DEİK Türkiye Kazakistan İş Konseyi Başkanı Selçuk Yüce: Dost ve kardeş Kazakistan’ın yanında her zamankinden daha fazla olmalıyız.
Kartların yeniden dağıtıldığı ve dünya ticaretinin yeniden şekillendirildiği bir dönemden geçiyoruz. Bu noktada, küresel ticaret rotalarının yeniden şekillendiği, eski İpekyolu’nun yeniden önem kazandığı bir dönemde; Kazakistan, Asya ile Avrupa arasındaki jeostratejik konumuyla küresel ticaret için kilit bir noktada yer alıyor. Kazakistan’ın öne çıktığı bir ortamda atılan adımları değerlendirmek ve Türkiye’nin bu gelişmelerdeki rolünü değerlendirmek için sorularımızı yönelttiğimiz DEİK Türkiye Kazakistan İş Konseyi Başkanı Selçuk Yüce, önemli açıklamalarda bulundu.
Kazakistan’ın ülkemiz için önemi ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Kazakistan bağımsızlığını 16 Aralık 1991 yılında kazandı. Bağımsızlığını dost ve kardeş ülke olarak ilk biz tanıdık. Bağımsızlığından bu yana geride bıraktığımız 34 yılda, Kazakistan ekonomisi önemli kalkınma hamleleriyle büyüdü, gelişti ve dünya ekonomisine entegre oldu. Geçtiğimiz yıl itibariyle kişi başına milli gelir yaklaşık 15 Bin US Dolar Oldu. Dünya Bankası verilerine göre, Kazakistan’ın keşfedilmiş yeraltı zenginliğinin değeri yaklaşık 46 Trilyon US Dolar. Ayrıca Kazakistan toprak büyüklüğü açışından dünyanın 9. En büyük coğrafyası olup, önemli bir tarım potansiyeli barındırmaktadır. Tüm bu bilgiler ışığında Kazakistan önemli bir ülkedir. Türkiye için önemi ekonomi ve ticaretten çok daha fazlasıdır. Kazakistan bizim ata yurdumuz. Dost ve kardeş Kazakistan’ın sosyo-ekonomik gelişmesi, karşılıklı olarak ticaretimizin ve işbirliklerimizin artması var olan dostluk ve kardeşlik bağlarımızı daha da güçlendirecektir.
Bu noktada, küresel ticarette büyük değişimlere yol açacak “Orta Koridor “ Asya’nın Avrupa’ya bağlanması noktasında Kazakistan’ın önemi büyük. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
Bildiğiniz üzere pandemi döneminde lojistik zinciri kırılmış ve dünya ticareti ciddi bir kriz yaşamıştı. Konteyner bulunamadı ve lojistik fiyatları önemli ölçüde artmıştı; Birçok batı ülkesi ara mal ve hammadde ithalatında sorun yaşadığı için çok fabrikalar durma noktasına gelmişti. İşte bu noktada dünya ticaretinin önemli tedarikçisi Çin, “Orta Koridor” söylemiyle “Tarihi İpek Yolu” nun yeniden canlanmasını gündeme getirdi. Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” girişimi kapsamında geliştirilecek Orta Koridor, Avrasya bölgesindeki ticaretin daha verimli ve hızlı bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan stratejik taşımacılık alternatifi olarak ortaya çıktı. Orta Koridor, Çin’den başlayarak Kazakistan ve Azerbaycan üzerinden Türkiye’ye ulaşıyor, buradan da Avrupa’ya bağlanıyor. Hazar geçişli Orta Koridor, hem daha kısa, hem daha güvenli, hem de daha ekonomik bir güzergah olduğundan, Orta Koridor, Avrasya’nın entegrasyonunu kolaylaştırmanın yanında güçlü ve dengeli bir Asya coğrafyası yaratarak, rotaya dahil olan ülkelerin gelişimini de hızlandıracaktır. Kazakistan bu güzergahtaki zincirin en önemli halkasıdır. Bu çerçevede Kazakistan’da tüm lojistik imkan ve güzergahlarının kapasitelerini ve kalitelerini arttırmak üzere hummalı bir ulaşım alt-yapı yatırımlarına başladı. Bu bağlamda sadece Dünya Bankası karayollarımın yenilenmesi ve yeni yapılacak yollar için toplam 14 milyar US dolar kredi sağladı. Karayolu dışında, demiryolu kapasitesi 2 katına çıkarılmak için ilave yatırım projeleri, yine havayolu kargo taşıma kapasitesini arttırmak için 3 Adet yeni hava kargo havalimanı projesi ve Hazar geçiş kapasitesi için liman kapasite artırım yatırım projeleri açıklandı ve çalışmalar devam ediyor. Ülkemize de bu noktada önemli görevler düşüyor.
