Altın Madencileri Derneği (AMD) Başkanı Hasan YÜCEL: Yaşam konforumuz arttıkça madenlere ihtiyacımız artıyor
Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel, maden rezervlerinin bulunması ve mevcut sahaların modern teknolojilerle işletilmesi için yasalarda ve pratik uygulamalarda yeni yaklaşımlara ihtiyaç bulunduğuna dikkat çekerek, “Bugün dünyadaki dijital gelişim ve konforumuz için nadir metallere ihtiyacımız giderek daha çok artıyor. Bu ortamda, ülke olarak halen kendi yeraltı kaynaklarımızı çıkarıp çıkarmamayı tartışıyorsak, bürokratik ve bazı yasal engellere takılıyorsak, küresel yarışta geride kalırız” uyarısında bulundu.
Türkiye’de ve dünyada madencilik sektöründeki gelişmeler hakkında Euronewsport Dergisi’nin sorularını yanıtlayan Yücel, özetle şu açıklamaları yaptı.
İTÜ Maden fakültesi konferansına katıldınız? Konferansın önemi ve gençlerin sektöre ilgisini aktarır mısınız?
İTÜ Maden Fakültesi gibi saygın bir akademik ortamda, genç mühendis adaylarıyla bir araya gelmek benim için çok değerli. Çünkü madencilik sektörünün gelişimi, bu alanda donanımlı ve yetkin insan kaynağının yetişmesine bağlıdır. Genç mühendislerin sektöre kazandırılması ve madencilikle ilgili eğitim programlarının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Gençlerin sektöre olan ilgisini artırmak için onlara sadece madenciliğin ekonomik yönlerini değil, aynı zamanda çevreyi koruma ve topluma fayda sağlama sorumluluklarını da aktarmak gerekiyor. Geleceğin mühendisleri, teknoloji ve inovasyonla daha verimli ve sürdürülebilir madencilik yöntemleri geliştirebilir. Benim için en önemlisi, gençlerimizin madencilik sektörünü sadece bir kariyer yolu olarak değil, aynı zamanda ülkemizin sürdürülebilir kalkınması için bir fırsat olarak görmeleridir. Türkiye’nin maden sektörünü dünya standartlarına taşımak ve çevresel duyarlılıkları gözeterek büyütmek, gençlerimizin yenilikçi bakış açıları ve enerjileriyle mümkün olacaktır.
Ülkemizde madenciliğin geliştirilmesi için yapılan çalışmalara değinir misiniz?
Madencilik, Türkiye ekonomisinin stratejik sektörlerinden biri ve bu alanda yapılan çalışmalar, hem ekonomik büyüme hem de yerel kalkınma açısından büyük önem taşıyor. Bu yüzden maden rezervlerinin bulunması ve mevcut sahaların modern teknolojilerle işletilmesi için yeni yaklaşımlara ihtiyacımız var. Özellikle arama faaliyetlerinin teşvik edilmesi gerekiyor. Çünkü madencilikte yapılan arama faaliyetlerinin büyük bir kısmı keşif aşamasında kalıyor, yalnızca yüzde 1’lik gibi küçük bir bölümü üretime dönüşebiliyor. Yani yapılan maden arama projelerinin % 99’unda ekonomik olarak işletilebilir bir maden rezervi bulunamıyor. Bu düşük oran, madenciliğin yüksek riskli bir yatırım alanı olduğunu gösteriyor. Günümüzde madencilik, insanlığın ulaştığı konfor ve uygarlık seviyesini korumada kritik bir rol oynuyor. Bugün modern yaşamın birçok temel unsuru madenlerden elde edilen ham maddelere dayanıyor. Günlük yaşamımızın vazgeçilmezleri arasına giren akıllı telefonlar, bilgisayarlar, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji teknolojileri (güneş panelleri, rüzgar türbinleri) gibi birçok ürün, lityum, nikel, kobalt, bakır ve nadir toprak elementleri gibi madenler olmadan üretilemez. Günlük hayatımızda konforumuz arttıkça geçmişten daha çok madenlerimize bugün ihtiyaç duyuyoruz. Öyle ki bugün yaşam olarak geldiğimiz noktada tek bir Avrupalının ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yeraltından yılda 20 ton malzeme çıkarmak gerekiyor. Bu ihtiyacı karşılamak için birçok ülke bugün gözünü uzaya çevirirken, birçok ülke ise okyanus dibinde polimetalik nodül madenciliği yapmak için kolları sıvamış durumda. Bu ortamda, ülke olarak halen kendi yeraltı kaynaklarımızı çıkarıp çıkarmamayı tartışıyorsak, bürokratik ve bazı yasal engellere takılıyorsak bu yarışta geride kalırız.
Hem bu ihtiyacı karşılamak hem de Türkiye’yi, dünya madencilik sahnesinde daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir konuma getirmek için neler yapılmalı?
