TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ AÇISINDAN EĞİTİM-İSTİHDAM İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİNİN ÖNEMİ
Prof. Dr. İlhan EGE
Mersin Üniversitesi
Açıklanan işgücü istatistiklerine göre işsizlik oranı 2024 yılı Kasım ayında yüzde 8,6 seviyesinde gerçekleşti. İstihdam edilenlerin sayısı 32 milyon 748 bin kişi, istihdam oranı ise yüzde 49,6 oldu. Ulusal İstihdam Stratejisi (2025-2028), 31 Ocak 2028 tarihinde onaylanmıştır. Ulusal İstihdam Stratejisi (2025-2028) hedeflerine göre işsizlik oranı 2028 yılında yüzde 7,5’a düşürülecek. Ayrıca aynı yıl için yüzde 52,5 istihdamı oranı hedefleniyor. Kayıt dışı istihdam ile mücadele de devam edecek ve kayıt dışı istihdam oranının 2028 yılında yüzde 23,4’e düşürülmesi de planlanmaktadır. İşgücüne katılma oranının yüzde 56,7’ye yükseltilmesi ve genç işsiz oranının ise yüzde 16,6’ya düşürülmesi hedefler arasında yer almaktadır. İstihdamın artması için en önemli konu istihdamı destekleyecek eğitim politikalarının oluşturulmasıdır.
İstihdam ve eğitim arasındaki ilişkiyi inceleyen birçok akademik çalışma da yapılmıştır. Neo-klasik Beşeri Sermaye Teorisine göre eğitim düzeyi ve becerilerin, istihdam ve ücret düzeyi üzerine etkileri vardır. Eleme Hipotezi ve Dual İşgücü Piyasası Teorisi bu ilişki ile ilgili farklı görüşler öne sürse de konu ile ilgili genel bir kabul vardır. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), eğitim, istihdam ve işsizlik arasındaki ilişki ile ilgili Eğitim Düzeyine Göre İşgücüne Katılım Oranları, Cinsiyet ve Yaşa Göre İşsizlik Oranları ve Eğitim Düzeyine Göre İşsizlik Oranları olarak üç ayrı gösterge geliştirmiştir. OECD bölgesinde istihdam ve işgücüne katılım oranları 2024’ün ikinci çeyreğinde %70,2 ve %74 ile genel olarak sabit kaldı. Bu oranların, sırasıyla 2005 ve 2008’den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeler olduğu belirtildi. OECD bölgesinde ülkelerinin üçte ikisinde istihdam oranı OECD bölgesinde ortalaması olan %70,2’nin üzerindeyken, Türkiye’de de istihdam oranlarında artış gözlemlense de %55,1 ile, %70,2 olan OECD ortalamasının altında kalmaya devam ediyor.
İstihdama dayalı politikalar artarak devam etmesi gerekmektedir. Türkiye’de istihdamın artmasındaki en büyük engel işgücü arz ve talebindeki nitelik uyumunun sağlanamamasıdır. Gençlerin %50’si aldıkları eğitimin okuldan işe geçişte yetersiz kaldığını ifade etmektedirler. Son yıllardaki teknolojideki ve çalışma biçimlerindeki değişim ise nitelik uyumunun önemini daha da artırmıştır. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK), üniversite ve bölüm/program akreditasyonuna önem vermektedir. Akreditasyona sahip üniversite ve bölüm/program sayısı her yıl artmakta, tüm üniversiteler akreditasyon çalışmalarına başlamışlardır. Akreditasyon süreçlerinde önemli bir konu da danışma kurulları ve dış paydaş görüşleridir. İşveren ve meslek örgütü temsilcilerinin görüşünün alınması ile ders değişiklikleri, öğrenim çıktılarının ve ders içeriklerinin nitelik uyumuna göre oluşturulmasına katkı sağlanacaktır.
Mesleki eğitimde de YÖK, arz ve talepteki nitelik uyumunu sağlayacak çalışmalar yürütmektedir. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, meslek yüksekokullarında işlevini kaybetmiş, mezunlarının istihdam oranları düşük olan veya artık sektör tarafından talep edilmeyen programları gözden geçirerek bu tür programların ya kapatılması ya da güncel ihtiyaçlara uygun bir şekilde dönüştürülmesi için stratejik bir süreç başlattıklarını bildirdi. Özvar, sektör temsilcilerinin ve ilgili kurumların görüşleri alınarak, yeni beceri setleri gerektiren alanlara yönelik programlar tasarladıklarını duyurdu. Ayrıca Özvar, Lisans programı mezunlarının yüzde 67,6’sı istihdam edilirken ön lisans mezunlarının yüzde 61,3’ü, mesleki ön lisans mezunlarının yüzde 62,4’ü, OSB-MYO mezunlarının ise yüzde 80’i istihdam olunuyor bilgisini verdi. Uygulama ağırlıklı programların istihdam edilme oranlarının daha fazla olduğu görülmektedir. Ön lisans eğitimlerinin 3+1 sistemine geçerek, üç dönem ders bir dönem staj şeklinde, lisans programlarının 7+1 sistemine geçerek, yedi dönem ders bir dönem staj şeklinde uygulama ağırlıklı yapılabilmektedir. Bazı üniversitelerde uygulanan bu sistem yaygınlaştırılabilir. YÖK de ön lisans programlarında uygulamanın yaygınlaşması için çalışmalar yapmaktadır.
