ATA Silah Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Yollu: Ürünlerimizin Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılması, bize önemli bir avantaj sağlamaktadır
Ülkemizde savunma sanayinin gelişimi, dost ve müttefik ülkelere güven vermektedir. Sektörün önemli isimlerinden Celal Yollu tarafından kurulan ATA Silah’ın 1997 yılında başlayan yolculuğu, bugün yetmişten fazla ülkeye gerçekleştirilen ihracat ile uluslararası bir boyuta ulaşmıştır. Bu kapsamda, yeni fabrikanın hayata geçirilmesi çalışmalarının sürdüğü bu dönemde, söz konusu başarı hikâyesini kararlılıkla devam ettiren Yavuz Yollu ile sektörün gelişimini ve ATA Silah’ın bu doğrultuda yürüttüğü faaliyetleri değerlendirdik.
Tanıklık ettiğiniz savunma sanayimizin gelişimi hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz?
Aile olarak 1955 yılından bu yana, üç nesildir sektörün içerisinde yer almaktayız. Bugün üçüncü nesil de aktif olarak faaliyet göstermektedir. 2012 yılına kadar çalışmalarımızı sportif ateşli silahlar alanında sürdürürken, aynı yıl aldığımız üretim izinleriyle savunma sanayine adım attık. Öncesinde özel sektörün bu alana girişi mümkün değildi. 2012 sonrasında ise sektörün yüksek bir ivmeyle geliştiğine tanıklık ettik. Cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan ancak daha sonra kesintiye uğrayan gelişim süreci, Kıbrıs Harekâtı sonrasında yeniden ivme kazanmış; Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı iştirakleri ve Savunma Sanayii Başkanlığı (eski adıyla Müsteşarlık) katkılarıyla 2012 yılından itibaren yeni bir aşamaya geçmiştir. Bu süreçte dışa bağımlılık önemli ölçüde azalmış ve bugün yaklaşık %80 oranında yerli üretim kapasitesine ulaşılmıştır.
Daha önce sektöre giriş yapma imkânınız var mıydı?
Biz ve benzeri özel sektör firmaları, 1980’li yıllardan itibaren bu alana girebilmek için çeşitli girişimlerde bulunduk. Şirket olarak hafif silah sektörüne dahil olmak için yoğun çaba sarf etmemize rağmen başarılı olamadık. Eğer bu sürece daha erken başlanabilseydi, bugün çok daha farklı bir noktada olabilirdik.
Yurt dışından yapılan alımlarda dış baskıların etkili olduğu yönünde görüşler var. Bu değerlendirmeye katılıyor musunuz?
Yerel üretim konusunun geçmişte oldukça sınırlı kaldığını düşünüyorum. Bunun, dışa bağımlılığı artırmaya yönelik yönlendirmelerle ilişkili olduğu kanaatindeyim. Ancak nedenlerden bağımsız olarak, bugün özel sektörün sürece dahil olmasıyla savunma sanayimiz önemli bir gelişim fırsatı yakalamıştır.
Milli Piyade Tüfeği’ni üretebilmek önemli bir başarı olarak değerlendiriliyor.
Kesinlikle. Bu projede yer almak bizim için ayrıca gurur verici. İlk etapta sahaya sürülen Milli Piyade Tüfeği’nin 2.500 adetlik üretiminde, 8 ana parçanın üretimini gerçekleştirerek MKE A.Ş.’ye teslim ettik.
Bu proje dışında hangi çalışmalarda yer aldınız?
Keskin Nişancı Tüfeği ve Milli Bomba Atar projelerinde de aktif rol aldık. Bu ürünler hâlihazırda Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde kullanılmaktadır. Keskin nişancı tüfeği üretimi ise dünya genelinde yalnızca sınırlı sayıda firma tarafından gerçekleştirilebilmektedir.
Bu projeleri hayata geçirirken yeterli destek alabildiniz mi?
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı bir Tasarım Merkezi olarak çeşitli desteklerden yararlandık. Ancak bu desteklerin yeterli olduğunu söylemek güç. Yine de belirli ölçüde ilerlememize katkı sağladı. Yüksek standartlarda gerçekleştirilen bu tür projelerin maliyetleri oldukça yüksektir; bu nedenle sağlanan destekler firmaların sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir.