Türkiye’yi dünya madencilik sahnesinde daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir konuma getirmek için her şeyden önce yasal düzenlemeler ve pratik uygulamalarda kapsamlı yeni adımlar atmak gerekiyor. Madencilik sektöründeki yatırım süreçlerini hızlandırmak ve bürokrasiyi azaltmak için bir defa yasal düzenlemelerin daha şeffaf ve etkin bir hale getirilmesi gereklidir. Lisans süreçleri hızlandırılmalı, ruhsat alımları kolaylaştırılmalı ve maden arama-işletme izinleri daha şeffaf süreçlerle yönetilmelidir. Böyle bir adım hem yerli hem de yabancı yatırımcıların Türkiye’deki madencilik sektörüne ilgisini artıracaktır. Bu da yetmez. Madencilik sektöründeki yatırımları teşvik eden ve yenilikçi teknoloji kullanımı için devlet desteklerini artıran teşvik politikaları geliştirilmelidir. Özellikle çevre dostu teknolojiler ve düşük karbonlu madencilik faaliyetleri için devlet teşvikleri ve vergi avantajları sunulmalıdır. Türkiye’nin maden kaynaklarının yurtiçinde işlenmesi ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi stratejik bir hedef olmalıdır. Bu, ülkenin dışa bağımlılığını azaltacak ve ekonomiye daha fazla katkı sağlayacaktır. Bütün bu adımlar atıldığında, Türkiye’nin madencilik sektörü hem ulusal hem de uluslararası ölçekte daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır.
Sorumlu madencilik ile ilgili ülkemizdeki gelişmeleri değerlendirir misiniz?
Sorumlu madencilik, madencilik faaliyetlerinin çevreye ve topluma zarar vermeden, sürdürülebilirlik ilkelerine uygun şekilde yapılmasını hedefleyen bir yaklaşımdır. Türkiye’de son yıllarda bu konuda önemli gelişmeler kaydedilmiştir, ancak daha yapılacak çok şey olduğu da bir gerçektir. Öncelikle, Türkiye’de madencilik faaliyetleri sırasında çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konularında farkındalık artmaya başlamıştır. Özellikle uluslararası standartlara uyum sağlama yönünde adımlar atılmakta, yerel ve küresel ölçekte çevreye duyarlı madencilik uygulamaları benimsenmektedir. Bu bağlamda, maden şirketleri, faaliyetlerini çevresel etkilerini minimize edecek şekilde yürütmek için modern teknolojilere ve yöntemlere yatırım yapıyorlar. Kaldı ki, sorumlu madencilik yalnızca çevresel sürdürülebilirlikle sınırlı değildir; aynı zamanda yerel topluluklara da olumlu katkı sağlamayı hedefler. Türkiye’deki madencilik firmaları, bu anlamda yerel halkın ekonomik ve sosyal kalkınmasına yönelik projelere daha fazla odaklanmaya başlamıştır.
Madencilerin arama kurtarma çalışmalarında öncülük yaptığını gözlemliyoruz. Konu ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Madenciler, zorlu ve tehlikeli çalışma koşulları nedeniyle her zaman güçlü bir dayanışma kültürüne ve kriz yönetimi konusunda doğal bir yetkinliğe sahiptirler. Özellikle yeraltı madenciliğinde çalışan işçiler, kendilerini ve meslektaşlarını hayatta tutmak için hem bireysel hem de takım halinde kriz yönetimine yönelik önemli beceriler geliştirirler. Bu nedenle, madenciler arama kurtarma çalışmalarında da öncülük etme konusunda doğal bir yetenek sergilerler. Türkiye’de madencilerin, büyük doğal afetlerde ve acil durumlarda arama kurtarma çalışmalarında önemli roller üstlenmesi bu dayanışma ve kriz yönetimi deneyiminin bir yansımasıdır. Özellikle madenciler, deprem gibi felaketlerde hayat kurtarmak için kendi tecrübelerini sahaya yansıtarak, sıkışık alanlarda çalışma, kazı yapma ve kurtarma becerileriyle fark yaratıyorlar. Sonuç olarak, madencilerin arama kurtarma çalışmalarında öncülük etmeleri, sektörde edindikleri teknik bilgi, deneyim ve disiplinle doğrudan bağlantılıdır.
TÜMAD madenciliğin önümüzdeki dönem hedefleri ile ilgili bilgi alabilir miyiz? TÜMAD Madencilik olarak, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir madencilik uygulamalarımızla ön plana çıkmayı hedefliyoruz. Sürdürülebilirlik konusunda uluslararası standartlara uyum sağlamak ve çevre dostu teknolojilere daha fazla yatırım yapmak, TÜMAD’ın en önemli hedeflerinden biridir. TÜMAD, faaliyet gösterdiği bölgelerde yerel ekonomiye katkıda bulunmayı ve bölge halkı ile güçlü ilişkiler kurmayı amaçlamaktadır. Yerel istihdamı artırmak, eğitim projeleri geliştirmek ve sosyal sorumluluk projelerini desteklemek, şirketin toplumsal sürdürülebilirlik hedefleri arasında yer alıyor. Gelecekte de bu yöndeki projelerin artırılması ve genişletilmesi hedeflenmektedir. TÜMAD Madencilik, önümüzdeki dönemde yapay zeka, dijitalleşme, otomasyon ve ileri teknoloji kullanımıyla operasyonel verimliliği artırmayı planlamaktadır. Bu sayede, üretim maliyetlerini düşürmek ve daha verimli madencilik faaliyetleri yürütmek mümkün olacaktır. Ayrıca, yeni arama teknolojilerine yatırım yaparak Türkiye’deki maden rezervlerini daha iyi değerlendirmek de hedeflerimiz arasında yer alıyor. Ayırıca yurt içinde edindiğimiz deneyim doğrultusunda global pazarlara açılarak, Türkiye’nin madencilik sektöründeki konumunu güçlendirmek istiyoruz.
