TC Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak: Rekabetçi ve ihracat odaklı büyüme modelini sürdürmekte kararlıyız
Uluslararası ticarette artan koruma politikaları, serbest ticaret ilkelerinin bir kenara konulmasına neden oluyor. Ülkeler bu çerçevede yerli üretimi korumak yönünde politikalar üretirken uluslararası ticarette aksaklıkların ortaya çıkmaması için önlemler almaya çalışıyorlar. Bu zor denklemde ülkemiz politikasını anlamak ve söz konusu hususlara yönelik görüşlerini almak üzere sorularımızı yönelttiğimiz T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Sayın Sezai Uçarmak, önemli açıklamalarda bulundu.
Ülkelerin koruma politikalarının arttığı bir dönem yaşanmaktadır. Bu politikalarla ilgili görüşlerinizi aktarır mısınız?
Son birkaç yıldan bu yana tedarik zinciri kırılmaları ve jeopolitik gerilimlerin arttığı bu dönemde, ticaret politikalarının sadece ekonomik bir araç değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi haline getirildiğini müşahede ediyoruz. Bu durum, ilave gümrük vergileri, anti-damping ve sübvansiyon önlemleri, korunma tedbirleri, teknik düzenlemeler ve yerli üretimi teşvik gerekçesiyle dış ticaretin zorlaştığı, hızlı Pazar kayıplarının yaşandığı bir dönem içerisinde bulunduğumuzu göstermektedir.
Uluslararası arenada korumacılık, artık sadece klasik gümrük vergileriyle sınırlı kalmayıp, “yeşil korumacılık” ve “teknolojik bariyerler” gibi daha sofistike yöntemlerle karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu korumacı ortamda Bakanlığımızın temel amacı; yerli üretimi haksız rekabete karşı korumak, sanayimizin rekabet gücünü artırmak ve dış ticaret dengesinin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmaktır. Bu doğrultuda, ithalat politikalarını veri temelli analizlerle şekillendiriyor ve uluslararası kuralları titizlikle uyguluyoruz.
Bu kapsamda, yerli üreticilerin rekabet gücünü arttırmak amacıyla, (AB ve STA imzalanan ülkeler hariç olmak üzere) halihazırda 4.500 den fazla Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonunda (GTİP) İlave Gümrük Vergisi (İGV) uygulaması yapmaktayız. Bunun yanı sıra, Damping ve Sübvansiyonlu İthalata Karşı Önlemler, Korunma Önlemleri, Önlemlerin Etkisiz Kılınmasına Karşı Önlemler (ÖEK), Gözetim ve Kayda Alma şeklindeki ithalat politikası araçlarını gerektiği şekilde uyguluyor ve uluslararası hukuk çerçevesinde, farklı ülkelerce ülkemiz menşeli ürünlere yönelik başlatılan soruşturmalara karşı ihracatçılarımızın hak ve menfaatlerini savunuyoruz.
Bu kapsamda, 2026 yılı itibarıyla; 68 ürün grubunda 26 ülkeye karşı 150 adet Damping ve Sübvansiyona Karşı Önlem, 9 üründe tüm ülkelere, 3 üründe İran’a karşı olmak üzere toplam 12 adet Korunma Önlemi, 18 ürün grubunda 45 ülkeye karşı 118 adet Önlemlerin Etkisiz Kılınmasına Karşı Önlem, 184 adet gözetim uygulamasına yönelik düzenlemede bulunduk.
Öte yandan, korumacı yaklaşımı tek başına bir politika tercihi olarak benimsememekle birlikte dışa açık, rekabetçi ve ihracat odaklı büyüme modelini sürdürmekte kararlıyız. Bu çerçevede, ticaret politikası araçlarımızı bir yandan yerli üreticiyi korurken, diğer yandan uluslararası ticaretin sürdürülebilirliğini ve küresel entegrasyonu zedelemeyecek şekilde dengeli bir biçimde uyguluyoruz. Mevcut küresel konjonktürde koruma politikalarının artışı kaçınılmaz bir eğilim olmakla birlikte, bu süreci kurallara dayalı, ölçülü ve stratejik bir yaklaşımla yönetmekteyiz.
