Kalyon PV CEO Dr. İhsan KULALI Güneş enerjisi potansiyelinin henüz ilk basamaklarındayız
Yenilebilir enerji de yaptıkları yatırımla Avrupa’nın ilk entegre güneş paneli üretimi yapan Kalyon PV CEO Dr. İhsan Kulalı, Türkiye’nin son 10 yılda yenilenebilir enerji alanında önemli bir atılım gerçekleştirdiğine değinerek sorularımızı yanıtladı.
Kalyon Güneş Teknolojileri olarak halka arz süreci yaşadınız. Yaşanan bu süreçte yatırımcıların ilgisini aktarır mısınız?
Kalyon PV olarak, yatırımcılar nezdinde oldukça yoğun bir ilgiyle karşılaştığımız başarılı bir halka arz süreci yaşadık. Sadece kurumsal değil, bireysel ve yabancı yatırımcılardan da büyük bir talep aldık. Bu ilgi sayesinde Türkiye’nin enerji dönüşümüne olan güvenin, yerli ve entegre üretim gücümüzün ve sürdürülebilirlik vizyonumuzun kamuoyu tarafından benimsendiğini de görmüş olduk.
Halka arz ile birlikte daha şeffaf, daha katılımcı bir yapıya kavuşmayı hedefledik. Bu konuda başarılı olduğumuza inanıyorum. Aynı zamanda yatırımcılarımıza sadece finansal bir getiri değil, temiz bir geleceğe katkı sağlama fırsatı da sunduk. Avrupa’nın ilk entegre güneş paneli üretim fabrikası olan Kalyon PV olarak, bu güvene layık olmak adına çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz.
Halka arz sonrası planladığınız yatırımlarla ilgili bilgi verir misiniz?
Halka arzdan elde ettiğimiz gelirin bir bölümünü; üretim kapasitemizi artırmak, teknolojik dönüşüm yatırımlarını hayata geçirmek ve ihracat pazarlarında daha güçlü bir şekilde yer almak amacıyla kullanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde, teknoloji iyileştirme ve yenilikçi hücre yatırımlarımızı hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bu kapsamda, temiz enerji teknolojilerinde yüksek verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda, TOPCon+ hücre üretim tesisi kurmak için uluslararası bir ekipman tedarikçisi ile stratejik bir anlaşma imzaladık. Yaptığımız anlaşma ile yıllık 1100 megavat üretim kapasitesine sahip olacak güneş hücresi üretim hattımızı, 2026’nın başında devreye almayı planlıyoruz. Çin dışında bir ilk olarak hayata geçirilecek bu teknoloji sayesinde, erken evrede üretim bilgi birikimine sahip olan bir ülke haline de geleceğiz.
Tam otomasyonlu üretim şeklinde tasarlanan tesisimizde, nihai ürün değerlendirmeleri tamamen yapay zekâ ile gerçekleştirilecek. Ayrıca TopCon+ teknolojisi ile üreteceğimiz paneller, mevcut yerleşik hücre teknolojisine kıyasla aynı alandan daha fazla elektrik üretimi sağlayarak GES yatırımcıları için hem yatırım maliyetlerini düşürme hem de daha fazla enerji üretimi konusunda avantajlar sunacaktır.
Türkiye’nin güneş enerjisinde geldiği noktayı aktarır mısınız?
Yenilenebilir enerji yatırımları, ülkelerin stratejik yatırımları arasında yer almakta ve devletler tarafından teşvik edilmektedir. Enerji türleri arasında da güneş enerjisi başlıca yenilenebilir enerji türü olarak ön plana çıkıyor. Türkiye, dünyanın bu dönüşümüne katkıda bulunan öncü ülkelerin arasında yer alıyor.
