SGS TransitNet Genel Müdürü Mine Kaya: SGS TRANSİTNET ile gümrük süreçlerinizde hızlı ve operasyonel avantaj
Karmaşık transit süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla geliştirdikleri SGS TransitNET, nakliye sürelerini önemli bir ölçüde azaltıyor. Türkiye’de ilk yetkilendirmiş yükümlü statüsü ve izinli gönderici belgesine sahip olduklarını belirten SGS TransitNet Genel Müdürü Mine Kaya, sundukları avantajları dergimize aktardı.
SGS TransitNet olarak yaptığınız çalışmalarla ilgili bilgi verir misiniz?
SGS TransitNet olarak; karayolu, demiryolu ve denizyolu taşımacılığındaki karmaşık transit süreçleri kolaylaştırmak amacıyla geliştirdiğimiz TransitNet platformu ile hizmet veriyoruz. TransitNet, transit beyannamelerini güvenli, çok dilli ve web tabanlı bir yapı üzerinden alıp kontrol eden, izleyen ve aynı zamanda gümrük teminatlarını kapsayan finansal garanti ile elektronik transit beyanı imkânı sunan bir sistemdir. Bu sayede müşterilerimizin nakliye sürelerini önemli ölçüde azaltıyoruz.
Türkiye’nin her yıl ihracatının arttığını gözlemlemekteyiz. Bu açıdan sektörünüzün geleceğiyle ilgili beklentilerinizi aktarır mısınız?
Türkiye’nin dış ticaret verileri, sektörümüzün geleceğine ilişkin beklentilerimizi güçlü şekilde desteklemektedir. 2025 yılı Ekim ayında ihracatın geçen yılın aynı ayına göre %2,3 artması ve Ocak–Ekim döneminde %3,9 oranında büyüme kaydetmesi; dış ticaret hacminin aynı dönemde %5,1 artması, lojistik, transit ve gümrük hizmetlerine olan talebin orta ve uzun vadede artmaya devam edeceğini göstermektedir.
Dış ticaret hacmindeki genişleme, operasyonel işlem sayısını artırmakta; daha fazla beyan, transit işlem ve sınır geçişi ihtiyacı doğurmaktadır. İhracatta Avrupa Birliği ülkelerinin ağırlığını koruması ve ilk 5 ülkenin toplam ihracat içindeki payının %30’un üzerinde olması, AB mevzuatına uyumlu, hızlı ve güvenilir lojistik ve transit çözümlerinin stratejik önemini artırmaktadır.
Artan ticaret hacmiyle birlikte transit ve güvenlik süreçleri daha kritik hâle gelmektedir. NCTS 6 ve ICS2 gibi elektronik sistemlere uyumlu, dijitalleşme ve otomasyonla desteklenen hizmetlerin önümüzdeki dönemde önemli bir rekabet avantajı sağlayacağı öngörülmektedir. Öte yandan, ithalatın ihracata kıyasla daha hızlı artış göstermesi (+%6,0), antrepo, serbest bölge, yeniden ihracat ve multimodal taşımacılık gibi entegre lojistik çözümlerine olan ihtiyacı artırmaktadır.
Sonuç olarak, genel ve özel ticaret sistemi kapsamındaki işlemlerde uzmanlaşan; özellikle serbest bölgeler ve antrepo operasyonlarında katma değerli, dijital ve mevzuata tam uyumlu hizmetler sunan firmalar için sektörün büyüme potansiyelinin güçlü şekilde devam edeceğini değerlendiriyoruz.
Türkiye’deki uluslarlası lojistik firmalarının sektöre yaklaşımını aktarır mısınız ?
Artan operasyonel maliyetler ve buna karşın düşüş gösteren navlun fiyatları, lojistik sektöründe özellikle nakliyeci firmalar üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Bu süreçte geçmiş yıllarda plansız, finansal disiplinden uzak ve bilinçsiz büyüme stratejileri izleyen bazı firmaların mevcut sektörel koşullara uzun vadede dayanmakta zorlandıkları açıkça görülmektedir. Buna karşılık, istikrarlı müşteri portföyüne sahip, sabit ve sürdürülebilir iş hacmi bulunan firmalar bu zorlu dönemi görece daha sağlam adımlarla yönetebilmektedir.