Ayrıca bu süreçte temel hedefin, ticaret akışını kesintiye uğratmadan güvenli ve sürdürülebilir bir ticaret ortamı tesis etmek olduğu açıktır. Bu noktada, ticaretin kolaylaştırılması ile etkin denetim arasında dengeli bir yaklaşım benimsenmesi büyük önem taşımaktadır.
Türk gümrüklerini gelişmiş ülkelerle kıyasladığımızda gelinen noktayı özetler misiniz?
Ülkemiz gümrükleri fiziki ve beşerî altyapı bakımından gelişmiş ülkelerin gümrük idarelerinden farklı değildir. Türk Gümrük idaresi ve ülkemiz enternasyonal gelişmelerin hiçbir zaman dışında kalmamıştır. Uluslararası ticaretin temel kurallarının belirlendiği GATT ve Brüksel Gümrük İşbirliği Konseyi ve onların bugünkü hali Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Gümrük Örgütünün kurucu üyeleri arasında olduğu gibi gümrük ve ticaret konularında iradesini temel uluslararası gelişmeleri takip etme yönünde kullanmıştır. Bugünkü ekonomik büyüklüğünden dolayı kendine güvenle bunu yapması anlaşılabilir ancak daha küçük bir ekonomi iken de farklı bir bakış açısı uygulamaya egemen olmamıştır. Bu süreçte en radikal karar, AB ile Gümrük Birliğine karar verilmesidir. Bunun da ülkenin üretim kalitesinin artmasına ve dünya pazarlarında talep edilen teknolojik ürünler üretilmesine çok büyük katkıda bulunduğunu görüyoruz.
Gümrük idaresi ülkenin dış ticaretinin kolaylaştırılması için gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi, kaçakçılık teşebbüslerinin engellenmesi, büyük veri analizi, ileri analitik yetkinliklerini de içerecek şekilde personelinin niteliklerini geliştirmektedir. Bu amaç doğrultusunda, beşerî kaynaklara yatırım, güncel teknolojik gelişmelerin yakından takibi, dünya ölçeğinde her türlü ileri mücadele tekniklerinden istifade etme, yeni projeler üretip, ulusal ve uluslararası mücadeleci kurumlarla iş birliği, bilgi ve istihbarat alışverişinde bulunma gibi yöntemlerle çağdaş ve etkin bir gümrük idaresi ortaya koymaya çalışıyoruz.
Ülkemiz, gümrük işlemlerinde dijital dönüşümünü büyük ölçüde tamamlayarak gelişmiş ülkelerle aynı seviyede, birçok alanda ise rekabetçi bir konuma ulaşmıştır. Elektronik beyan sistemleri, Tek Pencere Sistemi ve merkezi veri yönetimi, liman ve taşımacılıkta geliştirilen entegre çözümler, kapı otomasyonları ve hava yolu beyan sistemleri sayesinde gümrük işlemlerini kâğıtsız, hızlı ve şeffaf bir şekilde yürütmekteyiz. Ayrıca Ülkemiz, son 25 yılda gümrük sisteminin kurumsal yapısını güçlendirmek için önemli projelere imza atmıştır. Gümrük müşavirliği ve Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği (YGM) sistemi, bireysel sorumluluk modeli ve Bilgisayarlı Gümrük Etkinlikleri (BİLGE) gibi dijital altyapılar ile ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve hatta bazı AB üyesi ülkelerin henüz tam kuramadığı kamu-özel entegrasyonunu başarmış durumdayız.
Güvenli ticaretin desteklenmesi amacıyla Dünya Gümrük Örgütü öncülüğünde geliştirilen Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (Authorized Economic Operator-AEO) de bu dönüşümün önemli bir parçasıdır. Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü, gümrük yükümlülüklerini yerine getiren, kayıt sistemi düzenli ve izlenebilir olan, mali yeterlilik, emniyet ve güvenlik standartlarına sahip bulunan, otokontrolünü yapabilen, dış ticarette hız, güven ve maliyet avantajı sağlayan, sürekli değişen dış ticaret mevzuatına uyumlu, kurumsal yönetimi güçlü ve güvenilir firmalara gümrük işlemlerinde birtakım kolaylık ve imtiyazlar tanıyan ve uluslararası geçerliliği olan bir ayrıcalıktır.
