Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan:Sağlıkta Geleceğin İhtiyacı:Nitelikli Eğitim ve Araştırma
Farklı disiplinlerde yürüttüğü nitelikli eğitim ve araştırma faaliyetleriyle öne çıkan Yeditepe Üniversitesi, sağlık alanındaki uluslararası başarılarıyla da dikkat çekiyor. Kâr amacı gütmeden hem hastanede hem de üniversitede önemli çalışmalara imza attıklarını belirten Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, mezun olan öğrencilerin dünya standartlarında bir yetkinliğe ve donanıma sahip olduğunu vurguladı.
Yeditepe Üniversitesi olarak sağlık alanında yaptığınız çalışmaları aktarır mısınız?
Üniversitemiz Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık ve Sağlık Bilimleri fakültelerinde sağlık eğitimi veriyor. Üniversitemize bağlı Koşuyolu ve Kozyatağı’nda olmak üzere iki büyük hastanemiz ve Bağdat Caddesi’nde Diş hastanemiz bulunuyor. Genetik Hastalıklar, Göz Merkezi, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp, Doku Tipleme Laboratuvarı gibi birimlerimiz de sağlık alanında hizmet veriyor. Bu hastanelerde ve merkezlerde sağlık hizmetimiz devam ederken öğrencilerimiz de buralarda stajlarını tamamlıyor. Koşulları yerine getiren mezunlarımız hastanelerimizde görev alıyor. Dolayısıyla sağlık alanının her noktasında eğitim veriyor ve bu hizmetin devamlılığı için gereken neyse yapıyoruz. Onun ötesinde mühendislik fakültemiz sağlık alanındaki araştırmalarına ağırlık verirken Genetik ve Biyomühendislik Bölümümüz bu alanda çalışmalarını sürdürüyor. Tüm sağlık birimlerimizi koordineli bir şekilde çalıştırarak hem hastalıkların iyileştirilmesi için araştırmalar yapıyoruz hem de bu alanda en iyi vakıf üniversitelerinden biri olduğumuzu ortaya koyuyoruz.
Öğrencilerin sağlık alanına ilgisi nasıl?
Öğrencilerin sağlık bölümlerine ilgisinin her geçen yıl arttığını görüyorum. Bu bölümler gençler tarafından yalnızca saygın meslekler olarak değil, aynı zamanda insanlığa doğrudan katkı sunabilecekleri alanlar olarak da görülüyor. Sağlık sektörü, teknolojik gelişmeler ve bilimsel araştırmalarla sürekli büyüyen ve dönüşen bir yapıya sahip. Gençler de bu dönüşümün bir parçası olmak, bilime katkı sunmak ve uluslararası düzeyde kariyer yapmak istiyor. Biz de Yeditepe Üniversitesi olarak güçlü akademik kadromuz, uygulama olanaklarımız ve araştırma altyapımızla öğrencilerimizin bu ilgisini en iyi şekilde karşılamaya devam ediyoruz.
Bugün sağlık alanında yetişmiş nitelikli insan gücüne duyulan ihtiyaç her zamankinden daha fazla. Gençlerimizin bu alanlara yönelmesini ülkemizin geleceği açısından son derece değerli buluyorum.
Son yıllarda Cumhurbaşkanı da üniversite mezunlarının yurt dışına çıktığına, beyin göçünü tersine çevirmemiz gerektiğine vurgu yapıyor…
Bugün Türkiye’deki üniversiteler geçmişe kıyasla çok daha güçlü bir akademik altyapıya sahip. Üniversitelerimizden mezun olan gençlerimiz de bilgi, donanım ve yetkinlik açısından uluslararası düzeyde rekabet edebilecek niteliklere sahip olarak yetişiyor. Bu nedenle yurt dışında başarılı olan gençlerimiz, aslında ülkemizin yetiştirdiği değerli insan kaynağının bir göstergesidir.
