Global MEP Yönetim Kurulu Başkanı Can Ulaş Girgin: Think Global, We Do.

Uluslararası müteahhitlik alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alan Türkiye, küresel inşaat sektöründeki güçlü konumunu sürdürüyor. ENR Dergisi’nin “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde bu yıl 48 Türk firması yer aldı. Listede yer alan firmalarımızdan biri olan Global MEP, 179. sıradan listeye girdi. Yakalanılan bu başarı ile ilgili görüşlerini almak için sorularımızı yönelttiğimiz Global MEP Yönetim Kurulu Başkanı Can Ulaş Girgin önemli açıklamalarda bulundu.

Global MEP’in ENR’nin dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhidi listesinde yer almasına vesile olan, geçmişten günümüze gerçekleştirdiğiniz çalışmalar hakkında bilgi alabilir miyiz?

Global MEP’in Moskova’daki yolculuğu bundan 13–14 sene önce başladı. İlk günden itibaren hedefimiz yalnızca mekanik ve elektrik tesisat uygulayan bir şirket olmak değil; büyük ve teknik açıdan karmaşık projelerde mühendislikten satın almaya, uygulamadan test ve devreye almaya kadar bütün süreci yönetebilen güçlü bir yapı oluşturmaktı.

Bu süre içinde konut, havalimanı, diplomatik yapı, otel, alışveriş merkezi, iş merkezi ve çok amaçlı kompleksler gibi farklı niteliklerde projeler gerçekleştirdik. Moskova ABD Büyükelçiliği, Headliner, Badaevsky, Foriver ve Sky View gibi konut kompleksleri, Soçi’deki Primorskaya Hotel ile Domodedovo, Kemerovo, Çelyabinsk ve Gelencik havalimanları bu birikimin önemli örnekleri arasında yer alıyor.

Bugün yaklaşık 3.000 kişilik kadromuzla, tasarım ve BIM koordinasyonundan satın almaya; mekanik, elektrik ve zayıf akım sistemlerinin uygulanmasından test ve devreye almaya kadar tam kapsamlı hizmet sunuyoruz.

Global MEP, ENR’ye bildirilen 2025 yılına ait 210 milyon dolarlık uluslararası geliri ve 350 milyon dolarlık yeni sözleşme hacmiyle, ENR Top 250 International Contractors 2026 listesine dünyada 179. sıradan ilk kez girdi.

Bizim açımızdan ENR sıralaması başlı başına bir hedef değil; yıllardır ortaya koyduğumuz mühendislik, uygulama ve organizasyon gücünün uluslararası ölçekte teyit edilmesidir. Bu başarı, farklı ülkelerden binlerce mesai arkadaşımızın emeğinin ve işverenlerimizin bize duyduğu güvenin sonucudur.

Eskişehir merkezli bir Türk şirketi olarak dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhidi arasına girmek bizim için ayrıca anlamlı. ENR Top 250, dünyanın en büyük ve çok disiplinli genel müteahhitlerinin ağırlıkta olduğu bir dünya ligi. Global MEP’in bu listeye MEP mühendisliği ve uygulamasındaki uzmanlığından güç alarak girmesi, elde edilen başarıyı daha da özel kılıyor. Bu yönüyle Global MEP’in yolculuğunun hem Eskişehir merkezli bir şirketin uluslararası ölçekte neler başarabileceğini gösterdiğine hem de ENR Top 250 içinde dikkat çeken ve farklılaşan bir başarı hikâyesi oluşturduğuna inanıyoruz.

Müteahhitlik faaliyetlerini yürüttüğünüz coğrafya ve bu coğrafyanın zorlukları hakkında bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Ana faaliyet coğrafyamız Rusya Federasyonu. Moskova ve St. Petersburg gibi büyük şehirlerin yanı sıra Soçi’den Çelyabinsk’e, Urallar’dan Rusya’nın uzak doğusuna kadar çok geniş bir coğrafyada projeler gerçekleştirdik.

