İstanbul Medikal ve Sağlık Ürünleri Tic.A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Sinem Torun: Sağlık sektöründe global bir Türk markası olmak istiyoruz

Türkiye’de yara bakım ürünleri konusunda halkın yeterli bilgi alması hususunda ve doğru ürün kullanımı konusunda önemli çalışmalar yapan İstanbul Medikal ve Sağlık Ürünleri Tic.A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Sinem Torun, insanların kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemesi gerektiğine vurgu yaparak sorularımızı yanıtladı.

İstanbul Medikal olarak yara bakım ürünleri alanında yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Şirketimizin kurulduğu günden bu yana yani 24 yıldır ağırlıklı olarak yara ürünleri üzerine çalışmaktayız. Parris markamızın altında birçok yara bakım ürünümüz mevcut. İlk olarak Parris markası ile venöz ülser yaralarının tedavisinde kullanılmak üzere Parris Çoklu Bandaj Setlerini üretmiştik. Daha sonra Parris İkili Bandaj,Parris Lenf Ödem Bandajları,Parris Vulvar Varis Giysileri,Parris Tübüler Bandajlar ve Parris Giysiler üretildi. Daha sonrasında ise bize en çok ivme kazandıran, büyüme stratejimizde önemli bir adım teşkil eden ürünlerimiz markamıza katıldı. Parris Silikon Yara Örtüleri, Parris Silikon Yara Temas Tabakaları, Parris Silikon Bantlar ve Parris Yara Birleştirme Stripleri. Bu ürünler özellikle son yıllarda en fazla önem verdiğimiz konu olan ve nadir bir hastalık olan Epidermolizis Bülloza, halk diliyle kelebek hastalarının yaraları için tasarlandı. Biraz bahsetmem gerekirse; bu ürünler alerjik reaksiyona sebebiyet vermeyen, yumuşak dokunuşuyla silikon teknolojili ve üst katman poliüretan köpük ile üretilmiş yara bakımına destek ürünlerdir. Uygulamanın zor olduğu bölgelerde (uyluk,eklem,sakrum,topuk vb) ince yapıları ve ten rengi nedeni ile vücuda çok kolay uyum sağlıyorlar ve hastaların konforunu arttırıyorlar. Yara alanında faaliyetlerimiz bu yönde devam ederken pandemide hayatımıza maskenin aktif olarak girmesiyle koruyucu ürünleri de Parris markası ile hayata geçirdik. Yara ürünlerinin yanı sıra koruyucu ürünlerin de ürün yelpazemize katılmasını sağladık. Koruyucu ürünlerimiz arasında ise Yetişkin ve Çocuk cerrahi maskelerin yanı sıra Yüz korumalı maskeler, yüz koruyucu siperlikler ve ameliyathane kullanımları için astronot tipi boneler de bulunmaktadır. Modern yara bakım ürünleri kapsamında yaraya dair tüm ürünler bünyemizde mevcuttur. Fakat özellikle son yıllarda spesifik olarak Epidermolizis Büllosa hastalarının yaraları için öncelikli olarak çalışmaktayız.

Bahsettiğiniz hastalık Epidermolizis Büllosa nedir? Ürünleriniz bu hastalara nasıl bir kolaylık sağlamaktadır?

Epidermolizis Büllosa nadir bir hastalıktır. Halk dilinde Kelebek hastalığı olarak da bilinen bizim de çoğunlukla EB olarak adlandırdığımız bu hastalık deride ve mukozada bül (içi su dolu kabarcıklar-yanıkta da görüldüğü gibi) gelişimi olan bir hastalıktır. Genellikle büller bu bölgelerin maruz kaldığı bası ya da çarpma gibi benzeri olayların yaşanması ile gelişir. Epidermolizis büllosa genetik bir hastalıktır, genetik bağ dokusu bozukluğudur. Bilinen 30 dan fazla varyatı ile EB tipine göre çok çeşitli şiddetlerde ortaya çıkar.3 ana tip ise simplex (basit), distrofik (kusur bırakan), jonksiyonel

