Savaşın çevre konusunda alınacak önlemleri öne çektiğini ifade eden Sany-FMT Trucks Turkiye CEO’su Fatih Bilgen: Yaprak düşecekti sonbahar bahanesi oldu

Dünyanın önde gelen endüstriyel üreticilerinden SANY, elektrikli ticari araç alanındaki küresel deneyimini FMT iş birliğiyle Türkiye’ye taşıdı. Yaşanan gelişmeleri okuyucularımız için değerlendiren Sany-FMT Trucks Turkiye CEO’su Fatih Bilgen, geleceğin elektrikli araçlarda olduğunu ifade etti.

Doğal afetlerin arttığı bir dönemde İklim değişikliği ile ilgili konuların daha fazla gündeme geldiğini görüyoruz. Konu ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Bizimde içerisinde bulunduğumuz bir alandan konuyu ele alırsak, araç sayısının ciddi oranda arttığı ve bu durumdan doğanın olumsuz yönde etkilendiğini görüyoruz. Bir de bunun yanında ülkelerin enerji ile ilgili ödediği ciddi bedeller var.

Ülkemiz ölçeğinde bakıldığında 2002 yılında sekiz nokta altı milyon seviyesinde olan araç sayısı 2024 yılına gelindiğinde otuz bir milyon üzerine çıkmış. Bu durum küresel ölçekte de farklı değil. Bu nedenle Avrupa Birliği’nin aldığı çok sert yaptırım kararları var. 2028 itibariyle markalara uygulayacağı emisyon cezaları var. Buna hazır olmayan markaların uzatma ile ilgili talepleri var. Bu noktada Çin’in yaptığı inanılmaz çalışmalar var. Bu çerçevede Çin’in herkesten daha hazır olduğu gözlemleniyor. Kısaca elektrikli araçların arttığı bir dünyada hava kalitesinin de arttığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Bunun en önemli verileri de Çin’de. Bugün şehirlerinin hava kalitesini 10 yıl önceye göre ciddi oranda iyileştirmiş bir Çin görüyoruz.

Elektrikli araç oranı ne kadar artarsa doğamız hangi oranda temizleniyor?

Çin’de Elektrikli araç sayısı yüzde bir arttığında yerel karbondioksit salınımının yüzde sıfır virgül bir azalacağını hesaplamışlar ve bunu son derece başarılı bir şekilde uygulamışlar. Bu çerçevede artan elektrikli araç sayısı doğanın kurtuluşu için bir adımdır. Türkiye’de bir yılda ortalama yirmi bin tane tır satılıyor. Çin’de bu rakam iki yüz binin üzerinde. Bu satışların elektrikli araç olarak satışı sağlandığında doğaya sağlanacak katkı çok önemli.

Bu değişime hazır mıyız?

Ülkemizde elektrik üretiminin %15’i solar sistemlerle sağlanıyor, %10’u ise rüzgârdan sağlanıyor. Bu çok ciddi bir orandır. Şu anda Avrupa’nın bu çerçevede elektrik üreten üçüncü ülkesiyiz. Ve geçen yıl itibariyle de tükettiğimizden fazlasını üretmişiz. Üç nokta dokuz terawatt ihtiyacımızdan fazla elektrik üretmişiz. Bu aradaki üç nokta dokuz terawatt’ın yüzde sıfır virgül biri bin tane elektrikli tırın bir yıllık elektrik ihtiyacını karşılıyor. Türkiye’nin altyapısı yetersiz gibi söylemlerin daha somut ifade edilmesi gerekiyor. Özel sektörümüz bu dönüşümü kendi finanse edebiliyor. Çünkü mazottan elektriğe geçiş karlılığı hesaplandığında bu yatırımlar bu karlılığın içinde çok büyük bir yer kaplamıyor.

Biz ocak ayından beri Türkiye’de araçlarımızın testlerini yapıyoruz. Yüzden fazla firmamızda test yaptık. Bugüne kadar hiçbir firmamızda benim altyapım yetersiz, aracı şarj edemedim ya da benim trafom güçsüz kaldı gibi bir söylemle karşılaşmadık. Çünkü burada hem yapılacak tasarruf hem de sağlanacak yeşil dönüşüm fayda esası göze alındığında, ciddi bir motivasyon oluşuyor.

Avrupa’da durum nasıl?

Avrupalı markalar Avrupa’da elektrikli kamyonlarını satıyor, 2025’te 3000’den fazla elektrikli çekici satışı gerçekleştirmişler. Çünkü önceliği kendi ülkelerine veriyorlar. Türkiye’ye geldiğimizde bu Avrupalı markaların Türkiye’de öyle çok da araçları yok. Yani parmakla sayılabilecek adetlerde araçları var. Volvo 2023-2024 yıllarında biraz fazla araç getirmiş ama devamı gelmemiş. Bunun nedeni de öngörü olarak söylüyorum; Avrupa’nın aldığı bu sert kararlardan dolayı markalar daha çok kendi ülkelerini önceliklendiriyorlar. Türkiye’yi de bir şekilde hala dizel kamyona kullanımına ikna etmeye çalışıyorlar. Bu nedenle “Türkiye’nin altyapısı yetersiz” gibi algıların oluşturulduğunu düşünüyorum. Tabii ki belli sektörlerde belli rotalarda hala dizeli kullanmak zorundasınız. Bir elektrikli tırla bugün çıkıp iki bin kilometre kesintisiz yol yapamazsınız ama günlük beş yüz kilometre kullanılan bir dizel tırı çok rahat elektrikli yapabilirsiniz. Dizel yakıtın da satış fiyatı göz önüne alındığında firmalar için cazip bir durum var.

Elektrikli araçlarla dizel araçlar arasında fiyat farkı ne kadar?