Rusya’nın büyüklüğü, iklim şartları ve bölgeler arasındaki zaman farkları, teknik kabiliyetin yanında çok güçlü bir operasyon ve koordinasyon sistemi gerektiriyor. Örneğin Vladivostok’ta gerçekleştirdiğimiz projede Moskova ile sekiz saatlik zaman farkı bulunuyordu. Vladivostok’taki ekibimizin çalışma günü sona ererken Moskova’daki merkez ofisimiz yeni mesaiye başlıyordu. Projenin kesintisiz ilerleyebilmesi için saha ile merkez ofis arasındaki bilgi ve karar akışını buna göre yapılandırmak zorundaydık.

Çelyabinsk Havalimanı projesinde ise çok farklı bir güçlükle karşılaştık. Hava sıcaklığının eksi 50 dereceyi bulduğu koşullarda, projenin teslim takvimi nedeniyle çatıdaki ekipman montajlarını sürdürmek zorunda kaldık. Bu süreçte çalışma saatlerinden ekiplerin rotasyonuna, iş güvenliği tedbirlerinden ekipman ve malzeme seçimine kadar bütün organizasyonu olağanüstü iklim şartlarına göre planladık.

Moskova’daki yüksek katlı ve premium bir yapı ile uzak doğudaki bir proje ya da zorlu kış şartlarındaki bir havalimanı aynı yöntemlerle yönetilemiyor. Her bölgenin iklimine, lojistiğine, insan kaynağına ve çalışma düzenine uygun ayrı bir operasyon modeli oluşturmak gerekiyor.

Bu deneyimler bize, büyük projelerde başarının yalnızca iyi mühendislikten ibaret olmadığını öğretti. Doğru planlama, hızlı karar alma, güçlü merkez–saha koordinasyonu ve değişen koşullara uyum sağlama kabiliyeti de en az teknik bilgi kadar önemli. Global MEP’in en önemli güçlerinden biri, çok farklı ve zorlu koşullarda edindiği bu saha deneyimini kurumsal bir yönetim sistemine dönüştürmüş olmasıdır.

Savaşların ve belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde iş yapmanın zorlukları hakkında neler söylemek istersiniz?

İçinde bulunduğumuz dönem, uluslararası faaliyet gösteren bütün şirketler için öngörülebilirliğin azaldığı bir dönem. Tedarik zincirlerindeki değişimler, maliyet artışları, döviz hareketleri, ödeme sistemleri, insan kaynağı ve lojistik gibi birçok unsur aynı anda yönetilmek zorunda.

Böyle dönemlerde şirketlerin yalnızca büyüklüğü değil, dayanıklılığı da önem kazanıyor. Biz bu süreçte alternatif tedarik kanalları oluşturduk, yerel tedarik imkânlarını geliştirdik, stok ve satın alma planlamasını güçlendirdik ve proje risklerini daha erken aşamada değerlendirmeye başladık.

Belirsizlik ortamında en tehlikeli yaklaşım, şartların kısa sürede eski haline döneceğini varsayarak beklemek olur. Biz değişen koşulları yeni gerçeklik olarak kabul ediyor ve organizasyonumuzu buna göre güncelliyoruz.

Aynı zamanda mesai arkadaşlarımıza, işverenlerimize ve iş ortaklarımıza karşı sorumluluklarımızı korumaya büyük önem veriyoruz. Zor dönemlerde güven, şeffaf iletişim ve verilen sözlerin arkasında durmak çok daha değerli hale geliyor. Global MEP’in son yıllardaki büyümesinde, teknik kabiliyetinin yanı sıra bu güven unsurunun da önemli bir payı bulunuyor.

Global MEP’in gelişimi çerçevesinde şirketin geleceğine ilişkin düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?