Ayrıca dünyadaki hızlı değişim bilgiye ulaşmayı kolaylaştırmıştır. Bu nedenle sadece bilgi ağırlıklı eğitim sisteminden bilgi ile birlikte bilginin nasıl kullanılacağı konusunda da uygulamalı eğitim müfredatlarının oluşturulması gereklidir. Yapay zekâ uygulamalarının gelişmesi ile başta sosyal bilimlerin birçok alanı olmak üzere bazı alanlarda değişim kaçınılmaz olmuştur. Sosyal bilimlerin bu alanlarında temel bilgilerin verileceği, doğru bilgilere nereden ve nasıl ulaşılacağının, bu bilgilerin nasıl kullanılacağının öğretildiği programlar oluşturulmalıdır. Sosyal bilimler ile ilgili lisans düzeyinde bölümlerin 4 yıl gibi uzun süre eğitim yapması yerine 3 yıl gibi bir sürede eğitim yapması veya 3 yıl teorik eğitim 1 yıl uygulamalı eğitim gibi daha radikal uygulamalar da yapılabilir. Zaten başarılı bir öğrenci üst sınıfından veya yaz döneminde ders alarak 3 yılda mezun olabilmektedir.
Mesleki eğitim başta olmak üzere yükseköğretim de staj olanaklarının artırılması, mezunların uygulama konusunda deneyim kazanması açısından önemli bir unsurdur. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi tarafından yürütülen Ulusal Staj Programı önemli bir projedir. Ulusal Staj Programı ile gençlerimizin istihdam edilebilirliklerinin artırılması, kariyer olanaklarına erişimde fırsat eşitliğinin desteklenmesi ve çeşitli erken dönem kariyer imkânlarının tüm bölümlere yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. OECD tarafından altı kez örnek uygulama olarak gösterilen, 2019 yılından bu yana düzenlenen Ulusal Staj Programı’na şimdiye kadar 1 milyon 250 bin öğrenci başvurmuş ve 800 bin öğrenciye staj imkânı sunulmuştur. 5 binin üzerinde kamu kurumu ve 2 binden fazla özel sektör kuruluşunun dâhil olduğu programda gençler, kurumları ve meslekleri yakından tanıma imkânı elde etmektedir. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’nin çalışmaları neticesinde her üniversiteye kariyer merkezi veya ofisleri kurulmuştur. Bu merkezlerin de ortak bir düzenlemeye kavuşması, kadrolarının güçlendirilmesi ve bütçelerinin oluşturulması istihdam açısından önemlidir.
Yeni üniversite mezunu gençlerin istihdam edilebilirliği de sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İstihdama yönelik İŞKUR Gençlik Programı da bu yıl başlayacaktır. İŞKUR Gençlik Programı öğrenciler üniversitedeki eğitimlerini sürdürürken diğer yandan kendilerini geliştirebilecekleri AR-GE faaliyetleri, laboratuvar çalışmaları, akademik ve bilimsel projeler, bilgi ve teknoloji sistemleri gibi birbirinden farklı alanlarda bilgi ve deneyim kazanabilecekler, iş arama, finansal okuryazarlık, öz geçmiş hazırlama ve mülakat teknikleri gibi eğitimleri de alabileceklerdir. Program, her üniversitenin kendi öğrencilerine özel olarak haftalık azami 3 güne kadar kısmi süreli çalışması şeklinde uygulanacak olup bu çalışmanın karşılığında da ücret alacaktır. Eğer bu program doğru ve gerçek anlamda uygulanabilir, öğrencilerin yetkinliklerini artırabilir ise yeni mezunların istihdam edilebilirliklerine katkı sağlayacaktır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre İstihdamda, eğitimde veya öğretimde yer almayan (NEET) gençlerin küresel oranı 2015’ten bu yana sadece az bir düşüş göstererek yüzde 21,3’ten 2024’te yüzde 20,4’e geriledi. NEET oranının 2025 ve 2026 yıllarında sabit kalacağı öngörülmektedir. Bununla birlikte, NEET gençlerin sayısının ise önümüzdeki iki yıl içinde artacağı tahmin edilmektedir. Eğitime ilgi göstermeyen ve istihdamda da olmayan gençler ile çalışmaların artması gerekmektedir. Bu gençlere yönelik mesleki eğitim kurslarının artırılması ve önemli bir nüfusa sahip gençlerin istihdama katılımının sağlanması önümüzdeki dönem önem kazanacaktır.
AB Avrupa Mesleki Eğitimi Geliştirme Merkezi (CEDEFOP) tarafından hazırlanan “Avrupa’nın Gelecekte İhtiyaç Duyduğu Beceriler Raporu yeterliliklere dayalı eğitim ve istihdam gereksinimini vurgu yapmaktadır. 25 AB üyesi ülke ile Norveç ve İsviçre’yi kapsayan verilere göre 2006-2020 döneminde açılacak yeni işlerin yaklaşık %58’inin özellikle mesleki yeterlilik gerektiren orta-seviye yeterlilikler olacağı tahmin edilmektedir. İstihdam ve Mesleki Eğitim ilişkisinin güçlendirilmesine yönelik bir eylem planının oluşturulması çalışması, ilk Ulusal Meslek Standartlarının (UMS) Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından oluşturulması çalışması ile başlamıştır. Mesleki yeterlilik belgesi sahibi sayısının ve MYK belgesi verilen alanların artırılması istihdam açısından faydalı olacaktır.
Önümüzdeki süreçte Türkiye değişen ve ihtiyaç olan yeterliliklere göre hızlı bir şekilde mesleki eğitim, lise ve yükseköğretimini dönüştürmelidir. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi, YÖK, MEB, İŞKUR, MYK, özel sektör, meslek kuruluşları ve yerel yönetimler olmak üzere tüm herkese burada görev düşmektedir. Doğru eğitim uygulamaları ile istihdam oranları artırılabilecektir.
