İDO A.Ş Genel Müdürü Dr. Murat Orhan Deniz taşımacılığında emniyet, tüm denizcilik ekosisteminin ortak sorumluluğudur
KKTC ve Marmara Denizinde yaşanan kazalar sonrası görüşlerini aldığımız İDO A.Ş Genel Müdürü Dr. Murat Orhan, buradan önemli dersler çıkarmamız gerektiğine vurgu yaparak firmaların operasyonların merkezine emniyeti koyması gerektiğine vurgu yaptı.
KKTC’de gemi taşımacılığında çok acı bir olay tarihe geçti. Bölgede daha önce taşımacılık yapan bir firma olarak gözlemlerinizi aktarır mısınız?
Öncelikle yaşanan elim olay nedeniyle hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Denizcilik sektöründe yaşanan her kaza, hepimiz için çok önemli dersler barındırıyor.
İDO olarak farklı denizlerde ve farklı operasyon koşullarında edindiğimiz deneyim bize şunu gösteriyor: Deniz taşımacılığında emniyet, yalnızca geminin teknik yeterliliğinden ibaret değil. Geminin, mürettebatın, operasyonun, hava ve deniz koşullarının, liman altyapısının ve seyir planlamasının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
KKTC hattında geçmişte gerçekleştirdiğimiz operasyonlardan edindiğimiz tecrübeler doğrultusunda, her güzergâhın kendi coğrafi ve meteorolojik koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bizim için temel yaklaşım, sefer emniyeti konusunda hiçbir ticari hedefin önüne geçilemeyeceği anlayışıdır.
Deniz taşımacılığında İDO gemilerinin güvenilirliği ile ilgili yaptığınız çalışmaları aktarır mısınız?
İDO olarak emniyeti operasyonlarımızın merkezine koyuyoruz. Filomuzdaki gemilerin teknik kontrolleri, bakım ve periyodik bakım süreçleri, klas ve mevzuat gereklilikleri doğrultusunda titizlikle yürütülüyor.
Bunun yanında yalnızca geminin teknik durumuna değil, sefer öncesi operasyonel hazırlıklara, mürettebat eğitimlerine, hava ve deniz koşullarının değerlendirilmesine ve seyir süreçlerine bütüncül olarak bakıyoruz.
Emniyet bizim için bir kontrol listesi değil, sürekli geliştirilen bir operasyon kültürü. Bu nedenle yaşanan her olayı, sektördeki her gelişmeyi ve yeni teknolojileri kendi operasyonlarımız açısından değerlendiriyor; gerekli gördüğümüz alanlarda süreçlerimizi sürekli gözden geçiriyoruz.
Marmara Denizi’nde iki geminin çarpışması sonucu acı olay yaşandı. Güzergâh ve gemi irtibatları konusunda sizin aldığınız önlemler nelerdir?
Marmara Denizi, yoğun gemi trafiğinin bulunduğu ve farklı deniz ulaşım türlerinin aynı su alanını kullandığı son derece dinamik bir bölge. Dolayısıyla burada emniyetli seyir için yalnızca kendi geminizi değil, çevredeki deniz trafiğini de sürekli takip etmek gerekiyor.
İDO olarak seferlerimizi gerçekleştirirken seyir kurallarına uyum, gemiler arası iletişim, trafik takibi, operasyon merkezleri ile gemiler arasındaki koordinasyon ve meteorolojik koşulların sürekli izlenmesi temel unsurlar arasında yer alıyor.
Ayrıca güzergâhlarımızı ve operasyonlarımızı yalnızca normal şartlara göre değil, değişken hava ve deniz koşullarını da dikkate alarak değerlendiriyoruz. Gerekli durumlarda sefer planlamalarında operasyonel tedbirler alınması da emniyet yaklaşımımızın bir parçası.
Burada özellikle altını çizmek isterim: Deniz taşımacılığında emniyet, tek bir kurumun ya da tek bir geminin sorumluluğu değil; tüm denizcilik ekosisteminin ortak sorumluluğudur.
Yaşanan acı olaylar sonrasında halkın deniz taşımacılığına olan güvenini yeniden kazanmak için neler yapılmalı?
Öncelikle güvenin yalnızca iletişimle değil, somut uygulamalarla oluşturulması gerektiğine inanıyoruz.
Yolcunun bir gemiye bindiğinde kendisini güvende hissetmesi, o güvenin arkasında güçlü bir operasyon sisteminin bulunduğunu bilmesi gerekiyor. Bunun için sektörün tamamında şeffaflık, düzenli denetim, güçlü eğitim standartları ve teknolojik yatırımların devam etmesi önemli.
İDO olarak yolcularımıza verdiğimiz temel mesaj şu: Deniz yolculuğu emniyetli, sürdürülebilir ve doğru işletildiğinde şehir içi ve şehirlerarası ulaşımın en önemli alternatiflerinden biridir.
Dolayısıyla yaşanan olayların ardından deniz ulaşımından uzaklaşmak yerine, bu olaylardan gerekli dersleri çıkararak emniyet standartlarını daha da yukarı taşımamız gerekiyor.
COP31 Zirvesi öncesi konu ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?
COP31 öncesinde deniz taşımacılığını yalnızca emniyet açısından değil, sürdürülebilir ulaşımın önemli bir parçası olarak da değerlendirmek gerekiyor. Deniz ulaşımı, karayolundaki trafik yoğunluğunun azaltılması ve daha sürdürülebilir ulaşım modellerinin geliştirilmesi açısından önemli bir alternatif sunuyor. Ancak bunu yaparken çevresel sürdürülebilirlik ile operasyonel emniyeti birlikte ele almamız gerekiyor. İDO olarak önümüzdeki dönemde deniz ulaşımında daha verimli, daha çevreci ve daha emniyetli operasyonlar için teknolojik dönüşümün önemine inanıyoruz. Filonun enerji verimliliğinin artırılması, emisyonların azaltılması, operasyonların dijitalleşmesi ve yeni nesil teknolojilerin kullanılması bu dönüşümün önemli başlıkları. Bu yaklaşımımızı yalnızca hedeflerimizle değil, hayata geçirdiğimiz uygulamalarla da destekliyoruz. Yalova Terminalimizin Yeşil Liman Sertifikası almaya hak kazanması, bu çalışmalarımızın önemli bir göstergesi. Sertifika sürecinde enerji ve su kaynaklarının verimli kullanılması, atıkların kaynağında ayrıştırılması ve sıfır atık uygulamaları gibi çevresel sürdürülebilirliğe yönelik çalışmalar gerçekleştirdik. Bu uygulamalarımızın ilgili otoriteler tarafından değerlendirilerek takdir edilmesi, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımız açısından bizim için önemli bir kazanım oldu.
COP31 gibi küresel ölçekte önemli bir platformun da denizcilik sektöründe yeşil dönüşüm ile emniyet kültürünün birlikte ele alınmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Bizim açımızdan sürdürülebilir deniz ulaşımının üç temel ayağı var: emniyet, çevresel sorumluluk ve erişilebilirlik. Geleceğin deniz taşımacılığını bu üç başlığı birlikte geliştirerek inşa etmemiz gerekiyor.
