Akar Shipping Genel Müdürü Mehmet Ali Zongür: Türk armatörleri zor bir süreçten geçiyor

Küresel dış ticaret hacminin %80’inin deniz taşımacılığı ile yapıldığı bir ortamda savaşlar ve yaşanan belirsizlikler nedeni ile deniz taşımacılığı zor bir dönemden geçiyor. Sektörü yönlendirenlerin bu olumsuz tablodan kurtulmak için aldığı önlemler ise akşamdan sabaha değişen şartlar nedeni ile olumsuzlukların giderilmesine yetmiyor. Yaşanan süreci değerlendirmek için bir araya geldiğimiz Akar Shipping Genel Müdürü Mehmet Ali Zongür, sektördeki uzun deneyimi süresince bu denli olumsuz bir tablo ile karşılaşmadığını belirtti.

Sektörün zorlu bir dönemden geçtiğini söyleyebiliriz. Geçmiş deneyimlerinizi de göz önünde bulundurarak yaşanan süreç ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Deniz taşımacılığında ülkemiz için önem arz aden Karadeniz ile ilgili bir değerlendirme yaparak sorunuza cevap vermek isterim. Karadeniz hammadde çıkışının önemli geçiş noktalarından biridir. Ülkemiz deniz taşımacılığı açısından da önemli bir noktadır. Bu çerçevede Türk armatörleri Karadeniz limanlarında aktif bir şekilde çalışmalarını sürdürürdü. Geçmiş yıllarda ticari faaliyetleri belirleyen etkenler yaz sezonları, ülkelerin uzun tatilleri, hammadde ihtiyacının yükseldiği ve alçaldığı dönemler belirlenir ve ona göre pozisyon alınırdı. Maliyetlerimiz hesaplanabilir boyutlardaydı. 2022 yılında Rusya Ukrayna arasında başlayan çatışmalar başlarda birkaç limanın etkilenmesine neden olurken, sonrasında tüm limanların etkilenmesine neden oldu.

Son dönemde ticari gemilerin vurulmasına tanık oluyoruz. Bu bir savaş suçu mudur bilemeyiz ama işlerin çok zorlaştığını söyleyebilir miyiz?

Dediğim gibi Karadeniz’de birkaç liman durumdan etkilenince durumun çok zorlaştığını düşünmüştük ancak bugün yaşananları görünce o günleri arar hale geldiğimizi söyleyebilirim. Taraflar karşılıklı limanlara giren gemileri tehdit eder hale geldiler. Artı bugün vurmaya başladılar. Eskiden onun limanına gidersen benim limanıma gelme derken, bugün onun limanına gidersen vururum diyorlar. Bu durum sigorta maliyetlerimizi oldukça artırdı. Bu maliyetler karşılanabilir olmaktan çıktı.

Bugün işler çığırından çıktı diyebilir miyiz?

Diyebiliriz, eskiden gemiler ambar, tank veya makine dairesi tarafından vurulurken, bugün gemi adamlarının yaşam alanı olan yerler vuruluyor. Yükü veya gemiyi telafi edersiniz ancak canın telafisi yok. İşimiz çok zorlaştı, Karadeniz neredeyse kapandı diyebiliriz.

İşin bir diğer bir yanı iki tarafla da görüşebilen bir ülke olmamıza rağmen bizim gemilerimize de saldırıyor olmaları. Bunun için bir önlem alınamaz mı?

Elbette devlet büyüklerimiz bu konu ile ilgileniyorlar. Ancak saldırıların artarak devam ettiği bir dönemden geçiyoruz. Eskiden gemi kaçırılmaları oluyordu. Bu duruma karşı gemide bazı değişiklikler yaparak önlemler alabiliyorduk ancak drona karşı alabileceğimiz bir önlem yok.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan süreç, Kızıldeniz’de yaşanan sorunlar, dünya ticaretini olumsuz etkiledi. Bu sürdürülebilir bir durum mu?

Yaşanan bu süreçler ticari yolların uzamasına neden oldu ve bu durumun sürdürülebilir olduğunu söylemek mümkün değil. Yaşanan her olumsuzluk navlun fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Bu durum elbette ki nihayetinde son tüketicinin cebinden çıkan bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Ama yaşamın sürmesi için insanlar bu maliyetlere katlanıyor. Bu durum nereye kadar sürer bilinmez ama ticari faaliyetlerin daraldığını gözlemliyoruz.

Bu ortamda farklı ticari yolların da ortaya çıkacağı ifade ediliyor. Bu konuda ki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Alternatif yolların gündeme gelmesi doğaldır. Fakat bu durumun realize edilmesi süreci uluslararası bir durum olduğu için benim bu konuda görüş belirtmem ya da bir öngörüde bulunmam doğru olmaz. Yaşanan süreçleri takip edip deniz taşımacılığı yapan bir firma olarak bu gelişmeler doğrultusunda aksiyon alacağımızı söyleyebilirim.

Öngörülemez bir dönemden mi geçiyoruz?

Uzmanların bu konuda yorumlar yaptığını ve öngörülerde bulunduğunu görüyorum. Ancak öngörülerinin kısa bir dönem zarfı içerisinde gerçekleşmediğine de tanık oluyorum. O nedenle ben yapılan market tahminlerine gülüp geçiyorum. Sabahtan akşama durum değişiyor.