(derinin bileşke yerinde) Bu hastalık bazen akraba evliliği ya da diğer nedenlere bağlı olarak görülür. Coğrafi bölge ayrımı yoktur. Tüm dünyada bu hastalıkla mücadele eden hastalar görülmektedir. Türkiye’de kesin bir istatistik bilgi olmamakla birlikte 2000 tahmini hasta olduğu öngörülmektedir. Bizim kendi imkanlarımızla ulaştığımız ve varlığını bildiğimiz hasta sayısı 700 hastadır. Dünyada yılda yaklaşık 200 çocuk EB ile doğmaktadır. Cinsel ve etnik grup ayrımı yapmaz, kalıtsaldır fakat ebeveynler taşıyıcı olduklarını bilemeyebilirler. Bulaşıcı değildir. Henüz tedavisi olmamakla birlikte umut veren bilimsel çalışmalar mevcuttur. Şimdiki tedavisi yara bakımı yapılarak yaralarının temiz tutulması ve yara içinde toz, krem, iplik vb yabancı maddelerden uzaklaştırılması, bandajlama ile de cilt enfeksiyondan ve sürtünmeden korunmasıdır.

Bizim ürünlerimiz ile bağlantısına değinecek olursak bizim yara bakımı ürünlerimiz birçok yara tipine hitap etmesinin yanı sıra ar-ge çalışmalarımızda, ürün tasarım, geliştirme ve işlevsellikte özellikle Epidermolizis büllosa hastalarının yaraları düşünülmüş ve gözetilmiştir. Epidermolizis büllosa hastalarının yaralarının sürtünmeden, enfeksiyondan uzaklaştırılması ve kıyafetlerine yapışmasından korunması için bariyer görevi görecek yara örtülerine ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu yara örtüleri cilde kolayca tutunmalı ve çıkarılırken pansuman değişimi esnasında cilde yapışmayan, ağrı, acı ve travmaya neden olmayacak ürünler olmalıdır. Bizim Parris silikon yara örtülerimiz de bu noktada çok işlevseldir. Tüm bu özelliklerin yanı sıra yarada eğer akıntı varsa kendi hacminin %30 fazlası kadar da sıvı emici özelliği bulunmaktadır. Ürünlerimiz hastaların konforunu arttıracak ince yapıda olup özel büyük boy çalışılmış ebatlar ile yaralarının tümünde kullanım kolaylığı sağlamaktadırlar. Ürünlerimiz cilde nazikçe tutunup, örtü değişiminde hastaya hafif temas sağlamaktadırlar. Parris silikon yara örtülerimizi de yine kendi markamızın üretimi olan bandaj ve giysi grubumuz desteklemektedir. Örtülerin sabitlenmesi ve dış etkilerden korunması amacı ile yeni yara açılmasını önlemek, hastayı korumak adına özel üretilmiş, dikişlerin dışarıda olduğu, ciltte tahrişe ve temasa izin vermeyen, esnek ve koton yapıda her yaş grubuna uygun çorap, eldiven, tayt ve body şeklinde koruyucu giysilerimizi de örtülerimizin yanı sıra hastalarımıza sunmaktayız. Aslında kısacası Parris markası bu hastalığın tüm aşamalarını organize edebilecek çeşitliliktedir.

Uluslararası iş birlikleriniz ve bu iş birliklerinin firmanıza katkıları hakkında bilgi verir misiniz?

Uluslararası işbirliği içerisinde bulunduğumuz üretici firmalar, firmamızın sürdürülebilir büyüme stratejisinin en önemli yapı taşlarından birini oluşturmaktadırlar. Bu işbirlikleri sayesinde yalnızca yeni pazarlara erişim sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda küresel ölçekte rekabet gücümüzü de önemli ölçüde arttırıyoruz. Yurt dışındaki çözüm ortaklarımızla yürüttüğümüz ortak projeler, bilgi ve teknoloji transferini hızlandırmakta; ürün ve hizmet kalitemizin uluslararası standartlara taşınmasına katkı sunmaktadır. Küresel iş ağımız sayesinde pazar trendlerini daha yakından takip edebiliyor, değişen beklentilere hızlı ve esnek çözümler üretebiliyoruz. Markamız adına gerçekleştirdikleri kaliteli üretim faaliyetleriyle ürünlerimizin gücüne önemli katkılar sağlamaktadırlar. Bu iş ortaklıkları sayesinde, kendi kalite standartlarımız ve marka kimliğimiz doğrultusunda üretim yaptırarak pazara hızlı, güvenilir ve rekabetçi ürünler sunabiliyoruz. Yurt dışındaki üretici partnerlerimizin teknik altyapısı, üretim kapasitesi ve sektörel tecrübesi; ürün çeşitliliğimizi arttırmamıza ve talebe daha esnek şekilde yanıt vermemize olanak tanımaktadır. Ayrıca bu işbirlikleri, uluslararası kalite standartlarına uygun üretim yapılmasını mümkün kılmakta ve markamızın global pazarlardaki güvenilirliğini güçlendirmektedir. Süreç boyunca kalite kontrol, tedarik zinciri yönetimi ve sürdürülebilirlik kriterleri tarafımızca yakından takip edilmekte; böylece markamızın değerini koruyan ve arttıran bir üretim modeli uygulanmaktadır. Ayrıca üretim süreçlerinde verimlilik ve maliyet avantajı elde etmemize katkı sunmaktadırlar. Uluslararası işbirliklerimiz, markamızın büyüme stratejisinde kritik bir rol oynamakta hem operasyonel esneklik hem de uzun vadeli rekabet avantajı sağlamaktadır.

