Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris: Türkiye, güvenlik alanında Birleşik Krallık için kritik bir ortak
Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ticari ilişkiler derinleşerek devam ediyor. Bu çerçevede ticareti geliştirilmesi için gözler yapılacak Serbest ticaret anlaşmasında. İki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirmek için sorularımızı yönelttiğimiz Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris, önemli açıklamalarda bulundu.
Türkiye Birleşik Krallık arasındaki ikili ilişki hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz?
Birleşik Krallık için Türkiye ile ikili ilişkileri çok büyük bir öneme sahip. Stratejik ortaklar ve müttefikler olarak, ortak çok noktamız var. NATO’da müttefiğiz, Avrupa Konseyi’nin ve G20 ekonomilerinin kurucu üyeleriyiz ve en önemli çok uluslu örgütlerin çoğunun bir parçasıyız.
Türkiye, güvenlik alanında Birleşik Krallık için kritik bir ortak: bölgesel istikrarın sağlanması, terörle ve yasa dışı göçle mücadele gibi konularda birlikte çalışıyoruz. Ortaklığımız sayesinde, ülkelerimiz daha emniyetli ve daha refah ve küresel barış ve istikrara katkıda bulunmak için birlikte çalışıyoruz.
Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ikili ticaret ilişkilerinin mevcut durumunda bahsedebilir misiniz biraz?
Birleşik Krallık ve Türkiye arasında, şu anda hacmi 27 milyar GBP’yi aşan dikkate değer bir ticaret ilişkisi var. Türkiye, Birleşik Krallık’ın 16. ticaret ortağı ve büyük firmalar arasında kurulan ortaklıklar her zaman olduğundan çok daha hızlı bir şekilde artıyor. Aralık 2020’de yürürlüğe giren Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması (STA), Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması sonrasında ikili ticaretin devam ettirilebilmesi için son derece önemliydi. Bu anlaşma, çoğunlukla sanayi ürünleri üzerine odaklanıyordu. O zamandan beri daha modernleştirilmiş bir STA üzerinde müzakereleri başlatmak için çalışmalar yürütmekteyiz. Yeni anlaşma, dijital teknoloji ve hizmetler gibi kritik ticaret alanlarını da kapsayarak ülkelerimiz arasındaki mevcut STA’yı iyileştirecek. Gerek Birleşik Krallık’ın gerekse Türkiye’nin modern ve dinamik ekonomilerine çok daha uyacak, tam bir 21. yüzyıl anlaşması olacak.
Geçtiğimiz Mayıs ayında Ticaret Bakanı Sayın Ömer Bolat, Birleşik Krallık’ı ziyaret etti ve her iki bakan da STA için resmi görüşmelerin ilk oturumunun Temmuz sonu itibarıyla başlatılmasına karar verdi. Ayrıca, Bakan Bolat’ın ziyareti sırasında bakanlarımız, masrafları düşüren ve firmaların ticaret yapmalarını kolaylaştıran yeni bir anlaşmayı da imzaladılar.
Ülkelerimiz arasında yeni ve daha geniş kapsamlı işbirliği alanları neler?
İşbirliğimiz savunma sanayi, altyapı, demiryolu, sivil havacılık, mali ve profesyonel hizmetlerin de aralarında bulunduğu çok geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Ekonomilerimiz, birbirini tamamlar nitelikte. Her iki ülkede de binlerce iş fırsatı yaratıyoruz.
Örneğin, geçtiğimiz yıl Airbus’un Türk Hava Yolları’na, Rolls-Royce motorunun kullanıldığı 70 uçak da dahil 220 uçak temini için tarihi bir anlaşma imzalandı. Birleşik Krallık, Türkiye’nin önümüzdeki on yıllık büyüme hedefinin ortağı olmak konusunda son derece istekli.
Özellikle de demiryolu alanındaki ortaklığımızdan çok gurur duyuyoruz. Bu ortaklığa, Ankara’yı İzmir’e bağlayacak yüksek hızlı tren hattı da dahil. Söz konusu hat, sadece bir ulaşım güncellemesi değil; emisyonları düşüren, karayolu trafiğini hafifleten ve İzmir’in ekonomisini ve turizm potansiyelini güçlendiren bir proje aslında. Birleşik Krallık’ın lider ihracat kredisi ajansı olan UK İhracat Finans Ajansı (UKEF) tarafından destekleniyor. UKEF, Türkiye genelinde üç büyük yüksek-hızlı demiryolu projesini desteklemek için yaklaşık 3 milyar GBP sağladı.
Türkiye’nin sınırlarının ötesinde, Birleşik Krallık ve Türkiye üçüncü ülkelerde ortaklık için de yeni bir model oluşturuyor. Buna, Üçüncü Ülke İşbirliği ya da kısaca ÜÜİ diyoruz. Türkiye’nin güçlü müteahitlik ve inşaat kapasitesini, Birleşik Krallık’ın finansman, danışmanlık ve uzman teknoloji alanlarındaki güçleriyle birleştirerek, Sırbistan’daki kara yollarından Irak’taki su altyapılarına ve Ukrayna’daki köprü inşaatlarına kadar tüm dünyada etkili altyapı projeleri gerçekleştiriyoruz.
