Türkerler Global Madencilik Genel Müdürü Hakan Aslan: Yer altı kaynaklarını kontrol eden ülkeler dünyayı da şekillendirecek
Küresel ekonomide madencilik stratejik hale geldi. Uzmanlar bu ortamda atılan adımların ülkelerin geleceğini belirleyeceğini ifade ediyorlar. Madencilik alanında yaşanan gelişmeleri ve sektörün ülkemizdeki gelişimi ile ilgili görüşlerini almak için sorularımızı yönettiğimiz Türkerler Global Madencilik Genel Müdürü Hakan Aslan, önemli açıklamalarda bulundu.
Küresel ekonomide madenciliğin önemi ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?
Ülkelerin madenlere ulaşımı sürdürülebilir bir ekonomi için olmazsa olmaz noktadadır. Hal böyle olunca kendi kaynakları yeterli olmayan ülkeler bunu ülke dışından tedarik etmek için savaş dahil her yolu deniyor. Venezuela’da, Ukrayna’da yaşananları bu duruma örnek olarak gösterebiliriz. Eskiden sömürge yoluyla Afrika’dan temin edilen madenler bugün yetmemeye başladı. Çünkü işin içerisine nadir toprak elementleri girdi. Ekonomik gelişmeler doğrultusunda altına olan ihtiyaç arttı. Pandemi sonrası tedarik zincirleri kırıldı, ülkeler stok refleksi geliştirdi. Bu da metal ve değerli maden fiyatlarını ciddi şekilde yukarı taşıdı. Altın talebi rekor seviyelere ulaştı. Bu artışın geçici değil, kalıcı olacağını düşünüyorum. Bakıldığında enerjiye, hammaddeye ulaşamadığınızda siyasi bağımsızlığınızın olabilmesi mümkün görünmüyor. Kısaca artık ekonomik bağımsızlık sadece finansla ilgili değil, enerjiye, madene, ham maddeye erişimin yoksa siyasi olarak da bağımsız olamıyorsun. Yeni dünyada toprağın altı, toprağın üstünden daha belirleyici. Geleceği, yer altı kaynaklarını kontrol eden ülkeler şekillendirecek.
Bu ortamda gelişmiş ülkelerinde bağımlı olmaktan çıkmak için sertleştiği söylenilebilir mi?
Kesinlikle, bugün teknolojik gelişime paralel olarak nadir toprak elementlerine olan ihtiyacın arttığını gözlemliyoruz. Teknolojik gelişiminiz savunma sanayii, yeşil enerji dönüşümü ve teknolojisi vesaire birçok alanı doğrudan etkiliyor. Ülkelerin nadir toprak elementlerine olan ihtiyacını gidermeden teknolojik gelişimini sürdürülebilir şekilde devam ettirmesi mümkün değil. ABD’nin Çin ile olan kavgasına baktığınızda en önemli konunun bu olduğunu gözlemliyoruz. Çin nadir toprak elementleri konusunda çok ciddi şekilde tekelleşmeye gitti. Çin bu durumu jeopolitik bir silah haline dönüştürdü. Bu da ABD’yi ürkütüyor.
Uluslararası arenadaki durumu özetlediniz. Korkutucu bir tablo karşımızda duruyor. Ülkemize dönersek, madencilik alanında farklı düşünceler içerisinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Uç noktada madencilik ile ilgili faaliyetleri tamamıyla bitirmemiz gerektiğini ifade edenler bile var. İçerisinde bulunduğunuz bu durum ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Madencilik konusunda ilerlemiş birçok ülkede gözlemler yapma şansı buldum. Deneyimlerinden yola çıkarak ülkemizde madenciliğin çevreye duyarlı bir şekilde yapıldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Kurallarımız katı ve bunu sağlıklı bir şekilde uyguluyoruz. Türker Global Madencilik öncesinde ben Tümad Madencilikteydim. O dönemde İvrindi ve Lapseki’deki proje serüvenlerimiz, Avrupa Yatırım Bankası’ndan aldığımız kredi ile başladı ve bu Avrupa Yatırım Bankası’nın madencilik alanında verdiği ilk proje finansmanıydı. Bu projenin çevreci bir yaklaşımla yapılacağının da bir göstergesidir. Projeyi kısa zamanda devreye aldık ve Avrupa Yatırım Bankası bizim uyguladığımız çevreci yaklaşımı bizden sonra fonladığı projelerde uygulanmasını istedi. Çevre konusunda aldığımız önlemler maliyetlerimizi oldukça artırdı ancak biz bu konuda taviz vermedik. Ülkemizde çevre dostu şekilde madenciliğin bütün madencilik alanlarında tam anlamıyla yapılmadığını söyleyemeyiz ancak madencilik alanında önemli mesafeler kat ettiğimizi söyleyebilirim. Bu süreçte, özellikle altın madenciliği alanında, çevre ve sosyal sorumluluk standartları açısından dünyaya örnek olabilecek ölçekte önemli yatırımlar ve öncü uygulamalar hayata geçirdik.
