T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan: Madencilikte net ihracatçı konumda olmayı hedefliyoruz

Madencilik alanında artar yatırımlar meyvelerini vermeye başladı. Bu doğrultuda madencilik alanında dış pazarlardaki etkinliğimiz artmaya devam ediyor. Sektörün sağlıklı bir şekilde gelişimi ile ilgili görüşlerini okuyucularımızla paylaşan T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, önemli açıklamalarda bulundu.

Madencilik sektörünün gelişimi için önerileriniz nelerdir?

Türkiye ekonomisinin temel taşlarından birisi olan madencilik sektörü, yüksek maliyetli bir sektördür.

Madencilik faaliyetlerinin çevreye olan etkileri konusunda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artan bir farkındalık bulunmaktadır. Madencilik şirketleri, çevreye duyarlı teknolojiler kullanmak, atıklarını doğru bir şekilde yönetmek ve doğayı korumak zorundadır.

Madencilik sektörü, teknolojik gelişmelerle birlikte büyük bir dönüşüm geçirmektedir. Ancak bazı işletmeler, bu değişime ayak uydurmakta zorlanmaktadır. Yeni teknolojilerin kullanımı, verimliliği artırmakta ve maliyetleri düşürmektedir. Ancak bu teknolojilere yatırım yapmayan işletmeler, rekabet güçlerini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.

Yatırımcının madencilik sektöründe yatırım yaparken dikkate aldığı en önemli hususlar ruhsat güvencesi ve madencilik izinleridir. Yapılan yasal düzenlemeler ile ruhsat güvencesi artırılmış ve bu konuda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bir maden ruhsatının düzenlenmesi ya da iptal edilmesi ile ilgili hususlar net şekilde hüküm altına alınmıştır. Madencilik faaliyetleri için diğer bakanlıklardan alınması gerekli orman izni, ÇED kararı ve diğer özel izinler gibi konularda ise süreçleri hızlandırmak ve kolaylaştırmak için Bakanlığımızın çalışmaları devam etmektedir.

Maden Zirvesi’nde madencilik sektörünün önünün açılmasına vurgu yapıldı. Madencilerin önünün açılması için yapılan çalışmaları aktarır mısınız? 

Maden zirveleri, madencilik sektörünün gelişiminin önündeki engelleri ve çözüm önerilerini tartışmak için önemli platformlardır. Bu zirvelerde yapılan vurgular ve alınan kararlar, sektörün geleceğini şekillendirmede önemli bir rol oynamaktadır. Bu kapsamda düşünülen bazı çalışmalar şu şekildedir:

Madencilik sektörünü ilgilendiren mevzuatta yapılacak değişiklikler, ruhsat süreçlerinin basitleştirilmesi, izinlerin alınmasındaki kolaylıklar ve bürokratik engellerin azaltılması gibi adımlar, yapılacak önemli adımlardan bazılarıdır.

Madencilik sektöründe kullanılan teknolojilerin yenilenmesi ve modernizasyonu, verimliliği artırabilir, maliyetleri düşürebilir ve çevresel etkileri azaltabilir. Bu nedenle, teknolojik gelişmeleri desteklemek ve madencilerin yeni teknolojilere uyum sağlamasını kolaylaştırmak önemlidir.

Madencilik faaliyetlerinin çevreye olan etkileri konusunda şeffaflık sağlamak, yerel halkla iş birliği yapmak ve toplumun endişelerini gidermek, çevreye duyarlı madencilik uygulamalarının teşvik edilmesi ve sürdürülebilir madencilik anlayışının benimsenmesi önemlidir.

Bu çalışmalar, madenciliğin daha sürdürülebilir bir şekilde gelişmesine katkı sağlayacaktır. Ancak, bu çalışmaların başarılı bir şekilde uygulanması için tüm paydaşların iş birliği ve koordinasyonuna ihtiyaç vardır. Biz de bu konuda her zaman destek olmaya çalışıyoruz.

Türkiye’nin maden ihracat hedeflerini aktarır mısınız?

Ülkemiz madencilik konusunda önemli potansiyele sahip olup 2024 yılında yaklaşık 6 milyar dolarlık madencilik ihracatı gerçekleştirilmiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak 2024-2028 Stratejik Planı’nda madencilik ihracatı, önemli hedeflerimiz arasındadır. Buna göre 2028 yılında madencilik ihracat hedefimiz 10 milyar ABD dolar olarak planlanmıştır. Bakanlığımızın öncelikli amacı ülkemiz maden ürünlerini katma değerli hale dönüştürerek ara/uç ürün ihracatını artırmaktır.