Yara bakım ürünleri alanında Türk halkının bilinç düzeyi hakkında görüşlerinizi paylaşır mısınız?

Türkiye’de yara bakım ürünleri konusunda halkın bilinç düzeyi orta–düşük seviyede kabul ediliyor. Günlük ve basit yaralarda (kesik, sıyrık, yanık gibi) insanlar çoğunlukla kulaktan dolma bilgilerle hareket ediyor.

Kolonya, alkol, oksijenli su gibi ürünler hâlâ çok yaygın kullanılıyor ve bunların her yara için uygun olmadığı pek bilinmiyor. Yara iyileşmesini destekleyen modern ürünler, geliştirilmiş yara örtüleri, antibakteriyel pansumanlar vb. toplumun büyük bir kısmı tarafından ya hiç bilinmiyor ya da gereksiz pahalı görülüyor. Hastaların bilgi kaynakları, aile büyükleri, çevre ve eczacı tavsiyeleri oluyor. Doktor veya hemşireden bilinçli yara bakım eğitimini genellikle sadece diyabet hastaları, yatak yarası riski olanlar ve ameliyat sonrası yarası olan hastalar alıyor. Yani aslında bilincin daha yüksek olduğu gruplar Kronik hastalar (özellikle diyabetliler),Sağlık çalışanlarıyla yakın teması olanlar ve büyük şehirlerde yaşayan, eğitim düzeyi daha yüksek bireyler oluyor.

Türkiye’de yara bakım ürünleri pazarının mevcut durumunu, gelişmiş ülkelerle kıyaslayarak değerlendirir misiniz?

Türkiye’nin Yara Bakım Ürünleri Pazar Büyüklüğü 2025 yılı için tahmini bilgiyle 16 milyon dolar olduğuydu. Bu, nüfus büyüklüğüne göre hâlâ küçük bir pazar anlamına geliyor. Gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça düşük bir seviye. ABD ve diğer gelişmiş ekonomilerde yara bakım harcamaları incelendiğinde bu ülkeler toplam sağlık sistemlerindeki yara bakım giderlerine çok daha büyük pay ayırıyorlar.(örneğin ABD 100 milyar USD’yi aşan büyük pazar büyüklükleriyle)

Avrupa’da da gelişmiş yara bakım pazarı yıllık büyüme gösteriyor ve ileri teknolojilere yatırımları yüksek. Gelişmiş ülkelerde kişi başı yara bakım ürünleri ve hizmetlerinden elde edilen gelir Türkiye’nin çok üzerinde. Bu Türkiye’de sağlık sisteminde geleneksel bakım ürünleri kullanımının yaygın olmasına ve ileri ürünlerin kullanımlarının daha düşük olmasından kaynaklanıyor. Gelişmiş ülkeler yara bakımında daha fazla ileri teknoloji ürününe, biyolojik materyallere, akıllı pansumanlara, özel tedavi cihazlarına yatırım yaparken, Türkiye’de bu tür ürünlerin pazar penetrasyonu daha sınırlı kalıyor. Gelişmiş yara bakım ürünleri ve cihazlar Türkiye pazarında büyüyor ancak genel pazar payı hala gelişmiş ülkelere göre daha düşük. Türkiye’de büyümeyi etkileyebilecek bazı faktörler ise nüfusun yaşlanması olabilir ve diğer taraftan kronik hastalıkların artması da ileri yara bakım ürünlerine talebi artırıyor. Sağlık altyapısındaki gelişmeler de ileri yara bakım teknolojileri için pazar büyümesi potansiyeli yaratmaktadır.