Sektördeki temel sorunlardan biri, ihracat ve ithalat hacimlerinde yaşanan daralma karşısında iş kaybetme endişesiyle navlun fiyatlarının sürekli aşağı çekilmesi olmuştur. Bu durum, firmaların rekabet uğruna kendi kârlılıklarını zedelemelerine ve gelirlerinden feragat etmelerine neden olmuş; uzun vadede finansal sürdürülebilirliği tehdit eden bir yapıyı beraberinde getirmiştir.
Öte yandan Türkiye, sahip olduğu stratejik coğrafi konum sayesinde Avrupa ile Asya arasında ticari açıdan kritik bir köprü görevi üstlenmektedir. Bu avantaj, çok sayıda uluslararası lojistik ve ticaret firmasının Türkiye’de yapılanmasına zemin hazırlamaktadır. Söz konusu yapılanmalar, özellikle e-ticaretin gelişmesiyle birlikte depolama, dağıtım gibi yeni faaliyet alanlarında hız kazandırmakta olup yukarı yönde ivmenin devam edeceğini düşünmekteyiz.
Tüm bu gelişmeler birbirini tetikleyen bir döngü içerisinde ilerlemektedir. Artan ticari entegrasyon, yeni lojistik yapılanmaları beraberinde getirirken; bu dönüşüm lojistik sektöründe teknoloji, dijitalleşme ve yapay zekâ tabanlı çözümlerin daha yaygın kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Süreç doğru yönetildiği takdirde, söz konusu dönüşümün sektörü daha verimli, sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıya taşıması kaçınılmaz olacaktır
SGS TransitNet açısından 2025 yılı değerlendirmesi yapar mısınız ?
Taşımacılık ve lojistik sektörü için biraz zorlu bir yıl oldu diyebiliriz. Özellikle ihracat çıkış sayılarında istenilen düzeyde artış olmaması, ekonomik sorunlar, maliyetlerin yükselmesi, ödeme vadelerindeki sürelerin uzaması, özellikle sürücü vizelerinde yaşanan problemler birçok olumsuzluğu beraberinde getirdi. Tabii ki sektörümüz ekonominin can damarlarından bir tanesi. Ortak akıllarla en uygun çözümler bulunacağına ve ileriye gidileceğine inanmaktayım.
Sektörün sorunlarını ve kamudan beklentilerinizle ilgili bilgi verir misiniz ?
Şu an taşımacılarımızın en önemli sorunlarının başında sürücü vize problemleri, yeterli sürücünün yetişmemesi, artan maliyetler ve navlunlar ile ilgili ödeme vadelerinin çok uzamış olması gelebilir. Taşımacılarımız her ay personel maaşları, yakıt ödemeleri gibi giderleri düzenli yapmakta, maksimum 15 gün vadelerle çalışmakta. Öte yandan navlunları 120-180 gün vadelerle tahsil edebiliyor. Yeterli finansal kaynağı olsa dahi bu durumu tolere etmek günden güne zorlaşmaktadır.
SGS TransitNet olarak sizi sektörde öne çıkaran özellikleriniz nelerdir?
SGS TRANSİTNET, hizmet sağlayıcı olarak Türkiye’deki en köklü ve en eski yapılanmalardan biridir. Türkiye’de 92 yıldır hizmet veren ve temel iştigal alanı test, denetim, gözetim ve belgelendirme olan SGS, bugün lojistik ve dış ticaret süreçlerinde firmalara aynı zamanda belgelendirme, ürün testleri, kalite sertifikasyonları, karbon ayak izi hesaplamaları gibi yeşil lojistik ve sürdürülebilirlik odaklı yan hizmetler de sunabilmektedir.
