Akçansa Sürdürülebilirlik Koordinatörü Erhan Çalışkan: Akçansa doğa ve toplum için değer yaratmaya devam edecek

Almanya merkezli Heidelberg Materials’ın Akçansa’nın çoğunluk hisselerini devralmasıyla şirket için yeni bir dönem başladı. İş sağlığı ve güvenliği, çevresel performans ve düşük karbonlu üretim alanlarında güçlü bir küresel birikime sahip olan Heidelberg Materials ile oluşacak sinerjiyi sürdürülebilirlik perspektifinden değerlendiren Akçansa Sürdürülebilirlik Koordinatörü Erhan Çalışkan, COP31 öncesinde sorularımızı yanıtladı.

Heidelberg Materials ile başlayan yeni dönem Akçansa’nın sürdürülebilirlik yolculuğunu nasıl etkileyecek?

Sürdürülebilirlik perspektifinden baktığımızda, Heidelberg Materials’ın düşük karbonlu üretim, dijitalleşme, sanayide yeşil dönüşüm, doğa ve çevreyle uyumlu üretim alanlarında küresel ölçekte güçlü bir deneyime sahip olduğunu görüyoruz. Akçansa da Türkiye’de uzun yıllardır bu alanlarda öncü çalışmalar yürütüyor. Dolayısıyla Akçansa’nın yerel bilgi birikimi ve yetkinlikleri ile Heidelberg Materials’ın sürdürülebilirlik ve düşük karbonlu üretim alanlarındaki küresel deneyiminin birbirini tamamlayacağına inanıyoruz.

Heidelberg Materials’ın endüstriyel ölçekte karbon yakalama ve depolama, kalsine kil kullanımı, inşaat ve yıkıntı atıklarının geri kazanımı ve biyoçeşitlilik gibi alanlarda öncü uygulamaları bulunuyor. Grubun 2050’de net sıfır emisyona ulaşma hedefi de Akçansa’nın dönüşüm gündemini destekliyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik performansımızı küresel göstergelerle uyumlu biçimde yönetirken, Türkiye’nin ihtiyaçlarına ve Akçansa’nın kendine özgü koşullarına uygun çözümler geliştirmeyi sürdüreceğiz. Çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği bütüncül bir yaklaşımla ele alan kararlı bir stratejimiz var.

Küresel sürdürülebilirlik standartlarının Akçansa’daki çalışma kültürüne nasıl yansıyacağını öngörüyorsunuz?

Sürdürülebilirlik standartlarını milliyetler üzerinden değil, kurum kültürü, yetkinlik ve ortak sorumluluk anlayışı üzerinden değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Çalışanlarımız yüksek standartları hayata geçirebilecek bilgi ve deneyime sahip.

Ekonomik değer yaratma ile insana, topluma ve doğaya karşı sorumluluğu birbirinden ayrı görmüyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızda iş sağlığı ve güvenliği, çevresel performans, kaynak verimliliği ve sosyal sorumluluk birbirini tamamlayan unsurlar. Doğrudan ve dolaylı yaklaşık 2 bin kişinin yer aldığı çalışma ekosistemimizde önceliğimiz, herkesin güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olması.

Türkiye’nin kentsel dönüşüm ihtiyacını sürdürülebilirlik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin güvenli ve dirençli yapı stokuna duyduğu ihtiyaç çok büyük. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verileri, bir milyondan fazla konutun dönüşmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu dönüşümün çevresel etkisini azaltmak açısından çimento sektöründe enerji ve kaynak verimliliğini artırmak, daha düşük emisyonlu üretimi yaygınlaştırmak ve döngüsel ekonomiyi desteklemek kritik önem taşıyor.

Akçansa, Türkiye’de atık yakma lisansı alan ilk şirket olarak ısıl enerji ihtiyacının bir bölümünü alternatif yakıtlardan karşılıyor. Bunun yanında, bir ton çimento üretiminde kullanılan klinker oranının azaltılması da karbonsuzlaşma açısından kritik önem taşıyor; çünkü sektör kaynaklı karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’i klinker üretimindeki kalsinasyon sürecinden kaynaklanıyor.