İki katı bir farktan bahsedebiliriz. Ama dizelle olan fiyat farkını şu an on iki on üç ay gibi sürelerde geri kazanabiliyorsunuz. Savaş kötü ama çevre konusunda alacağımız önlemler noktasında değerli bir katkısı oldu. Ancak bu konuda söylenebilecek güzel bir söz var: ‘Yaprak düşecekti sonbahar bahanesi oldu.”

Geri dönülemez bir yoldayız diyebilir miyiz?

Elbette, filmi geri saralım ilk önce elektrikli araçlar üretilseydi, bugün fosil yakıtlı araçlardan bahsedebilir miydik? İnsanalar fosil yakıtlar için yüklü bedeller ödeyerek boru hatları, rafineriler yapar mıydı?

Aktardıklarınızdan yola çıkarak elektrikli araçların önümüzdeki dönemde satışının artacağını söyleyebilir miyiz?

Evet rahatlıkla söyleyebiliriz. Hem fosil yakıtlara ulaşımdaki zorluklar hem de çevre ile ilgili kaygılarımız geri dönülmez bir yolculuğa çıkıldığını gösteriyor. Yeşil dönüşüm konusunda büyük bir çaba var. Ülkeler bu konuda yapılanları hem maddi olarak destekliyor hem de zorlayıcı tedbirler alarak insanları, firmaları yönlendirmeye çalışıyor.

Bu değişime firmalar hazır mı?

Uzun soluklu planlar yapabilen kurumsal firmaların bu konuya daha hazır olduğunu gözlemliyoruz. Yaptıkları uzun soluklu planlarda daha karlı olduklarını görebilmeleri alacakları kararların bu yönde olmasını sağlıyor.  

Bu konuda ülkemizde teşvikler var mı?

Alım yapan firmalara bir teşvik yok. Bu konuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile iletişim içerisindeyiz. Hem Sn Bakanımız Mehmet Fatih Kacır hem de bürokratlarımız konuya ilgi gösteriyorlar. Bu çerçevede de ülkemiz ölçeğinde yatırımlarımızı artırmayı planlıyoruz.

Gelişim seyri doğrultusunda yeni yatırımlar gündemde mi?

40 bin adet araç üretebileceğimiz bir proje hazır şu an. Sany ile görüşüldü. Sany yatırıma hazır. Ama biz bu işin gidişatına bakmak istiyoruz. Bizim planımız beş yıllık süreçte toplam yatırım bedelini beş yüz milyon dolara tamamlamak. İç Anadolu bölgesinde arsa incelemelerimiz var. Şu anda mevcut tesisimizde yıllık 2500 elektrikli çekici üretim kapasitemiz var. 2027 yılında pazarın gidişatını gözlemleyeceğiz ve gidişata göre biz de yatırımımızı yönlendireceğiz.

Bu alanda ülkemizde farklı yatırımlar var mı?

Bu alanda çok fazla yatırım yapmak isteyenler var. Biz ülke olarak Avrupa Birliği tip onay kriterleri altında karayolları işletmeciliğinde olan bir ülke olduğumuz için bizim ürettiğimiz araçların tamamı Avrupa Birliği regülasyonlarına uygun olmak zorunda. Aslında işin zor kısmı burası biraz. Çünkü bu onayları almak artık kolay değil. Bu altyapılara uygun çok araç yok. Yani Avrupalı markalar dışında bu kriterleri sağlayabilen çok marka yok. Bizim araçlarımızın tamamı Avrupa Birliği tip onay numaralı tüm regülasyon testlerini tamamlamış araçlardır. Bu nedenle bu süreçleri tamamlayıp saha testlerini başarıyla gerçekleştirmiş çok fazla üretici yok.

Ford’un bu alanda çıkardığı elektrikli araç var mı?

Fuarlarda araçlarını tanıttı, çok da güzel araçlar yapmışlar.Ama tabii tip onay süreçleri nasıl gidiyor? Ne zaman satışa sunacaklar? O konuda bilgi sahibi değilim.

Sizin araçlarınızın dizel araçlara göre fiyatının iki katı olduğunu ifade etmiştiniz, diğer markalarda durum nasıl?

Avrupalı markaların ülkemizde sunduğu fiyatlara bakıldığında dizel kamyonlara göre 3-4 kat olduğunu görüyoruz.

Bu fiyat farkı ile ülkemizde araç satma ihtimalleri var mı?

Tecrübenizden yola çıkarak soruyorum altı ay önce sorsanız asla derdim. Şu an da asla derim. Ama bu mazot fiyatları böyle giderse onlar bile konuşulabilir.

Bu nokta da iklim konusu dahilinde teşvik konusu gündeme gelmiyor mu?

Haklısınız şu an Avrupa bu konuda gerekli adımları atmış. Dizel tırla elektrikli tırın fiyat farkını devlet şirketlere kredilendirebiliyor. Elektrikli tırlardan belli bir süre otoban ücreti almıyor.

Son olarak COP31 Zirvesi ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz? COP 31 enerji dönüşümü ve elektrifikasyon, yeşil sanayi dönüşümü, iklim finansmanı, döngüsel ekonomi, dayanıklı şehirler ve altyapı, sürdürülebilir tarım, iklim değişikliğine karşı dayanıklılık gibi çok fazla alanı olan çok kapsamlı bir konu. Bütün ülkelerin de buna önem verdiğini biliyoruz. Bu çerçevede de ülkelerin aksiyon aldığını biliyoruz.  COP31 belirlenen hedeflerin hayata geçirilmesini hızlandırmak ve uluslararası iş birliğini pekiştirmek adına çok önemli bir zirve olacaktır. Zirvenin ülkemizde olması da bizim için ayrı bir önem arz etmektedir.