DOMEGroup Global Holding Yönetim Kurulu Başkanı Demircan Köse: Ekonomide bütün boşluklar dolar

Faaliyet gösterdiği ülkelerde sürdürülebilir ekonomik büyümeyi destekleyen projeler geliştiren DOME Group Global Holding, inşaat, enerji, emtia ve petrol ve gaz dahil olmak üzere kilit sektörlerde çalışmalarına devam ediyor. Elde ettikleri uluslararası tecrübe ile 23 ülkede faaliyetlerine devam ettiklerini belirten DOME Group Global Holding Yönetim Kurulu Başkanı Demircan Köse, uluslararası arenada yaşanan belirsizlik dönemini değerlendirdi.

Uluslararası ölçekte yaşanan problemler ve problemlerin yarattığı belirsizliğin ekonomiye etkileri ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?

Ben olaylara ekonomist gözüyle bakıyorum. Dünya’da belirsizlikleri oluşturan birçok olay meydana geliyor ve bu belirsizlikler, birçok dalgalanmayı beraberinde getiriyor. Biz ülkemizde bu dalgalanmalarla geçmişte fazlasıyla karşılaştığımız için daha tecrübeli ve dayanıklı olduğumuzu söyleyebilirim. Bu noktada, sorunların yaşandığı oranda fırsatların da ortaya çıktığını rahatlıkla söyleyebilirim. Yani kısaca, ekonomide bütün boşlukların dolduğunu söyleyebiliriz. Bazen bunun yansımaları görülmemiş de olabilir ama bu kaçınılmaz gerçek ekonomiyi yönlendirmeye devam eder. Kâinatta hiçbir şey varken yok olmaz, sadece şekil ve form değiştirir.

Hal böyleyken bazı bölgelerin yaşanan sorunlardan daha fazla etkilendiğini görüyoruz. Onlar için de bu değerlendirmeniz geçerli mi?

Elbette, bugün Avrupa, yaşananlardan daha fazla etkilenmiş olabilir, Afrika daha az etkilenmiş olabilir. Bu çerçevede firmalar global ölçekte fırsatları takip ederek, yaşadığı sorunların çözümünü ararlar ve buldukları çözüm doğrultusunda yollarına devam ederler ya da yerlerini başkaları doldurur. O nedenle hiçbir zaman küresel ekonomi anlamında hiçbir zaman yüzde yüz olumsuz ya da yüzde yüz olumlu bir durumdan bahsedemeyiz. Bu bir akış halidir ve bunun sonuçları ile yolumuza devam etmek zorundayız. Doğru tarafa baktığınız ve doğru akışı yakaladığınız takdirde her zaman avantajlardan faydalanırsınız. Herkes aynı şekilde aynı oranda faydalanamaz, fayda oranlarının farklı olması doğaldır. Aancak akışı yakalayan, mutlaka fırsatları kullanır.

Çizdiğiniz tablo içerisinde Türkiye’nin durumu ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Türkiye jeopolitik olarak çok önemli bir noktada ve bu önem ülkemiz için fırsatları da beraberinde getiriyor. Farklı düşünenler olabilir ama uzun yıllardır istikrarlı bir şekilde yoluna devam etmesi fırsatlara ulaşım noktasında da bize avantaj sağlıyor. İnsanlar ekonomik bazda yaklaşım yaparken öncelik istikrardır. Para piyasaları, yönelecek yerleri istikrar üzerinden seçerken Türkiye’ye baktığımızda ben çok ciddi avantajlar görüyorum. Türkiye’ye yabancı gözle baktığımda, ekonomik değerlendirmeyle baktığımda para akışı için çok doğru bir destinasyondur.

Birçok ülkede aktif bir grup olarak ülkemiz dışında fırsatların olduğu yerler ile ilgili bilgi alabilir miyiz?

