Türkiye Madenciler Derneği ve Tüprag Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz: Madencilik sektörünün geliştirilmesi Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını güçlendirecektir

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi tarafından düzenlenen III. Sektör-Akademisyen-Öğrenci Buluşmaları, 22-23 Ekim 2024 tarihlerinde İTÜ İhsan Ketin Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Etkinlik sonrası bir araya geldiğimiz Türkiye Madenciler Derneği ve Tüprag Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, öğrencilerin ve akademinin sektöre olan yaklaşımlarını gözlemleme fırsatı yakaladıklarını dile getirdi.

Madenciliğin ülke ekonomisine etkisi ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?

Yapılan bilimsel çalışmalar doğrultusunda tespit edildiği üzere, Türkiye’nin yer altı kaynakları güncel haliyle yaklaşık 3.5 trilyon dolarlık bir değere sahipken, bu kaynakların yeterince değerlendirilememesi ülke ekonomisi üzerinde ciddi olumsuz etkilere yol açmaktadır. Özellikle her yıl maden ürünleri kaynaklı dış ticaret açığı yaklaşık 60 milyar doları bulmakta, bunun neredeyse yarısı altın ithalatından kaynaklanmaktadır. Bu durum, döviz rezervlerimizin dışa kaymasına ve ekonomik bağımlılığımızın artmasına neden olmaktadır.

Eğer yer altı kaynaklarımızı etkin bir şekilde kullanabilirsek, sadece maddi kazanç sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda sanayimizin ham madde ihtiyacını da dışa bağımlılıktan kurtaracağız. Bu durum, istihdam artışı, vergi gelirlerinin yükselmesi ve sabit yatırımların teşvik edilmesi açısından da büyük önem taşımaktadır.

Mevcut durumda maden ürünleri ihracatımız yaklaşık 6 milyar dolar seviyesindeyken, bu rakamı 15 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmak, hem ekonomik büyümemizi destekleyecek hem de yer altı zenginliklerimizin değerini artıracaktır. Sonuç olarak, madencilik sektörünün geliştirilmesi, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını güçlendirirken, aynı zamanda sürdürülebilir bir kalkınma modeline de katkıda bulunacaktır.

Öte yandan, dünya genelinde kritik minerallere olan talep hızla artmaktadır. Özellikle enerji geçişi ve temiz enerji teknolojilerinin benimsenmesiyle, lityum, nikel, bakır ve kobalt gibi mineraller, elektrikli araç bataryalarından rüzgar türbinlerine kadar birçok alanda vazgeçilmez hale gelmiştir. Türkiye, bu kritik minerallerin bazılarında önemli rezervlere sahip olmasına rağmen, bunları yeterince etkin bir şekilde değerlendirememektedir. Eğer bu kaynaklar stratejik bir planlama ile işlenir ve katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülürse, ülkemiz hem iç pazarda kendi enerji geçişini destekleyebilir hem de küresel piyasalarda önemli bir oyuncu haline gelebilir.

İTÜ Maden fakültesi bir konferans düzenledi. Konferansla ilgili gözlemlerinizi ve gençlerin sektöre yaklaşımını aktarır mısınız?

İTÜ Maden Fakültesi’nin düzenlediği etkinlik, sektör, akademi ve öğrenciler arasında önemli bir etkileşim platformu oluşturdu. Bu tür etkinlikler, madencilik ekosisteminin sac ayaklarını oluşturan bu üç grubun etkileşime geçerek birbirlerinin perspektiflerini keşfetmeleri açısından büyük bir öneme sahip. Bu vesile ile bizler de öğrencilerin ve akademinin sektöre olan yaklaşımlarını gözlemleme fırsatı yakaladık. Gençlerin bu denli meraklı ve istekli olduklarını görmek bizim açımızdan oldukça umut verici.

Sektörel dinamikler, yenilikçi çözümler, sürdürülebilirlik ve teknolojik gelişmeler üzerine yaptığımız paylaşımları dikkatle dinleyen gençlerimize, çıkacakları kariyer yolculuklarında deneyimlerimizle yol göstermeye çalıştık. Bu bağlamda, etkili bir staj deneyiminin kariyer yolculuklarında ne kadar önemli bir yere sahip olduğunun da tecrübelerimize dayanarak altını çizdik. Yaptıkları stajlar sayesinde öğrenciler, teorik bilgilerini pratiğe dökme fırsatı bulmakta, sektördeki somut uygulamaları deneyimlemekte ve profesyonel ağlarını genişletme imkanı yakalamaktadır. Bu sayede gençler, mesleki becerilerini geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda kariyer hedeflerini daha net bir şekilde belirleyebilirler.