Performans Göstergesi20242025202620272028
Yıllık maden ihracat değeri (milyar ABD Doları)6,006,507,007,510

Türkiye’nin son dönemde yurt dışında maden arama, çıkarma ve yurt dışına maden ihracatı konusunda yaptığı çalışmaları aktarır mısınız?

Türkiye, son yıllarda maden arama ve çıkarma faaliyetlerini artırarak hem iç pazarını güçlendirmeyi hem de dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, Türk şirketlerinin yurt dışındaki maden projeleri ve ihracat faaliyetleri önemli bir gelişim göstermektedir. Türkiye’nin maden sektörü özellikle Asya ve Afrika kıtasındaki ülkelerle maden ve enerji alanlarında imzalanan mutabakatlarla gerek stratejik iş birlikleri gerekse yurtdışındaki arama ve üretim yatırımlarıyla küresel alanda daha etkin bir konum edinmeye çalışmaktadır. Artık Dünya’nın hemen her bölgesinde Türk şirketlerinin maden arama çıkarma faaliyetlerine önemli yatırımlar yaptığını görüyoruz.

MTA Genel Müdürlüğü, kurulduğu 1935 yılından bugüne elde ettiği bilgi, birikim ve tecrübe ile Ülkemizde yürüttüğü arama ve araştırma faaliyetlerini yurt dışında da yapmaya başlamıştır. Gerek yurt içi gerekse yurt dışında yeraltı kaynaklarının ülke ekonomisine kazandırılmasına yönelik projeler ülke ihtiyaçları dikkate alınarak yürütülmektedir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı adına maden arama, araştırma, üretim ve madencilikte ilgili diğer faaliyetleri yürütmek üzere yurtdışında kurulan şirketlerin tek bir şirket üzerinden yönetilmesi amacıyla Türkiye’de çatı şirket olarak “MTA Uluslararası Madencilik A.Ş.” MTAIC (MTA International Company), 10/10/2019 tarihinde kurularak faaliyetlerine başlamıştır.

Bu şirket, yurt dışında potansiyeli olan maden sahalarında, başta metalik madenler olmak üzere, mineraller, kıymetli taşlar, endüstriyel hammaddeler ve nükleer enerji hammaddelerinin maden jeolojisi, jeofizik ve jeokimya araştırmalarını yapmak ve elde edilen verileri uluslararası standartlara uygun bir şekilde veri tabanı sisteminde saklamak, ilerleyen aşamalarda ekonomik olarak işletmeye uygun sahalarda tesis kurarak hammadde üretimini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda hedef ülkeler olarak seçilen Sudan, Özbekistan ve Nijer’de; başta altın (Au) olmak üzere, arama faaliyetleri öne çıkmaktadır.

Ayrıca Afrika’da; Fas, Burkina Faso, Cezayir, Nijerya, Gana, Mali ve Fildişi Sahili; Asya’da ise Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan ile iş birliği yapmak için ikili görüşmeler davam etmektedir.

Bakanlığımız ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcılığı Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı arasında yer bilimleri ve madencilik alanında gerçekleştirilecek çalışmalara ilişkin protokol imzalanmıştır. MTA tarafından KKTC’de, maden arama faaliyetlerinin en önemli alt yapı verisini oluşturan jeokimya çalışmaları tamamlanmış olup raporlama süreci devam etmektedir.

Nahcivan Özerk Cumhuriyeti Ekoloji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile MTA arasında “Parağaçay” ve “Kapıcık” Molibden, “Gümüşlü” Polimetal yataklarının değerlendirilmesine yönelik iş ve hizmetleri içeren hizmet alımı sözleşmesi imzalanmış olup çalışmalara başlamak için karşılıklı planlama yapılmaktadır.

MTA ve MTA IC’nin yurtdışında yapmış olduğu çalışmalar ile birlikte Ülkemiz hem maden arama ve çıkarma hem de işlenmiş maden ihracatında önemli bir oyuncu olma yolunda ilerlemektedir. Dünya rezervinin %73’üne sahip olduğumuz bor madeni, ülke ekonomisine en fazla ihracat geliri oluşturan madenlerimiz arasındadır. Eti Maden, 2024 yılında 2,5 milyon ton bor ürünleri satışı ile 1,32 milyar $ gelir elde ederek tüm zamanların satış geliri rekorunu kırmış ve ülke ekonomisine önemli bir katkı yapmıştır. İnşallah 2025 yılı bu rekorun geliştirilerek yeni rekorların kırılacağı bir yıl olacaktır.