Bu nedenle uçucu kül, inşaat ve yıkıntı atıkları ile demir-çelik sektöründen elde edilen yüksek fırın cürufu gibi alternatif ham maddelerin kullanımının artırılması önem taşıyor. Avrupa’daki birçok ülkede bu malzemeler çimento sektörünün karbonsuzlaşmasını destekleyen önemli girdiler olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda karbon yoğun sektörlerin dönüşümü için önemli bir yatırım ihtiyacı bulunuyor. Burada teknoloji yatırımlarının yanı sıra kaynak verimliliğini, alternatif ham madde ve yakıt kullanımını ve döngüsel ekonomiyi destekleyen mekanizmaların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Düşük karbonlu dönüşümün hızlanması için öngörülebilir ve uygulanabilir bir çerçevenin oluşması kritik önem taşıyor.

Döngüsel ekonomi çimento sektörünün karbon azaltımında nasıl bir rol oynuyor?

Çimento sektöründe yeşil dönüşüm yalnızca yeni teknoloji yatırımlarıyla değil, kaynakların daha verimli kullanılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesiyle de hızlandırılabilir.

Alternatif ham madde ve yakıtlara erişimin artırılması, sektörün kaynak verimliliği ve emisyon azaltım hedeflerini destekleyebilecek önemli unsurlardan biri. Bunun çevresel güvence ve güçlü denetim mekanizmalarıyla birlikte ele alınması gerektiğine inanıyoruz.

Türkiye’de sera gazı emisyonlarımız uzun yıllardır Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından doğrulanıyor. Üretim girdilerimizden alternatif yakıt kullanımına kadar süreçlerimiz denetime tabi; bacalardan kaynaklanan hava emisyonları ise sürekli ölçüm sistemleriyle 24 saat izleniyor. Bu izleme ve denetim altyapısı, döngüsel kaynak kullanımının güvenli ve kontrollü biçimde artırılması açısından önemli bir temel oluşturuyor.

Yüksek fırın cürufu ve atıktan türetilmiş yakıtlara yönelik ithalat yasağının gözden geçirilmesini önemsiyoruz.

Yüksek fırın cürufu ve atıktan türetilmiş yakıtlara ilişkin ithalat kısıtlarının, çevresel güvence ve denetim mekanizmaları korunarak yeniden değerlendirilmesini önemsiyoruz. Çimento sektöründe yeşil dönüşüm yalnızca yüksek maliyetli teknoloji yatırımlarıyla değil, stratejik düzenleme değişiklikleriyle de hızlanabilir. Avrupa Birliği ve diğer gelişmiş ekonomiler, sektörün karbonsuzlaşması için bu araçlardan yararlanıyor. Ülkemizin karbon yoğun sektörlerinden olan çimento sektörünün yeşil dönüşümü ve 2053 net sıfır emisyon ülke hedefimize uyum sağlayabilmek için bu konuda gerekli düzenleyici tedbirlerin alınmasının kritik önem arz ettiği kanaatindeyiz.

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi sanayinin düşük karbonlu dönüşümüne nasıl katkı sağlayabilir?

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’ne ilişkin yönetmeliğin yayımlanması, ülkemizin düşük karbonlu ekonomiye geçişi açısından önemli bir adım. Önümüzdeki yıl başlaması öngörülen pilot dönem, sistemin işleyişini test etmek ve sektörlerin ihtiyaçlarını doğru biçimde değerlendirmek için değerli bir fırsat sunacak.

Bununla birlikte karbon fiyatı, sektör kıyas değerleri, ücretsiz tahsisat mekanizması ve sınırda karbon düzenlemesiyle uyum gibi dönüşüm sürecini doğrudan etkileyen başlıkların öngörülebilir ve şeffaf biçimde netleştirilmesi gerekiyor.

Akçansa olarak emisyon ticaretini yalnızca bir maliyet unsuru değil, düşük karbonlu teknolojilere ve verimlilik yatırımlarına geçişi hızlandırabilecek bir dönüşüm aracı olarak görüyoruz. Heidelberg Materials’ın farklı ülkelerdeki karbon fiyatlandırma sistemleri, düşük karbonlu ürünler ve karbon yakalama teknolojileri konusundaki küresel deneyimi de bu süreçte önemli bir bilgi birikimi sunuyor.