Nihayetinde değerli bilgi aktarımlarının sağlandığı, sektörün geleceği hakkında fikir alışverişinde bulunduğumuz bu etkinlik, gençlerin potansiyellerini keşfetmeleri ve kariyer hedeflerini şekillendirmeleri için önemli bir fırsat sundu. Bu tür buluşmaların devam etmesi, hem sektöre taze bir bakış açısı kazandıracak hem de geleceğin mühendislerini daha donanımlı ve hazırlıklı hale getirecektir.

Bu etkinlikte emeği geçen herkese sizin aracılığınızla tekrar teşekkürlerimi sunmak isterim.

Madencilerin arama kurtarma çalışmalarında öncülük yaptığını gözlemliyoruz. Konu ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Bildiğiniz üzere 17-20 Eylül tarihleri arasında Türkiye Kömür İşletmeleri ev sahipliğinde 3. Maden Kurtarma Yarışması’nı başarıyla tamamladık. Toplamda 15 işletmeden 100’den fazla madencinin katılımıyla gerçekleşen yarışmanın amacı, Türk madencilik endüstrisinde acil durum müdahale ve kurtarma hazırlıklarını desteklemek, ekiplerin birbirleriyle etkileşimlerini artırmak ve güncel teknikler ile kurtarma prensipleri konusunda bilgi alışverişinde bulunmaktır. Bu etkinlikler sayesinde ekipler ve işletmeler arası iletişim de güçlendirilerek, olası bir acil durumda işletmelerin birbirlerine yardımcı olabilme kabiliyetleri artırılmaktadır. Ayrıca, yarışmada elde edilecek kazanımların, maden kazalarında ve doğal afetlerde hayat kurtarma çalışmalarının daha etkili hale getirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.

Madencilik sektöründe arama kurtarma faaliyetleri, sadece iş güvenliği açısından değil, toplumun genel güvenliği ve dayanıklılığı için de büyük bir önem taşımaktadır. Madenciler, zorlu çalışma koşullarına rağmen güçlü bir dayanışma kültürüne sahip olup, doğal afetler ve kazalar karşısında her zaman ön saflarda yer alarak topluma önemli katkılarda bulunmuştur. Geçmişte yaşadığımız depremler, sel felaketleri ve orman yangınları sırasında, madencilerimizin eğitimli ve tecrübeli arama kurtarma ekipleri olarak ne kadar kritik roller üstlendiğine tanıklık ettik. Umarım böyle felaketler bir daha yaşanmaz, ama yaşanırsa yine aynı kararlılıkla halkımızın yanında yer alacağız. Dolayısıyla bu durum, madencilik sektörünün yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Nitekim Türkiye Madenciler Derneği koordinasyonunda düzenli olarak gerçekleştirilen bu yarışmalar, sektördeki iş güvenliği ve kurtarma yeteneklerini en üst seviyeye taşımakla kalmıyor, aynı zamanda bu yeteneklerin ülke genelindeki afet yönetim sistemine entegrasyonunu sağlıyor. Madencilikte kullanılan kurtarma tekniklerinin, göçük, yangın ve patlamaların dışında, diğer afet senaryolarında da nasıl uygulanabileceğini öğrenmek ve bu bilgileri paylaşmak, genel kurtarma kapasitemizi artırıyor. Dünya genelinde de benzer bir trend gözlenmektedir. Özellikle Avustralya, Kanada ve Güney Afrika gibi madencilik sektöründe lider ülkeler, arama kurtarma ekiplerinin eğitimine büyük yatırım yaparak bu ekipleri ulusal acil durum müdahale sistemlerine entegre etmişlerdir. Türkiye’nin bu alandaki başarılı uygulamaları, ilerleyen dönemlerde uluslararası boyuta taşınarak, diğer ülkelerle bilgi ve tecrübe paylaşımını artırabilir. Böylece, Türkiye, sadece kendi sınırlarında değil, uluslararası arenada da arama kurtarma faaliyetlerinde öncü bir ülke haline gelebilir. Gelecekte bu yarışmaların uluslararası düzeye taşınması ve diğer ülkelerden kurtarma ekiplerinin Türkiye’ye gelerek bilgi paylaşımında bulunması, dünya çapında iş birliği fırsatlarını da artıracaktır. Bu tip etkinliklerin devam etmesi, ülkemizin afet yönetiminde dünya standartlarında bir seviyeye ulaşmasına büyük katkı sağlayacaktır.