Finansal hizmetler konusunda Londra ile ortaklıklar kurma konusunda Türk firmalardan gerçek bir ilgi var. Bu yılın başlarında, Türkiye Refah Fonu ilk Şeriat uyumlu senetleri SUKUK’u bastı. SUKUK, 14 kat talep alarak Londra Borsası’nda 1 milyar dolar eşiğine ulaştı.
Britanyalı yatırımcıların Türkiye piyasasına yaklaşımını biraz anlatabilir misiniz?
Burada faaliyet gösteren yaklaşık 3200 Britanyalı firma ile Birleşik Krallık, Türkiye’deki en büyük üçüncü yatırımcı konumunda. 2023 sonu itibarıyla, Birleşik Krallık firmaları, aralarında telekomunikasyon, altyapı, ulaşım ve savunma teknolojilerinin de bulunduğu çeşitli alanlara 7,4 milyar GBP yatırım yapmıştı. Mayıs ayında, Rolls-Royce ve THY Teknik, İstanbul Havalimanı’nda geniş gövdeli uçak motorlarının bakımı için Avrupa’nın en büyük bakım tesisini kurmak için bir anlaşma imzaladı. Bu, Birleşik Krallık ve Türkiye arasındaki sanayi işbirliğinin çok güçlü bir örneğidir.
Aynı zamanda Türk firmaları da Birleşik Krallık’ın ekonomisine özellikle de imalat, teknoloji ve hizmetler gibi alanlarda ciddi katkı sağlıyor ve yeni iş alanları oluşturulmasına yardımcı oluyor. Diğer yatırım örnekleri olarak, Eren Grubu’nun Galler’deki 1 milyar GBP’lik yeşil saha karton-kağıt fabrikasını, Enka ve Limak gibi Türk müteahitlik firmalarının kazandığı büyük mühendislik, tedarik ve inşaat ihalelerini ve Birleşik Krallık’ta büyüyen Türk parekende ve teknoloji firmalarını gösterebiliriz.
Ülkelerimiz arasındaki savunma sanayi işbirliği ile ilgili görüşlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
Savunma sektörü, Birleşik Krallık – Türkiye işbirliğinin, ekonomik büyüme ve ortaklığı güdüleyen stratejik bir ayağı. Ve yakın NATO müttefikleri olarak, savunma sanayi işbirliği, ülkelerimizin liderleri için oldukça önemli bir konu.
Birleşik Krallık’ın ileri savunma sanayileri, ticareti, yatırımı ve teknoloji işbirliğini güçlendirerek Türkiye’nin dinamik tedarik zincirini tamamlıyor. Türkiye ile halihazırda güçlü bir savunma sanayi ilişkimiz var ve daha fazla fırsatlar keşfetmek de istiyoruz.
Birleşik Krallık – Türkiye ortaklığının gücü çok açıkça görülüyor. Örneğin, Canik’in Birleşik Krallık’ta yerleşik AEI Sistemleri’ne yaptığı yatırım, teknolojilerinin küresel olarak kullanılan platformlarla entegre olmasını sağladı. Gene aynı şekilde, TUALCOM’un Birleşik Krallık pazarına yaptığı yatırım, yeni fırsatlar getirdi ve ayrıca, Rollsy-Royce ve BAE Systems de büyüme için yeni fırsat arayışları ile Türkiye’deki uzun soluklu varlıklarını derinleştirmeye devam ediyor.
Uzmanlığı, yeteneği ve inovasyonu birleştirerek Birleşik Krallık ve Türkiye, küresel savunma sanayinin taleplerini karşılayabilmek açısından oldukça iyi bir konuma yerleşti. Aynı zamanda savunma şirketlerimiz, birlikte yaptıkları çalışmaların sahasını da genişletiyor, hem Türkiye’de hem de üçüncü ülke pazarlarında. Hayati önem taşıyan bu alandaki işbirliğimizi geliştirmek amacıyla hükümet ve sanayi temsilcilerini biraraya getiren ilk Türkiye – Birleşik Krallık Savunma Sanayi Konseyi’ni 30 Nisan’da Londra’da gerçekleştirdik.
Son olarak, halklarımız arasındaki bağlara biraz değinebilir misiniz?
Halklarımız arasında oldukça önemli bağlar var. Türkiye, Britanyalı turistlerin en çok tercih ettiği tatil yerlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bir önceki yıla oranlar %16 artış ile 2024 yılında Türkiye’yi ziyaret eden 4,4 milyon Britanyalı ile Birleşik Krallık, Türkiye’ye gelen en büyük üçüncü ziyaretçi grubunu oluşturuyor. Bu gidişata bakarak, bu yıl Birleşik Krallık’tan gelecek toplam ziyaretçi sayısının beş milyonu aşmasını bekleyebiliriz sanırım.
Bir başka güçlü bağımız ise eğitim alanında. Binlerce Türk öğrenci, dünyanın en iyi on üniversitesinden dördüne ev sahipliği yapan Birleşik Krallık’tan diploma almaya çalışıyor. Chevning Burs Programı aracılığıyla FCDO da her yıl Türkiye’den 25 öğrenciyi, istedikleri dalda gerçekleştirecekleri master programı için bir yıllığına Birleşik Krallık’a gönderiyor. Ayrıca British Council’in de yürüttüğü çeşitli burs programları var.
Sonuç olarak, Türkiye’de oldukça etkileyici bir mezunlar ağımız var ve bu ağ, halklarımız, insanlarımız arasındaki bağı daha da güçlendiriyor.