Bu uygulama 2013 yılında Ülkemizde Dünya Gümrük Örgütü tarafından ortaya konulan SAFE Standartlar Çerçevesine uygun bir şekilde yürürlüğe konulmuş, Dünya Gümrük Örgütü tarafından yayımlanmakta olan AEO Compendium’unda ülkemizdeki yetkilendirilmiş yükümlü uygulamasına yer verilerek diğer ülkelere duyurulmuştur.
Ülkemizde yaygınlaşmaya devam eden bu uygulama, küresel pazarda yer alan firmaların rekabet güçlerini artırmalarında kritik bir rol oynamaktadır. Statü sahibi olmak, başlangıçta belirli bir hazırlık ve denetim sürecini gerektirse de uzun vadede hızlanan gümrük işlemleri ve azalan lojistik maliyetler sayesinde önemli getiriler sunmaktadır. Sonuç olarak, başta söylediğim şeyi bir kez daha tekrar edeyim, Türk Gümrük İdaresi’nin; dijitalleşme, entegrasyon ve süreç yönetimi alanlarında kaydettiği ilerlemeler nedeniyle gelişmiş ülke gümrükleriyle bir farkı yoktur.
Nitekim Dijital ve Sürdürülebilir Ticaretin Kolaylaştırılması 2025 Küresel Raporu verileri de küresel ölçekte bu dönüşümün henüz tamamlanmadığını ortaya koymaktadır. Rapora göre, “Sınır-ötesi Kağıtsız Ticaret” göstergesinin küresel uygulama oranı %49 seviyesindedir. Alt bileşenler incelendiğinde ise tam uygulama oranlarının; sağlık sertifikalarının elektronik değişiminde %4, menşe belgelerinde yaklaşık %10 ve gümrük beyannamelerinde %10–20 aralığında kaldığı görülmektedir.
Bu veriler, dijitalleşme alanında küresel ölçekte dahi önemli gelişim alanlarının bulunduğunu göstermekte; dolayısıyla Türkiye’nin bu alanda kaydettiği ilerlemelerin uluslararası ortalamalarla kıyaslandığında anlamlı bir seviyeye ulaştığına işaret etmektedir. Bununla birlikte, özellikle ileri veri analitiği, yapay zekâ uygulamaları ve tam otomasyon gibi alanlarda gelişmiş ülkelerin öncülüğünün devam ettiği; Türkiye’nin ise bu alanlarda yürüttüğü projelerle dönüşüm sürecini sürdürmekte olduğunu söyleyebiliriz.
Gümrüklerde en büyük sorunun kaçak geçiş ürünler olduğu belirtiliyor. Bu hususta aldığınız önlemleri ve çalışmaları aktarır mısınız?
Gümrük idarelerinin temel amacı, bir ülkenin ekonomik sınırlarını korumak ve dış ticaret akışını belirli bir disiplin çerçevesinde kontrol etmektir. Eşya ve araç giriş-çıkışlarını kayıt altına alarak devletin vergi gelirlerini güvence altına alırken, aynı zamanda yerli üreticiyi haksız rekabete karşı koruyan bir kalkan görevi görmektedir. Sadece mali bir yapı değil, aynı zamanda dış ticaret politikalarının uygulandığı ve uluslararası ticaretin yasal standartlara uygunluğunun denetlendiği bir kontrol mekanizmasıdır. Kısacası gümrükler, bir devletin egemenlik haklarının sınır hattındaki en somut temsilcisidir. Kaçakçılıkla mücadele noktasında gümrükler, ülkenin hem ekonomik hem de sosyal güvenliğini sağlayan ilk ve en önemli savunma hattıdır. Vergi kaybını önleyerek haksız kazancın önüne geçmenin yanı sıra; uyuşturucu, silah, tarihi eser ve sağlığa zararlı maddelerin yasa dışı yollarla dolaşımını engelleyerek toplum sağlığını ve kamu güvenliğini doğrudan muhafaza eder.