İstanbul Medikal’in 2026 yılı hedefleri ve gelecek planları hakkında bilgi alabilir miyiz?

2026 yılına kadar olan dönemi, şirketimiz için sürdürülebilir büyümenin ve kurumsal dönüşümün ivme kazandığı bir süreç olarak görüyoruz. Bu doğrultuda öncelikli hedefimiz, mevcut pazar payımızı güçlendirirken yeni hedef kitlelere ulaşarak istikrarlı bir genişleme sağlamaktır. Ürün ve hizmet portföyümüzde yenilikçi çözümleri artırmayı, ihtiyaçlara daha hızlı ve etkili yanıt verebilen bir yapıya kavuşmayı hedefliyoruz. Teknoloji ve dijitalleşme ile operasyonel verimliliğimizi arttırırken, süreçlerimizi daha çevik ve ölçülebilir hale getirmeyi planlıyoruz. Önümüzdeki dönemde yalnızca finansal büyümeye değil, aynı zamanda kurumsal kapasitemizi geliştirmeye de odaklanacağız. Çalışanlarımızın yetkinliklerini artıran eğitim ve gelişim programlarını önceliklendireceğiz. Sürdürülebilirlik, 2026 vizyonumuzun temel taşlarından biridir. Çevresel sorumluluklarımızı gözeten uygulamaları yaygınlaştırmayı ve topluma değer katan projelerle sosyal etkimizi güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Artık hiç kimse firmaları ciro hacimlerine göre değerlendirmiyor topluma ne kadar fayda sağladıklarına göre değerliyor. Hedefimiz marka bilinirliğimizi ve şirket değerimizi hem yurtiçi hem yurtdışı platformlarda daha da arttıracak işlerde bulunmak olacaktır. Global bir Türk markası olmak istiyoruz ve bu amaçla ilerliyoruz. Marka bir söz verme işidir ve biz asla mahcup olmak istemiyoruz. Sağlık sektörü zaten zor ve hassas bir sektör bu bilinçle tüm bu hedefler doğrultusunda, 2026 yılına geldiğimizde daha güçlü, daha yenilikçi ve paydaşları için sürdürülebilir değer üreten bir şirket olmayı amaçlıyoruz.

Sağlık sektöründe kadın yöneticilerin sektörün gelişimine katkılarıyla ilgili görüşlerinizi paylaşır mısınız?

Sağlık sektöründe kadın yöneticilerin sektöre kattıkları katkılar hem kurum performansı hem de çalışan, hasta ve toplum sonuçları açısından son derece olumlu şekilde kendini göstermektedir. Kadın liderlerin yönetimde yer almasıyla hasta deneyimi ve bakım kalitesi çok ön planda tutuluyor. Kadın yöneticiler genellikle empati, iletişim ve bütüncül yaklaşım gibi güçlü yetkinliklerle hasta merkezli hizmeti güçlendiriyorlar.

Bu da güvenlik, beklenti yönetimi ve tedavi sürecine uyumda fayda sağlıyor. Kadın liderlerin bulunduğu sağlık kurumlarında inovasyon ve teknolojik gelişmelerin kabulü ve uygulanması daha hızlı olabiliyor. Cinsiyet çeşitliliği organizasyonel başarıyı kesinlikle arttırıyor. Aynı zamanda mali performans ve verimlilik genellikle daha yüksek oluyor. Çeşitliliğin stratejik karar alma süreçlerini zenginleştirdiği ve risklere daha esnek yanıtlar verdiği bir gerçek. Kadın liderlerin getirdiği güçlü yönlerden biri de daha kapsayıcı ve işbirlikçi bir çalışma ortamı yaratmalarıdır. Çalışan memnuniyeti, ekip uyumu ve işe bağlılık gibi alanlarda olumlu katkıları çoktur. İyi yönetim ve çeşitlilik kültürünü desteklemek, eşit fırsatlar sağlamak ve genç çalışanları motive etmek gibi faydalar ortaya çıkıyor.