Global MEP’in önümüzdeki dönem hedefi, mevcut ölçeğini kontrollü ve sürdürülebilir biçimde büyütürken uluslararası kurumsal kimliğini daha da güçlendirmek. Şirketimizi yalnızca bir MEP uygulama firması olarak değil; mühendislik, BIM koordinasyonu, satın alma, uygulama, test ve devreye alma süreçlerini tek sorumluluk altında yönetebilen uluslararası bir mühendislik ve inşaat şirketi olarak konumlandırıyoruz.

Önümüzdeki dönemde dijital proje yönetimi, iş gücü verimliliği, kalite ve iş güvenliği sistemleri ile mühendislik optimizasyonuna daha fazla yatırım yapacağız. Rusya’daki güçlü varlığımızı korurken, sahip olduğumuz bilgi birikimini uygun projeler ve doğru ortaklıklar aracılığıyla yeni coğrafyalara taşımayı hedefliyoruz.

Bizim için büyüme, yalnızca daha fazla proje üstlenmek veya daha yüksek ciroya ulaşmak anlamına gelmiyor. Daha kurumsal, daha öngörülebilir, insan kaynağı daha güçlü ve işverenlerine uzun vadeli değer sağlayan bir şirket olmak istiyoruz.

ENR listesine ilk kez 179. sıradan girmemiz bu yolculukta önemli bir kilometre taşıdır. Ancak bunu bir sonuçtan çok, Global MEP’in yeni döneminin başlangıcı olarak görüyoruz.

Son olarak neler eklemek istersiniz?

İnşaat şirketleri karakterlerini büyük ölçüde patronlarından alırlar; ancak hiçbir patron tek başına yeterli değildir. Benim en başından beri hedefim, yönetim masasını yalnızca benimle aynı fikirde olan insanlarla değil; farklı düşünen, gerektiğinde karşı görüş ortaya koyan ve düşüncelerini açıkça tartışabileceğimiz kişilerle oluşturmaktı.

Bugün çok rahat söyleyebilirim ki bu hedefimize ulaştık. O masada birlikte oturduğum arkadaşlarımın hemen hemen tamamıyla 10 yılı aşkın süredir omuz omuza çalışıyoruz. Şirketin en zor dönemlerini de en önemli başarılarını da birlikte yaşadık. Global MEP’in bugün ulaştığı seviyede onların emeği, katkısı ve birbirimize duyduğumuz inanç belirleyici bir yere sahip; bu başarıdan en az benim kadar onlar da gurur duyuyor. Global MEP’te herkes fikrini özgürce ifade eder. Gerektiğinde uzun uzun tartışırız; ancak karar verildiğinde sonuç ortak akılla netleşir ve herkes ikna olarak masadan kalkar. Bence güçlü bir yönetim ekibini gerçek anlamda değerli kılan da budur.

Şartların bu kadar ağır, rekabetin ve belirsizliklerin bu kadar yüksek olduğu bir dönemde gerek bireylerin gerekse şirketlerin yalnızca iyi olmaları yeterli değil; çok iyi olmaları gerekiyor. Bunun için doğru insanlarla bir arada olmak, iyi bir dinleyici olmak, farklı görüşlere alan açmak ve sonunda ortak bir hedef doğrultusunda birlikte hareket edebilmek gerekiyor.

Bu noktaya 5–6 kişinin çalışmasıyla gelinemez. Sahada, ofiste, mühendislikte, satın almada ve yönetimde görev yapan, farklı ülkelerden binlerce mesai arkadaşımızın ortak emeği var. İşverenlerimizin, iş ortaklarımızın ve tedarikçilerimizin yıllar boyunca bize duyduğu güven de bu başarının temel unsurlarından biridir.

Şimdi sorumluluğumuz, bu başarıyı geçici bir görünürlük olarak bırakmamak; daha güçlü bir kurumsal yapı, daha nitelikli projeler ve uluslararası ölçekte sürdürülebilir bir marka oluşturmaktır. Global MEP’in yaklaşımını en kısa biçimde sloganımız ifade ediyor: Think Global, We Do.