Teknolojik altyapı ve istihbarat ağları olan gümrük teşkilatı, organize suç örgütlerinin finansal kaynaklarını kurutmakta hayati bir rol oynar. Gümrüklerdeki her denetim, sadece bir eşya kontrolü değil, aynı zamanda ulusal güvenliği tehdit eden unsurlara karşı atılmış bir adımdır. Ancak, gümrük kontrollerinin ticarete zarar vermeyecek biçimde, kamu sağlığını ve güvenliğini esas alarak yapılması, kaçakçılık faaliyetleri ve teşebbüsleriyle mücadele edilmesi gümrük idarelerinin en önemli görevlerindendir.
Ticaret Bakanlığı olarak, kaçakçılık fiilleri ile mücadeleye yönelik denetim, kontrol ve operasyonları hem gümrüklü yer ve sahalarda münhasıran, bunların ülke içindeki bağlantılarını ise öngörülen yasal çerçeve içinde müştereken ya da münferiden yürütmeye çalışıyoruz. Bu hususta alınan ihbarlar ve istihbaratlar ile gerçekleştirilen risk analizleri kaçakçılıkla mücadelede önemli kaynaklarımızdır.
Gümrüklerin teknolojik altyapısıyla ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?
Birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi ülkemizde de gümrük idaresi gümrük işlemlerini ve sınır gümrük kontrollerini enternasyonal kurallara ve uygulamalara paralel olarak yerine getirmektedir.
Küresel ticaretin hız kazanması ve tedarik zincirlerinin giderek daha karmaşık hale gelmesi, gümrük idarelerinde dijitalleşme ve veri odaklı-risk analizi esaslı bir yönetim şeklini zorunlu hale getirmiştir. Gümrük işlemlerinin elektronik ortama taşınması, süreçlerin hızlandırılması ve kamu-özel sektör entegrasyonunun güçlendirilmesi bu dönüşümün temel unsurlarını oluşturmaktadır.
Konteyner ve Liman Takip Sistemi ile Liman Tek Pencere Sistemi sayesinde gümrük idaresi ile liman işletmeleri ve diğer paydaşlar arasında elektronik veri paylaşımı sağlanmakta; bu da işlem sürelerini azaltırken şeffaflığı artırmaktadır. Kapı otomasyon sistemleri ve saha analiz uygulamaları ise gümrük kapılarında operasyonel verimlilik ve öngörülebilirlik sağlamaktadır. Havayolu taşımacılığında kullanılan Hava Yolu Gümrük Beyan Sistemi (HGBS), kağıtsız işlem altyapısına geçişi mümkün kılarak tüm paydaşlar arasında kesintisiz veri akışı sağlamaktadır. Aynı şekilde BİLGE sisteminin modernizasyonu ile işlemlerin tek platform üzerinden, kullanıcı dostu ve tamamen dijital bir yapıda yürütülmesini hedeflemekteyiz.
Tek Pencere Sistemi sayesinde çok sayıda belge tek noktadan elektronik ortamda temin edilebilmekte, kâğıtsız gümrük uygulamalarıyla süreçler önemli ölçüde sadeleşmektedir. Standart POS ile Tahsilat uygulaması ödemeleri hızlandırırken, Tarife Arama (TARA) ve Serbest Bölgeler Bilgi Sistemi (SEBİS) gibi uygulamalar da işlemlerin doğruluğunu ve izlenebilirliğini artırmaktadır.
E-ticaret gönderileri tamamen elektronik ortamda beyan edilmektedir. Ayrıca, mikro ihracatın sınırları 600 kg ve 30.000 Avro seviyesine yükseltilerek, mikro ihracatçımızın hedef pazarlarda rekabet gücüne katkıda bulunulmuştur.
Avrupa Komisyonu gözetiminde geliştirilen Yeni Bilgisayarlı Transit Sistemi (NCTS) ile Birleşmiş Milletler himayesinde yürütülen TIR sistemi ülkemizde aktif olarak uygulanmakta; bu sayede uluslararası taşımacılıkta güvenli ve hızlı bir yapı tesis edilmektedir. 39 ülke tarafından ortak bir transit dili olarak kullanılan bu sistemin yeni sürümü NCTS Faz 6’ya geçiş çalışmalarımız ise devam etmektedir.
