Badem Pınarı Su Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Badem: Doğadan aldığımız bir ürünü satıyoruz, doğaya saygılı olmak zorundayız

1950’li yıllarda faaliyetlerine başlayan Bademler Şirketler Grubu, üretim yolculuğuna içecek üretimiyle başladı ve ilerleyen süreçte doğal kaynak suyu üretimi alanında yatırımlarını güçlendirerek faaliyetlerini sürdürdü. Türkiye’de ambalajlı su pazarı 11 milyar litreyi aşan hacmi ve yaklaşık 31,1 milyar TL seviyesindeki toplam cirosuyla büyümeye devam ederken; kişi başına yıllık tüketim ortalama 127 litre seviyesinde seyrediyor. Tüketiciler özellikle doğal kaynak suyu ve premium segment ürünlere daha fazla yöneliyor. Doğal kaynak su üretimi ile ilgili yatırımlarına devam ettiklerini ifade eden Badem Pınarı Su Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Badem, sektörün zorluklarını okuyucularımızla paylaştı.

Badem Pınarı Su ile ilgili bilgi alabilir miyiz?

Yaptığımız yatırımlarla Türkiye’de kapasitesi en yüksek on tesisten biri haline geldik. Saatte yüz otuz beş bin şişelik üretim kapasitemiz var. Yıllık yaklaşık 30 milyon kolilik üretim hacmiyle faaliyet gösteriyoruz. Şu anda Türkiye’de elli, dünyada beş ülkede faaliyetlerimize devam ediyoruz. Sektörde 17 yıllık bir geçmişimiz var. Üç yüz çalışanımız ve kendi lojistik ağımızla müşterilerimizi sağlıklı su ile buluşturuyoruz. 2026 yılı için 3,5 milyar TL ciro hedefliyoruz. Büyüme stratejimizi kısa vadeli satış artışlarından ziyade üretim altyapımızın güçlendirilmesi, operasyonel verimlilik ve bölgesel erişimin artırılması üzerine kurguluyoruz.

Gözlemlerimiz doğrultusunda sektörün önemli sorunlarından biri insan sağlığına gösterilen hassasiyet olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda bir değerlendirme alabilir miyiz?

Bu konuda firma olarak hassas davranıyoruz. Filitrasyon sistemlerimizin kontrollerini yoğuz bir şekilde yapıyoruz. Plastiği en az kullanan işletmelerdeniz. Bunun yanında son kullanıcıyla buluşana kadar ürünümüzün sağlıklı bir şekilde aktarımını sağlamaya çalışıyoruz. Ürettiğimiz ürünlerin kısa sürede tüketici ile buluşmasını sağlıyoruz. Tüketiciler artık şebeke suyuna kıyasla daha güvenilir, temiz ve sağlıklı alternatiflere yöneliyor. Bu bilinç artışı da sektörün kalite standartlarını daha görünür hale getiriyor.

Önemli maliyet kalemlerinizden biri olan navlun, tüketicinin uygun fiyatla suya ulaşmasına neden oluyor. Bu çerçevede neler söylemek istersiniz?

Navlun ücretlerindeki artış karlılığımızı önemli ölçüde etkiliyor. Pandemi öncesi maliyetlerimiz içerisinde navlun %13 bandında iken bugün maliyetlerimiz içerisinde navlun %35’lere kadar yükseldi. Biz bu maliyetleri düşürebilme adına filomuzda yakıt tasarruflu araçlarımızı tercih ediyoruz. Üretim–lojistik entegrasyonunu kendi bünyemizde yürütmemiz, maliyet kontrolü açısından bize önemli avantaj sağlıyor.

Karlılığın azaldığı bir ortamda yeni yatırımlar düşünüyor musunuz?

Biz hem ülkemize hem de bölgemize olan bağlılığımızla zorlu dönemlerde dahil her dönem yatırımlarımıza devam ettik. Bundan sonra da devam edeceğiz. Ayrıca yaptığımız iş itibari ile belli bir büyüklükte bu işi yapma zorunluluğunuz var. Bu da bizi gelişime ve yeni yatırımlara yönlendiriyor. Nüfus artıyor ve bizim bu artışa cevap verebilmemiz gerekir. 2026–2027 stratejimiz kapsamında yaklaşık 50 milyon euro tutarında ek yatırım planlıyoruz. 2027 yılı için Türkiye’nin başka bir lokasyonunda bir üretim tesisi daha planlıyoruz.

Sektörünüzde markalaşma ile ilgili farklı yaklaşımlar var. Sizin bu konudaki yaklaşımınızı öğrenebilir miyiz?

Su hayat kaynağı, yaşam kaynağıdır. Su ambalajı bozuk bir kutunun içinde de olsa çok kıymetli. Bizim sürdürülebilir plastiğin içerisinde olsa da su çok kıymetli. Benim nazarımda markalaşma alanında en önemli konu hijyendir. Suyun üretim alanındaki hijyen şartlarını sağlasanız dahi, suyun aktarım sırasında ve depolama sırasında güneşle ve hava ile teması da suyun kalitesini ve sağlıklı tüketimini engellemektedir. Biz bu noktada satışımızın %90’nını kontrolünü tam sağlayabildiğimiz 48 müşterimizi en uygun şartta son tüketici ile buluşmasını sağlayarak kontrol ediyoruz. Kalan %10 için ise kontrol oranımızı artırmak yönünde bir eğilim içerisindeyiz.

Aktarımlarınızın arasında sürdürülebilirlik ile ilgili cümleler var ama konu ile ilgili yaklaşımlarınızı öğrenebilir miyiz?

Doğadan aldığımız bir ürünü satıyoruz. Doğaya saygılı olmak zorundayız. Bu çerçevede bugünü değil yarını düşünmek zorundayız. Biz de tüm hamlelerimizi bu bakış açısı ile yapıyoruz. Tükettiğimiz enerjinin %30’nu yenilenebilir enerji kaynaklarından üretiyoruz.

Sektörünüzdeki diğer firmalar sizin gibi duyarlı mı?

Sektörümüzde üretim yapan üç yüz firma var ve her birinin bu doğrultuda hareket ettiğini söyleyemem. Tabi bu noktada firmaların karlılığı ile ilgili bir soruna da dikkat çekmemiz lazım. Firmalar yeterli karlılığa ulaşamadığı zaman maliyetlerini artıracak bu gibi çalışmalara kaynak ayırmakta zorlanıyor. Maliyetlerin yüksek olması sanayicinin yatırım yapmasını engelliyor. Sanayici kurduğu tesiste yatırım yapmayınca da maliyetleri optimize edebilme adına gerekli standartları yerine getiremiyor.