Ülkemiz, son 10 yılda yenilenebilir enerji alanında önemli bir atılım gerçekleştirdi. Bu dönüşümün en önemli alanlarından biri de güneş enerjisidir. 2015 yılında yaklaşık 250 MW seviyesinde olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2025 Mart itibarıyla 21 bin MW seviyelerine ulaşarak, on yıl gibi kısa bir süre içerisinde, yaklaşık 84 kat artış göstermiştir. Bu dikkat çekici gelişim hem özel sektörün girişimci ruhunun hem de devletimizin bu alandaki stratejik yönlendirmelerinin bir sonucudur.
Ancak bugün ulaştığımız nokta, sahip olduğumuz güneş enerjisi potansiyelinin henüz ilk basamaklarıdır. Türkiye, yıllık ortalama 2 bin 741 saatlik güneşlenme süresiyle Avrupa’daki birçok ülkeye kıyasla çok daha avantajlı bir konumdadır. Ülkemizin coğrafi özellikleri güneş enerjisi sistemleri için büyük fırsatlar sunmaktadır. Buna rağmen, hâlâ, mevcut potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilmesi için atılması gereken adımlar bulunmaktadır.
Yerli üretimin desteklenmesi, teknoloji geliştirme kapasitesinin artırılması, yatırım izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve uzun vadeli teşvik mekanizmalarının devreye alınması, bu sürecin hızlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yenilebilir enerjiyle ilgili yeni yol haritasını açıkladılar. Bu çerçevede sektörün geleceğiyle ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın açıkladığı Yenilenebilir Enerjide 2035 Yol Haritası, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlamada yenilenebilir kaynakların ana eksende olacağını açıkça ortaya koyuyor. Bu yol haritası doğrultusunda, önümüzdeki 10 yıl içinde, güneş enerjisinin kurulu gücünün yaklaşık 53 GW’a çıkarılması hedefleniyor.
Bu büyüme, sadece enerji üretimini değil; istihdamı, sanayiyi, ihracatı ve çevresel sürdürülebilirliği doğrudan etkileyecek. Dolayısıyla, kamu-özel sektör iş birliğinin artırılması ve yerli üretim teknolojilerinin desteklenmesi hayati öneme sahiptir.
Biz de Kalyon PV olarak, entegre üretim modelimiz, tam otomasyon sistemlerimiz, kendi teknolojimizi üreten Ar-Ge gücümüz ve güçlü insan kaynağımızla bu hedeflere katkı sunuyoruz. Güneş paneli üretiminde yüzde 90’a varan yerli üretim oranına sahip olmanın gururunu yaşarken, bu oranı yerli tedarikçilerle daha da güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Üretim sürecinde ihtiyaç duyduğumuz ara malzemeleri yurt dışından temin etmek yerine, bu ürünlerin Türkiye’de üretilebilmesi adına yerli firmalarla yakın temas halindeyiz. Alanında uzman, değerli Türk firmalarıyla yaptığımız görüşmeler ve kurduğumuz iş birlikleri sayesinde, kritik bileşenlerin yerli imkânlarla üretilmesini teşvik ediyoruz.
Sadece kendi tedarik zincirimizi güçlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’de faaliyet gösteren firmaların teknolojik kapasitelerini artırarak uluslararası pazarda daha rekabetçi hale gelmelerine de katkı sağlamayı hedefliyoruz.
Kalyon Güneş Teknolojileri olarak yaptığınız Ar-Ge çalışmalarıyla ilgili bilgi verir misiniz?
Kalyon PV olarak, yüksek verimli güneş paneli üretimi yapan bir firma olmamızın yanı sıra teknoloji geliştiren, yenilikçi çözümler üreten bir araştırma ve geliştirme merkezine sahibiz. Avrupa’nın ilk entegre güneş paneli üretim tesisi olarak, bünyemizde faaliyet gösteren Ar-Ge Merkezimiz, ülkemizin bu alandaki en büyük ve en donanımlı araştırma merkezlerinden biridir.