Diğer taraftan, Birleşmiş Milletler himayesinde yürütülen TIR Sözleşmesi çerçevesinde geliştirilen e-TIR sistemi, uluslararası karayolu taşımacılığında kullanılan TIR Karnesi süreçlerini tamamen elektronik ortama taşımayı amaçlayan önemli bir dijital dönüşüm adımıdır.
Türkiye’nin sahip olduğu güçlü teknik altyapı ve kurumsal birikim sayesinde e-TIR sisteminin uygulanmasında öncü ülkeler arasında yer alması beklenmektedir. Bu gelişmenin, hem taşımacılık sektörümüzün rekabet gücünü artıracağı hem de bölgesel ticaretin gelişimine ve lojistik maliyetlerin azaltılmasına önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Demiryolu taşımacılığı için planlanan Tek Pencere uygulamaları ve blokzincir tabanlı İhracat Zinciri Projesi gibi yenilikçi çalışmalar ise Türkiye’nin yeni nesil teknolojileri gümrük süreçlerine entegre etme yönünde ilerlediğini göstermektedir. Tüm bu gelişmeler, gümrük işlemlerinin daha hızlı, şeffaf ve güvenli bir şekilde yürütülmesini sağlarken; Türkiye’nin teknolojik altyapı açısından uluslararası standartlara uyumlu ve rekabetçi bir konuma ulaştığını ortaya koymaktadır.
Kaçakçılıkla etkin mücadele amacıyla gümrük kapılarından geçiş yapan ihbarlı, riskli ve/veya şüpheli araçların zamanında tarama yapılarak kayıt altına alınmaları ile etkin bir gümrük kontrolüne tabi tutulmaları amacıyla sahalarda kurulu bulunan Plaka Tanıma Sistemleri, Radyasyon İzleme Sistemleri, Araç Altı Görüntüleme Sistemleri, Bagaj X-Ray sistemleri, CT X-Ray Bagaj Sistemi, Vücut Tarama Sistemleri, Güvenlik Kamera Sistemleri, Araç Takip Sistemleri gibi birçok sistemlerden de istifade etmekteyiz.
Gümrüksüz satış mağazacılığının dünyada ön plana çıktığı belirtiliyor. Bu alanda Türkiye’nin geldiği noktayı ve sektörün gelişimini aktarır mısınız?
Ülkemizde gümrük kapılarında faaliyet gösteren gümrüksüz satış mağazalarının sayısı ve işlem hacmi istikrarlı bir şekilde artmaktadır. Özellikle büyük havalimanlarımız bu sektörün ana odak noktalarını oluşturmaktadır.
Gümrüksüz satış mağazacılığı, uluslararası yolcu hareketliliğinin artmasıyla birlikte dünyada hızla gelişen ve ticaret hacmi sürekli büyüyen bir alan haline gelmiştir. Türkiye de sahip olduğu stratejik konum, güçlü ulaşım altyapısı ve yüksek yolcu kapasitesi sayesinde bu sektörde önemli bir noktaya ulaşmıştır. Bugün itibarıyla, ülkemiz gümrük kapılarında faaliyet gösteren mağazaların büyük kısmı hava gümrük kapılarında yer almakta olup, özellikle İstanbul Havalimanı sektörde öne çıkan ana merkez konumundadır. Tek başına burada 134 mağaza faaliyet göstermektedir. Ayrıca, şu anda sektörde 50 firma faaliyet göstermektedir. Sektörün ekonomik büyüklüğü de dikkat çekicidir. 2025 yılında gümrüksüz satış mağazalarından yapılan toplam satış tutarı 2,23 milyar avro seviyesine ulaşmış, bir önceki yıla göre yaklaşık %6 oranında artış gerçekleşmiştir. Satışların yaklaşık %70’i çıkış mağazalarından elde edilmiştir. Bu durum, özellikle çıkış mağazalarının ticari açıdan daha güçlü bir hacim oluşturduğunu göstermektedir.
Gümrük alanlarında uluslararası iş birliklerinizle ilgili bilgi verir misiniz?
