SICPA Türkiye Genel Müdürü Sami Çebi: Türkiye olduğundan da büyük bir ülkedir
Dünya’daki para birimi mürekkeplerinin çok büyük bir kısmını sağlayan SICPA, ayrıca alkol, tütün gibi ürünlerin güvenli izlenebilirliği alanında faaliyet göstermektedir. Ar-Ge yatırımları ile sürekli kendini geliştiren firmanın ülkemizdeki etkinliğini değerlendirmek için bir araya geldiğimiz SICPA Türkiye Genel Müdürü Sami Çebi, özellikle turizm alanında yaptıkları başarılı çalışmaları okuyucularımızla paylaştı.
SICPA’nın faaliyet alanları ile ilgili bilgi alabilir miyiz?
SICPA neredeyse yüz yaşında olan, temel faaliyet alanı güvenlik mürekkepleri olan İsviçre Lozan merkezli bir firmadır. Bu alanda dünya ölçeğinde en büyük tedarikçi konumunda olduğumuzu söyleyebilirim.
Bu söyleminizde rakipsiz olduğunuz sonucuna varabilir miyiz?
Bazı mürekkeplerde rakibimiz var, fakat üst güvenlik ürünlerine çıktıkça rakipsiz olduğumuz söylenilebilir. Euro, Dolar, Sterlin, TL gibi birçok banknotta bizim mürekkeplerimiz kullanılmaktadır. Bunların haricinde pasaport, kimlik vb. kıymetli evrakta bizim mürekkeplerimiz kullanılmaktadır. SICPA ayrıca bu teknolojinin üstüne geliştirdiği ve kamuya vergi kayıplarını azaltma imkanı veren, içki ve sigara gibi ürünlerin takibi için kullanılan sistemi sağlıyor. Banknot güvenliğine denk materyal güvenlik özellikleri ile desteklenen dijital sistemler üretiyoruz. Bu sistemler meşru ekonominin korunmasını sağlarken dolaylı olarak kamu iktisadı, meşru iş aktörleri ve tüketiciler üzerinde de olumlu etki yaratıyor. Bunların haricinde dijital para ile ilgili de merkez bankaları ile çalışmalarımız devam ediyor. Kısaca ülkelerin egemenliği ile ilgili bir alanda faaliyet gösteriyoruz. Bu çerçevede de dünyanın hemen hemen her ülkesinde varız.
Dile kolay, ancak bu, o kadar kolayca yakalanan bir başarı olmasa gerek.
Elbette, Sahtecilik yapanlar da girişimlerini arttırarak devam ettiriyor. Bu çerçevede SICPA da sürekli kendini yenileyerek yola devam etmektedir. Firmamızın altı biden fazla patenti olduğunu söyleyebilirim. Bu doğrultuda da Ar-Ge faaliyetlerine ciddi bütçeler ayırmaktayız.
Ülkemizdeki faaliyetlerinize ne zaman başladınız?
2007 yılından bugüne Türkiye’de hem kamu hem de özel sektöre yönelik ürün izleme, takip ve güvenlik teknolojileri geliştiriyoruz. Türkiye’de mevcut uygulamalarımız ile kamuya vergi kayıplarını azaltmada, özel sektöre de ürün güvenliği sağlama, taklit edilebilirliği minimuma indirerek marka değerini koruma noktalarında önemli katkılar sağlıyoruz. İlk işimiz tütün ve alkol ürünlerinin işaretlenmesini kapsayan bandrol işi oldu. Şu anda bu işi başka bir firma yapsa da biz hala materyal ve teknoloji sağlamaya devam ediyoruz. Bandrol deyip geçmemek lazım. Çok ciddi bir iştir. Bandrolün üzerinde bir görünen bir de görünmeyen mürekkep ile basılmış iki tane kodu var. Bu sayede devlet, üreticiden tüketiciye kadar ürünü takip edebiliyor. Kaçak ürünün önüne geçilerek vergi toplanıyor.
Tüketici aldığı ürünün sahte olup olmadığını görebilir mi?
Telefonuna indireceği bir application ile görebilir. İnsan her şeyin sahtesini yapabilir. Biz burada sahtesi ile asılın ayırt edilmesini sağlıyoruz.
Türkiye’de müze ve örenyerlerinde bilet ve bilet ürünlerinin; tasarımı, geliştirilmesi ve satış kanallarının yönetimine ilişkin kiralama işini yapıyorsunuz. Bu konuda bilgi alabilir miyiz?
2018 yılında Türkiye’de müze ve örenyerlerinde bilet ve bilet ürünlerinin; tasarımı, geliştirilmesi ve satış kanallarının yönetimine ilişkin kiralama ihalesini aldık. Bu çerçevede Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Saraylar ve Çanakkale Alan Başkanlığı’na bağlı 77 müze ve ören yeri ile 6 mağaza ve 113 satış noktasında bilet ve bilet ürünlerinin tasarımı, geliştirilmesi, satış kanallarının yönetilmesi hizmetlerini gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin tarihine ve kültürel mirasına hizmet eden böylesi önemli bir iş için seçilmek, bizim için bir ayrıcalıktır.
Ne gibi sosyal sorumluluk projeleri geliştiriyorsunuz?