SGS TRANSİTNET, asıl sorumlu firmalar arasında en yüksek teminat tutarına sahip kuruluşlardan biri olup, bu sayede hizmet verdiği firmalara teminat kaynaklı herhangi bir operasyonel ya da finansal risk yaşatmamaktadır. Bu güçlü finansal yapı, müşterilerimize kesintisiz ve güvenli bir hizmet altyapısı sağlamaktadır.
Ayrıca SGS TRANSİTNET, Türkiye’de hizmet sağlayıcı firmalar arasında ilk YYS (Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü) / İzinli Gönderici belgesine sahip olan asıl sorumlu firma olma özelliğini taşımaktadır. Bu yetkinlik, gümrük süreçlerinde hız, güven ve operasyonel avantaj sağlamaktadır.
SGS TRANSİTNET yalnızca Türkiye’de değil, 25 ülkede asıl sorumlu olarak aktif şekilde hizmet vermektedir. SGS’nin global yapılanması sayesinde, hemen hemen her ülkede doğrudan SGS olarak hizmet vermekte; bu da firmalarımızı ek spedisyon kullanımına zorunlu bırakmayarak ilave maliyetlerden kaçınmalarını sağlamaktadır.
Buna ek olarak, SGS’nin küresel itibarı ve yerel gümrük otoriteleriyle olan güçlü ilişkileri sayesinde, gümrük süreçlerinde oluşabilecek herhangi bir problemde etkin bir çözüm ortağı olarak hızlı ve doğrudan destek sağlanabilmektedir.
Yapay zeka ve teknolojik gelişimlerin sektöre ve gümrük işlemlerine katkısını aktarır mısınız ?
Lojistik ve taşımacılık, dünyanın adeta sinir sistemidir; sürekli hareket eder ve devasa bir veri akışıyla beslenir. Bizler TransitNet olarak, bu sistemin finansal güvenliğini sağlarken teknolojiyi sadece bir araç değil, stratejik bir “yol arkadaşı” olarak görüyoruz. Yapay zekanın sektöre, özellikle gümrük süreçlerine katkısından bahsedecek olursak:
Gümrükte Akıllı Dönüşüm ve Minimum Hata: Gümrük süreçleri, doğası gereği yoğun belge trafiği ve titiz bir risk analizi gerektirir. Günümüzde yapay zeka destekli OCR ve NLP teknolojileri sayesinde, binlerce sayfalık dokümanı saniyeler içinde tarayarak hatasız transit beyannameleri oluşturabiliyoruz. Bu dijital hız, insan hatasından kaynaklanan cezai riskleri sıfıra indirirken operasyonel verimliliği zirveye taşıyor.
Teknoloji İnsanı İkame Etmez, Özgürleştirir: En çok sorulan “Yapay zeka işimizi elimizden mi alacak?” sorusuna yanıtımız net: Yapay zeka, çalışanlarımızın yerini almayacak; aksine onların “süper gücü” olacak. İnsan zekasının sahip olduğu etik yargı, tecrübe ve empati yeteneğinin bir alternatifi yoktur. Biz teknolojiyi, ekibimizi rutin iş yükünden kurtarıp onları daha stratejik ve katma değerli alanlara odaklanmaları için özgürleştiren bir kaldıraç olarak görüyoruz.
TransitNet’in Vizyonu: Kendi Çözümlerimizle Geleceği Tasarlıyoruz: TransitNet olarak bu dijital devrimin sadece takipçisi değil, bizzat mutfağındayız. Çağın gerekliliklerine ve müşteri taleplerine saniyeler içinde cevap verebilmek adına kendi yapay zeka çözümlerimiz üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz; gümrük ve teminat süreçlerini bir “yük” olmaktan çıkarıp, tek tuşla yönetilen, şeffaf bir deneyime dönüştürmektir. Teknolojiyi odağına alan ama insanı daima merkezinde tutan bir vizyonla, sektöre yön vermeye devam edeceğiz.