Gümrük alanında uluslararası iş birlikleri hem ticaretin kolaylaştırılması hem de güvenliğin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
Gümrük alanında öncelikle ilişkilerimizin yoğun olduğu ülkelerle Ortak Gümrük Komitesi tesis edilmektedir. Genellikle yılda en az bir kez iş birliğini koordine ve teşvik edip geliştirme hedefiyle toplanarak iki ülke arasında gümrük alanındaki potansiyel iş birliği alanlarını görüşmekte ve varsa sorunlarla ilgili çözüm yolları aranmaktadır.
Bakanlığımız ile Arnavutluk, Azerbaycan, Gürcistan, İran, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC, Özbekistan, Rusya Federasyonu ve Ukrayna Gümrük İdareleri arasında Ortak Gümrük Komitesi tesis ettik. Ayrıca, Türkiye- Gürcistan-Azerbaycan 3’lü Ortak Gümrük Komitesi ve Türkiye – Azerbaycan – Türkmenistan Üçlü Gümrük İstişare Komisyonu olarak üç ülkenin ortaklaşa istişarede bulunduğu platformlarımızda faaliyetlere devam ediyoruz.
Gümrük alanında uluslararası iş birliği olarak gerçekleştirdiği en önemli faaliyetlerden biri de Gümrük Alanında Karşılıklı İdari Yardım Anlaşması (KIYA) tesis edilmesidir.
Bu Anlaşma ile gümrük idareleri arasında; doğrudan temasın sağlanması, idari yardımlaşma ve iş birliğinin yasal altyapısının tesisi, beyan edilen bilgi ve belgelerin doğruluğunun teyidi, devlet gelirlerinde meydana gelen kayıpların engellenmesi, uyuşturucu ve psikotrop madde kaçakçılığı ile mücadelede iş birliği, karşılaşılabilecek gümrük sorunlarının aşılabilmesi hedeflenmektedir. Halihazırda 73 KİYA imzalanmış ve 64’ü yürürlüğe girmiştir. En son Ekonomik İş birliği Teşkilatı üyeleri ile 30.11.2025 tarihinde KİYA İstanbul’da imzalanmıştır.
Uluslararası iş birliği faaliyetlerimizden bir diğeri, ülkemizde ulusal düzeyde uyguladığımız gümrük alanında yetkilendirilmiş yükümlü statüsünün iki gümrük idaresi arasında karşılıklı tanınmasını mümkün kılan Yetkilendirilmiş Yükümlü Karşılıklı Tanıma Düzenlemeleridir (AEO MRA).
İlk Karşılıklı Tanıma Düzenlemesi Güney Kore 2014 imzalanmış olup 25 Mart 2019 tarihinde tam uygulamaya geçilmiştir. Gürcistan, Hong Kong, Kazakistan, Rusya Federasyonu ve Ukrayna ile Eylem Planları imzalanmış olup henüz çalışmalar sonuçlanmamıştır. Suudi Arabistan ile bir Eylem Planı imzalanması için müzakerelerimiz devam etmektedir.
Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık ile YYS Karşılıklı Tanıma Çalışmaları ise son aşamaya gelmiş bulunmaktadır. Avrupa Birliği Konseyince, Gümrük İşbirliği Komitesine Avrupa Birliği ve Türkiye’nin Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü programlarının karşılıklı tanınmasına yönelik süreci onaylama yetkisi verilmiş ve buna ilişkin karar 11.12.2025 tarihinde Avrupa Birliği’nin Resmî Gazetesi’nde yayımlanmıştır. En büyük ticaret ortağımız AB ile imzalanması planlanan karşılıklı tanıma anlaşması ülkemizde uygulanan yetkilendirilmiş yükümlü statüsünün tüm Avrupa gümrüklerinde geçerli olmasını sağlayacak, AB ile olan gümrük işlemlerini kolaylaştıracak, rekabet gücünü ve ticaretin hızını arttırarak güvenli tedarik zinciri altyapısını güçlendirecektir.