Biz Türkiye’nin zengin tarihi ve kültür mirasının gelecek nesillere aktarımı konusunda çok duyarlıyız. Bu çerçevede, üniversitelerin arkeoloji öğrencilerine yönelik keşif destek programı gerçekleştiriyoruz. Bu program, arkeoloji öğrencilerinin ülkemizin dört bir yanındaki müze ve örenyerlerini ziyaret ederek, hem teorik bilgilerini pratiğe dökmelerini hem de kültürel mirasa yakından tanık olmalarını hedefliyor. Ayrıca çocuklara yönelik “Hacivat ve Karagöz Müzede” isimli bir interaktif gölge oyunu projemiz devam ediyor. Bu projeyle de hem geleneksel Türk gölge oyunu Hacivat ve Karagöz’ün yeni nesillere aktarılmasını, hem de onlara müze bilincinin doğru aşılanmasını amaçlıyoruz. 2024 yılında toplam 60 gösteriyle 5 binden fazla çocuğa ulaştık.
Ziyaretçilere sesli rehber hizmeti de sunuluyor. Bu konuda bilgi alabilir miyiz?
Biz Bakanlığın açtığı sesli rehberlik ihalesini kazandık. Öncesinde ziyaretçilere bir cihaz vererek, gezdikleri müze ve örenyerleri hakkında bilgi veriyorduk. Fakat teknolojinin de ilerlemesiyle herkesin cep telefonu sahibi olduğundan yola çıkarak, bir application geliştirdik. Bu sayede bu hizmeti daha kolay bir şekilde verebilir hale geldik.
Verilen hizmetlere bakarak ülkemizi diğer ülkelerle kıyaslamanızı istesek, nasıl bir tablo ortaya koyarsınız?
Veriler ışığında ileride olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Birçok ülke hala cihaz vererek hizmet sağlıyor. Dünya’da sesli rehber dinleme oranının %2 olduğunu, bu oranının bizde %6 mertebesinde olduğunu vurgulamak isterim. Bizim amacımız bu oranı daha yukarılara çıkarmak. Bunu da ziyaretçilerimizi bu hizmetlere rahat ve konforlu bir şekilde ulaştırarak yapmak istiyoruz. Bunu sağlamak için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Geçen yıl bizim gişelerimizden 27,5 milyon insan geçti. Çok şükür geçtiğimiz sene CİMER dahil aldığımız şikayet %0,0004’ün altında kaldı. Bu şikâyetlerin içerisinde hava sıcaklığını şikâyet edenlerin olduğunu düşünürsek, verdiğimiz hizmetlerin memnuniyetle karşılandığını söyleyebiliriz.
Başarılı çalışmalara imza atmışken, bizde bu işleri yaparız diyenlerin çıkacağı bir ortamdayız. Hal böyle olursa sizin yaklaşımınız nasıl olur?
Zor bir iş yapıyoruz ve kendimizi aralıksız geliştirerek yolumuza devam ediyoruz. Bu konuda iddia sahibi olan olursa onlarla rekabet etmekte bir sakınca görmüyorum.
Antik şehirlerin ışıklandırılması ile ilgili çalışmalarınız var. Biraz bu konudan bahsedebilir miyiz?
Efes ve Hierapolis olmak üzere iki antik kenti ışıklandırdık. Hierapolis’te 360 bin m2 , Efes’te 90 bin m2 araziyi ışıklandırdık. Serin bir havada müzeyi ziyaret etmenin rahatlığı bir yana, gece aydınlatmanın vermiş olduğu ambians çok etkileyici. İnsanlar çok farklı bir tecrübe edinmiş oluyorlar.
Geçen yıl başlayan Gece Müzeciliği uygulaması ile ilgili neler söylemek istersiniz?
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde geçen sene 450 bin m2 alanı aydınlatarak gece ziyaretlerine açılmasını sağladık. Efes ve Hierapolis Gece Müzeciliği misafirlerimiz tarafından çok beğenildi. Yazın sıcak hava nedeniyle buraları gündüz ziyaret edemeyen yerli ve yabancı turistler, her iki ören yerini de gece ziyaret etme imkanı buldu. Geçen sene Efes ve Hierapolis’te toplam 350 binden fazla ziyaretçi ağırladık. Bu sezon da bunu en iyi şekilde devam ettirmek istiyoruz. Ülkemizin tarih ve kültür mirasının tanıtılmasına bu şekilde bir katkıda bulunmaktan dolayı gururluyuz.
Tecrübeleriniz doğrultusunda özel sektörden size talep var mı?
Bazı projelerimiz var ama genel olarak kamu ile çalışıyoruz. SICPA’nın farklı ülkelerde telekomünikasyon ile ilgili çalışmaları var, ancak ülkemizde BTK sistemi çok iyi çalıştığı için bizim verdiğimiz hizmetlere ihtiyaç duymuyorlar.
Birçok konuda gelişmiş ülkelerin ilerisindeyiz. Ben yurtdışında E-Devlet’i anlattığımda insanlar şaşırıyor. Şu an İsviçre’de birçok şeyi online hayal bile edemezsiniz. Türkiye online bankacılık, online kamu hizmetlerinde dünya ortalamalarının çok üzerinde hizmetler veriyor. Biz birçok konuda kamu kuruluşuna gitmeyi unuttuk. Bizim insanımız da bu gelişmelere çok açık ve çabucak adapte oluyor.
Ülkemiz ölçeğinde yeni yatırımlar düşünülüyor mu?
Türkiye’ye yatırım planımız da var. Bu konuda detay vermek için henüz erken, yakın bir gelecekte çalışmalara başlayacağız.
SICPA Türkiye olarak farklı ülkelerde de faaliyet göstermeyi planlıyor musunuz?
Türkiye’de olmanın bu noktada bize avantaj sağladığını söyleyebilirim. Özellikle Türki Cumhuriyetlerde görüşmelerimiz var. Türkiye olduğundan da büyük bir ülkedir. SICPA da Türkiye’nin bölgedeki önemini gayet iyi anlamış durumda. Bu doğrultuda da Türkiye’den yakın coğrafyalara açılmak istiyoruz.