Görevler hususunu biraz açabilir misiniz?
Kazakistan’ın gündemindeki birçok yol, alt-yapı ve enerji yatırımlarında, Türkiye’nin güçlü müteahhitlik kası ile dost ve kardeş Kazakistan’ın yanında olmalıyız. Müteahhitlik sektöründeki tecrübemizle, teknolojimizle projelerin hem daha sağlıklı, hem daha hızlı ve hem de daha ekonomik yapılmasına önemli katkı sağlayabiliriz.
Çin bu işlerde bize rakip olabilir mi?
Çin dünyada müteahhitlikte Türkiye’nin dünyadaki en önemli rakibi olduğu gibi burada da rakibimiz olacaktır. Çin’in bize göre en önemli avantajı, Çin proje finansmanını kolaylıkla getirebiliyor. Bu da Çinli firmaların bir adım öne geçmesini sağlıyor.
Kazakistan Türk müteahhitlerini öne çıkarabilir mi?
Şartların eşit olduğu bir ortamda Kazakistan’ın bizim firmalarımızı seçeceğinden şüphem yok. Müteahhitlerimizin de hızlı karar alma ve adaptasyon kabiliyetleri ile öne çıkacaklarını düşünüyorum. Bunun dışında bizim dilimiz, dinimiz töremiz bir, Oğuz kökünden Türk’üz. Bu da bizim avantajımız.
Amacımız sadece bu büyük projelerde müteahhitlik yapmak olmamalı! Yani orta koridorun karayolunu yapan, orta koridorun limanını yapan, orta koridorun hava limanlarını, hava kargosundaki hava limanlarını yapan veya demir yollarını yapan firmalar olmanın yanında; lojistiğin dijitalleşmesinde yer almalıyız, yapılan akıllı antrepoların, hava limanlarının işletilmesinde yatırımcı olarak da yer almalıyız. Bu konuda Devletimiz özel sektörü teşvik etmeli ve yanında olmalıdır. Kuşkusuz devletimizin bu konuda bir politikası var.
Bu politika yeterli mi?
Devletimiz gündemi yoğun, bütün dünyaya bakıyor. Yani 360 derecede bütün dünyadaki gelişmelere, bütün dünyadaki dönüşüme, her yere bakıyor. Ben, Kazakistan’da 31 yılımı geçirmiş biri olarak sadece bu bölge ile ilgili düşüncelerimi aktarıyorum. Bu çerçevede de ben devletime hatırlatma yapmakla mükellefim ve bunu yapmaya çalışıyorum. Bu doğrultuda Kazakistan’da bu güne kadar önemli adımlar attık ve bunu geliştirerek devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Özel sektör bu gelişmelerin farkında mı?
Türk iş insanlarımızın Kazakistan’da birçok sektörde yatırım yaptığını gözlemliyoruz. Ancak bunun yeterli olduğunu düşünmüyorum. Mesela Kazakistan’ın enerji sektöründe yokuz veya önemli bir oyuncu değiliz. Bu durumun ciddi olarak değerlendirilmesi lazım. Bakın kardeşiz, dostuz ama enerjide biz yokuz. Bu durumu kabul etmek güç. Bir yerde oyuna geç girdiğinizde, bedel olarak pahalı girersiniz. Onun için enerjide kaybettiğimiz imkanları lojistikte kaybetmememiz gerektiğini söylüyorum. Bu noktada özel sektörün teşvik edilerek yönlendirilmesi gerekiyor. Mademki Kazakistan’da yapılacak iş var. Masada bizim de olmamız lazım. İleride masada olmayanın sözü de olmaz. Hiç olmazsa masanın dört ayağından biri, biz olmalıyız.