Ayrıca gümrük idareleri bazında ikili veri değişimi yoluyla da karşılıklı iş birliği tesis etmekteyiz. Bu bağlamda, birçok ülke ile aramızda ticarette sevk edilen eşyaya ilişkin bilgilerin ülkeler arasında karşılıklı elektronik yolla önceden değişimine dayanan Transit ve İhracat Veri Değişim projelerimiz bulunuyor. Transit veri değişimi, ticaretimizin yoğun olduğu ülkelerle iş birliğinin geliştirilmesi, gümrük işlemlerinin hızlandırılması, uyumlaştırılması ve basitleştirilmesine yönelik olarak eşyaya ilişkin ön bilgilendirmelerin detaylı olarak paylaşılmasını içeren önemli bir sistemdir. Ek olarak, ihracat veri değişimi sistemi sayesinde de iki ülke arasındaki ticarette sevk edilen eşyaya ilişkin bilgiler iki ülkenin gümrük idareleri arasında elektronik yolla önceden değişmektedir.
Başta komşu ülkeler olmak üzere mevcut veri değişimi projelerini hayata geçirmek için Rusya, Beyaz Rusya, KKTC, Ukrayna, TDT, Özbekistan, Kazakistan, Gürcistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Veri Değişimi kapsamında bölge ülkeleri ile veri değişimi alanında teknik çalışmalarımızı Bakanlığımız uhdesinde başarılı bir şekilde yürütüyoruz.
Diğer taraftan, son iki yıllık dönemde Özbekistan, Gürcistan, Yunanistan, Filistin, Macaristan, Ukrayna, KKTC, Azerbaycan, TDT, Almanya ve Polonya Gümrük İdareleriyle kaçakçılıkla mücadele, risk analizi, istatistik, köpek eğitimi ve gümrük mevzuatına ilişkin konularda karşılıklı eğitim ve tecrübe paylaşımı faaliyetleri ile liman ve havalimanı inceleme ziyaretlerini başarılı bir biçimde gerçekleştirdik.
KKTC ile 2 adet mobil x-ray cihazı ve 2 adet bagaj tarama x-ray cihazı verilmesini teminen “Ayni Hibe Anlaşması’nı” 12 Haziran 2024 tarihinde imzalandık. Aynı zamanda, KKTC’nin Gümrük Bilgi Sisteminin işleyişine katkı sağlamak üzere çok sayıda teknik toplantı ile saha inceleme ziyaretleri yaptık ve bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Diğer taraftan, Avrupa Birliği ile yürüttüğümüz Gümrük İş Birliği Komitesi ve ilgili çalışma grupları başta olmak üzere birçok uluslararası platformda aktif rol almakta; fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunmasına yönelik gelişmeleri yakından takip etmekteyiz.
Ayrıca yabancı gümrük idareleri ile kaçakçılıkla mücadele konusunda karşılıklı bilgi alışverişinde bulunarak kaçakçılıkla mücadelede etkinliğin sağlanmasını ve istihbarat kapasitesinin artırılmasını amaçlamaktayız. Söz konusu amaç doğrultusunda; ikili anlaşmalar, çeşitli mutabakat zaptı veya uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ülkemizde mukim Gümrük/Polis İrtibat Görevlileri aracılığıyla veya doğrudan ülkelerle bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Bu doğrultuda, Dünya Gümrük Örgütü (DGÖ) ve Güneydoğu Avrupa Kanun Uygulama Merkezi (SELEC) gibi uluslararası örgütlerle iş birliği faaliyetleri aktif bir şekilde yürütmekteyiz. Kaçakçılıkla mücadele faaliyetleri kapsamında yürütülen bilgi değişimleri ve istihbari bilgi paylaşımlarının yanı sıra, ikili iş birliğinin geliştirilmesini teminen çeşitli toplantılar da düzenlemekteyiz.
Bununla birlikte, uluslararası iş birliği faaliyetleri kapsamında çok sayıda bölgesel ve küresel uluslararası operasyona katılım sağlıyoruz. Bu kapsamda, 7 adet uluslararası ortak operasyon gerçekleştirdik. Söz konusu operasyonlar, uluslararası alanda iş birliği faaliyetlerinin geliştirilmesi açısından büyük öneme sahiptir. Operasyonların konusunu, genel hatlarıyla; yasadışı/sahte ilaç, tütün/tütün ürünleri, alkolün yanlış sınıflandırılması, çift kullanımlı eşya, CITES, nesli tükenmekte olan hayvan türleri, çevre ve doğa suçları, yasadışı tehlikeli atık, nakit/değerli maden gibi kaçakçılık türlerini oluşturmaktadır.