2020 yılında kurulan Ar-Ge Merkezimizde, bugün 100’ün üzerinde araştırmacı ve mühendis görev yapmaktadır. Kuruluşumuzdan bu yana yaklaşık 40 milyon dolar Ar-Ge yatırımı gerçekleştirilmiş ve 100’ün üzerinde proje geliştirilmiştir. Ar-Ge projelerimizle, güneş paneli verimliliğini artırmaya yönelik hücre yapılarından yeni nesil modül tasarımlarına, yapay zekâ destekli üretim süreçlerinden yarı iletken üretim proseslerine kadar geniş bir yelpazede çalışmalar yürütüyoruz.
Yeni nesil hücre teknolojileri olan TopCon+ ve tandem hücreler üzerine odaklandığımız çalışmalar, ürünlerimizin performansını artırırken karbon ayak izini azaltma hedefimizi de destekliyor. Üretim süreçlerinde dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda sıfır atık hedefiyle projeler geliştiriyoruz. Aynı zamanda Ar-Ge laboratuvarlarımızda farklı tip hücre ve panellerin karakterizasyonu için kapsamlı test altyapıları bulunmaktadır.
Bu kapsamda, güneş enerjisi teknolojilerinde yeni nesil hücre çözümlerine yönelik önemli bir adım olarak Perovskit, Perovskit/Silikon tandem ve ince film gibi ileri hücre teknolojilerine odaklanan yeni laboratuvar altyapımızın kurulumunu büyük ölçüde tamamladık. Bu altyapının devreye alınmasıyla birlikte, ileri malzeme teknolojilerine dayalı hücre üretimi, karakterizasyon ve performans testlerini kendi bünyemizde gerçekleştirebilecek; prototip geliştirme çalışmalarımızı laboratuvar ölçeğinde hayata geçirebileceğiz.
Yurt içi kadar ihracatta önemli bir yer tutmaktadır. Bu açıdan yaptığınız çalışmaları aktarır mısınız?
Ürünlerimizi, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, dünyanın farklı coğrafyalarındaki projelere ihraç ediyoruz. Bugüne kadar Hollanda, Belçika ve Japonya gibi ülkelerdeki projelerde ürünlerimizle yer aldık. Yüksek verimli, uzun ömürlü ve çevre dostu panellerimiz ve güneş hücrelerimizle bu ülkelerdeki enerji dönüşümüne katkı sunuyor, bir Türkiye firması olan Kalyon PV markasını uluslararası pazarda da “Made in Türkiye” etiketli ürünlerle güçlü bir şekilde temsil ediyoruz.
Ürünlerimizin kalitesi, ABD’de ürün satabilmenin önkoşulu olan UL Sertifikası’yla belgelenmiştir. Bu da kalite odağındaki üretimimizin bir göstergesi niteliğindedir. Aynı zamanda her biri alanında uzman mühendislik ve satış ekiplerimizle müşterilerimize proje özelinde esnek çözümler sunarak rekabet avantajı sağlıyoruz.
Türkiye’deki yatırımcıların güneş enerjisine yaklaşımını aktarır mısınız?
Türkiye’deki yatırımcı profili, güneş enerjisini çevreci bir alternatif olarak görmenin yanı sıra, güçlü bir ekonomik fırsat olarak değerlendiriyor. Artan enerji maliyetleri ve küresel enerji arzındaki belirsizlikler; yatırımcıları daha öngörülebilir, sürdürülebilir ve yerli kaynaklara dayalı çözümlere yönlendiriyor. Bu noktada güneş enerjisi hem stratejik bir kaynak hem de uzun vadeli kazanç sunan bir yatırım alanı olarak öne çıkıyor.
Güneş enerjisi yatırımlarının kısa yatırım geri dönüş süresi, düşük işletme maliyetleri, yüksek verimlilik oranları ve çevresel avantajları sayesinde; bireysel yatırımcılardan KOBİ’lere, organize sanayi bölgelerinden büyük sanayi kuruluşlarına kadar oldukça geniş bir yatırımcı kitlesi tarafından tercih edildiğini görüyoruz. Bu ilgi, yalnızca mevcut kurulumlarla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda sektörün yatayda genişlemesini ve dikeyde derinleşmesini de beraberinde getiriyor.