Sistemin düşük karbonlu yatırımları destekleyen, dönüşüm için gerekli koşulları oluşturan, kademeli ve adil bir yapıda uygulanmasını önemli buluyoruz. Küresel hedeflere ulaşılması ise yalnızca belirli ülkelerin ya da sektörlerin çabasıyla mümkün değil. Teknoloji ve finansman olanaklarının gelişmekte olan ülkeler için erişilebilir hale gelmesi ve iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerekiyor.

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olması sizce nasıl bir fırsat yaratıyor?

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olması, iklim gündemindeki görünürlüğümüzü artırmanın ötesinde, somut çözüm ve iş birlikleri geliştirmek açısından önemli bir fırsat. Böyle bir zirvenin çevre bilincini güçlendirmesinin yanı sıra iklim finansmanı, teknoloji transferi, uyum, döngüsel ekonomi ve sanayinin karbonsuzlaşması gibi başlıklarda uygulanabilir sonuçlar üretmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bugüne kadar yaklaşık 10 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na katıldım. Paris Anlaşması’nın kabul edildiği zirve önemli bir dönüm noktasıydı. Bununla birlikte geçmiş zirvelerde iklim krizinin etkilerine karşı geliştirilecek çözümlerin, uyum politikalarının ve özellikle finansman mekanizmalarının her zaman yeterince somutlaştırılamadığını gözlemledim. Geçen yıl Brezilya’da düzenlenen COP’un çıktılarının da beklentilerin gerisinde kaldığını düşünüyorum. Bu nedenle COP31’de taahhütlerden uygulamaya geçişe ve ölçülebilir sonuçlara odaklanmalıyız.

COP31 hazırlıkları kapsamında İklim Değişikliği Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen toplantılarda iklim finansmanı, döngüsel ekonomi ve sıfır atık başlıkları kapsamlı biçimde ele alınıyor. Türkiye, gelişmekte olan ve sanayi altyapısını güçlendirmeyi sürdüren bir ülke. İklim krizine dirençli sanayileşmeyi ve yeşil dönüşümü hızlandırabilmek için erişilebilir, uzun vadeli ve öngörülebilir finansman araçlarına ihtiyaç bulunuyor.

Akçansa açısından önceliğimiz; düşük karbonlu üretim, enerji ve kaynak verimliliği, alternatif ham madde ve yakıt kullanımı ile yenilikçi teknolojilerin yaygınlaştırılması. Heidelberg Materials’ın küresel ölçekte yürüttüğü karbon yakalama ve depolama, düşük klinkerli ürünler ve döngüsel ekonomi uygulamaları da bu dönüşümün teknoloji ve iş birliği boyutunda önemli bir perspektif sunuyor. Bu deneyimi Türkiye’nin yerel koşulları ve ihtiyaçlarıyla buluşturmayı hedefliyoruz.

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi ve Türkiye Yeşil Taksonomisi’ne ilişkin düzenlemeler, yeşil dönüşümün finansal ve düzenleyici altyapısının güçlendirilmesi açısından önemli adımlar. Düşük karbonlu yatırımlar açısından erişilebilir, uzun vadeli ve öngörülebilir finansman mekanizmalarının geliştirilmesi sanayinin dönüşümünü destekleyecektir.

COP31 kapsamında iklim finansmanı konusunda yürütülen çalışmaların somut uygulamalara dönüşmesi; düşük karbonlu yatırımların desteklenmesi, teknolojiye erişimin kolaylaştırılması ve sanayinin dönüşümünün hızlandırılması açısından önemli olacaktır.

Heidelberg Materials’ın küresel deneyiminden yararlanarak Akçansa’nın yerel yetkinlikleriyle Türkiye’nin düşük karbonlu kalkınma hedeflerine katkımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz. COP31’in taahhütlerin uygulamaya, iş birliklerinin ise ölçülebilir sonuçlara dönüştüğü bir zirve olmasını umut ediyoruz.