Bakanlık olarak hedefimiz, madencilikte net ihracatçı konumunda olmaktır. Türkiye Yüzyılı hem yurtdışı hem de yurtiçi yatırım ve iş birlikleri ile madencilikte önemli başarıların yaşanacağı bir dönem olacaktır.

Türkiye’nin Nadir Toprak elementleri  alanındaki potansiyeliyle ilgili bilgi verir misiniz?

Nadir toprak elementleri (NTE), özellikle yüksek teknoloji ürünlerinde kritik öneme sahip olan bir grup elementtir. Bu elementler, akıllı telefonlar, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji sistemleri, savunma sanayi ve diğer elektronik cihazlarda yaygın olarak kullanılır.

Türkiye Yüzyılı kapsamında Bakanlığımızın önceliklerine uygun olarak hedefimiz; Ülkemizin Dünya’nın önemli NTE üreticilerinden birisi olmasıdır. Her geçen gün önemi daha da artan ve stratejik bir konumda olan nadir toprak elementleri konusunda Türkiye’nin önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyleyebiliriz. Sahip olduğumuz bu önemli potansiyelden daha detaylı bahsetmem gerekirse; Eti Maden uhdesinde bulunan Eskişehir Beylikova’da yer alan saha 694 milyon ton kaynak ile Çin’deki Bayan Obo sahasından sonra Dünya’daki tek sahadaki en büyük ikinci Nadir Toprak Oksitleri rezervine sahiptir.

Barit, florit ve toryum madenlerinin yanı sıra nadir toprak elementleri (NTE) keşfinin yapıldığı Eskişehir’in Beylikova ilçesindeki Eti Maden’e ait sahada, yıllık 1.200 ton NTE’li cevher işleme kapasiteli pilot tesisinin açılışı 18 Nisan 2023 tarihinde gerçekleşmiştir. Önümüzdeki dönemde ise yıllık 570 bin ton cevherin işlenmesi, bu işlenen cevherden 10 bin ton nadir toprak oksidin elde edilmesi, 72 bin ton barit, 70 bin ton florit, yeni nükleer teknolojilerde yeni yakıt olarak önümüze büyük fırsatlar ve imkanlar sunacak element olan 250 ton toryum üretilmesi planlanmaktadır.

Söz konusu sahada tespit edilen rezervin, ülke ekonomisine kazandırılmasına yönelik iki aşamalı bir çalışma yürütüyoruz. Bir taraftan Bakanlığımız kuruluşlarından Eti Maden tarafından pilot tesiste teknoloji geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmaları yürütülürken, diğer yandan tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu ve tedarik sıkıntısı olan ürünlere erişimi kolaylaştırmak için uluslararası, bölgesel ve ülkelerarası iş birlikleri geliştirilmesine yönelik çalışmalara devam ediyoruz.

Son yıllarda, teknolojik gelişmelerde kritik rol oynayan bu elementlerin öneminin gün geçtikçe arttığı görülmektedir. Bu bağlamda nadir toprak elementleri; havacılıktan uzay araştırmalarına, savunmadan biyotıbba ve yeşil enerji teknolojilerine kadar uzanan endüstrilerde olmazsa olmaz olduğundan, yeni teknolojilerin uzun vadeli sürdürülebilirliği için çok önemli bir yere sahip olmuştur. Yeni arama çalışmalarıyla keşfedilecek kaynaklarla ülkemizin NTE potansiyelinin artırılması hedeflenmektedir.

Yüksek teknoloji ürünlerinin yer aldığı yenilenebilir enerji, elektrikli araç, dijital teknoloji ve havacılık gibi sektörler, imalatlarında NTE bazlı ürünler kullanmakta ve bu sektörlerin NTE talepleri gün geçtikçe artmaktadır. Bu talebi karşılamak ve uluslararası NTE tedarik zincirinde kritik bir rol edinmek büyük önem arz etmektedir.

Bakanlığınızın katma değerli madencilik vizyonu olduğunu biliyoruz. Türkiye katma değerli madencilik konusunda ne konumdadır ve bu konuda yapılan çalışmalar nelerdir?