Ancak beyin göçü yalnızca eğitimle veya bilimsel yeterlilikle açıklanabilecek bir konu değildir. Gençlerin kariyer olanakları, araştırma ve çalışma ortamları, ekonomik koşullar, yaşam standartları ve gelecek beklentileri gibi birçok unsur bu kararda etkili olabilmektedir. Dolayısıyla bu sürecin tersine çevrilmesi de çok boyutlu politikalar ve uzun vadeli çalışmalar gerektirir.
Türkiye ikinci yüzyıl hazırlıkları yapıyor. Bir eğitim kurumu olarak sizin hedefleriniz nelerdir?
Türkiye, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına hazırlanırken en büyük gücünü yine eğitimden, bilimden ve nitelikli insan kaynağından alacaktır. Biz de bu hedefe yönelik adımlarımızı eğitim ve sağlık alanında atıyoruz. Bir eğitim kurumu olarak temel hedefimiz; yalnızca diploma veren değil, bilgi üreten, araştıran, sorgulayan, dünyayla rekabet edebilen ve geleceği tasarlayan bireyler yetiştirmektir.
Bugün Yeditepe Üniversitesi mezunları Türkiye’de ve dünyanın farklı ülkelerinde önemli görevler üstleniyor, kendi alanlarında başarı hikâyeleri yazıyor. Bu da üniversitemizin yıllar içinde oluşturduğu akademik kalite ve eğitim anlayışının bir sonucudur.
Bizim için en büyük başarı, mezunlarımızın yalnızca iş bulabilmesi değil; bilimde, teknolojide, girişimcilikte, sanatta ve toplum yaşamında değer üreten bireyler olarak öne çıkmalarıdır. Yeditepe Üniversitesi olarak gençlerimize potansiyellerini en üst düzeyde gerçekleştirebilecekleri bir eğitim ve gelişim ortamı sunmaya, onları Türkiye’nin ve dünyanın geleceğinde söz sahibi olacak bireyler olarak yetiştirmeye devam edeceğiz.
Dünyada yapay zekâ ön plana çıkmaya başladı. Bu alanda çalışmalar yapıyor musunuz?
Yapay zekâ da üniversitemizin araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde öncelik verdiği alanlardan biri. Üretilen fikrin hayata geçirilmesi için Teknopark İstanbul bünyesinde Girişim Stüdyosu, Bilişim ve Yapay Zekâ Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Karbon Çözümleri Laboratuvarı olmak üzere üç ayrı birimi hayata geçirdik. Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Merkez Üssü olarak adlandırdığımız bu merkezde Almanya’nın en büyük araştırma kuruluşlarından biri olan ve dünyada da çalışmalarıyla önemli bir yer edinmiş Fraunhofer Enstitüsü ve IIB ile yapay zekâ alanında ulusal ve uluslararası çok sayıda teknoloji projesini yürütmeyi hedefliyoruz. Fikirden, ürüne kadar yapay zekâ alanındaki tüm süreçleri desteklemeyi amaçlıyoruz. Buradaki iş birliği sadece Yeditepe Üniversitesi için değil, aynı zamanda Türkiye için de önemli bir iş birliği.
Yeditepe Üniversite Hastaneleri kurdunuz, hastanelere bölge halkının ilgisini aktarır mısınız?
Yalnızca bölge halkının değil, Türkiye ve dünya genelinden hastaların hastanemize ilgisi her geçen yıl artıyor. Gerek sağlık hizmetlerinin kalitesi gerekse hasta memnuniyeti açısından önemli bir güven oluşturduğumuzu görüyoruz. Bu konuda yaptırdığımız araştırmalarda Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nin en güvenilir sağlık kurumları arasında yer aldığı görüldü. Halk zaten sağlık konusunda güvenilirlik istiyor, en çok buna dikkat ediyor ve biz hastanemizde kâr gayesi içinde değiliz. Bize gelen hastalarımız; yalnızca gerekli tetkikleri içeren, kapsamlı ve zamanında yapılan tedavilerden yüksek memnuniyet duyuyorlar.