Tarım alanında Türk yatırımcıların yatırım yaptığını gözlemliyoruz. Sizden bu konuda bir değerlendirme alabilir miyiz?
Pandemide sadece lojistik konusunda değil, ülkelerin gıda ve ilaç sektörlerinde de kendi kendine yeterli olabilmesinin önemi ortaya çıkmıştı. Kazakistan’ında bu bağlamda birçok ülkede olduğu gibi gıda ve ilaç da kendi kendine yetebilmek için gerekli yatırımların yapılmasını istiyor. Türk iş insanlarımız da bu doğrultuda tarım alanında yatırımlar yapmaya başladı. Bu yatırımların artarak devam edeceğini düşünüyorum. Bu büyük coğrafyada yapacağımız tarım alanındaki yatırımlarla hem Kazakistan’ın ihtiyacını karşılar hem de uluslararası geliştireceğimiz stratejik işbirliği ile dünyada söz sahibi olabiliriz.
Biz de DEİK Türkiye Kazakistan İş Konseyi olarak firmalarımızı bilgilendiriyor ve onlara bu bağlamda “ticari diplomasi” yaparak yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Yakın bir zamanda Türk işadamları ile Kazakistan’ı ziyaret ettiniz. Konu ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?
Geçtiğimiz günlerde 24 kişilik bir iş heyeti ile Kazakistan’da önemli temaslarda bulunduk. Öncelikle heyetimizi K.C. Başbakan 1.Yardımcısı Sayın Roman Sklyar başkanlığında 7 farklı bakan yardımcısı kabul ettiler. Yaptığımız görüşmelerde Kazakistan yatırım iklimini ve sağlayacakları desteklerden ve ziyaretimizden memnuniyetlerini belirttiler. Yine Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Kazak İnvest Yatırım Komitesi Başkanı Sayın Gabidulla Ospankulov ile buluştuk ve Yatırımcılarımıza teşvikler ile ilgili geniş bilgiler verdiler. Tarım, tarımsal sanayi, madencilik, lojistik, imalat sanayi, sağlık, bilişim, enerji, turizm alanındaki fırsatlarla ilgili bilgiler verdiler. Bilişim alanında yaşanan gelişmeleri değerlendirmek için ilgililerle görüştük. Verimli bir ziyaret gerçekleştirdik. Ayrıca Astana Valisi Sayın Jenis Kassımbek ve Almatı Valilik yetkilileri ile görüştük. Astana Hub’ı ziyaret ettik. Kaspi yönetimi bizleri Almatı genel merkezinde kabul ettiler ve digital bankacılık ve E-Ticarette hayata geçirdikleri yenilikleri tanıttılar. Gerçekten digitalleşme, yapay zeka ve yeni teknolojiler alanında Kazakistan’da ki gelişmeler hepimizi derinden etkiledi ve çok memnun kaldık. Bu vesileyle yeri gelmişken bizleri kabul eden değerli Kazakistan yetkililerine, T.C.Astana Büyükelçimiz Sayın Mustafa Kapucu, T.C.Almatı Başkonsolosu Sayın Tuğba Alan Özdenfedakar, DTIK Kazakistan Başkanımız Sayın Ahmet Budan, Aselsan Kazakistan Engineering CEO’su Sayın Tolga Kurşunlu, TAV CEO’su Sayın Göker Köse’ye, Astana Hub ve Kaspi yönetime şükranlarımı iletiyorum. Heyetimizde ki iş insanları Kazakistan’da ki yatırım fırsatlarından yakinen ilgilendiler ve gezimizden memnun kaldıklarını söyleyebilirim. Son dönemde Kazakistan’dan da doğrudan yatırımcılarında arttığına şahit oluyoruz.
Ülkemize gelen yatırımlar ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Kazakistan’ın Kaspi şirketi, Hepsiburada’nın % 65 hissesini 1.127 Milyar US Dolara satınaldı. Sonrasında aynı yatırımcının ülkemizde bir banka ile ilgilendiğini gözlemledik. Hollanda merkezli bankanın satışında da sona gelindi. Kazakh yatırımcıların ülkemizdeki yatırımlarının da artarak devam edeceği kanaatindeyim.