Hal böyle iken insanların negatif bakış açısı neden değişmiyor?
Konunun detaylı bir şekilde insanlara aktarılması ile bu algıların değişeceği kanaatindeyim. Yapılan çalışmaların insanlara şeffaf bir şekilde anlatılması ve kafadaki soru işaretlerinin tamamen giderilmesi lazım. Başarılı projelerde insanlara çevre ile ilgili yapılanları aktarıldığını gözlemliyoruz. İnsanların bizim kadar madeni bilme zorunluluğu yok ama bizim doğru şekilde anlatma zorunluluğumuz var.
Akademik çevrelerdeki değerlendirmelerin de gerçeklerden uzak olduğunu gözlemliyoruz. Onların da konuyu bilmediğini söyleyebilir miyiz?
O nokta da akademik çevrelerin sadece kendi alanlarındaki akademik bilgiler doğrultusunda hareket etmesinin konuyu bu noktalara taşıdığını düşünüyorum. Bu çerçevede akademik çevrelerin daha farklı disiplinler doğrultusunda bakabiliyor olmaları onları daha gerçekçi bir yaklaşıma götüreceğini düşünüyorum. Ayrıca yeni gelişmelerin farkında olmaları gerektiğini düşünüyorum. Örneğin yakın bir geçmişte akademik olarak hidrojenin saf olarak bulunamayacağı yönünde bir ezberimiz vardı. Bugün bu ezber bozuldu. Fransa’nın Mosalle bölgesinde derin denizde yapılan araştırmalarda kıta kabuğunda 46 milyon tonluk doğal bir hidrojen rezervi tespit edildi.
Türkerler Global Madencilik ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?
Genç bir firmayız. 2024 yılı sonunda kurulduk. Kuruluşumuz sonrası Kanadalı Velocity Minerals’ın Bulgaristan’daki en önemli varlığı olan Rozino Altın Projesi’ni ve beraberindeki ruhsat grubunu devraldık. Şuanda ÇED sürecimiz devam ediyor. Diğer yandan fizibilite çalışmalarına devam ediyoruz.
Bulgaristan’ı neden seçtiniz?
Öncelikle Bulgaristan ülke olarak bizim komşumuz. Diğer yandan bir AB ülkesi ve yapacağımız işte kuralları ve sınırları belli bir ülke.
Üretim sürecine tahmini olarak ne zaman başlayabilirsiniz?
İzinler alındıktan sonra bir iki yıl gibi inşaat yatırım sürecimiz olur. Hedefimiz 2028 yılında üretime başlamak.
Bütün yoğunluğunuz burası mı yoksa farklı bölgelerde de çalışmalarınız var mı?
Birinci önceliğimiz Bulgaristan. Çünkü orada aldığımız bu ruhsatı hızlı bir şekilde üretime götürmek istiyoruz. Velocity Minerals’ın devralınmasıyla birlikte bünyemize katılan 26 ruhsat sahasında arama çalışmalarımız yoğun bir şekilde sürmektedir. Bulgaristan sonrası dönemde, özellikle Balkan coğrafyasına yönelik büyüme ve yeni proje geliştirme stratejimizi hızlandırmayı planlıyoruz.
Türkiye’de yatırım yapma planınız var mı?
Elbette ülkemizdeki fırsatları değerlendirmek istiyoruz.
Odağınız altın madenciliği mi olacak?
Aktif olarak altın ve beraberinde bakır madeni ile ilgileniyoruz. Çinlilerle görüşmeler yapıyoruz. Bu çerçevede nadir toprak elementleri ile ilgili çalışmalar yapmayı planlıyoruz.
Ülkemizde nadir toprak elementleri ile ilgili çalışmalar konusunda neler söylemek istersiniz?
Ülkemizde şu an nadir toprak elementleri çok havada bir konu. Evet, bir varlıktan bahsediyoruz ama bunun ekonomisini değerlendirebilecek kapasitede bir bilgi birikimimiz yok. Çin bu konuda elde ettiği bilgi birikimini hapsetmiş durumda, paylaşmıyor. ABD’de bu konuda çalışma yapan firmalar var. Son dönemde Almanya’da bu konuda çalışmalar yapan laboratuvarların kurulduğunu biliyoruz. Yani ülkemiz için bu konu erken aşamada diyebiliriz. Ama bundan 20 yıl öncesine döndüğümüzde Türkiye’de altında bilinmeyen bir şeydi, geldiğimiz noktada yaptığımız çalışmalar takdire şayandır.
