Türkiye-Asya Pasifik İş Konseyleri Başkanı Reha Denemeç: Türkiye Asya Pasifik’te karşılıklı güvene dayalı ilişkiler yürütüyor

Dünyanın ekonomi merkezi olması beklenen Asya Pasifik Bölgesi, ülkemizin de ticari ilişkilerini geliştirdiği bir bölge olarak karşımıza çıkıyor. Asya Pasifik ile ticari ilişkilerimizi değerlendirmek için bir araya geldiğimiz Türkiye-Asya Pasifik İş Konseyleri Başkanı Reha Denemeç, ASEAN artı Çin, Japonya ve Güney Kore’nin denklemde olduğu bir yapının önemi ile ilgili görüşlerini paylaştı.

Asya Pasifik Bölgesi ile ticari ilişkilerimiz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Her şeyden önce bölge bize oldukça uzak bir bölgedir. Bu uzaklık ticari ilişkilerin gelişiminde de belirleyici bir rol üstlenmektedir. Bölgede yer alan ülkelerin ekonomilerinin iç içe geçtiğini gözlemliyoruz. Bölge ile ticari ilişkilerimiz gün geçtikçe büyümekle birlikte. Bu büyümenin bizim aleyhimize seyrettiğini söyleyebiliriz. Aşağı yukarı tüm ülkelerle ticaret açığı vermemize rağmen, ticaret açığını belirleyen en önemli ülkenin Çin olduğunu söyleyebiliriz. Bu çerçevede ticari açığı kapatacak formüller üzerinde ülke olarak çalışmamız gerekiyor. Bu yapıyı sürdürmemiz mümkün değil.

Bölgenin ülkemize olan ilgisinin en önemli nedeninin istikrarlı yapımız olduğu söylenilebilir. Bölge savaş ve istikrarsızlık açısından oldukça zorlu bir bölge olmasına rağmen, ülkemizin bu zorlu bölgede istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini görüyoruz. Bölgedeki dengesizlikleri dengelemeye çalışan yapısı ile öne çıkıyor. Bu durumu Ukrayna’da, Libya’da, Suriye’de ve benzeri birçok olayda görmek mümkündür. Türkiye’nin devlet aklının olaylara verdiği tepkilerde sağlıklı çalıştığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 50 yıllık, 100 yıllık, 200 yıllık bir ülke değil burası. O devlet aklı her yerde hissediliyor. Dünya bunu gördüğü gibi Asya Pasifik’teki ülkelerde değerlendiriyor.

Aktardıklarınızdan yola çıkarak, Asya Pasifik ticari ilişkilerimizde öne çıkan savunma sanayine değinmenizi istesek neler söylemek istersiniz?

Ortaya koyulan politikalar ve savunma sanayimizdeki gelişmeler bu bölgede de ilgi ile takip ediliyor. Örneğin 2023 yılı sonlarında Vietnam Başbakanı ülkemize bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyarette bağımsız bir savunma politikası izleyeceklerini belirtmişti. Biliyorsunuz Vietnam, Amerika Birleşik Devletleri ile 1960-1975’e kadar bir savaş götürdü. Bu savaşta Vietnam’ı destekleyen ülke, komşu Çin olmasına rağmen Sovyetler Birliği idi ve Vietnam savunma sanayi veya ordusunun teçhizatları ağırlıklı olarak Sovyetler Birliği teçhizatı şeklindeydi. Fakat Vietnam’ın özellikle son 10-15 yıldır ekonomide gösterdiği ilerleme, Amerika ile ve diğer batı ülkeleri ile de büyük bir iç içe geçme ve yakınlaşmayı sağladı. Amerika ile de ilişkiler belirli bir şekilde düzeldi denilebilir. Ülkeyi 2023 yılında Biden ziyaret etti ve ilişkiler en üst düzeye çıktı. Bu arada ilişkilerini üst düzeyde yürütüldüğü Rusya, Çin, Hindistan’ı denklemin içerisinde görmemiz gerekir. Tüm bu denklem içerisinde Vietnam Başbakanı’nın bağımsız bir savunma politikası izleyeceğini belirtmesi; ben ne Amerika tarafında olacağım ne Rusya tarafında olacağım anlamına gelir.

Türkiye’yi bu denklemde öne çıkaran şey nedir?

Bunun birkaç nedeni var. Bunlardan bir tanesi savunma sanayinin belirli bir yere gelmesidir. Bir diğeri Türkiye savunma sanayi ürünlerinin güvenliğidir. Güvenliği de ikiye ayırabiliriz. Birincisi ürünlerimiz sahada test edilmiş ürünlerdir. İkincisi tedariğin sürekliliği sırasında bahanelere sığınarak ülkeye ürünü vermeme gibi bir sıkıntının olmamasıdır. Bunu hem ABD hem de Rusya rahatlıkla yapabiliyor. Bir diğer unsur, bugüne kadar aradaki mesafeden dolayı karşılıklı bir sorun yaşamamamızdır. Bu aktarımlar diğer tarafta Endonezye, Malezya ve bölgedeki birçok ülke için de geçerlidir. Türkiye Uzakdoğu’daki ülkelerin savunma sanayi ihtiyaçları için iyi bir ortak ülke konumundadır.

Endonezya ve Malezya ile önemli savunma sanayi projeleri yürütüyoruz.

TAI, Aselsan, STM gibi firmalarımızın önemli anlaşmalara imza attıklarını görüyoruz. Savunma sanayi ilişkileri son birkaç yıldır arttı. Karşılıklı güvene dayalı ilişkiler yürütülüyor.

Bu ilişkiler bölge ile olan ticaret açığımıza çare olabilir mi?

Ticari açığımız bire yedi oranında ve bu oran çok yüksek bir oran. Savunma sanayinde attığımız adımlar bir nebze olsun bu açığın azalmasına katkı sağlayacaktır. Ancak kısa dönemde bu açığın kapatılması oldukça güçtür.

Savunma sanayi dışında hangi alanlarda atılım yapabiliriz?

Savunma sanayi dışında, bölgede inşaat sektöründe aktif çalışmalarımız var. İbrahim Çeçen Holding olarak Vietnam’da büyük bir havaalanı projesi devam ediyor. Bunun dışında büyük inşaat şirketlerimizin devam ettiği projeler var. Bu çalışmalara yenilerinin ekleneceğini söyleyebiliriz.

Ticari ilişkilerimizin gelişiminde Türk Hava Yolları’na ayrı bir parantez açmamız gerekir. Bölgeye her geçen gün artan uçuş sayısı iş insanlarımızın da bölgedeki işleri daha kolay takip etmesini sağlamaktadır. Bu da diğer taraftan artan talebin de bir göstergesidir. Uçuşlardaki %90’lara varan doluluk oranları ticari ilişkilerin geleceğinin göstergesidir.

Kolaylaşan ulaşımın, bir yandan da turizm sektörüne olumlu yansıyacağını söyleyebilir miyiz?

Elbette, son yıllarda bahsi geçen şartların oluşmasından dolayı turizm alanında da bir ivmenin yaşandığını söyleyebiliriz.

Bölgeden ülkemize yatırım yapılıyor mu?

Henüz istenilen düzeyde yatırımların geldiğini söyleyemeyiz ancak ilerleyen dönemlerde yeni yatırımların geleceği kanaatindeyim.