İhracat faaliyetleriniz oldukça güçlü. Uluslararası pazardaki konumunuzu nasıl değerlendirirsiniz?
Avcılık ve atıcılık sporlarına yönelik ürünlerimizde daha köklü bir geçmişe ve daha yüksek bilinirliğe sahibiz. Toplam üretimimizin yaklaşık %95’ini ihraç etmekteyiz. Savunma sanayi alanında ise görece yeni olmamıza rağmen, ürünlerimizin Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılıyor olması bize önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Türk ordusunun sahadaki başarısı, bu ürünlerin güvenilirliğini uluslararası ölçekte pekiştirmektedir.
İhracat içindeki savunma sanayi payı nedir?
Savunma sanayi ürünlerinin ihracattaki payı %15-20 aralığındadır ve bu oran yıllar içinde artış göstermektedir.
Karlılık açısından nasıl bir tablo söz konusu?
Savunma sanayi alanında kârlılık daha yüksektir. Bunun temel nedeni, yüksek standartlar ve beraberinde gelen risklerdir. Avcılık ve atıcılık sporları segmentinde ise rekabet daha yoğun ve üretim hacmi daha fazladır.
En büyük ihracat pazarınız hangisidir?
En büyük pazarımız Amerika Birleşik Devletleri olmakla birlikte, Avrupa pazarının kârlılık açısından daha avantajlı olduğunu söyleyebilirim.
ABD pazarında son dönemde daralma olduğu ifade ediliyor.
Belirgin bir daralma söz konusu değil; dönemsel dalgalanmalar yaşanıyor. Örneğin pandemi döneminde talep ciddi ölçüde artmıştı. Şu anda ise bu artışın ardından bir normalleşme süreci yaşanıyor. Avrupa pazarı ise daha dengeli bir seyir izliyor ve ürünler sıkı test süreçlerinden geçirilerek satın alınıyor. Bu durum, deneyimli firmalar için önemli bir avantaj oluşturuyor.
ABD ve Avrupa dışında öne çıkan pazarlar hangileridir?
Endonezya, Malezya, Filipinler ve Vietnam gelişen pazarlar arasında yer alıyor. Bu ülkelerde katıldığımız fuarlarda önemli bir ilgiyle karşılaştık.
Afrika pazarı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Afrika’da geçmişte Rus menşeli ürünlerin yaygın olduğunu gözlemliyoruz. Ancak son dönemde NATO standartlarına doğru bir yönelim söz konusu. Türkiye’nin diplomatik ilişkilerinin güçlü olduğu ülkelerde, ürünlerimize olan talebin arttığını da görmekteyiz.
Bölgesel çatışmalar talebi artırıyor mu?
Bulunduğumuz coğrafya oldukça dinamik ve riskli. Bu tür bölgesel gelişmelerin talep üzerinde artırıcı etkisi olduğu söylenebilir.
Ekonomik koşullar yatırım ortamını nasıl etkiliyor?
Enflasyonist ortam ve kur dalgalanmaları firmalar üzerinde baskı oluşturuyor. Bununla birlikte, bu sürecin geçici olduğunu ve zamanla dengeleneceğini öngörüyorum.
Yeni fabrika yatırımınız hakkında bilgi alabilir miyiz?
Artan talep doğrultusunda 45.000 metrekarelik yeni bir fabrika yatırımı başlattık. Gebze’de bulunan TÜBİTAK Serbest Bölgesi’nde yatırımımız devam etmektedir. Proje tamamlandığında, farklı üretim alanlarındaki hatlarımızı tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Önümüzdeki bir-iki yıl içerisinde fabrikanın tamamlanmasını planlıyoruz. Yatırım sürecine dış finansmanla başladık; ancak döviz kurlarındaki artış nedeniyle kredi yapılandırmasına gitmek durumunda kaldık. Bu süreç bazı zorlukları beraberinde getirdi. Karlılığın azaldığı bir dönemde, yüksek satış hacmine rağmen finansal açıdan zorlandık. Hâlihazırda bir toparlanma sürecindeyiz ve yılsonuna doğru daha dengeli bir yapıya kavuşmayı hedefliyoruz.