Türkiye’de vakıf üniversitelerinin geldiği noktayı özetler misiniz?
Türkiye’de artık çok iyi üniversitelerimiz var. Fakat her yerde aynı nitelikte, kapsamda ve misyonda eğitim verilemediğini de biliyoruz. Tüm ülkenin refahı ve gelişimi için; Türkiye’de üniversiteler konusunda bir standart oluşturulmalı; yükseköğretimde kalite standardı güçlendirilmeli ve bu mutlaka korunmalı.
YÖK Başkanı eski lise mezunlarının daha nitelikli olduğuna vurgu yapmıştı.
Üniversite mezunu olmak artık herkes için neredeyse zorunluluk haline geldi. Ancak ara kademe çalışanlara da çok fazla ihtiyaç duyuluyor. Bu alandaki ihtiyacın karşılanması için çok yönlü çalışmalar yapılması yerinde olacaktır.
Yeditepe Üniversite diplomalarının ABD’de de geçerliliği bulunuyor mu?
Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, ABD merkezli Diş Hekimliği Eğitim Programları Akreditasyon Komisyonu (CODA) tarafından akredite edildi. Bu akreditasyon Avrupa’da ilk, dünyada ikinci kez bir üniversiteye verildi. Yeditepe’den mezun olanlar ABD’de diş hekimliği mezunlarıyla aynı hak ve ayrıcalıklara sahipler. Bu alanda öncü bir üniversiteyiz.
Yeditepe Üniversitesi olarak sağlık alanında araştırmalar da yapıldığına değindiniz. Bu noktada yapılan çalışmaları aktarır mısınız?
Sağlık alanındaki araştırmalarımız hız kesmeden devam ediyor. En son gerçekleştirilen buluşlarımızdan biri Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümümüze ait. Bölümümüz akademisyenleri, Prof. Dr. Fikrettin Şahin öncülüğünde mikroplara karşı kalkan oluşturan bir yüzey kaplama geliştirdi. Bu kaplama insan sağlığına zarar vermeden mikropları etkisiz hale getiriyor. Evde, toplu taşımada veya ofislerde de kullanılabiliyor. Bunun gibi çokça örneğimiz var ve sağlık konusundaki araştırmalarımıza her yıl bir yenisi ekleniyor.
Yeditepe Üniversitesi bu yıl Türkiye’de ilk kez; Avrupa’nın en büyük akademik organizasyonlarından biri olan Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA) Genel Kurulu’na ev sahipliği yaptı. Yapılan konferansla ilgili değerlendirme alabilir miyiz?
Avrupa’daki yaklaşık 900 üniversiteyi temsil eden ve yükseköğretimde stratejik kararların şekillendiği en önemli platformlardan biri kabul edilen Avrupa Üniversiteler Birliği’nin yıllık konferansını Türkiye’de ilk kez Nisan ayında Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirdik. Buraya 41 ülkeden 260 üniversitenin rektörü, yöneticisi, politika yapıcıları ve uzmanlar İstanbul’a geldi. İki gün süren konferans, yalnızca üniversiteleri değil, eğitim politikalarını, gençlerin geleceğini ve ülkelerin rekabet gücünü de gündeme getirdi. Konferansın en önemli çıktılarından biri, Avrupa üniversitelerinin önümüzdeki yıllarda izleyeceği yol haritasının ele alınması oldu. Üniversitelerin hangi alanlarda iş birliği yapacağı ve değişen dünya koşullarına nasıl uyum sağlayacağı kapsamlı biçimde değerlendirildi. 6 bin yıllık tarihiyle medeniyetlerin, kültürlerin ve düşünce geleneklerinin buluşma noktası olan İstanbul’da böyle bir konferansın gerçekleşmesinin de son derece anlamlı olduğunu düşünüyorum.
