürekli takip ediyor ve şüpheli gördüklerine müdahale edebiliyor. Bu durum, oluşturulan sistemin sağlıklı çalıştığını gösteriyor. KKTC’deki casinolar dünyanın hiçbir yerinde olmayacak şekilde legal durumda çalışıyorlar. Bu konudaki en önemli husus eğitimdir. Eğitimli personelle çalışıyorsanız bu konuyu bankanızda içselleştirebiliyor. Organizasyonunuzu kurarken, iç kontrol sisteminizi oluştururken eğitimli bankacılarla çalışmalısınız. Bilinci arttırmanız gerekiyor.

KKTC’deki bankacılık sisteminde dijitalleşme ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Bu konuyu ikiye ayırmak gerekiyor. Mobil bankacılık ve internet bankacılığı veya sistem altyapısı şeklinde. KKTC’de bunun için biraz daha zamana ihtiyaç var. KKTC’de kamunun dijitalleşme konusunda gelişmesi gerekiyor. Örneğin regülasyonlar halen çıkmadı. Türkiye’de ve dünyanın büyük bir kısmında olduğu gibi halen uzaktan müşteri edinimi yapamıyoruz. Bir de KKTC ekonomisi daha küçük bir ekonomidir ve bu yatırımlarda bankalar için yüksek maliyet taşımaktadır. Bu nedenle ortak bir sistem kurmanın KKTC’deki tüm yerel bankalar için daha avantajlı olacağını düşünüyoruz. Fakat bankaların hepsi bunu istemiyor, kendi içlerinde bu yatırımları yapmak istiyor. Olabildiğince Asbank olarak bizde kendi içimizde bu yatırımları yapıyoruz. Artık bütün dünyanın yapay zeka ile çalıştığı bir dönemde biz böyle devam edemeyiz. Ayrıca internet altyapısında da çalışmalar devam ediyor. Alt yapının 5G teknolojisine uyumlu olması gerekiyor.

Asbank olarak 40. yılınıza girdiniz. Bu konudaki duygularınızı alabilir miyiz, gelecek planlarınızı aktarır mısınız?

40. yılımıza girdik ve bu yılı çok önemsiyoruz. Bankacılık sektöründe 40 yılı geride bırakmak önemli bir tecrübedir. Asbank’ın piyasadaki algısı Dostbank’tır. Bu algıyı biz üretmedik, müşterilerin bankaya verdiği bir değerdir. Asbank yönetimi olarak biz öncelikle çalışanlarımızla bayrağı teslim aldık ve bir noktaya kadar götüreceğiz. Bu yolculukta olabildiğince bu bayrağı en iyi şekilde bankanın itibarına herhangi bir zarar getirmeden en kaliteli hizmeti vererek teslim etmektir. Bankacılık sektöründe aktif büyüklükte yedinci sıradayız. Aktif ve öz kaynak karlılığında en iyi bankalardan biri durumuna geldik. 2026 yılını müşteri yılı ilan ettik ve müşteri beklentilerini karşılayabilecek tüm kanallarımızı geliştirmek istiyoruz. Ürün gamımız açısından çok geniş bir yelpazemiz bulunuyor. Bununla geleneksel bankacılıktan ziyade biraz kişiye özel bankacılık yapmayı istiyoruz. Kendi personelimizi de bu yönde eğitiyoruz. Asbank sadece geleneksel bankacılık değil, finansal danışmanlık görevi yapan bir bankadır. Müşteri bağlılığımız çok yüksek seviyededir. 40 yıllık bir banka olarak 40 yıldır faaliyette olan 3. kuşak müşterilerimiz mevcuttur. 2024 yılında 2030 yılıyla ilgili stratejik bir plan hazırladık ve bu plan doğrultusunda çalışmalarımızı yapıyoruz. Karşımıza süreç içinde ön göremediğimiz birçok engel çıkabiliyor. İran savaşı ve gelişmeler programımızı olumsuz etkileyebiliyor. Bu engellere rağmen büyük resmi görüyoruz ve umutluyuz. Çünkü yaptığımız çalışmaları çok sağlam yapıyoruz. 11 Şubede 215 çalışanımızla faaliyet gösteriyoruz. Her arkadaşımız Asbank’ın geleceği için cansiperane çalışıyor. Amacımız daha iyi rekabet ortamını Kuzey Kıbrıs’a taşımaktır. Çünkü Asbank rekabetten beslenen bir bankadır. Ne kadar iyi rekabet olursa bunun bizi daha ileriye götüreceğine inanıyoruz. Geçmiş tecrübelerimizi de unutmuyoruz. 2018 krizi Brunson krizini KKTC kolay atlatmadı, 2021 yılında Türkiye’de başlayan ekonomik sorunlar. Ardından pandemi süreci. Bize önemli tecrübeler bıraktı.

KKTC’deki takipteki alacaklar açısından oranlar yüksek mi?

Kuzey Kıbrıs geneline baktığınızda takipteki alacak miktarının oranı %1 seviyesindedir. Türkiye’deki bankalara göre çok daha iyi durumdayız. Bu oran bizim daha verimli çalıştığımızı da gösteriyor. Asbank açısından 2030 yılı stratejik planımızda önem verdiğimiz husus var. Sürdürülebilirlik, verimlilik, dayanıklılık ve çevik organizasyon yapısı bankamız için en kritik konulardır. Geleceğinde buradan geçtiğine inanıyoruz. 

2026 yılı ile ilgili beklentilerinizi aktarır mısınız? 2026 yılında da büyümeyi devam ettireceğiz. Bize değer veren ve çalışan müşterilerimizle birlikte büyüyeceğiz. Kuzey Kıbrıs’ta her bireysel ve ticari müşteriye Asbank ile çalışma imkanı sunmak istiyoruz. Bunun için de yeni müşterileri bankamıza katmak istiyoruz. Müşterilerle çalışmaya başladıktan sonra kalitemizin farkına varacaklarını düşünüyorum. Müşteri sadakatinin giderek düştüğü bir dönemde yaşıyoruz. Müşteriler istediği bir bankadan kredi çekiyor, istediği bir bankaya mevduat yatırıyor. Bu nedenle o banka ile 5-10 yıllık bir ilişki kurması gerekmiyor. Daha nitelikli bankacılık yapmak istiyoruz. 3 milyar dolarlık bir ithalat var ve burada bankacılık sektörü açısından büyük bir pazar bulunuyor. Buradan ithalat yapan firmalar için önemli bir pazar var. Şuanda firmalar öz kaynaklarıyla bu işlemleri yapıyorlar fakat dünyada artık öz kaynak çok değerlidir.  Biliyoruz ki sizin eliniz kuvvetli olursa alacağınız ürünleri daha uyguna alabilirsiniz. Bu sistemi Kuzey Kıbrıs’ta oluşturmak istiyoruz. Yine turizm, inşaat ve toptan gıda alanlarına yöneliyoruz. Tarım alanında sürdürülebilir bir tarım politikasının olmadığını görüyoruz. 2026 yılında Asbank olarak sürdürülebilir tarım alanında çalışma yapıyoruz. Aynı zamanda enerji alanına girmek istiyoruz. Kuzey Kıbrıs gibi 12 ay güneş gören bir yerde bu yatırımların eksik kalması çok üzücüdür. Bu nedenle bu alanda yatırım yapmak istiyoruz. Eektrikli araç alanlarına krediler sunmak istiyoruz. Kuzey Kıbrıs istediğimiz seviyeye geldiğinde Asbank olarak bizde hazır olmak istiyoruz.