Yeraltı kaynaklarımızı verimli ve çevreye duyarlı şekilde değerlendirerek ülke refahına en yüksek katkıyı sağlamak misyonuyla ve tabii kaynaklarda güvenli bir gelecek vizyonuyla yerli ve millî kaynaklarımızdan her bir vatandaşımızın istifade etmesi gayesine yönelik çabalarımız artarak devam etmektedir.

Bakanlığımız, madencilik faaliyetlerinin ulusal kalkınmaya katkı sağlamasını ve dışa bağımlılığı azaltmasını sağlarken, aynı zamanda yurtiçinde ve yurt dışında maden aramaları neticesinde keşfedilen sahalarla üretimi teşvik etmeyi, yeni teknolojilerle sektörü modernize etmeyi ve yerli maden kaynaklarını işleyerek katma değer yaratmayı hedeflemektedir.

Türkiye olarak yeraltı kaynakları alanında sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmayı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda küresel ölçekte etkili bir oyuncu olmayı amaçlıyoruz. Yine, madenlerimizin yeraltından çıkartılıp katma değerli uç ürünlere dönüştürerek teknoloji ihraç eden ülke konumuna gelinmesi ülkemizin nihai amacıdır. Belirlenen vizyon, hedefler ve ilkeler doğrultusunda hareket etmek, yalnızca ekonomik kazanımları artırmakla sınırlı kalmayacak; çevresel ve toplumsal sorumlulukların da yerine getirilmesini sağlayacaktır.

Sahip olduğumuz madenlere bakıldığı zaman; bor, NTE, feldispat, trona/soda külü, perlit, vermikülit, barit, jips/alçıtaşı, krom, diyatomit, çimento klinkeri ve doğal taşlar gibi madenlerin çoğunda dünya rezerv sıralamasında ilk 5’e girmekteyiz. Bu çeşitlilik ve zenginlik ülkemizi ve madencilik sektörümüzü hem ulusal hem de uluslararası arenada ilgi odağı haline getirmektedir.

Yine ülkemiz bor, feldispat, pomza, trona/soda külü, perlit, krom, manyezit, antimuan, bentonit, diyatomit, kum ve çakıl, çimento, linyit ve doğal taşlarda ise dünya üretim sıralamasında ilk 5’e girmektedir. Ülkemiz, üretilen maden çeşitliliği açısından ise dünyada 165 ülke arasında 7’inci sırada yer almaktadır.

Altın (19 tesis), gümüş (1 entegre tesis), demir-çelik (1,5 milyon ton/yıl kapasiteli 1 adet Divriği Demir İzabe Tesisi; 28 elektrik ark ocaklı (EAO), 11 indüksiyon ocaklı ve 3 bazik oksijen fırınlı çelik fabrikası olmak üzere toplam 42 ham çelik üretim tesisi), krom/ferro-krom (3 adet entegre ferrokrom tesisi: Elazığ (160 bin ton/yıl YCFC), Antalya (36 bin ton/yıl DCFC+23 bin ton/yıl FSC), Bursa (60 bin ton/yıl YCFC)), bakır (70.000 ton/yıl katot bakır üretim kapasiteli 1 adet Samsun Bakır İzabe Tesisi), alüminyum (82 bin ton metal Alüminyum üretim kapasiteli 1 adet Seydişehir Alüminyum İzabe Tesisi),  çinko (Siirt-1 entegre tesis  cevherden (üretime geçecek) ve Kayseri-1 entegre tesis-maden artıklarından), nikel (1 adet İzabe Tesis), bor üretim tesislerimiz ile katma değeri yüksek ürünler üretilip Ülke ekonomisine kazandırılmaktadır. Ayrıca, Ar-Ge faaliyetlerimiz neticesinde açılışlarını gerçekleştirdiğimiz lityum karbonat ve nadir toprak element oksitleri pilot tesislerimizde de üretim çok kısa süre içerisinde ticari ölçeğe ulaşacaktır. 