23 ülkede aktif olarak faaliyetlerimiz devam ediyor. Avusturalya ve Antarktika hariç bütün kıtalarda fırsatları değerlendirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bunu yaparken, bulunduğumuz yerin ihtiyaçlarına ve bu ihtiyaçları giderecek şartların oluşmasına bakıyoruz. Yani siz gelişmiş veya gelişmekte olan bir ülkenin altyapısına, ihtiyacı olan endüstriyel tesislerine, enerji tesislerine cevap verdiğiniz zaman zaten yaptığınız çalışma bu ülkenin ekonomisinin ve halkının yararına oluyor. Diğer taraftan fonların da doğru projelere ve istikrarlı bölgelere yönlendiğini görüyoruz. Ve bu projeleri yönetecek firmaların da kendini ispatlamış firmalar olması gerekiyor. Bu çerçevede Türk firmalarının birçok bölgede öne çıktığını gururla söyleyebilirim. Sorunuza gelince, Türk Devletleri’nde önemli fırsatların olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanında Latin Amerika’da, Afrika’nın farklı yerlerinde fırsatlar var. MENA bölgesinde ve Ortadoğu’da fırsatlar var. Biz de grup olarak bu fırsatları değerlendiriyoruz. En son Angola Devleti ile bir memorandum imzaladık. Üç firma imza attık ve bunun ikisi Türk firmaydı ve bu bizi oldukça gururlandırdı. Bu çerçevede turizm yatırımları ve turizm ile ilgili altyapı yatırımları ilgileniyoruz.

Balkanlar’da ve Avrupa’da firmalarımızın son dönemde daha aktif olduğunu gözlemliyoruz. Bu bölgeler için düşüncenizi öğrenebilir miyiz?

Balkanlar bizim de aktif olduğumuz bir bölge ve fırsatlar var. Aynı oranda bazı Avrupa ülkelerinde de fırsatlar var. Bahsettiğiniz gibi firmalarımız da özellikle altyapı projeleri ile ilgili önemli ihaleleri aldılar.Bu noktada Avrupa için en önemli handikabın karar verme süreçlerinde yaşanan ağırlık olduğunu söyleyebilirim. Bürokraside yaşanan ağırlık genel olarak sistemin ağır ilerlemesine neden oluyor. Ülke için faydalı, ekonomi için faydalı, halk için faydalı bir projeye olan çok basit, kısacık bir mesafe bir enerji hattının yazışması 4 ay sürebiliyor. Bu bana inanılmaz geliyor. Bürokratik olarak, aşmanız gereken devasa engeller var. Bu, o ülkeleri belki bir yandan bazı işler için koruyor ama, gelişmek anlamında, ileriye daha hızlı gitmek anlamında veya çağın gereklerine uymak anlamında bazı projelere ihtiyaç olduğunda, maalesef yavaşlatıyor. Çünkü altyapı projeleri dev projelerdir. Bir projeye onay vermek için yıllarınızı harcarsanız ilerlemeniz mümkün olmaz.

Bu durum biz Türkler için pek uygun değil gibi.  

Bizim uluslararası arenada en büyük avantajımız, Türk inşaat firmalarının ve taahhüt firmaları olarak, bir sorun bulduğumuzda orayı hemen çözme yoluna gideriz ve çok hızlı çözümler buluruz. Dolayısıyla bu becerimiz ağır bir sistemde karşılığını bulmakta zorlanır.

Az önce ‘halkın yararına’ diye bir tabir kullandınız ilgimi çekti. Bu durumu vurgulamanızın bir sebebi var mı?

İki tip iş insanı var benim gözümde. Bir tanesi kontaklarından işe ulaşan insanlar. Küresel çapta konuşuyorum. X kurumla, X kişiyle, X siyasi erkle bağlantısından dolayı iş alan bazı firmalar olur. Bunlar bir süre sonra yok olurlar. Diğeri ise vurgu yaptığımız ‘halkın yararına’ olan projeyi yapma yolunu seçen iş insanıdır ki biz bu yolu seçtiğimizi söyleyebilirim. Projenin bizim gözümüzde matematiksel olarak reel olması gerekiyor. Hem doğru coğrafyada ve doğru ülkede, ek olarak ülke için de doğru proje olması gerekiyor. Aksi taktirde projeyi almak için çaba sarf etmiyoruz. Ve adım attığımız ülkede işimizi de iyi yaptıktan sonra ilişkilerimiz kuvvetleniyor. Yeni projeler beraberinde geliyor. Çünkü her ülkenin vatansever insanları var ve onlar sizin, ülkeleri ve halkları için yaptığınız faydalı işleri takdir ediyor. Güvene dayalı bir ilişki geliştirmek bizim için her zaman daha önemlidir.