Geçmiş dönemde gıda koridoru ile ilgili uygulamalara tanık olduk. Bu yıl bu yönde bir durum ortaya çıkar mı?

Üretilen ürünler elbette bir şekilde satılacaktır. Ancak nasıl nakledileceği konusunda net bir durumdan bahsedemeyiz. Bugün net bir durum var gemiler yüklerini alıyor yola çıkıyor ve yolda vuruluyor. Şu an ülkemizdeki tersaneler vurulan gemilerle dolu.

Kuru yük ve konteyner taşımacılığını bir yana bırakırsak, tanker taşımacılığında işler daha iyi mi?

O alanda da mevcut ambargolar gidişatı belirliyor. Bu konuda ortaya koyulan ticari savaşlar taşımacılık yapan firmaların ticaretin zorlaşmasına neden oluyor.

Aktardıklarınız doğrultusunda Akar Group’un çalışmalarından bahsedebilir miyiz?

Biz denizciliğin üç ayrı bölümünde faaliyet gösteriyoruz. Bunlardan biri armatörlük kısmıdır. Bu çerçevede 33 gemimiz var toplamda. İki tane teslim alacağımız gemi var. Onlarla beraber filomuzu 35 gemiye yükseltiyoruz. Armatörlük kısmında ise üç kolda ilerliyoruz. Hem tanker hem kuru yük hem de konteyner taşımacılığı alanında faaliyet gösteriyoruz. Bunlar içerisinde tanker ve konteyner alanında daha aktifiz. Markete göre kendimizi ayarlıyoruz.

Yaptığınız işlerde eski kar oranlarına ulaşılması mümkün mü?

Aktardığım nedenlerden dolayı eski kar oranlarına ulaşmamız mümkün değil. Bu ortamda kar oranlarımızı artırmak için çok çabalamamız gerekiyor. Ancak Akar Group olarak kardan çok, daha az riskli işler yapma çabası içerisindeyiz. Kiracılarımızın taleplerine göre gemi almak ve işletmek bizim yapımıza daha uygun. Planlamalarımızı bu doğrultuda yapıyoruz.

Karlılığı artırmak için daha riskli alanlara mı girmek gerekir?

Rusya’dan tanker taşımacılığı çok karlı olmasına rağmen tüm armatörler için büyük risk taşımaktadır. Ancak biz bu ticareti tercih etmiyoruz.

Konuyu biraz dallandırdık, Akar Group’un faaliyet alanlarında bahsediyordunuz.

Aktardıklarımıza ek olarak Akkon Lines grup şirketimiz Akdeniz, Doğu Afrika, Hindistan, Pakistan ve özellikle Çin hatlarında yüksek bir ivmeyle emin adımlarla ilerlemektedir. Çok kısa bir zamanda Türkiye’nin en büyük hatlarından biri olmuştur. Diğer taraftan tersanecilik alanında faaliyet gösteren Yalova Shipyard gerek modern altyapısı gerekse teknolojik alanlarda yaptığı yatırımlarla Türkiye’nin önde gelen tersaneleri arasına girmiştir.

Önümüzdeki dönem ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Yaşanan savaş ortamı devam ettiği sürece olumsuz tablonun devam edeceğini söyleyebilirim. Yeni yollar aktif edilse de o yeni yolların sabote edilmeyeceğini kim söyleyebilir. Dolayısıyla mutlaka kalıcı bir barışın hayata geçirilmesi gerekiyor. Sonrasında yaralarımızı sarabilir, kayıplarımızı telafi edebiliriz.

Gıda koridoru tekrar hayata geçirilirse nefes alınabilir mi?

Bu ve benzeri durumlar kısa dönemlik çözümlerdir. O nedenle kalıcı barışın ortaya çıkması gerekiyor. Bu olursa ticari faaliyetlerin ayakta kalması sağlanabilir.

Yaşanan süreç doğrultusunda Akdeniz’de durum nasıl?

Akdeniz’de bir problem yok ancak Akdeniz’de ticari faaliyetlerin devam etmesi için, Akdeniz’e malın girmesi gerekiyor. Karadeniz’de sorunlar yaşandığı sürece bu çerçevede Akdeniz’e bu ürünün gelebilmesi çok zor. Dolayısıyla Karadeniz veya Kızıldeniz’deki kısıtlar Akdeniz’i büyük ölçüde etkilemektedir.

Bu ortamda gemiye yatırım yapma isteği azaldı mı? Belirsizlikler elbette gemi yatırımlarını etkiliyor. Bir gemi işletmesi yapıldığında mevcut gemi çalışsa da çalışmasa da sabit bir gideri vardır. Bu gider azımsanamayacak boyuttadır. O nedenle bazen armatörler bu giderlerin en azından bir kısmını karşılayabilmek için zararına bile iş yapar hale gelebiliyorlar. İnsanların doğru kararı alabilme durumunu elinden aldığınız zaman ticari olarak başarılı olabilmelerini bekleyemezsiniz. Bu kadar öngörülemez durumun olduğu bir ortamda yatırımcının gemi yatırımı yapması maalesef çok zordur.