Ayrıca hem çevreyi korumak hem de kalkınma amaçlı döngüsel ekonomi kapsamında maden artıklarımızdaki elementleri kazanıyoruz. Şöyle ki, Eti Maden Eskişehir Kırka Tesislerindeki sıvı bor atıklarından 10 ton/yıl üretim kapasitesine sahip pilot tesiste lityum karbonat üretilmektedir. Yine yakın zamanda Eskişehir’de bor atıklarından lityum karbonat üretimine yönelik 600 ton/yıl kapasiteli tesisin kurulması planlanmaktadır. Bir başka örnek, Kastamonu Küre’deki bakır madeni işletildikten sonra açığa çıkan pirit konsantresi, 1.200 km taşınarak Mardin Mazıdağı’nda bulunan Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisleri’nde yıllık 6.750 ton kobalt karbonat, 2.500 ton çinko karbonat ve 2 bin ton katot bakır üretilmektedir. Ülkemizde kobalt üretimi yapılamıyorken, atıl haldeki madenden dünya kobalt üretiminin %2’si karşılanır duruma gelindi. Yine Kayseri’deki bir tesiste demir-çelik baca tozlarından ve maden flotasyon artıklarından yıllık 15 bin ton külçe çinko ve 45 bin ton konsantre çinko üretimi gerçekleştirilmektedir.

Gerek döngüsel ekonomi kapsamında maden artıklarındaki gerekse enerji dönüşümü kapsamında jeotermal kaynaklardaki elementlerin envanterini çıkarmak amacıyla Bakanlığımızda “Maden Atık/Artık/Pasalarında Yer Alan İleri Teknoloji Elementlerinin Potansiyelinin Belirlenmesi Projesi” ve “Jeotermal Kaynaklardan Lityum ve Diğer Elementlerin Potansiyelinin Belirlenmesi Projesi” yürütülmekte olup güzel sonuçlara ulaşmayı hedeflemekteyiz.

Bununla birlikte, kömürlerimizin karbonsuzlaştırma gibi daha çevreci yöntemlerle değerlendirilmesine yönelik TKİ, TENMAK ve diğer kamu paydaşlarımız ile “Kömürden Gazlaştırma Yoluyla Hidrojen Üretimi Projesi”, “Grafen ve Karbonnanotüp Eldesi Projesi”, “Kömür Külü ve Şlam Atıklarından NTE Kazanımı Projesi” yürütülmektedir.

Katma değerli madenciliğe yönelik Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ara/uç ürün üretim şartlı maden sahası ihaleleri gerçekleştirilmektedir. Muğla ilinde alüminyum, Giresun ilinde çinko ve Sinop ilinde bakır üretimi gibi birçok maden sahası tesis şartlı ihale edilmiş olup en son Kırklareli ilinde altın ve bakır üretimi için tesis şartlı ihale gerçekleştirilmiştir. Bu ihaleler sonucunda ruhsat almaya hak kazanan şirketlerin ne kadar sürede tesis kuracağı ve yıllık ne kadar katma değerli ürün üretmesi gerektiği teknik şartname ile hüküm altına alınmıştır. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde katma değerli madencilik ülkemiz için bir standart haline gelecek ve ekonomik etkileri net şekilde hissedilecektir.

Madencilik konusu gündeme geldiğinde çevre ile ilişkisi önem taşımaktadır. Bu doğrultuda yapılan çalışmalarla ilgili bilgi verir misiniz?

Enerji Bakanlığı olarak, madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerini en aza indirmek ve doğaya olan borcumuzu ödemek adına, ağaçlandırma ve rehabilitasyon projelerine büyük önem veriyoruz.

Bu çalışmalar kapsamında, maden sahalarının bitkisel toprakla kaplanması, ağaçlandırılması ve bölgenin yeniden bir ekosisteme kazandırılması temel hedefimiz. Şu ana kadar milyonlarca fidan dikimi gerçekleştirildi ve maden sahalarının doğal yaşam alanlarına dönüştürülmesi sağlandı. Ayrıca, bu projeler sadece doğayı değil, yerel toplulukları da desteklemekte olup rehabilite edilen alanlar rekreasyon alanları olarak da kullanılabilmektedir.

Bunun yanı sıra, Eti Maden kuruluşumuz yalnızca madencilik süreçlerinde değil, atık yönetiminde de çevreye duyarlı yaklaşımlarıyla ön plana çıkmaktadır. Özellikle bor atıklarından lityum karbonat kazanımı projesi hem çevresel sürdürülebilirlik hem de teknolojik yenilik açısından son derece önemlidir. Bor madenlerinden elde edilen atıkların işlenmesiyle, enerji sektöründe ve özellikle elektrikli araç bataryalarında kullanılan lityum karbonatın üretimi gerçekleştirilmektedir. Bu proje, yalnızca çevresel etkileri azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin stratejik bir ham madde olan lityum konusundaki dışa bağımlılığını da azaltıyor.

Gelelim Türkiye Kömür İşletmeleri’nin (TKİ) çalışmalarına. TKİ, madencilikten etkilenen alanların ağaçlandırılması ve rehabilitasyonu konusunda oldukça etkin bir kuruluştur. 2009 yılından bu yana sürdürdükleri ağaçlandırma çalışmaları çerçevesinde, yaklaşık 6,5 milyon fidan dikilmiştir. Bu çalışmaların odak noktası, maden sahalarının doğaya yeniden kazandırılmasıdır. Özellikle Manisa, Muğla ve Çanakkale gibi linyit madenlerinin yoğun olduğu bölgelerde yürütülen projelerde hem çevrenin iyileştirilmesi hem de ekosistemin korunması sağlanmıştır.

Örneğin, Manisa Soma’daki rehabilitasyon projelerinde, madencilik sonrası oluşan sahalar tarım ve orman arazilerine dönüştürülmekte, bu süreçte bölgeye uygun fidanlar seçilmektedir. Ayrıca, Muğla’da TKİ tarafından yapılan ağaçlandırma projeleri, turizm bölgelerine çevre uyumu sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Bu projelerde çam, meşe ve diğer doğal türler tercih edilmiştir. TKİ’nin projeleri sadece çevresel fayda sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda sosyal fayda yaratarak bölge halkının desteğini de kazanmıştır.

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ise Zonguldak’taki madencilik sahalarının iyileştirilmesi ve yeniden kullanımı konusunda çalışmalar yapmaktadır. Bölgenin doğal yapısına uygun olarak, maden sahalarının rehabilitasyonunun ardından bu alanların sosyal, tarımsal veya ekolojik amaçlarla yeniden değerlendirilmesi hedeflenmiştir.

Madenciler arama kurtarma konusunda yarışma düzenlediler, siz de yer aldınız. Madencilerin bu çabalarıyla ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?

Madenciliğimize yön veren kamu ve özel sektör şirketlerimizin liderliğinde sektörün yüksek bir standardı haline gelmiş Maden Kurtarma Yarışmalarının üçüncüsü Türkiye Madenciler Derneği’nin organizasyonuyla 17-20 Eylül 2024 tarihleri arasında Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde bulunan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Garp Linyitleri İşletmesi’nde düzenlenmiştir.

Yarışma; yeraltı arama kurtarma (göçük), takım yetkinliği, yerüstü yangın, yerüstü arama kurtarma (deprem), araç kazasına müdahale ve kimyasal olaylara müdahale (HAZMAT) olmak üzere 6 farklı kategoride gerçekleştirilmiştir.

Söz konusu yarışma etkinliğinin özel sektör öncülüğünde düzenlenmesi sektörümüz için büyük önem taşımaktadır. Bu tarz etkinlikler sektörümüzdeki kaza risklerinin olası etkilerinin en aza indirilmesine yönelik farkındalığın oluşturulması için önemlidir. Yarışmada ülkemizdeki kömür, metal ve endüstriyel mineral üretiminin önemli kısmını gerçekleştiren şirketlerimizin yarışmış olması madencilikte işletme güvenliğini ve can kayıplarının azalmasını sağlayacaktır. Farklı kurum ve üretim sahalarından gelen kurtarma ekipleri yarışmalar sırasında birbirleriyle etkileşim içine girerek kendilerini geliştirme imkânı bulmuşlardır. Diğer taraftan son zamanlarda küresel ısınma ve düzensiz yapılaşma/sanayileşme gibi nedenlerle toplum üzerindeki olumsuz etkileri her geçen gün artan doğal afet ve endüstriyel kazalarda ihtiyaç duyulan nitelikli personelin her an olası kazalar karşısında en yüksek donanım ve dayanışma duygusuyla hazır olması sağlanmaktadır. Ayrıca gerek bölgemiz gerekse küresel ölçekte yükselen gerginliklerin olası istenmeyen sonuçları olan kimyasal olaylara yönelik yarışma kategorilerinde şirketlerimizin rekabet göstermesi ülkemizin sivil savunma alanındaki kamu yükünün azalmasını sağlayacaktır. Söz konusu Maden Arama ve Kurtarma Yarışması etkinliğimizin gelecek yıllarda kapsam ve katılım yönünden daha da geniş bir kitleye ulaşmasını temenni ederim.